İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Alacak Davaları

Munzam (Aşkın) Zarar Nedir? TBK m.122 Kapsamında Şartları, İspatı, Hesaplanması ve Dava Süreci

Hukuk kitapları, terazi ve tokmak önünde artış grafiği üzerinde yükselen madeni para yığınları; munzam zarar rehberi kapağı
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 25 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Munzam zarar, kanundaki adıyla aşkın zarar, bir para borcunun geç ödenmesi nedeniyle alacaklının uğradığı ve temerrüt faizinin gidermediği ek malvarlığı kaybıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi uyarınca alacaklı; para borcunu, borçlunun temerrüdünü, temerrüt faizini aşan zararı ve temerrüt ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını ortaya koymalıdır. Borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğu ise karine olarak kabul edilir; borçlu ancak hiçbir kusurunun bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.

Munzam zararın ispatı konusunda Türk yargı uygulamasında iki farklı yaklaşım bulunmaktadır. Bir yaklaşım, enflasyon ve döviz artışı gibi genel ekonomik göstergeleri tek başına yeterli görmeyerek alacaklının kendi durumuna özgü somut zararını arar. Diğer yaklaşım ise özellikle yüksek ve sürekli enflasyon dönemlerinde, paranın değerini korumaya yönelik makul yatırım davranışını fiilî karine sayar ve enflasyon, vadeli mevduat, devlet tahvili, döviz, altın ve ücret artışlarından oluşan ekonomik bir sepet üzerinden hesap yapılmasını kabul eder. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024-2026 döneminde ikinci yaklaşımı belirgin biçimde benimsemiş; Anayasa Mahkemesi de Caner Şafak pilot kararında özel hukuk alacaklarının enflasyon karşısındaki değer kaybı için etkili bir giderim mekanizmasının bulunmamasını yapısal sorun olarak tespit etmiştir. Bununla birlikte Yargıtay daireleri arasında tam bir içtihat birliği henüz oluşmuş değildir.

Bu ana rehberin güncel içtihat boyutu, Yüksek Enflasyonda Munzam Zararın İspatı Değişti mi? Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025-2026 Kararları ve AYM İçtihadı başlıklı bağımsız analizde ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Munzam Zarar ve Aşkın Zarar Aynı Hukuki Kurumu İfade Eder

TBK m.122’de Kullanılan Kanuni Terim Aşkın Zarardır

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesinin başlığı “Aşkın zarar”dır. Uygulamada ve eski Borçlar Kanunu döneminden kalan terminolojide aynı kurum için “munzam zarar” ifadesi yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bu nedenle mahkeme kararlarında ve hukuk literatüründe her iki terim de aynı hukuki kurumu anlatır.

TBK m.122’nin ilk fıkrası şöyledir:

Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

İkinci fıkra ise temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, alacaklının istemi üzerine hâkimin esas hakkında karar verirken bu miktara da hükmedebileceğini düzenler.

Eski Borçlar Kanunu’ndaki Karşılığı

818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde kurum “munzam zarar” adıyla düzenlenmişti. Eski ve yeni düzenleme arasında temel sorumluluk yapısı bakımından esaslı bir farklılık bulunmadığından, eski dönem kararları bugünkü TBK m.122 uygulamasının tarihsel içtihat tabanını oluşturmaya devam etmektedir.

Terminoloji Davanın Niteliğini Değiştirmez

Dava dilekçesinde “munzam zarar”, “aşkın zarar”, “faizi aşan zarar” veya “temerrüt faiziyle karşılanmayan zarar” ifadelerinden birinin kullanılması tek başına farklı bir dava türü yaratmaz. Esas olan, ileri sürülen maddi vakıaların TBK m.122 koşullarına uygun biçimde somutlaştırılmasıdır.

Munzam Zarar Temerrüt Faizinden Farklıdır

Temerrüt faizi, para borcunun zamanında ödenmemesi nedeniyle kanunun alacaklı lehine kabul ettiği asgari ve götürü nitelikteki karşılıktır. Alacaklı temerrüt faizini talep ederken ayrıca zararın varlığını veya borçlunun kusurunu ispat etmek zorunda değildir.

Munzam zarar ise temerrüt faizinin üstünde kalan kayıptır. Bu nedenle:

  • Temerrüt faizi, temerrüdün kusur aranmayan sonucudur.
  • Munzam zarar, borçlunun temerrüde düşmedeki kusuruna bağlıdır.
  • Temerrüt faizi için zarar karinesi kanundan doğar.
  • Munzam zararın varlığı ve tutarı ayrıca tartışılır.
  • Hesaplanan toplam ekonomik kayıptan tahsil edilen temerrüt faizi düşülmeden munzam zarar bulunamaz.

Temerrüt Faizi Asgari Giderimdir

Kanun, para borcunun geç ödenmesinin alacaklı bakımından zarar doğurduğunu kabul eder ve bu zararın ilk katmanını temerrüt faiziyle karşılar. Temerrüt faizi, alacaklının gerçekten hangi yatırım aracına yöneleceğini veya hangi harcamayı yapacağını araştırmaksızın işler.

Munzam Zarar İkinci Giderim Katmanıdır

Temerrüt faizi, alacaklının gerçek kaybını tamamen gidermiyorsa ikinci katman gündeme gelir. Örneğin alacaklı, ödeme yapılmadığı için daha yüksek faizli kredi kullanmış, döviz borcunu daha pahalı kurdan ödemiş veya uzun gecikme sırasında alacağın reel değeri temerrüt faizini aşacak ölçüde erimiş olabilir.

Munzam Zarar Olumlu Zarar Niteliğindedir

Yargıtay kararlarında munzam zarar, borçlu zamanında ödemiş olsaydı alacaklının malvarlığının ulaşacağı durum ile geç ödeme sonucunda fiilen oluşan durum arasındaki fark olarak tanımlanmaktadır. Bu yönüyle malvarlığındaki eksilmeyi veya engellenen ekonomik artışı karşılamayı amaçlayan maddi ve olumlu zarar niteliğindedir.

Asıl Alacaktan Bağımsız Yeni Bir Borçtur

Munzam zarar alacağı, asıl para borcunun aynısı değildir. Borçlunun temerrüdüyle doğmaya başlar, temerrüt süresince artabilir ve asıl alacağın ödenmesine kadar devam eder. Asıl alacak ve faiz ödenmiş olsa bile, faizi aşan zarar koşulları varsa ayrı munzam zarar borcu varlığını sürdürebilir.

