Malpraktis iddiası, yalnız hastanın tedaviden önce iyi, sonrasında kötü durumda olduğunu göstermekle ispatlanmış olmaz. Hangi yükümlülüğün ihlal edildiği, bu ihlalin hangi zarara yol açtığı ve bu bağlantının hangi kayıtlarla ortaya konulduğu açıklanmalıdır. Dosyanın merkezinde çoğu zaman hasta kayıtları, işlem öncesi bilgilendirme ve gerekçeli bir bilirkişi değerlendirmesi bulunur.
İspatın güçlüğü, tıbbi bilginin uzmanlık gerektirmesi ve kayıtların önemli bölümünün sağlık kuruluşunda bulunmasından kaynaklanır. Bununla birlikte bu güçlük hastanın bütün belgeleri tek başına üretmesi veya hekimin her olumsuz sonucu açıklamak zorunda olduğu anlamına gelmez. Hukuki ilişki, ispat yükü ve kayıtların mahkeme aracılığıyla getirtilmesi birlikte değerlendirilir.
İspat edilmesi gereken temel meseleler
Özel hukukta malpraktis talebi sözleşmeye aykırılık veya haksız fiil temelinde kurulabilir. HMK m.190 genel ispat yükü kuralını, TBK m.50 haksız fiilde zarar ve kusurun ispatını düzenler. Sözleşmeye aykırılıkta TBK m.112’nin kusursuzluğu ispat düzenlemesi ayrıca önem taşır. Bu nedenle “ispat yükü tamamen hastadadır” veya “doktor her şeyi ispatlar” şeklindeki iki genelleme de eksiktir. [1, 2]
Tıbbi standarda aykırılık
İlk soru, olay tarihindeki tıbbi standardın ne olduğudur. Tanı için hangi değerlendirme gerekliydi; seçilen yöntem kabul edilen seçenekler arasında mıydı; izlem ve sevk zamanında mı yapıldı? Bilirkişiden yalnız sonuç bildirmesi değil, hastanın özellikleri ve müdahalenin koşulları üzerinden bu sorulara cevap vermesi beklenir.
Birden fazla kabul edilebilir tedavi yöntemi bulunabilir. Sonradan başka hekimin farklı yöntemi tercih etmiş olması, önceki tercihi kendiliğinden hatalı yapmaz. Buna karşılık hastaya özgü riskler nedeniyle belirli bir yöntemin uygun olmadığı ileri sürülüyorsa bu iddia bilimsel gerekçesiyle tartışılmalıdır. Sağlık kuruluşunun imkânlarının yetersizliği de her durumda mazeret oluşturmaz; uygun sevk yükümlülüğü ayrıca incelenir.
Zarar ve nedensellik bağı
Zarar; ek tedavi ihtiyacı, kalıcı fonksiyon kaybı, işten uzak kalma, ekonomik kayıp veya kişilik değerlerindeki zedelenme olabilir. Önceden mevcut rahatsızlıklar ile müdahaleden sonra eklenen zarar ayrılmalıdır. İspat yalnız kusur oranı belirlemekten ibaret değildir; kusurlu olduğu ileri sürülen davranışın hangi zarara etkili olduğu açıklanmalıdır.
Varsayımsal bir örnekte, hastaya geç bildirilen görüntüleme sonucu nedeniyle tedavi gecikmiş olabilir. Böyle bir dosyada raporun geç bildirildiğini göstermek önemlidir; ancak gecikmenin tedavi seçeneğini, iyileşme olasılığını veya ortaya çıkan zararı nasıl etkilediği de uzman incelemesine ihtiyaç duyar. Tıbben kaçınılmaz sonuç ile gecikmenin eklediği zarar aynı kabul edilmez. Belirsizlik varsa bilirkişi bunu gerekçesiyle belirtmeli, bilinmeyeni kesin veri gibi sunmamalıdır.
