Yurt dışında verilmiş bir boşanma kararının Türkiye’de mirasçılığa etkisi değerlendirilirken önce kararın kesinleşme tarihi ile ölüm tarihi karşılaştırılır. Ardından kararın Türkiye’de mahkeme yoluyla tanınması veya kanuni şartları varsa nüfus kütüğüne idari tescili incelenir. Türk miras hukuku uygulandığında boşanmış eşler birbirinin yasal mirasçısı değildir. Nüfusta hâlâ evli görünmek, ölümden önce kesinleşmiş yabancı boşanmanın etkisini her durumda ortadan kaldırmaz. [1, 2, 3]
Uygulamada sorun, yıllar önce yurt dışında boşanan kişinin Türkiye’deki kaydını güncellememesiyle ortaya çıkabilir. Ölüm üzerine eski eş mirasçılık belgesinde gösterilebilir; çocuklar veya sonraki eş bu kayda itiraz edebilir. Bazen de yabancı karar ölümden önce verilmiş, fakat ancak ölümden sonra kesinleşmiştir. Bu iki olayın aynı şekilde çözüleceği varsayılamaz. Belgenin yalnız üst bölümündeki karar tarihiyle yetinmek, mirasçılık hesabını doğrudan etkileyen bir hataya neden olabilir.
Önce hangi üç tarih belirlenmelidir?
Dosyada yabancı kararın verildiği gün, yabancı hukuka göre kesinleştiği gün ve eşin ölüm günü ayrı gösterilmelidir. MÖHUK m.59, yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin yabancı kararın kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğini düzenler. Türkiye’de tanıma davasının yıllar sonra açılması, etkinin her zaman dava tarihinden başlayacağı anlamına gelmez. [2, 4]
Örneğin karar 2020’de kesinleşmiş, eş 2024’te ölmüş ve Türkiye’de tanıma 2026’da istenmişse inceleme yalnız 2026 tarihine göre yapılmaz. Buna karşılık karar 2024’te verilmiş, ölüm daha sonra gerçekleşmiş ve kesinleşme ancak ölümden sonra ortaya çıkmışsa başka bir sorun vardır. Somut olayın yabancı usul hukuku, ölümün davaya etkisi ve tanınması istenen hüküm birlikte değerlendirilmelidir.
| Zaman sırası | Temel hukuki soru | Hazırlanacak belge |
|---|---|---|
| Boşanma ölümden önce kesinleşmiş | Kesinleşmiş karar Türkiye’de hangi yolla etkili kılınacak? | Karar, kesinleşme belgesi ve ölüm kaydı |
| Karar ölümden önce verilmiş, sonra kesinleşmiş | Ölüm sırasında evlilik devam ediyor muydu? | Yabancı usul ve kesinleşme açıklaması |
| Ölüm sırasında boşanma davası sürüyormuş | Bekleyen davanın ve kusur incelemesinin sonucu ne? | Dava safahatı, ölüm bildirimi ve ilgili kararlar |
| Türkiye’de yanlış mirasçılık kaydı oluşmuş | Belge ve sonraki işlemler nasıl düzeltilecek? | Önceki mirasçılık belgesi ve yapılan işlem kayıtları |
Türk miras hukuku hangi durumda uygulanır?
Boşanmanın tanınması ile mirasın hangi ülke hukukuna tabi olduğu ayrı meselelerdir. MÖHUK m.20, mirası kural olarak ölenin millî hukukuna bağlar; Türkiye’de bulunan taşınmazlar için Türk hukukunu öngörür. Bu nedenle yabancı kişinin bütün dünyadaki mirasını yalnız Türk Medeni Kanunu’nun eş payı üzerinden hesaplamak doğru olmaz. Tanınmış aile durumu, uygulanacak miras hukuku içinde değerlendirilir. [2]
Türk hukuku uygulanıyorsa TMK m.181 uyarınca boşanmış eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz. Ayrıca boşanmadan önce yapılan ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan haklar, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça kaybedilir. Dolayısıyla yalnız yasal eş payı değil, eski vasiyetnamede boşanılan eşe bırakılan hak da incelenmelidir. Buna karşılık boşanma sonrasında açıkça yapılmış bir kazandırma, sırf kişi eski eş olduğu için yok sayılmaz; ilgili tasarruf ve miras kuralları değerlendirilir. [1]
Mahkemeye gitmeden nüfusa tescil mümkün müdür?