Asıl Alacağın Tahsili Munzam Zarar Talebini Kendiliğinden Ortadan Kaldırmaz

Asıl alacağın icra takibi veya dava yoluyla tahsil edilmiş olması, temerrüt faizinin gerçek kaybı karşılamadığı iddiasını sona erdirmez. Bununla birlikte ödeme, munzam zarar hesabındaki bitiş tarihini ve zarar dönemini belirleyen temel olaydır.

Munzam Zarar Talep Edebilmenin Beş Temel Şartı Vardır

Bir Para Borcu Bulunmalıdır

Munzam zarar yalnız para borçlarında söz konusu olur. Borcun kaynağının ne olduğu ise kural olarak belirleyici değildir.

Sözleşmeden Doğan Para Borçları

Satış bedeli, eser sözleşmesindeki iş bedeli, kira alacağı, vekâlet ücreti, mevduat veya depozito iadesi gibi sözleşmeden doğan para borçlarında TBK m.122 uygulanabilir.

Sözleşme Dışı Para Borçları

Haksız fiil tazminatı, sebepsiz zenginleşme, vekâletsiz iş görme veya kanundan doğan bir ödeme yükümlülüğü de temerrüt faizi yürütülebilir bir para borcu niteliğindeyse munzam zarar tartışmasına konu olabilir.

Borcun Kaynağı Görevli Mahkemeyi Etkiler

TBK m.122 genel bir borçlar hukuku hükmüdür; fakat davaya hangi mahkemenin bakacağını tek başına belirlemez. Görevli mahkeme, asıl hukuki ilişkinin tüketici, ticari, iş, kira veya genel özel hukuk ilişkisi olmasına göre belirlenir.

Borçlu Temerrüde Düşmüş Olmalıdır

Munzam zarar, borçlunun temerrüdünün sonucudur. Bu nedenle muacceliyet ile temerrüt birbirinden ayrılmalı; temerrüt tarihi somut dosyada kesin biçimde belirlenmelidir.

İhtar Gereken Haller

TBK m.117 uyarınca muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İhtarın borcu, talebi ve ödeme istemini yeterince açıklaması; borçluya ulaşması ve tebliğin ispatlanabilmesi gerekir.

İhtarsız Temerrüt Halleri

Borcun ifa günü birlikte kesin olarak belirlenmişse, sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse veya kanunda ihtarsız temerrüt öngörülmüşse ayrıca ihtar gerekmeyebilir. Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme bakımından TBK m.117/2’deki özel hükümler ayrıca değerlendirilir.

İcra Takibi veya Dava Tarihinin Etkisi

Daha önce temerrüt gerçekleşmemişse, usulüne uygun icra takibi veya dava, koşulları varsa borçluyu temerrüde düşürebilir. Ancak alacak kalemleri, faiz başlangıcı ve talebin kapsamı bakımından her dosyanın ayrı incelenmesi gerekir.

Kesinleşmiş Önceki Karardaki Temerrüt Tarihi

Önceki yargılamada alacağın varlığı ve temerrüt tarihi kesin hükümle belirlenmişse, sonraki munzam zarar davasında bu tespitin bağlayıcılığı göz ardı edilmemelidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 01.07.2026 tarihli kararında, borçlunun 19.08.2011 tarihinde temerrüde düştüğü önceki kesinleşmiş kararlarla sabit olduğu hâlde BAM’ın temerrüdü yeniden tartışması isabetli bulunmamıştır.

Temerrüt Faizini Aşan Bir Zarar Doğmalıdır

Alacaklının toplam kaybı, tahsil ettiği veya tahsil etmeye hak kazandığı temerrüt faizinden fazla değilse munzam zarar yoktur. Bu nedenle zarar hesabı brüt ekonomik fark üzerinden değil, faiz mahsubundan sonra kalan net tutar üzerinden yapılmalıdır.

Fiili Malvarlığı Eksilmesi

Alacaklı, ödeme yapılmadığı için kredi kullanmış ve faiz ödemiş; üçüncü kişiye olan borcunu ödeyemediği için temerrüt faizi veya ceza koşulu ödemiş; vergi veya sosyal güvenlik borçlarını geciktirdiği için gecikme zammına katlanmış olabilir.

Engellenen Kazanç ve Fırsat Kaybı

Belirli ve ispatlanabilir bir yatırımın, ticari işlemin veya sözleşmenin ödeme gecikmesi nedeniyle gerçekleştirilememesi de zarar oluşturabilir. Ancak varsayımsal ve belirsiz kazanç beklentileri değil, ciddi ve ölçülebilir ekonomik olasılıklar ortaya konulmalıdır.

Paranın Reel Değer Kaybı

Yüksek enflasyon dönemlerinde sabit veya düşük faizli bir alacağın satın alma gücü önemli ölçüde azalabilir. Bu kaybın tek başına munzam zarar sayılıp sayılamayacağı, yargıdaki temel görüş ayrılığının merkezindedir.

Temerrüt ile Zarar Arasında Uygun İlliyet Bağı Bulunmalıdır

Alacaklının ileri sürdüğü zarar, genel hayat tecrübelerine ve olayların normal akışına göre borçlunun geç ödemesinin uygun sonucu olmalıdır.

Nedensellik Somut Olay Üzerinden Kurulmalıdır

Alacaklı, zararın hangi ödeme gecikmesinden doğduğunu; tarih, tutar, işlem ve belge bağlantısıyla göstermelidir. Örneğin kredi borçlanması, asıl alacağın muacceliyetinden önce başlamışsa bu kredi faizi doğrudan munzam zarara bağlanamayabilir.

Başka Bir Sebebin Zarara Etkisi Ayrılmalıdır

İşletmenin önceden var olan mali sıkıntısı, piyasa riski, alacaklının kendi tercihi, üçüncü kişinin eylemi veya bağımsız başka bir olay zararın doğumunda etkili olmuşsa illiyet bağı ve zarar indirimi ayrıca değerlendirilir.

Alacaklının Zararı Artırmama Yükümlülüğü

Alacaklı makul tedbirlerle önleyebileceği zararın büyümesine kayıtsız kalamaz. Yanlış faiz türünün seçilmesi, zamanında takip yapılmaması veya kullanılabilecek bir hukuki imkânın gerekçesiz terk edilmesi, hesapta indirim veya mahsup tartışmasına yol açabilir.