Komplikasyon savunması hangi sorularla incelenir
Bir sonucun literatürde komplikasyon olarak tanımlanması, tek başına hukuki sorumluluğu kaldırmaz. İnceleme, riskin önlenmesi ve yönetilmesi ile hastanın bilgilendirilmesini kapsamalıdır. Öte yandan kusur aranan bir sorumluluk ilişkisinde her komplikasyonun otomatik malpraktis sayılması da doğru değildir. Öğretide bu ayrımın, hekimin sorumluluğunu fiilen kusursuz sorumluluğa dönüştürmeden kurulması gerektiği vurgulanmaktadır. [3]
| İnceleme sorusu | Aranabilecek kayıt | Savunmayla karşılaştırılacak nokta |
|---|---|---|
| Risk işlem öncesi öngörülebilir miydi | Anamnez, muayene, tetkik ve plan | Hastaya özgü riskler değerlendirilmiş mi |
| Gerekli önlem alındı mı | Ameliyat ve uygulama kayıtları | Önlemin yalnız önerildiği mi, uygulandığı mı belgeli |
| Sorun ne zaman fark edildi | Gözlem çizelgeleri, telefon ve kontrol kayıtları | Belirti ile değerlendirme arasında açıklanmayan gecikme var mı |
| Uygun müdahale yapıldı mı | Konsültasyon, sevk, yeni tedavi kayıtları | Gecikmenin veya eksik müdahalenin ek zarara etkisi ne |
| Hasta yeterince bilgilendirildi mi | İşleme özgü onam ve görüşme kaydı | İmza, gerçekleşen riskin gerçekten açıklandığını gösteriyor mu |
“Komplikasyon gelişti” sonucunu içeren rapora, bu sorular cevaplanmadıysa somut itiraz yöneltilebilir. İtirazın amacı her raporu reddettirmek değil, sonucu taşıyan gerekçenin denetlenmesini sağlamaktır. Hasta talimatlara uymamışsa bunun ne olduğu, talimatın açıkça verilip verilmediği ve zarar üzerindeki etkisi de incelenir. Soyut bir “kontrole gelmedi” savunmasıyla bütün zarar hastaya yüklenemez.
Aydınlatılmış onam neden ayrı incelenir
Hasta Hakları Yönetmeliği, kişinin müdahalenin niteliği, faydaları, önemli riskleri, alternatifleri ve reddetmenin sonuçları hakkında anlaşılabilir biçimde bilgilendirilmesini esas alır. Aydınlatma, hastanın gerçek bir tercih yapabilmesine hizmet eder. Sadece standart bir formun imzalanması bu sürecin yerine geçmez. [4]
Geçerli bilgilendirmede aranacak unsurlar
Belgede doğru işlem adı bulunmalı; açıklama hastanın yaşı, eğitim ve dil durumu ile somut müdahalenin özelliklerine uygun olmalıdır. Bilgilendirme ile karar arasında düşünmeye elverişli zaman bulunması önemlidir. Özellikle planlı estetik işlemlerde, ödeme ve yolculuk baskısı altında son anda sunulan formun gerçek bir değerlendirme fırsatı sağlayıp sağlamadığı sorgulanabilir.
Her tıbbi işlem için aynı yazılı şekil kuralı bulunduğu söylenemez; özel düzenlemeler ayrıca uygulanır. Ancak aydınlatmanın yapıldığının ispatı bakımından işleme özgü kayıtlar önem taşır. Hasta adına kimin karar verebileceği de ayrıca belirlenir. Küçüklük, ayırt etme gücü ve temsil ilişkisi; acil ve zorunlu müdahale istisnalarıyla birlikte değerlendirilir. Acil durum istisnası, sonradan bütün açıklama ve kayıt yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.
Onam ile sorumsuzluk kaydı farklıdır
Hastanın öngörülebilir riski bilerek müdahaleyi kabul etmesi, özensiz uygulamayı kabul ettiği anlamına gelmez. TBK m.115, ağır kusurdan önceden sorumsuzluk anlaşmasını; izinle yürütülen uzmanlık hizmetlerinde hafif kusura ilişkin önceden sorumsuzluk anlaşmasını da sınırlar. Bu nedenle “hiçbir talepte bulunmayacağım” türü bir kayıt, kapsamı ve geçerliliği incelenmeden hekimin tam savunması kabul edilemez. [1]
Teknik kusur ile eksik aydınlatmanın sonuçları da özdeş değildir. Teknik işlem uygun olabilirken hastanın karar verme hakkı yeterince korunmamış olabilir. Hangi zararın hangi ihlale bağlandığı ve talebin hukuki temeli açık kurulmalıdır. Eksik onam tespitinden otomatik bir tazminat tutarı çıkarılamaz.