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A, yabancı adli veya idari makamların boşanma ve maddede sayılan diğer evlilik kararları için özel tescil yolu düzenler. Kararın verildiği ülke hukukuna göre yetkili makamca verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması, Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması ve başvuru koşullarının sağlanması gerekir. Yalnız tarafların özel olarak imzaladığı ayrılık metni bu koşulları kendiliğinden karşılamaz. [3]
Başvuru kural olarak tarafların birlikte, bizzat veya vekilleri aracılığıyla yapılır. Maddede ayrıca taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer tarafın veya vekilinin tek başına başvurması imkânı vardır. Bu düzenleme, bütün mirasçıların her türlü yabancı kararı aynı tek taraflı idari yolla tescil ettirebileceği anlamına gelmez. Başvuranın sıfatı, vatandaşlığı, diğer tarafın durumu ve güncel uygulama belgeleri birlikte kontrol edilir. [3]
Yurt dışındaki yetkili dış temsilcilik veya yurt içindeki belirlenmiş nüfus müdürlüğü üzerinden yürütülen bu tescil, yabancı karardaki her para, mal veya velayet hükmünü otomatik olarak icra edilebilir hale getirmez. Boşanmanın nüfusa işlenmesi ile nafaka tahsili veya bir malın devri farklı taleplerdir. Kararın bu bölümleri için ilgili sözleşme, tanıma veya tenfiz yolu ayrıca değerlendirilir. [2, 3]
Tescil şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle başvuru reddedilirse m.27/A/3 uyarınca MÖHUK kapsamında tanıma gündeme gelir. Başvurunun reddi, yabancı boşanmanın hiçbir şekilde dikkate alınamayacağına ilişkin nihai bir miras hükmü değildir. Ret gerekçesi alınmalı, eksikliğin belgeye mi yoksa başvuru yoluna mı ilişkin olduğu anlaşılmalıdır. [3]
Mahkeme yoluyla tanımada hangi koşullar incelenir?
Tanıma, yabancı kararın Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilmesine ilişkindir. Tenfiz ise icrası gereken hükümlerin zorla yerine getirilmesi bakımından önem taşır. MÖHUK m.58 uyarınca tanımada karşılıklılık şartı aranmaz. Bu nedenle ilgili ülkeyle karşılıklı uygulama olmadığı gerekçesiyle her tanıma talebinin baştan sonuçsuz sayılması doğru değildir. [2, 4]
Kararın kesinleşmesi, Türk kamu düzenine açık aykırılık bulunmaması, ilgili yetki sınırları ve savunma hakkına ilişkin şartlar incelenir. Tanıma davası, boşanma olaylarını baştan yargılayarak hangi eşin daha kusurlu olduğunu yeniden belirleyen olağan bir boşanma davası değildir. Bununla birlikte usulüne uygun çağrılmama veya temsil edilmeme gibi itirazlar, kanundaki çerçevede sonucu etkileyebilir. [2]
Aile hukukuna ilişkin tanıma talebi aile mahkemesinde; aile mahkemesi bulunmayan yerde ilgili sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde değerlendirilir. Yer yönünden MÖHUK m.51’deki karşı tarafın Türkiye’deki yerleşim yeri veya sakin olduğu yer, bunlar yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir seçenekleri ve somut olaya ilişkin özel hükümler araştırılır. Tarafların vatandaşlığı ve davanın niteliği görev ile yetkinin aynı soru olmadığını değiştirmez. [2, 4]
Eski eş öldükten sonra tanıma istenebilir mi?
Ölüm, tanıma konusunda bütün hukuki yararı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mirasçılık, önceki evlilik bağının açıklığa kavuşturulması ve kişisel durum kayıtları nedeniyle hukuki yarar devam edebilir. MÖHUK m.52’deki hukuki yarar ölçütü, yalnız yabancı boşanma davasının ilk taraflarına bakılarak daraltılmamalıdır. Mirasçılar da somut hak ve menfaatlerini açıklayarak tanıma ihtiyacını ortaya koyabilir. [2, 5]
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.06.2015 tarihli, E.2015/787, K.2015/11676 sayılı kararında, boşanmanın yabancı ülkede 17.07.2001’de kesinleştiği, eski eşin ise 18.12.2013’te öldüğü olay değerlendirilmiştir. Hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle verilen ret kararı bozulmuştur. Kararın önemi, kesinleşmiş yabancı boşanmanın eski eşin ölümünden sonra da tanıma bakımından hukuki menfaat doğurabilmesidir; Yargıtay bu kararla tanımanın bütün koşullarının otomatik gerçekleştiğini ilan etmemiştir. [5]
Ölen tarafın mirasçılarının belirlenmesi ve davada gerekli taraf teşkilinin sağlanması da önemlidir. Bilinen bir çocuğun davaya katılması, diğer bütün ilgililerin usul haklarının sağlandığını her zaman göstermez. Yabancı mirasçılık kayıtları, Türkiye’deki nüfus bilgileri ve varsa farklı mirasçılık belgeleri karşılaştırılmalıdır.