Borçlu Temerrüde Düşmekte Kusurlu Olmalıdır

Munzam zarar sorumluluğu kusura dayanır. Ancak ispat yükü alacaklı üzerinde değildir.

Kusur Karinesi Alacaklı Lehinedir

TBK m.122, borçlunun kusurlu olduğunu varsayar. Alacaklı, borçlunun kastını veya ihmalini ayrıca kanıtlamak zorunda değildir.

Borçlu Hiçbir Kusurunun Bulunmadığını İspatlamalıdır

Borçlu ancak temerrüde düşmekte hiçbir kusurunun olmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Beklenmeyen bir hal, kendisine yüklenemeyen iletim gecikmesi veya alacağın varlığından kusursuz biçimde haberdar olmama gibi savunmalar olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.

Hafif İhmal Dahi Yeterlidir

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 01.07.2026 tarihli kararında da vurgulandığı üzere kusurun derecesi sorumluluğun doğması bakımından belirleyici değildir. Borçlu hafif ihmalle temerrüde düşmüş olsa bile diğer şartlar varsa munzam zarardan sorumlu olabilir.

Munzam Zararın İspatında Somut Yöntem ve Soyut Sepet Yöntemi Ayrılır

Somut Yöntem Alacaklının Kendi Ekonomik Kayıplarına Dayanır

Somut yöntemde alacaklı, geç ödeme nedeniyle kendi malvarlığında doğan belirli kaybı belgelemeye çalışır. Bu yöntem, özellikle Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 3. ve 9. Hukuk Dairelerinin katı ispat yaklaşımında merkezi önemdedir.

Kredi Kullanımı ve Finansman Maliyeti

Alacağın ödenmemesi nedeniyle kullanılan krediye ait sözleşme, hesap ekstresi, kullanım tarihi, faiz tahakkuku ve ödeme dekontları sunulmalıdır. Kredinin yalnız varlığı değil, alacağın gecikmesi nedeniyle kullanıldığı da gösterilmelidir.

Üçüncü Kişilere Ödenen Temerrüt Faizi veya Ceza Koşulu

Alacaklı, kendi borcunu ödeyemediği için üçüncü kişiye faiz veya ceza koşulu ödemişse ilgili sözleşme, ihtar, takip dosyası, ödeme belgesi ve zaman bağlantısı delillendirilmelidir.

Döviz Borcu ve Kur Farkı

Alacak zamanında ödenseydi kapatılabilecek yabancı para borcunun daha sonra yüksek kurdan ödenmesi halinde; borcun dayanağı, vadesi, ödeme tarihi, kur ve asıl alacakla bağlantı ortaya konulmalıdır.

Vergi, Prim ve Kamu Borcu Gecikmeleri

Vergi, sosyal güvenlik primi veya diğer kamu borçlarının gecikmesi nedeniyle ödenen faiz ve zamlar, geç ödenen alacakla doğrudan bağlantı kurulduğu ölçüde somut zarar olabilir.

Kaybedilen İş ve Yatırım Fırsatı

Bir ihaleye girilememesi, belirli bir yatırımın yapılamaması veya ticari sözleşmenin kaybedilmesi iddiası; hazırlık işlemleri, finansman planı, teklif belgeleri ve gerçekleşme olasılığıyla desteklenmelidir. Sadece “param olsaydı yatırım yapardım” beyanı yeterli görülmeyebilir.

Soyut Yöntem Ekonomik Göstergelerden Oluşan Bir Sepete Dayanır

Soyut yöntemde, yüksek enflasyon döneminde makul kişinin parasını atıl tutmayacağı ve değerini koruyacak araçlara yönelmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu kabul edilir. Bu kabul, fiilî karine ve herkesçe bilinen ekonomik olgular üzerinden ispat kolaylığı sağlar.

Yüksek ve Sürekli Enflasyon Ayırt Edici Unsurdur

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, normal ve sınırlı enflasyon dönemleriyle yüksek ve sürekli enflasyon dönemlerini ayırmaktadır. Yüksek enflasyon ortamında paranın değer kaybetmesi ve temerrüt faizinin bunu karşılamaması, alacaklının malvarlığında eksilme bulunduğuna dair karinenin temelini oluşturabilir.

Ekonomik Sepet Tek Bir Yatırım Varsayımı Değildir

Sepet yöntemi, alacaklının parasının tamamını yalnız dolara, altına veya mevduata yatıracağını varsaymaz. Farklı ekonomik göstergeleri birlikte değerlendirerek makul bir değer koruma ölçüsü üretmeyi amaçlar.

Sepet Yönteminin İçtihat Dayanağı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012 ve 2013 tarihli kararlarında, mülga 15. Hukuk Dairesinin 06.12.2018 tarihli kararında ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024-2026 tarihli bir dizi kararında ekonomik sepet yaklaşımı benimsenmiştir.

İki Yöntemin Birlikte Kullanılması Dikkatle Planlanmalıdır

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 16.04.2026 tarihli E.2025/1988, K.2026/1547 sayılı kararında somut ve soyut yöntemler ayrılmış; zarara uğrayanın her iki yönteme dayalı olarak aynı zararı mükerrer biçimde tazmin ettiremeyeceği belirtilmiştir.

Terditli ve Alternatif Açıklama ile Mükerrer Tazmin Ayrılmalıdır

Alacaklı, birincil olarak somut zararını; bunun kabul edilmemesi halinde yüksek enflasyona dayalı ekonomik sepet hesabını hukuki tartışma olarak ileri sürebilir. Ancak aynı zarar kaleminin iki yöntemle toplanarak çift tazmini istenemez.

Dilekçede Yöntem ve Zarar Kalemleri Açıkça Ayrılmalıdır

Somut kredi maliyeti, kur farkı ve gecikme cezası gibi kalemlerle sepet hesabının aynı ekonomik kaybı kapsayıp kapsamadığı gösterilmeli; mahsubun nasıl yapılacağı açıklanmalıdır.

Yargıtay İçtihadında İki Farklı İspat Yaklaşımı Bulunmaktadır

Somut ve Kişiye Özgü Zarar Arayan Yaklaşım

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli E.2021/938, K.2022/401 sayılı kararı, genel ekonomik olumsuzlukların tek başına munzam zararı ispatlamayacağı görüşünün en belirgin örneklerindendir.