Gerçek karar Elif Öztürk başvurusu
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Elif Öztürk, B. No.2021/22380, 14.05.2025 kararında, biyopsi sonrasında sinir hasarı iddiasına ilişkin tazminat süreci incelenmiştir. Adli Tıp ve diğer bilirkişi raporları hasarı komplikasyon olarak değerlendirmiş; derece mahkemeleri davayı reddetmiştir. [5]
AYM’nin odaklandığı mesele, başvurucunun aydınlatılmış onama ilişkin esaslı itirazının yeterli araştırma ve gerekçeyle karşılanmamasıdır. Mahkeme, somut riske ilişkin bilgilendirme ve onamın usulüne uygunluğunun açıklığa kavuşturulmadığını belirterek Anayasa m.17 kapsamında ihlal ve yeniden yargılama sonucuna ulaşmıştır. Kararın §§22–27 bölümü, rızanın bilgilendirilmiş iradeye dayanmasını ve aydınlatmanın ispatını özellikle ele alır.
Dosya hazırlığı açısından çıkarılabilecek sonuç şudur: Bilirkişinin “kusur yoktur” demesi üzerine onam tartışması unutulmamalıdır. Öte yandan karar, AYM’nin tıbbi kusuru bizzat belirlediği veya hastanın istediği tazminata hükmettiği şeklinde anlatılamaz. Bireysel başvurudaki hak ihlali incelemesiyle özel hukuk sorumluluğunun şartları farklı düzlemlerdedir.
Hangi hasta kayıtları toplanmalıdır
Hasta dosyası talebi somut olmalıdır. Epikriz yanında ilk muayene, ameliyat notu, anestezi formu, vital bulgu takipleri, hemşire gözlemleri, ilaç uygulama saatleri, konsültasyonlar, onamlar ve taburculuk önerileri istenebilir. İşlemin türüne göre patoloji materyali, implant bilgisi, görüntüleme dosyaları ve laboratuvar sonuçları önem kazanır. Talep edilen kayıtların tarih aralığı ve birimleri açık yazılmalıdır. [4]
e-Nabız, önemli bir başlangıç kaynağıdır; ancak tüm kurum içi kayıtların eksiksiz kopyası sayılmaz. Bir tetkikin orada görünmemesi, kesin olarak yapılmadığını kanıtlamaz. Sağlık kuruluşundan gelen kayıtla sistem çıktısı arasında fark varsa tarih, kayıt türü ve açıklaması araştırılır. Fotoğrafların özgün dosyaları ve görüntüleme çalışmalarının teknik verileri, ekran görüntülerine göre daha kapsamlı incelemeye imkân sağlayabilir.
Eksik veya sonradan değiştirilmiş kayıt iddiası
Eksik kayıt otomatik olarak bütün tazminat talebinin kabulünü gerektirmez. Fakat belirleyici belgenin tutulmaması veya ibraz edilmemesi, ispat değerlendirmesini etkileyebilir. HMK m.219–221 kapsamında belge ibrazı istenebilir; m.220’deki koşullar gerçekleşirse mahkeme karşı tarafın belgenin içeriğine ilişkin beyanını değerlendirebilir. [2]
Tarih veya içerik uyumsuzluğu görülürse kaydın aslı, oluşturulma ve değişiklik bilgileri, ilgili sistem verileri ve diğer belgelerle karşılaştırma talep edilmelidir. Her yazım düzeltmesini sahtecilik olarak nitelendirmek doğru değildir. İddia, hangi kaydın hangi nedenle güvenilir olmadığını gösterecek şekilde kurulmalıdır. Hukuka aykırı erişimle belge toplamak yerine yasal ibraz ve inceleme yolları kullanılmalıdır.
Delil tespiti ile bağımsız uzman görüşü ne işe yarar
Revizyon ameliyatı veya implantın çıkarılması, mevcut durumun sonradan değerlendirilmesini zorlaştırabilir. Delilin kaybolma yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde güçleşme ihtimali varsa HMK m.400 kapsamında delil tespiti gündeme gelebilir. Gerekli tedavi ve acil müdahale bu nedenle ertelenmemelidir. Uygun olduğunda tedavi öncesi görüntü, hekim kaydı ve materyal bilgisi korunur. [2]
HMK m.293 uyarınca tarafın uzmanından bilimsel mütalaa alması mümkündür. Bu görüş, mahkemenin atadığı bilirkişinin raporuyla aynı usulî konumda değildir ve tek başına mahkemeyi bağlamaz. Değeri; uzmanın alanına, incelediği belgelere, yöntemine ve karşı görüşlere verdiği cevaba bağlıdır. Sadece dava lehine sonuç bildiren, kayıtları tartışmayan metin dosyanın eksiklerini gidermez.