Boşanma kararı ölümden sonra kesinleşmişse ne olur?
Bu ihtimalde karar tarihi ile kesinleşme tarihi arasındaki fark belirleyici hale gelir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.05.2015 tarihli, E.2015/1379, K.2015/9921 sayılı kararında yabancı boşanma hükmü 17.09.2007’de verilmiş, eş 28.05.2008’de ölmüş ve hüküm 23.01.2009’da kesinleşmiştir. Yargıtay öncelikle ölenin tüm mirasçılarının davaya katılması gerektiğini belirterek bozma kararı vermiştir. [6]
Kararda ayrıca, kabul biçimine göre, kesinleşmenin ölümden sonra olması nedeniyle evliliğin ölümle sona erdiği ve boşanmanın tanınması isteminin bu çerçevede ele alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu ikincil değerlendirme, kararın asıl taraf teşkili gerekçesiyle birlikte okunmalıdır. Yalnız “boşanma kararı vardı” denilerek ölüm anında eşlik sıfatının kesin olarak kalktığı varsayılmamalıdır. [6]
Türk hukukunda ölüm sırasında sürmekte olan boşanma davasında, TMK m.181/2’nin koşullarıyla mirasçılardan birinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatı mirasçılığı etkileyebilir. Bu, kesinleşmiş yabancı kararın tanınmasından farklı bir incelemedir. Yabancı ülkede bekleyen her davanın Türkiye’de kendiliğinden aynı usulle devam edeceği de kabul edilemez; görev, yetki ve uygulanacak hukuk ayrı değerlendirilir. [1, 2]
Hangi belgeler hazırlanmalıdır?
| Belge | Kullanım amacı | Sık karşılaşılan eksiklik |
|---|---|---|
| Yabancı boşanma kararının usulüne uygun örneği | Hükmün kapsamını göstermek | Yalnız kararın ilk sayfasının sunulması |
| Kesinleşme belgesi | Hükmün ne zaman nihai olduğunu belirlemek | Karar tarihiyle kesinleşme tarihinin karıştırılması |
| Tercüme ve gerekli tasdik | Belgenin kullanılabilirliğini sağlamak | Kesinleşme kısmının tercüme dışında kalması |
| Ölüm ve aile durumu kayıtları | Tarih sırası ve mirasçı çevresini belirlemek | Eski veya eksik nüfus bilgisi |
| Mirasçılık belgesi ve işlem kayıtları | Hatalı pay ve sonraki işlemleri tespit etmek | Tanımayla bütün eski işlemlerin otomatik düzeldiğinin sanılması |
Apostil, uygulanabildiği durumda yabancı resmî belgenin tasdikine ilişkindir; kesinleşmenin ve tanıma şartlarının yerine geçtiği düşünülmemelidir. İlgili ülke ve belge türü için tasdikten muafiyet veya farklı onay yolu bulunabilir. Mahkeme kararı, kesinleşme belgesi ve çeviri bir bütün olarak kontrol edilmelidir. Ad, soyad veya tarih farklılıkları ayrıca açıklanmalıdır. [2]
Yurt dışındaki tebligat adresleri ve ölen tarafın tüm mirasçıları başlangıçta belirlenirse usul eksikliklerinin giderilmesi kolaylaşır. Davaya vekil aracılığıyla devam edilecekse vekâletin somut işlemi kapsadığı doğrulanmalıdır. Küçük mirasçı ile onu temsil eden kişinin çıkarı çatışıyorsa temsil sorunu ayrıca çözülür; aile içinde uzlaşma bulunduğu beyanı her durumda yeterli olmaz.
Tanıma veya tescilden sonra mirasçılık belgesi nasıl ele alınır?
Tanıma kararı alınması veya nüfus tescilinin tamamlanması önemli bir aşamadır; fakat banka ve tapu kayıtlarında daha önce yapılmış bütün işlemleri kendiliğinden silmez. Önce güncel kişisel durum kaydı ve tanıma veya tescil dayanağı temin edilir. Sonra mirasçılık belgesinin mevcut duruma uygunluğu incelenir. Yanlış belge varsa uygun yoldan iptal veya yeni belge talebi değerlendirilir; TMK m.598, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin ileri sürülmesine imkân tanır. [1]
Eski eşe ödeme yapılmış, taşınmaz devredilmiş veya paylar dağıtılmışsa her işlem ayrıca ele alınır. İade talebi, tapu sicili, üçüncü kişinin iyi niyeti, süreler ve uygulanacak hukuk farklı sonuçlar doğurabilir. Tanıma kararının geriye etkisi, her üçüncü kişiye karşı bütün işlemlerin aynı dava ile ortadan kaldırılacağı anlamına gelmez. Dosya yalnız yeni mirasçı oranını yazmakla kapatılmamalıdır.