Genel Ekonomik Göstergeler Tek Başına Yeterli Sayılmaz

Bu yaklaşımda yüksek enflasyon, döviz artışı, mevduat faizi ve paranın satın alma gücündeki azalma, alacaklının kendi özel durumundaki fiilî zararı göstermediği sürece yeterli kabul edilmez.

HMK m.194 Uyarınca Somutlaştırma Aranır

Alacaklının zarar doğuran vakıaları, tutarları ve delilleri ispata elverişli biçimde göstermesi gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.03.2024 tarihli E.2023/1897, K.2024/1099 sayılı kararı da bu yaklaşımı sürdürmüştür.

Temerrüt Faizinin Yasama Organınca Belirlendiği Savunması

Katı yaklaşım, ekonomik olumsuzlukların zaten kanuni ve temerrüt faiz oranları belirlenirken yasama organınca dikkate alındığını; aynı göstergelerin otomatik olarak ikinci kez zarar karinesi yapılmasının faiz rejimini fiilen değiştireceğini ileri sürer.

Ekonomik Sepet ve Fiilî Karine Yaklaşımı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi özellikle 2024 sonrasındaki kararlarında, yüksek enflasyon dönemlerinde katı somut ispatın mülkiyet hakkı ihlaline yol açabileceği düşüncesiyle ekonomik sepet yöntemini benimsemektedir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/360, K.2025/978

11.03.2025 tarihli kararda, 2004-2019 dönemindeki enflasyon, yabancı para, altın, vadeli mevduat, devlet tahvili ve ücret artışları birlikte değerlendirilmiş; sepet hesabıyla belirlenen zararın sırf somut kişisel delil sunulmadığı gerekçesiyle reddi doğru bulunmamıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/544, K.2025/3055

23.09.2025 tarihli kararda Daire, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve mülkiyet hakkının korunması gerekçeleriyle, yüksek enflasyon ortamında munzam zararın varlığının ekonomik göstergeler üzerinden karine kabul edilebileceğini belirtmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/2406, K.2026/2915

01.07.2026 tarihli bu kararda Daire, sepet yöntemini ayrıntılandırmış; zarardan tahsil edilen temerrüt faizi yanında, alacaklının önceki davada avans faizi isteyebilecekken yasal faiz istemesi nedeniyle yitirdiği faiz farkının da düşülmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Genel Yargıtay İçtihadının Birleştiği Söylenemez

Yargıtay 3. ve 9. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu somut zarar yaklaşımını sürdürürken, 6. Hukuk Dairesi ekonomik sepet yöntemini geliştirmektedir. Ayrıca 6. Hukuk Dairesinin 24.02.2025 tarihli E.2023/3584, K.2025/692 sayılı kararında çoğunluk ret kararını onamış, ekonomik sepet yaklaşımı muhalefet şerhinde savunulmuştur. Bu nedenle tek bir karar üzerinden “bütün Yargıtay içtihadı değişmiştir” sonucu çıkarılmamalıdır.

Anayasa Mahkemesi Alacağın Reel Değerini Mülkiyet Hakkıyla İlişkilendirmektedir

ANO İnşaat Kararı Katı İspatın Hak İhlaline Yol Açabileceğini Gösterdi

Anayasa Mahkemesi, ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. kararında kamu kurumundan olan alacağın uzun süre sonra, enflasyon karşısında ciddi değer kaybıyla ödenmesini incelemiş; başvurucuya şahsi, aşırı ve olağan dışı külfet yüklenmesini mülkiyet hakkıyla bağdaşmaz bulmuştur. Derece mahkemelerinin somut zararın ayrıca ispatlanmasını isteyen katı yorumu, somut olayda adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmuştur.

Caner Şafak Pilot Kararı Özel Hukuk Alacaklarını Doğrudan Ele Aldı

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 08.07.2025 tarihli Caner Şafak kararında özel hukuk kişileri arasındaki alacağın yaklaşık on yıl sonra ve enflasyonun altında kalan faizle ödenmesini değerlendirmiştir.

3095 Sayılı Kanun Rejimi Etkili Görülmedi

AYM, olay döneminde 3095 sayılı Kanun’daki sabit faiz oranlarının enflasyonla bağlantı kurmadığını ve alacağın değer kaybını önleme bakımından teorik düzeyde dahi yeterli başarı şansı sunmadığını tespit etmiştir.

Munzam Zarar Davası da Etkili Bir Yol Olarak İşlememiştir

AYM, Hukuk Genel Kurulu ve 6. Hukuk Dairesi dışındaki dairelerin somut zarar arayan yaklaşımı nedeniyle, munzam zarar davasının enflasyondan doğan kaybı gidermeye elverişli bir iç hukuk yolu olarak gelişmediği sonucuna varmıştır.

Yapısal Sorun ve Pilot Karar

Mahkeme, mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine; sorunun yapısal nitelikte olduğuna; pilot karar usulünün uygulanmasına ve çözüm için Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirim yapılmasına karar vermiştir.

AİHM Kararları İçtihat Tutarsızlığı ve İç Hukuk Yolunun Etkinliğini Gündeme Getirmiştir

Ahmet Nihat Özsan AŞ/Türkiye

AİHM, munzam zararın ispatında Türk yargısında iki zıt içtihat çizgisinin bulunduğunu tespit etmiş; bu farklılığın giderilmesini sağlayan mekanizmanın somut olayda etkili olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı bakımından ihlal sonucuna ulaşmıştır.

Denizci/Türkiye

AİHM, 17.03.2022 tarihli Denizci/Türkiye kararında, başvurucunun TBK m.122’ye dayalı munzam zarar yolunu tüketmediği gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu karar, AİHM’in munzam zarar davasını o tarihte tüketilmesi gereken ve makul başarı şansı bulunduğu varsayılan iç hukuk yolu olarak değerlendirdiğini gösterir; ancak her munzam zarar talebinin esas bakımından kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez.

Munzam Zararın Hesabında Ekonomik Sepet Nasıl Kurulur?

Hesap Dönemi Temerrüt ile Fiilî Ödeme Arasındaki Süredir

Kural olarak hesap başlangıcı borçlunun temerrüt tarihi, bitişi ise asıl borcun fiilen ödendiği tarihtir. Kısmi ödemeler varsa her ödeme, ilgili anapara bölümü bakımından ayrı dönem ve mahsup hesabı doğurur.

