Yabancı mahkemenin verdiği nafaka kararı değiştirilebilir; ancak değişikliğin hangi ülkede isteneceği, talebi kimin yaptığına ve tarafların nerede yaşadığına göre belirlenir. Türkiye’de tenfiz edilmiş bir kararın bulunması, Türk mahkemesinin miktarı değiştirmek için her durumda yetkili olduğu anlamına gelmez. Özellikle 2007 Lahey Sözleşmesi m.18, borçlunun başka ülkede değişiklik istemesini belirli koşullarda sınırlar.
Nafaka alacaklısının artırım istemesi, borçlunun azaltma veya kaldırma talebi, yıllık artış hükmünün uygulanması ve fazla ödemenin iadesi farklı hukuki sorunlardır. Bu rehber, yabancı karar sonrasında değişen koşullarda hangi başvurunun değerlendirilmesi gerektiğini açıklar. Yeni davanın yetkisi kadar, verilecek kararın tahsil ülkesinde nasıl etkili olacağı da baştan düşünülmelidir. [1, 2]
Tenfiz ile nafakanın değiştirilmesi neden ayrılmalıdır?
Tenfiz, mevcut yabancı hükmün başka ülkede icra edilmesine yöneliktir. Değişiklik davası ise sonraki koşullara göre miktarın artırılması, azaltılması veya yükümlülüğün kaldırılması sonucunu amaçlar. Tenfiz mahkemesi, borçlunun geliri azaldı diye yabancı hükmün esasını baştan inceleyen bir mahkeme gibi davranmaz. 2007 Sözleşmesi m.28, kararın esasının yeniden incelenmesini yasaklar. [1]
Kararda zaten yıllık endeksleme varsa yalnız formülün uygulanması, yeni bir artırım davası gerektirmeyen hesap konusu olabilir. Buna karşılık mevcut formülün yetersiz kaldığı veya kaldırılması gerektiği iddiası başka bir hukuki inceleme gerektirir. Önce hükmün ne söylediği okunmalı, hesap uyuşmazlığı ile miktar değişikliği birbirinden ayrılmalıdır.
Hangi ülkede değişiklik davası açılabilir?
Önce tarafların yeni yaşam merkezleri ve mevcut karar belirlenir
Kararın verildiği ülke, alacaklı ve borçlunun o tarihteki ve bugünkü mutad meskeni, nafaka türü ve talebi ileri süren kişi birlikte kaydedilir. Taşınmanın tarihi ve sürekliliği önemlidir. Adres kaydını başka ülkeye almak, hayat merkezinin gerçekten değiştiğini tek başına göstermeyebilir.
Türkiye’de başvuru düşünülüyorsa MÖHUK m.40 ve ilgili iç hukuk yetki kuralları; koşulları varsa m.41 değerlendirilir. Bunun üzerine uygulanabilir sözleşme sınırlamaları eklenir. Önceki tenfiz mahkemesinin bulunduğu şehir, yeni değişiklik davasının otomatik adresi değildir. Yabancı ülkedeki başvuru için de o ülkenin yetki kuralları ayrıca incelenir. [2]
2007 Lahey Sözleşmesi m.18 borçluyu hangi durumda sınırlar?
Nafaka kararı alacaklının mutad meskeninin bulunduğu taraf devlette verilmiş ve alacaklı orada yaşamaya devam ediyorsa, borçlu kural olarak başka bir taraf devlette kararın değiştirilmesini veya yeni karar verilmesini isteyemez. Düzenleme, borçlunun yalnız kendi taşınmasına dayanarak alacaklıyı farklı bir ülkede davayı takip etmek zorunda bırakmasını sınırlamaktadır. [1, m.18]
Bu kuralın her yabancı karara uygulandığı söylenemez. Kararın alacaklının mutad meskeni devletinde verilmiş olması, alacaklının orada kalması, taraf devlet ilişkisi ve kapsam koşulları kontrol edilir. Hüküm, alacaklının açtığı bütün artırım davalarına aynı şekilde uygulanmaz; metindeki sınırlama borçlunun girişimi üzerinedir.
M.18’deki istisnalar nelerdir?