Bağımsız uzmana olumsuz kayıtlar da sunulmalıdır. Önceki hastalıkların, hastanın kendi beyanları arasındaki farklılıkların veya sonraki müdahalelerin saklanması, mütalaanın güvenilirliğini zayıflatır. Uzman raporu hukuki nitelendirme yerine tıbbi sorulara yoğunlaşmalı; değerlendiremediği konuları ve ek belge ihtiyacını belirtmelidir.
Bilirkişi raporunda hangi özellikler aranır
Bilirkişinin uzmanlığı uyuşmazlığın gerçek konusuyla örtüşmelidir. Anestezi takibi, plastik cerrahi, nöroloji, doğum yönetimi veya diş implantı farklı uzmanlıklar gerektirebilir. Birden çok aşamaya ilişkin iddialarda uygun uzmanlıkların birlikte değerlendirmesi gerekebilir. Her dosyada mutlaka aynı kurumdan veya aynı sayıda kişiden rapor alınacağı yönünde tek kural yoktur. [2]
Denetlenebilir rapor; incelenen kayıtları, hasta öyküsünü, olay tarihindeki standardı, uygun ve uygunsuz davranışları, nedensellik değerlendirmesini ve itirazlara cevabı içerir. Sonuçla açıklamalar çelişiyorsa çelişki giderilmelidir. “Literatüre uygundur” ifadesinin hangi bilgiye dayandığı anlaşılmalıdır. Uzmanın hukuki sorumluluk, görev veya zamanaşımı konusunda mahkemenin yerine geçmesi beklenmez.
Rapor hazırlığı için yararlı sorular şunlardır:
- Müdahalenin endikasyonu ve seçilen yöntem kayıtlarla doğrulanıyor mu?
- Hastaya özgü riskler ve alternatifler değerlendirilmiş mi?
- İddia edilen gecikmenin başlangıcı ve süresi hangi kayıttan anlaşılıyor?
- Zararın hangi kısmı hastalığın doğal seyrine, hangi kısmı müdahaleye bağlanıyor?
- Komplikasyon yönetimi ve onam itirazı ayrı cevaplanmış mı?
- Sonraki tedaviler ilk müdahalenin değerlendirilmesini nasıl etkiliyor?
Rapora itiraz süresi ve etkili itirazın içeriği
HMK m.281 uyarınca taraflar bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksiklerin tamamlatılmasını, belirsizliklerin açıklanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını isteyebilir. Teknik çalışma gerektiren ya da hazırlanması çok zor veya imkânsız olan itiraz için yine bu süre içinde başvurulursa, bir defaya mahsus ve iki haftayı aşmayan ek süre verilebilir. Ek süre otomatik değildir. [2]
Etkili itiraz, raporun sayfa veya ilgili bölümünü göstererek eksikliği açıklar. Örneğin belirtilerin ilk bildirildiği mesajlar incelenmemişse bunların tarih ve içerikleri ortaya konulur; yalnız “raporu kabul etmiyoruz” denilmez. Çelişen iki rapor varsa hangisinin hangi belgeyi farklı değerlendirdiği gösterilir. Her olumsuz rapor sonrası sınırsız yeni rapor alınacağı varsayılmaz; ihtiyacın somut gerekçesi bulunmalıdır.
Bu süre, adli yargıdaki HMK düzenlemesidir. İdari yargıda tebliğ edilen rapor bakımından İYUK m.31, yapılan bildirim ve mahkemenin usul işlemleri birlikte incelenmelidir. Ceza dosyasındaki rapora ilişkin usul de farklıdır. Bir dosyadaki itirazın diğer dosyalarda kendiliğinden yapılmış sayılacağı düşünülmemelidir. [7]
Karşı yöndeki karar neden önemlidir
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 02.02.2026, E.2025/763, K.2026/318 kararında, estetik meme müdahalesine ilişkin tazminat talebinin reddi çoğunlukla onanmıştır. Bozma sonrasında alınan raporlar, üstlenilen işlemi, onamı ve komplikasyon yönetimini değerlendirmiştir. Karşı oy ise onamın yapılan işlemle uyumunu ve vaat edilen sonucun gerçekleşmesini farklı yorumlamıştır. [6]
Bu karar, ayrıntılı incelemenin her zaman hasta lehine sonuçlanmadığını gösterir. Aynı zamanda karşı oyun çoğunluk hükmü gibi aktarılmaması gerektiğini ortaya koyar. Dosyada doğru soru, yalnız yeni bir rapor istenip istenemeyeceği değil, mevcut raporun belirleyici iddiayı gerçekten cevaplayıp cevaplamadığıdır.