Kesinleşme Tarihi Her Zaman Başlangıç Değildir

Alacak ve temerrüt daha önce doğmuşsa, sırf mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmiş olması hesap başlangıcını otomatik olarak kesinleşme tarihine taşımaz. Önceki hükmün temerrüt tarihine ilişkin bağlayıcı tespiti ayrıca dikkate alınır.

Ödeme Tarihinden Sonraki Dönem Munzam Zarar Hesabına Eklenmez

Asıl borcun ödenmesiyle o borca bağlı temerrüt dönemi sona erer. Munzam zarar tazminatının kendisi ayrıca muaccel olup borçlu bu tazminat bakımından temerrüde düşürülürse, bu yeni alacağa ilişkin faiz ayrı değerlendirilir.

Sepette Kullanılan Başlıca Ekonomik Veriler

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin güncel kararlarında aşağıdaki göstergeler yer almaktadır:

TEFE, TÜFE ve ÜFE Değişimleri

Paranın satın alma gücündeki azalmayı ve genel fiyat seviyesindeki değişimi gösterir. Dönemsel endeks serisinin başlangıç ve bitiş tarihleriyle uyumlu kullanılması gerekir.

Üç Aylık Ortalama Vadeli Mevduat Faizleri

Makul ve düşük riskli değer koruma araçlarından biri olarak değerlendirilir. Brüt-net getiri, stopaj ve bileşik getiri yöntemi raporda açıklanmalıdır.

Devlet Tahvili ve İç Borçlanma Getirileri

Dönemin kamu borçlanma araçlarının getirileri, güvenli yatırım göstergesi olarak sepete dahil edilebilir. Farklı vadelerin tek seriye nasıl dönüştürüldüğü belirtilmelidir.

ABD Doları ve Euro Kur Değişimleri

Döviz, yüksek enflasyon dönemlerinde değer koruma aracı olarak dikkate alınır. Sepet hesabı, alacağın mutlaka tamamen dövize yatırılacağı varsayımına dönüştürülmemelidir.

Altın Fiyatları

Altının hangi tür ve fiyat serisiyle hesaba katıldığı; alış, satış veya ortalama değerin hangisinin kullanıldığı açıklanmalıdır.

Asgari Ücret ve İşçi Ücreti Artışları

Yargıtay kararlarında ekonomik değer ve ücret seviyesindeki değişimin yardımcı göstergesi olarak yer almaktadır. Bu veri doğrudan yatırım getirisi değildir; sepetteki işlevi bilirkişi raporunda gerekçelendirilmelidir.

Sepet Hesabı Denetime Elverişli Olmalıdır

Ekonomik göstergelerin yalnızca yan yana yazılması yeterli değildir. Bilirkişi:

  1. Her veri serisinin resmî kaynağını,
  2. Başlangıç ve bitiş tarihlerini,
  3. Yıllık ve dönemsel dönüşüm yöntemini,
  4. Basit veya bileşik hesap tercihlerini,
  5. Kısmi ödemeleri,
  6. Vergi ve kesinti varsayımlarını,
  7. Kullanılan ağırlıkları,
  8. Temerrüt faizi mahsubunu,
  9. Alacaklının kendi tercihinden doğan indirimleri,
  10. Nihai net munzam zarar tutarını

açıkça göstermelidir.

Aralıkların Basit Ortalaması Her Zaman Yeterli Değildir

Farklı ekonomik serilerin büyüklük, dönem ve bileşik etkileri birbirinden farklıdır. Salt yüzde oranlarını aritmetik olarak toplamak ve bölmek, özellikle uzun dönemlerde yanıltıcı sonuç doğurabilir. Kararın işaret ettiği “sepet ortalaması”, uzman bilirkişi tarafından karşılaştırılabilir ve denetlenebilir bir metodolojiye dönüştürülmelidir.

Bilirkişi Hukuki Takdir Yapmamalıdır

Temerrüt tarihi, faiz türü, kesin hükmün etkisi, hangi yöntemin hukuken uygulanacağı ve ispat yükü mahkemenin hukuki değerlendirmesidir. Bilirkişi ekonomik ve mali hesabı yapmalı; hukuki sonuca hükmetmemelidir.

Tahsil Edilen Temerrüt Faizi Mutlaka Mahsup Edilir

Munzam zarar, temerrüt faizini aşan kısımdır. Bu nedenle sepet hesabıyla bulunan toplam değer farkından, alacaklının fiilen tahsil ettiği temerrüt faizi çıkarılır.

Anapara Tekrar Tazmin Edilemez

Hesap, anaparanın yeniden tahsiline değil, anaparanın geç ödenmesi nedeniyle faizle karşılanmayan ek kayba yöneliktir.

İcra İnkâr Tazminatı ve Yargılama Giderleri Ayrı Kalemlerdir

İcra inkâr tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin munzam zarar hesabında nasıl ele alınacağı hukuki niteliklerine göre ayrıca belirlenmelidir; bu kalemler otomatik olarak temerrüt faizi mahsubu sayılmaz.

Yanlış veya Eksik Faiz Talebi Hesabı Azaltabilir

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 01.07.2026 tarihli kararının en önemli yeniliklerinden biri, alacaklının önceki davada daha yüksek faiz isteyebilecekken yasal faiz talep etmesinin sonucunu hesaba katmasıdır.

Avans Faizi Yerine Yasal Faiz Talep Edilmesinin Sonucu

Daireye göre alacaklı, önceki davada avans faizi isteyebilecekken yasal faiz talep etmişse bu seçim nedeniyle eksik tahsil edilen faiz farkına kendisi katlanmalıdır. Bu tutar, sepet zararından ve tahsil edilen temerrüt faizinden sonra ayrıca mahsup edilmelidir.

Talep Sonucu Stratejik Öneme Sahiptir

Asıl alacak davasında faiz türünün yanlış seçilmesi, yalnız o davadaki fer’i alacağı değil, daha sonra açılabilecek munzam zarar davasının tutarını da etkileyebilir. Faiz talebi; tarafların tacir olup olmadığına, işlemin ticari niteliğine, sözleşmeye ve dönemsel mevzuata göre kurulmalıdır.

31 Temmuz 2026 Tarihinden İtibaren Kanuni Faiz Rejimi Değişmiştir

7589 Sayılı Kanun 3095 Sayılı Kanun’un 1. Maddesini Değiştirdi

16.07.2026 tarihinde kabul edilen ve 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle kanuni faiz, sabit orandan dinamik bir formüle bağlanmıştır.