Boşanmış kişinin yasal eş mirasçılığını kaybetmesi, bütün alacaklarının da yok olması demek değildir. Mal rejimi tasfiyesi, doğmuş nafaka alacağı, ortak mülkiyet veya sözleşmeden kaynaklanan haklar ayrıca bulunabilir. “Mirasçı değil” sonucu ile “terekeden hiçbir talebi olamaz” sonucu birbirine karıştırılmamalıdır. Bu alacakların süreleri de mirasçılık belgesinin düzeltilmesini bekleyerek otomatik olarak korunmuş olmaz. [1]
Sonuç
Yabancı boşanmanın mirasçılığa etkisinde en kritik ayrım, kararın verilmesi ile kesinleşmesidir. Kesinleşme ölümden önce gerçekleşmişse tanıma veya uygun idari tescil yolunun sonradan kullanılması önemini koruyabilir. Ölümden sonra kesinleşme, bekleyen boşanma davası ve taraf teşkili ise farklı değerlendirmeler gerektirir. Sonraki aşamada mirasçılık belgesi ve malvarlığı işlemleri ayrıca düzeltilmelidir.
İlgili yazılar: Eşin Ölümünde Mal Rejiminin Tasfiyesi: Yabancı Eşin Türkiye’deki Miras ve Alacak Hakları; Sağ Kalan Eşin Miras Hakkı: Mal Rejiminin Tasfiyesi, Katılma Alacağı ve Aile Konutu; Boşanma Davası Devam Ederken Eşin Ölümü: Mirasçılık, Kusurun Tespiti ve Mal Rejiminin Tasfiyesi
Sıkça Sorulan Sorular
Yurt dışında boşandığım halde nüfusta evli görünüyorsam kesin olarak mirasçı mıyım?
Hayır. Yabancı kararın kesinleşmesi, Türkiye’deki etkisi ve uygulanacak miras hukuku incelenmelidir. Nüfus kaydı tek başına bütün hukuki değerlendirmeyi sonuçlandırmaz. [1, 2]
Eski eş öldükten sonra boşanma kararı tanınabilir mi?
Hukuki yarar bulunabilir. Özellikle ölümden önce kesinleşmiş yabancı karar bakımından ölüm, tanıma talebini otomatik olarak anlamsız hale getirmez. [5]
Türk vatandaşı olan eski eş tek başına nüfusa başvurabilir mi?
5490 sayılı Kanun m.27/A, diğer tarafın ölmüş veya yabancı olması halinde bu imkânı düzenler. Karar ve başvurunun diğer şartları da sağlanmalıdır. [3]
Mirasçılar tanıma davası açabilir mi?
Somut hukuki yararı bulunan kişiler bakımından mümkündür. Mirasçılık sıfatı, beklenen hukuki sonuç ve davaya katılması gereken kişiler belirlenmelidir. [2]
Karşılıklılık olmayan ülkenin boşanma kararı tanınamaz mı?
Tanımada karşılıklılık şartı aranmaz. Diğer MÖHUK koşulları ise incelenmeye devam eder. [2]
Boşanma kararı ölümden önce verilmiş olması yeterli midir?
Tek başına yeterli değildir. Kesinleşmenin ne zaman gerçekleştiği ve ölümün evliliğe veya davaya etkisi ayrıca incelenir. [6]
Tanıma kararı eski mirasçılık belgesini kendiliğinden değiştirir mi?
Belgenin düzeltilmesi veya iptali için uygun işlem ayrıca takip edilmelidir. Banka ve tapu gibi kurumlarda yapılan işlemlerin sonucu da ayrı kontrol edilir. [1]
Eski eş artık mirasçı değilse mal rejimi alacağını da kaybeder mi?
Bu sonuç otomatik değildir. Mirasçılık ile mal rejimi, ortak mülkiyet veya diğer kişisel alacaklar farklı hukuki dayanaklara bağlıdır. [1]
Kaynakça
[1] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m.181, 225, 499 ve 598.
[2] 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, özellikle m.20 ve 50–59.
[3] 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m.27/A, yayımlanmış konsolide kanun metni; 7226 sayılı Kanun m.28 değişikliğiyle birlikte.
[4] Adalet Bakanlığı: 5718 sayılı Kanun PDF metni, tanıma, tenfiz ve kesin hükmün etkisine ilişkin hükümler; tarihli resmî nüsha.
[5] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.06.2015, E.2015/787, K.2015/11676, tam karar metni.
[6] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.05.2015, E.2015/1379, K.2015/9921, tam karar metni.