İspat dosyası nasıl düzenlenebilir
Belgeler tarih sırasına konulduktan sonra her iddia için ayrı bir bağlantı kurulmalıdır: olay, belge, tıbbi soru, savunma ve zarar. Örneğin “kontrol gecikti” iddiası için ilk yakınma mesajı, randevu cevabı, sonraki muayene ve gecikmenin etkisini açıklayan kayıt aynı grupta bulunmalıdır. Böylece yüzlerce belge arasındaki ilişki görülebilir.
Sağlık verileri özel nitelikli kişisel verilerdir. Dosya yalnız gerekli kişilerle, güvenli yöntemlerle paylaşılmalı; başkalarının kayıtları gereksiz yere çoğaltılmamalıdır. Bir avukata belge göndermek tek başına işin kabul edildiği anlamına gelmez. İspatın korunması, kişinin mahremiyetinden vazgeçmesini gerektirmez.
Sonuç
Malpraktisin ispatı, kötü sonucun açıklanmasından daha fazlasını gerektirir. Tıbbi standart, onam, takip, zarar ve nedensellik ayrı başlıklar altında kayıtlarla ilişkilendirilmelidir. Güçlü dosya, kendi iddiasını desteklemeyen belgeleri de tartışır ve bilirkişi raporundaki gerçek boşluklara odaklanır. Delilleri erken korumak ve rapor itirazlarını süresinde somutlaştırmak, hukuki değerlendirmeyi sağlıklı kılan temel adımlardır.
İlgili yazılar: Malpraktis Davası: Doktor Hatası ve Tazminat Hakları.
Sıkça Sorulan Sorular
Adli Tıp Kurumu raporu olmadan dava açılabilir mi
Evet. Dava açmak için her durumda önceden Adli Tıp raporu alma şartı yoktur. Mahkeme, uyuşmazlığın gerektirdiği uzman incelemesini usulüne göre yaptırır.
Başka bir doktorun hata var demesi yeterli midir
Tek başına kesin sonuç sağlamaz. Görüşün kayıtları incelemesi, uzmanlık alanıyla uyumlu olması ve tıbbi gerekçesini açıklaması önemlidir.
Onam formu yoksa dava kesin kazanılır mı
Hayır. Bilgilendirme, uygulanabilir şekil şartları, müdahalenin koşulları, zarar ve talebin hukuki temeli birlikte değerlendirilir. Belgenin yokluğu ciddi bir ispat meselesi olabilir.
Düzeltme ameliyatından önce mutlaka delil tespiti gerekir mi
Her olayda zorunlu değildir. Delilin kaybolma riski varsa değerlendirilir; gerekli tedavi geciktirilmez. Tedavi öncesi durumun uygun şekilde kayda geçirilmesi yararlı olabilir.
Bilirkişi raporuna itiraz için ne kadar süre vardır
HMK kapsamındaki raporda kural olarak tebliğden itibaren iki haftadır. Şartları bulunan ek süre talebi de ilk süre içinde yapılmalıdır; başka yargı kollarındaki usul ayrıca kontrol edilir.
Mesajlar ve fotoğraflar delil olabilir mi
Evet, HMK m.199 çerçevesinde belge niteliği taşıyabilirler. Özgünlükleri, bağlamları, hukuka uygun elde edilmeleri ve diğer delillerle uyumları değerlendirilir.
Kaynakça
[1] Türkiye Cumhuriyeti, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.49–50, 112, 115–116 ve 506. Güncel metin.
[2] Türkiye Cumhuriyeti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.190, 199, 219–221, 266, 281–282, 293 ve 400–406. Güncel metin.
[3] Zeynep Özcan ve Ayşe Betül Özcanoğlu, “Yargıtay İçtihatları Işığında Malpraktis Komplikasyon Ayrımına Bağlı İspat Sorunları”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2020, sayı 16, s.289–315, DOI:10.18771/mdergi.848412. Makale.
[4] Sağlık Bakanlığı, Hasta Hakları Yönetmeliği, özellikle m.15–18, 24, 26 ve 31. Bakanlık metni.
[5] Anayasa Mahkemesi, Birinci Bölüm, Elif Öztürk, B. No.2021/22380, 14.05.2025, özellikle §§22–27. Resmî kayıt; erişilebilir tam metin aktarımı.
[6] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 02.02.2026, E.2025/763, K.2026/318; çoğunluk kararı ve muhalefet şerhi. Adalet Bakanlığı karar metni.
[7] Türkiye Cumhuriyeti, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.31. Güncel metin.