Yeni düzenlemeye göre sözleşmeyle faiz oranı belirlenmemişse kanuni faiz:

  • TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden,
  • 30 Haziran oranı, önceki 31 Aralık oranından en az beş puan farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde 80’i üzerinden

belirlenir.

30 Ekim 2026 İtibarıyla Kanuni Faiz Oranı Yüzde 31’dir

TCMB’nin 20.12.2025 tarihinden itibaren geçerli kısa vadeli reeskont oranı yüzde 38,75’tir. Bunun yüzde 80’i yüzde 31’e karşılık gelir. 30 Haziran 2026 tarihinde beş puanlık değişim bulunmadığından, 31.07.2026’dan itibaren uygulanacak kanuni faiz oranı yüzde 31’dir.

Ticari işlerde 3095 sayılı Kanun m.2’nin şartları varsa, TCMB kısa vadeli avans oranı esas alınabilir. 2026 bakımından bu oran yüzde 39,75 olarak ayrıca kontrol edilmelidir.

Faiz oranları dönemsel ve olaya özgü uygulanır. Her alacak için temerrüt tarihi, işlem türü, sözleşme ve yürürlükteki oranlar ayrıca belirlenmelidir.

Değişiklik Geçmiş Zararları Kendiliğinden Ortadan Kaldırmaz

Yeni formül, 31.07.2026 sonrasındaki kanuni faiz hesabını etkiler. Önceki yıllarda düşük faiz nedeniyle oluştuğu ileri sürülen değer kaybını otomatik olarak silmez; kesinleşmiş hükümlere geriye dönük yeni oran uygulanmasını da kendiliğinden sağlamaz.

AYM’nin Norm Denetimi Kararıyla Bağlantı

Anayasa Mahkemesi 22.07.2025 tarihli E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla 3095 sayılı Kanun’un eski 1. maddesini sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal etmiş ve yürürlüğü dokuz ay ertelemişti. 7589 sayılı Kanun, iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce dinamik oran sistemini getirmiştir.

Yeni Faiz Rejiminin Munzam Zarar Davalarına Etkisi

Dinamik faiz sistemi, faiz ile enflasyon arasındaki farkı azaltabilir; fakat munzam zarar kurumunu ortadan kaldırmaz. Şu ihtimaller varlığını korur:

  • Uygulanan faiz oranının somut kaybın altında kalması,
  • Akdi veya ticari ilişkiye özgü daha yüksek finansman maliyeti,
  • Uzun yargılama süresinde ekonomik göstergelerin faizden daha hızlı artması,
  • Alacaklıya özgü somut zararların doğması,
  • Geçmiş dönem zararlarının talep edilmesi.

Yeni düzenlemenin AYM’nin Caner Şafak pilot kararında tespit edilen yapısal sorunu tamamen çözüp çözmediği, uygulama ve yeni yüksek mahkeme kararlarıyla netleşecektir.

Munzam Zarar Davasının Usulü Asıl Hukuki İlişkiye Göre Belirlenir

Munzam Zarar Aynı Davada veya Ayrı Davada İstenebilir

TBK m.122/2, zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa esas kararla birlikte hüküm kurulmasına izin verir. Zarar henüz belirlenemiyorsa veya daha sonra ortaya çıkmışsa ayrı dava açılabilir.

İhtirazi Kayıt Zorunlu Değildir

Yargıtay uygulamasında munzam zarar, asıl alacaktan bağımsız yeni bir borç sayıldığından, asıl alacak davasında munzam zarar hakkının saklı tutulmamış olması tek başına sonraki davayı engellemez.

Asıl Alacağın Kesinleşmesi Her Zaman Beklenmez

Munzam zarar hesabı için asıl alacağın ve temerrüdün yeterince belirlenebilir olması gerekir. Bazı dosyalarda asıl alacağın kesinleşmesi hukuki ve teknik hesabı kolaylaştırsa da kanun, her durumda önce kesinleşmeyi mutlak dava şartı yapmamıştır.

Zamanaşımı Kural Olarak On Yıldır

TBK m.122’de özel bir zamanaşımı süresi bulunmadığından genel on yıllık süre uygulanır. Ancak başlangıç ve kesilme meseleleri dikkatle incelenmelidir.

Zarar Temerrüt Süresince Gün Gün Oluşabilir

Yargıtay kararlarında munzam zararın temerrütle başlayıp ödeme tarihine kadar artarak devam eden bağımsız borç olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle çok uzun temerrütlerde, davanın açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık dönem dışında kalan zarar parçaları bakımından zamanaşımı savunması gündeme gelebilir.

Asıl Alacak Davası Munzam Zarar Zamanaşımını Otomatik Olarak Kesmez

Asıl alacak için dava veya takip yapılması, ayrı munzam zarar borcu yönünden her durumda zamanaşımını kesmiş sayılmaz. Zamanaşımı hesabı, talebin niteliği ve yapılan işlemler üzerinden ayrıca kurulmalıdır.

Arabuluculuk Süresinde Zamanaşımı Durur

Dava şartı arabuluculuğun uygulandığı hâllerde, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Görevli Mahkeme Asıl İlişkinin Niteliğine Bağlıdır

Ticari İlişkiler

Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili eser, satış, hizmet veya diğer ticari işlemlerden doğan munzam zarar davaları kural olarak asliye ticaret mahkemesinde görülür. Konusu para alacağı veya tazminat olan ticari davalarda TTK m.5/A uyarınca dava öncesi arabuluculuk dava şartıdır.

Tüketici İşlemleri

Tüketicinin banka, konut, ayıplı mal veya hizmet ilişkisi nedeniyle açacağı munzam zarar davası tüketici mahkemesinin görev alanına girebilir. TKHK m.73/A kapsamındaki istisnalar dışında dava şartı arabuluculuk değerlendirilmelidir.

İş İlişkileri

İş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla bağlantılı munzam zarar taleplerinde iş mahkemesi ve 7036 sayılı Kanun’daki arabuluculuk rejimi dikkate alınır.

Kira ve Diğer Özel İlişkiler

Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda 01.09.2023’ten beri 6325 sayılı Kanun m.18/B kapsamındaki arabuluculuk şartı; özel görev hükmü bulunmayan genel ilişkilerde ise asliye hukuk mahkemesi değerlendirilir.