Sözleşme; çocuk nafakası uyuşmazlıkları dışında tarafların yazılı yetki anlaşmasını, alacaklının yetkiye zamanında itiraz etmeksizin diğer makamın yetkisini kabul etmesini, kaynak devlet makamının değişiklik için yetki kullanamamasını veya bunu reddetmesini ve kaynak kararın başvurulan devlette tanınamaması ya da tenfiz edilememesini istisnalar arasında sayar. Her istisnanın koşulu belgelenmelidir. [1]
Örneğin yabancı kararın tanınmasının güç görünmesi ile tanınamama koşulunun gerçekten oluşması aynı şey değildir. Ayrıca istisnanın varlığı, başvurulan mahkemeye tek başına genel yetki vermez; o mahkemenin kendi yetki dayanağı da bulunmalıdır. Çocuk nafakası için yazılı yetki anlaşması istisnasının kullanılamaması özellikle önemlidir.
| Durum | İlk hukuki kontrol | Otomatik olmayan sonuç |
|---|---|---|
| Borçlu Türkiye’ye taşındı, alacaklı karar ülkesinde kaldı | M.18’in koşulları | Türkiye’de azaltma davası açılabilmesi |
| Alacaklı başka ülkeye taşındı | Güncel mutad mesken ve yeni yetki | Eski kararın kendiliğinden ortadan kalkması |
| Alacaklı artırım istiyor | Yerel yetki ve uygulanacak hukuk | Borçluya yönelik m.18 yasağının aynen uygulanması |
| Karar Türkiye’de tenfiz edildi | Değişiklik için ayrı yetki dayanağı | Tenfiz mahkemesinin miktarı değiştirmesi |
| Kaynak karar tanınamıyor | M.18 istisnası ve karar kurulması yolu | Her ret ihtimalinin sınırsız yeni dava hakkı vermesi |
Değişiklik davasında hangi ülkenin hukuku uygulanır?
Yetkili mahkemenin tespiti bu soruyu tek başına cevaplamaz. Türkiye’de, sözleşme önceliği gözetilerek 1973 Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna Dair Lahey Sözleşmesi incelenir. Temel bağlantı alacaklının mutad meskenidir; elde edilememe hâlinde ortak millî hukuk ve mahkemenin hukuku sıralaması gündeme gelebilir. Mutad mesken değişikliğinin hangi dönem için etkili olacağı da Sözleşmenin kendi kuralıyla değerlendirilir. [3, m.4–6]
Boşanmış eşler bakımından m.8, boşanmaya uygulanmış hukukun nafaka ve değişikliğine etkisini özel olarak düzenler. Bu hüküm, boşanma ilamındaki çocuk nafakasını otomatik olarak boşanma hukukuna bağlamaz. Türkiye’nin çekinceleri ve sözleşme kapsamı dışında MÖHUK’un ilgili hükümleri ayrıca ele alınır. [2, 3, 4]
2007 tahsil sözleşmesi ile 2007 uygulanacak hukuk protokolü aynı belge değildir. Türkiye’nin tahsil sözleşmesine taraf olması, Türk mahkemesinin Protokolü kendiliğinden uygulamasını gerektirmez. Yabancı mahkemenin önündeki davada ise o ülkenin kendi milletlerarası özel hukuk düzeni farklı bir sonuca götürebilir. Bu yüzden dilekçede yalnız Türk nafaka hükümlerine dayanılması her dosyada yeterli olmaz.
Artırım, azaltma ve kaldırma için hangi değişiklikler belgelenir?
İlk kararın verildiği zamandaki tablo ile bugünkü tablo karşılaştırılmalıdır. Çocuğun eğitim ve sağlık ihtiyaçları, bakım düzeni, alacaklının gelirleri, borçlunun ödeme gücü ve zorunlu giderleri somut belgelerle ortaya konulur. Hangi değişikliğin hukuken yeterli olduğu uygulanacak maddi hukuka göre belirlenir; tek bir Türk içtihadı bütün yabancı hukuklara taşınamaz.
İşten ayrılma veya gelir azalması iddiasında başlangıç tarihi, süreklilik, iş arama durumu ve diğer gelirler önemlidir. Yeni aile kurulması veya başka bir çocuğun doğması tek başına önceki yükümlülüğü otomatik kaldırdığı şeklinde sunulmamalıdır. Aynı şekilde yalnız döviz kuru artışı, borçlunun gerçek gelir ve giderlerinden bağımsız kesin bir azaltma sebebi sayılamaz.
| İleri sürülen değişiklik | Karşılaştırılacak belgeler | Olası karşı değerlendirme |
|---|---|---|
| Gelir azaldı | Önceki ve güncel bordro, işten ayrılma belgesi | Başka gelir veya geçici azalma bulunabilir |
| Çocuk giderleri arttı | Okul, sağlık ve bakım belgeleri | Giderin zorunluluğu ve paylaşımı tartışılabilir |
| Alacaklı gelir elde ediyor | Güncel gelir ve ihtiyaç kayıtları | Gelir, ihtiyacı tümüyle karşılamayabilir |
| Ülke değişti | İkamet, okul, çalışma ve yaşam düzeni | Geçici kalış mutad mesken değişikliği olmayabilir |
| Fazla ödeme yapıldı | Dönemsel hesap ve yeni hüküm | İade hakkı ve başlangıç tarihi ayrıca gerekir |
Birden fazla ülkede karar veya dava varsa ne yapılır?