Yetkili Mahkeme Genel ve Özel Yetki Kurallarına Göre Belirlenir

Davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, haksız fiil yeri veya tüketici ve iş hukukuna özgü yetki kuralları somut olaya göre değerlendirilir. Önceki asıl alacak davasının görüldüğü mahkeme, munzam zarar davasında her zaman otomatik olarak yetkili değildir.

Munzam Zarar Alacağına Faiz İçin Ayrı Temerrüt Gerekebilir

Munzam zarar, asıl borçtan bağımsız bir tazminat alacağıdır. Bu alacağın doğması ile borçlunun munzam zarar tazminatı bakımından temerrüde düşmesi aynı şey değildir.

Dava Öncesi İhtarın Önemi

Tutar yeterince belirlenebilir olduğunda gönderilecek ihtar, munzam zarar alacağına işleyecek faizin başlangıcı bakımından önem taşıyabilir.

İhtar Yoksa Dava Tarihi

Borçlu daha önce temerrüde düşürülmemişse, munzam zarar tazminatına faiz kural olarak dava tarihinden itibaren gündeme gelebilir. Uygulanacak faiz türü, tarafların ve işlemin ticari niteliğine göre ayrıca belirlenir.

Dava Dosyasında Bulunması Gereken Deliller

Temerrüt ve Asıl Alacak Belgeleri

  • Sözleşme ve ekleri,
  • Fatura, hakediş ve teslim kayıtları,
  • İhtarname ve tebliğ belgeleri,
  • İcra takip dosyası,
  • Asıl alacak davasındaki kararlar,
  • Kesinleşme şerhi,
  • Ödeme ve tahsilat dekontları,
  • Kısmi ödeme tarihleri.

Somut Zarar Belgeleri

  • Kredi sözleşmeleri ve hesap ekstreleri,
  • Faiz tahakkuk ve ödeme kayıtları,
  • Üçüncü kişilere olan borçlar,
  • Döviz borcu belgeleri,
  • Vergi ve prim gecikme kayıtları,
  • Ceza koşulu veya tazminat ödemeleri,
  • İhale ve yatırım hazırlık belgeleri,
  • Ticari defter ve mali tablolar,
  • Nakit akış kayıtları.

Ekonomik Sepet Verileri

  • TÜİK fiyat endeksleri,
  • TCMB mevduat ve faiz istatistikleri,
  • TCMB döviz kurları,
  • Hazine ve Maliye Bakanlığı borçlanma verileri,
  • Altın için doğrulanabilir fiyat serileri,
  • Asgari ücret ve ücret endeksleri,
  • Dönemsel kanuni ve ticari faiz oranları.

Deliller Arasında Tarih ve Tutar Bağlantısı Kurulmalıdır

Belge yığını sunmak yeterli değildir. Her belgenin hangi zarar kalemini, hangi dönemi ve hangi tutarı ispatladığı dilekçede açıklanmalıdır.

Bilirkişi Raporu Hangi Sorulara Cevap Vermelidir?

Temerrüt Dönemini Doğru Kurmuş mu?

Rapor, her alacak kalemi için temerrüt ve ödeme tarihini; kısmi ödemelerde kalan anaparayı ayrı göstermelidir.

Doğru Faiz Türünü ve Gerçek Tahsilatı Esas Almış mı?

Yasal, ticari, avans veya akdi faiz ayrımı; önceki hüküm ve icra kapak hesabıyla karşılaştırılmalıdır.

Ekonomik Verilerin Kaynakları Açık mı?

Her serinin kurum, tarih, ölçüm yöntemi ve veri bağlantısı bulunmalıdır. Özel internet sitelerinden alınan doğrulanmamış değerler tek başına hükme esas yapılmamalıdır.

Sepet Ağırlıkları ve Hesap Tekniği Açıklanmış mı?

Hangi göstergenin hangi ağırlıkla kullanıldığı, bileşik getiri ve ara dönem hesapları açıklanmalıdır. Sonuç yeniden hesaplanabilir olmalıdır.

Temerrüt Faizi ve Diğer Mahsuplar Yapılmış mı?

Tahsil edilen faiz, alacaklının yanlış faiz seçimi nedeniyle katlanması gereken fark, kısmi ödemeler ve önceki tazminatlar ayrı satırlarda gösterilmelidir.

Somut Zarar ile Sepet Zararı Çakışıyor mu?

Kredi maliyeti veya kur farkı gibi somut zararlar aynı dönemde sepet hesabıyla tazmin edilen kaybı tekrar içeriyorsa mükerrerlik önlenmelidir.

Rapor Hukuki Değerlendirme Sınırını Aşmış mı?

Bilirkişi “dava kabul edilmelidir” veya “borçlu kusurludur” şeklinde hâkime ait hukuki sonuca hükmetmemelidir. Hesap, seçenekli ve denetlenebilir biçimde sunulmalıdır.

Alacaklı ve Borçlu İçin Stratejik Kontrol Listesi

Alacaklı Açısından

Asıl Davada Doğru Faiz Türünü Talep Edin

Ticari işte avans faizi veya sözleşmesel faiz imkânı varsa, düşük yasal faiz talebi daha sonra munzam zarar hesabından düşülebilecek bir kayıp yaratabilir.

Temerrüt Tarihini ve Tebliği Tartışmasız Hale Getirin

İhtarname, KEP, noter veya diğer güvenilir bildirim yolları kullanılmalı; borç ve talep açık yazılmalıdır.

Somut Delilleri Kaybetmeyin

Banka kayıtları, kredi belgeleri, üçüncü kişi borçları ve mali tablolar uzun yargılama sonunda temin edilemeyebilir. Deliller erken aşamada toplanmalıdır.

Yöntem Tercihini Dilekçede Açıklayın

Somut zarar ve ekonomik sepet yönteminin hangi kalemlere uygulandığı, terdit ve mahsup ilişkisi netleştirilmelidir.

Zamanaşımını Asıl Davadan Bağımsız Takip Edin

Asıl alacak davasının sürmesi, munzam zarar bakımından bütün süreleri korumayabilir.

Borçlu Açısından

Temerrütte Kusursuzluğu Somut Delille Gösterin

Genel olarak “alacak tartışmalıydı” demek yeterli olmayabilir. Ödemenin neden yapılamadığı ve bunun borçluya yüklenemeyeceği belgelenmelidir.