Bütün kararların tarih, taraf, hak sahibi, dönem ve miktar bilgileri tek zaman çizelgesinde toplanmalıdır. Aynı çocuğa ilişkin iki hüküm bulunması her zaman iki bağımsız alacak olduğu anlamına gelmez. Kararlardan biri diğerini değiştirmiş, yalnız belirli dönemi kapsamış veya başka bir uyuşmazlığı çözmüş olabilir. Tanıma-tenfizde bağdaşmayan kararlar ve derdestlik düzenlemeleri ayrıca incelenir. [1, m.22][2]
Yeni dava açılması eski nafakanın icrasını kendiliğinden durdurmaz. İcranın durması, geçici koruma ve yeni hükmün etkisi ilgili ülke usulüyle değerlendirilir. Borçlu kendi hesabıyla tutarı düşürürse eski karar yürürlükteyken eksik ödeme borcu doğabilir. Ödeme yapılırken hangi ilam ve dönem için yapıldığı açıkça belirtilmelidir.
Yargıtay kararları değişiklik ve geçmiş ödemeler hakkında ne gösteriyor?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 7 Nisan 2011 tarihli, E.2011/4944, K.2011/5866 sayılı kararında, yabancı nafaka kararı nedeniyle mükerrer yükümlülük iddiasıyla Türk nafakasının kaldırılması istenmiştir. Ancak aynı yabancı karara ilişkin meselenin önceki kesinleşmiş yargılamada değerlendirilmiş olması önem taşımış; aynı olgunun yeniden ileri sürülmesiyle kaldırma sonucuna gidilmesi isabetli bulunmamıştır. [5]
Bu karar, her iki ülke kararının mutlaka birlikte tahsil edileceğini söylemez. Somut ders, değişiklik talebinin önceki yargılamada ele alınan bir olguyu tekrar etmekle sınırlı kalmaması ve yeni koşulların açıklanmasıdır. Ayrıca karar Türkiye’nin 2007 Sözleşmesine taraflığından öncedir; bugünkü m.18 incelemesinin yerine geçirilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30 Kasım 2023 tarihli, E.2023/3939, K.2023/5839 sayılı kararında ise yabancı nafakanın kaldırılması ve geçmiş ödemelere ilişkin hükmün tanınması-tenfizi söz konusudur. Talebe konu doğru yabancı karar belirlenerek verilen hüküm onanmıştır. [6]
Karar, azaltma veya kaldırma hâlinde bütün geçmiş ödemelerin otomatik iade edileceğine dayanak yapılamaz. Yeni hükmün hangi tarihten itibaren etkili olduğu, iade emri içerip içermediği, Türkiye’de hangi etkisinin istendiği ve ayrıca iade talebinin hukuki dayanağı ayrı sorulardır. Eski kararın değiştirilmesi ile tamamlanmış ödemelerin geri alınması aynı inceleme değildir.
Başvuru planı nasıl hazırlanmalıdır?
Varsayımsal örnekte nafaka kararı Almanya’da, alacaklı orada yaşarken verilmiş; borçlu sonradan Türkiye’ye taşınmış olsun. Alacaklı Almanya’da yaşamaya devam ediyorsa borçlunun Türkiye’de azaltma talebinden önce 2007 Sözleşmesi m.18’i değerlendirmesi gerekir. Yalnız Türkiye’ye taşınmak yeterli gerekçe değildir. İstisna iddiası varsa belgesi ve Türk mahkemesinin ayrıca yetki dayanağı gösterilmelidir.
Diğer örnekte alacaklı ve çocuk da karar ülkesinden ayrılmışsa m.18’in devam eden mutad mesken koşulu yeniden incelenir. Buna rağmen yeni ülke mahkemesinin kendiliğinden yetkili olduğu söylenemez. Yetki, uygulanacak hukuk ve yeni kararın icra ülkesinde kabulü birbirine bağlanan üç ayrı araştırmadır.
2007 Sözleşmesi m.10, alacaklı ve borçlu için belirli değişiklik başvurularını merkezî makam sistemi içinde öngörür. Bu yardım başvurunun iletilmesini kolaylaştırabilir; dava kazanma veya yetki garantisi değildir. Değişiklik kararından sonra eski ve yeni borç dönemleri ayrılmalı, ilgili tahsil makamları yeni hüküm ve yapılan ödemeler hakkında bilgilendirilmelidir.
Sonuç
Yabancı nafaka kararını değiştirmek isteyen kişi önce miktarı değil, doğru başvuru ülkesini belirlemelidir. Özellikle borçlunun ülke değiştirdiği olaylarda 2007 Lahey Sözleşmesi m.18 kritik önem taşır. Yetki, uygulanacak hukuk, değişen koşullar ve yeni kararın tahsil ülkesindeki etkisi birlikte ele alındığında, gereksiz dava ve çelişkili hesap riski azalır.
İlgili yazılar: Yurt Dışında Yaşayan Eşten veya Ebeveynden Nafaka: Yetkili Mahkeme, Uygulanacak Hukuk ve Tebligat; Yabancı Mahkemenin Nafaka Kararının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi; Türkiye’de Verilen Nafaka Kararının Yurt Dışında Tahsili: Başvuru Yolları ve Gerekli Belgeler; Nafakanın Azaltılması ve Kaldırılması: Hangi Değişiklikler Dava Sebebi Olur?; Yurt Dışındaki Ebeveyne Karşı Nafaka Artırım Davası.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye’ye döndüm; yabancı nafakayı burada azaltabilir miyim?
Her durumda değil. Türk mahkemesinin yetkisi ve uygulanıyorsa 2007 Sözleşmesi m.18 sınırlaması birlikte incelenir.
Tenfiz edilen nafaka artık Türk kararı mı sayılır?
Türkiye’de icra edilebilirlik kazanması, değişiklik yetkisinin her durumda Türk mahkemesine geçtiği anlamına gelmez.
Alacaklı başka ülkeye taşınırsa karar sona erer mi?
Hayır. Taşınma yetki ve uygulanacak hukuk incelemesini etkileyebilir; mevcut karar kendiliğinden ortadan kalkmaz.
M.18 alacaklının artırım davasını da aynı şekilde yasaklar mı?
Maddedeki sınırlama borçlunun başka ülkede değişiklik veya yeni karar girişimine ilişkindir. Alacaklının başvurusu ayrıca değerlendirilir.
Çocuk nafakasında yazılı yetki anlaşması yeterli mi?
M.18’deki yazılı yetki anlaşması istisnası çocuk nafakası uyuşmazlıkları için öngörülmemiştir.
Gelirim azaldıysa ödemeyi hemen düşürebilir miyim?
Kendi kararınızla eksik ödeme yapmak borç doğurabilir. Geçerli karar ve uygun değişiklik veya geçici koruma yolu esas alınmalıdır.
Kur artışı mutlaka indirim sağlar mı?
Hayır. Uygulanacak hukuk, gerçek gelir, gider ve kararın para birimi birlikte değerlendirilir.
Artırım hükmü varken yeniden dava gerekir mi?
Yalnız mevcut endeksleme formülünün uygulanması hesap konusu olabilir. Formülün değiştirilmesi veya ek artırım ayrı değerlendirilir.
Kaldırma kararı alınca geçmiş nafakayı geri alır mıyım?
Otomatik olarak değil. Kararın etkili olduğu tarih, iade hükmü ve ilgili hukuki dayanak ayrıca incelenir.
Yeni dava eski icrayı durdurur mu?
Dava açılması tek başına otomatik durma sonucu doğurmaz. Yetkili makamın usulüne uygun koruma veya durdurma kararı gerekebilir.
Kaynakça
- HCCH, 2007 Nafaka Tahsili Sözleşmesi, özellikle m.10, 18, 22, 28 ve 32. Tam metin.
- 5718 sayılı MÖHUK, m.1–2, 14, 19, 40–41 ve 50–59. Adalet Bakanlığı metni.
- HCCH, 1973 Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna Dair Sözleşme, m.4–8. Tam metin.
- HCCH, 1973 Sözleşmesi Türkiye çekinceleri ve 2007 uygulanacak hukuk Protokolü taraflık tablosu.
- Yargıtay 3. HD, 07.04.2011, E.2011/4944, K.2011/5866. Karar tam metni.
- Yargıtay 2. HD, 30.11.2023, E.2023/3939, K.2023/5839. Karar tam metni.
Kaynak kontrol tarihi: 14 Ekim 2026.