İlliyet Bağını Sorgulayın

Kredinin daha önce kullanılması, zarar kaleminin başka borçtan doğması veya alacaklının ekonomik tercihleri nedensellik savunması oluşturabilir.

Sepet Metodolojisini Denetleyin

Yanlış dönem, çift sayım, açıklanmayan ağırlık, brüt-net karışıklığı ve bileşik hesap hataları bilirkişi raporuna itiraz konusu yapılmalıdır.

Mahsup ve Alacaklı Kusurunu İleri Sürün

Tahsil edilen faiz, daha yüksek faiz talep edilmemesi, geç takip ve zararı artıran davranışlar hesapta dikkate alınmalıdır.

İbra ve Sulh Metnini İnceleyin

Asıl alacak ödenirken imzalanan ibra veya sulh belgesinin munzam zarar talebini kapsayıp kapsamadığı, açık ve özel ifadeler üzerinden değerlendirilmelidir.

İlgili yazılar: Gerçekleşmeyen Fon İade Talimatlarında Temerrüt Faizi ve Aşkın Zarar Talepleri.

Sonuç

Munzam zarar, yalnız enflasyon farkı veya ek faiz talebi değildir. Para borcunun geç ödenmesi nedeniyle alacaklının malvarlığında oluşan ve temerrüt faizinin gidermediği net kaybın tazminini amaçlar. Para borcu, temerrüt, faizi aşan zarar, uygun illiyet bağı ve kusur koşulları birlikte değerlendirilir; kusursuzluğu ispat yükü borçluya aittir.

Bugünkü uygulamada en önemli sorun ispat standardıdır. Hukuk Genel Kurulu ile bazı daireler kişiye özgü somut zarar ararken, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi yüksek enflasyon dönemlerinde ekonomik sepet ve fiilî karine yaklaşımını benimsemektedir. Anayasa Mahkemesinin Caner Şafak pilot kararı, alacağın reel değerini koruyan etkili bir mekanizma bulunmamasını yapısal sorun olarak tespit etmiştir. 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren dinamik kanuni faiz sistemi önemli bir değişiklik olsa da geçmiş zararları ve TBK m.122 kapsamındaki bütün uyuşmazlıkları kendiliğinden çözmez.

Bu nedenle başarılı bir munzam zarar dosyası; doğru faiz talebinin daha ilk alacak davasında kurulmasını, temerrüt tarihinin kesinleştirilmesini, somut belgelerin korunmasını, ekonomik hesabın denetlenebilir olmasını ve içtihat farklılığının açıkça tartışılmasını gerektirir.

Sıkça Sorulan Sorular

Munzam zarar ile aşkın zarar aynı şey midir?

Evet. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu “aşkın zarar” terimini kullanır; uygulamada eski Borçlar Kanunu’ndan gelen “munzam zarar” ifadesi de aynı kurum için kullanılmaktadır.

Sadece enflasyon farkı munzam zarar olarak istenebilir mi?

Kesin ve tek yönlü bir cevap yoktur. Hukuk Genel Kurulu ve bazı daireler kişiye özgü somut zarar ararken, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi yüksek enflasyon dönemlerinde ekonomik göstergelerden oluşan sepeti zarar karinesi olarak kabul etmektedir. Dilekçe her iki yaklaşımı ve somut dosyanın özelliklerini gözetmelidir.

Asıl alacağı ve faizi tahsil ettikten sonra munzam zarar davası açılabilir mi?

Evet. Munzam zarar asıl borçtan bağımsız bir alacak sayılır. Asıl alacağın ve temerrüt faizinin tahsil edilmiş olması, faizi aşan zarar varsa ayrı dava açılmasına engel değildir.

Önceki davada munzam zarar hakkını saklı tutmak gerekir mi?

Yargıtay uygulamasında ihtirazi kayıt zorunlu görülmemektedir. Ancak talep, zamanaşımı ve delil stratejisi bakımından dosya bazında açık planlama yapılması yararlıdır.

Munzam zarar davasında zamanaşımı kaç yıldır?

Özel süre bulunmadığından kural olarak on yıllık zamanaşımı uygulanır. Bununla birlikte zarar temerrüt süresince artarak oluştuğundan, asıl dava ve takip işlemlerinin munzam zarar zamanaşımına etkisi ayrıca incelenmelidir.

Borçlunun kusurunu alacaklı mı ispat eder?

Hayır. TBK m.122 borçlunun kusurlu olduğunu karine kabul eder. Borçlu, temerrüde düşmekte hiçbir kusurunun olmadığını ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamaz.

Munzam zarar için bilirkişi raporu zorunlu mudur?

Her dosyada mutlak bir kanuni zorunluluk değildir; ancak uzun dönemli ekonomik sepet, kısmi ödemeler, faiz mahsupları ve somut finansman maliyetleri teknik hesap gerektirdiğinde uzman bilirkişi incelemesi çoğu kez gereklidir.

Hangi ekonomik veriler dikkate alınır?

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi; enflasyon, üç aylık vadeli mevduat, devlet tahvili, ABD Doları ve Euro, altın ve asgari ücret artışlarını ekonomik sepet göstergeleri arasında saymaktadır.

Tahsil edilen temerrüt faizi ayrıca munzam zarara eklenir mi?

Hayır. Munzam zarar, faizle karşılanmayan kısımdır. Tahsil edilen temerrüt faizi toplam ekonomik kayıptan düşülür.

Önceki davada yasal faiz istemek munzam zarar talebini etkiler mi?

Etkileyebilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 01.07.2026 tarihli kararına göre, avans faizi isteyebilecekken yasal faiz talep eden alacaklının bu seçim nedeniyle yitirdiği faiz farkı sepet zararından mahsup edilebilir.

31 Temmuz 2026’dan sonra kanuni faiz nasıl belirlenir?

Kanuni faiz, TCMB’nin önceki yıl 31 Aralık tarihli kısa vadeli reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden belirlenir. 30 Haziran oranı en az beş puan farklıysa yılın ikinci yarısında bu oran esas alınır. 30 Ekim 2026 itibarıyla oran yüzde 31’dir.

Yeni faiz sistemi munzam zarar davalarını sona erdirdi mi?

Hayır. Dinamik oran geçmiş zararları ortadan kaldırmaz ve somut finansman kaybı ya da faizle karşılanmayan diğer zararların talep edilmesini engellemez. Yeni sistemin AYM pilot kararındaki yapısal sorunu ne ölçüde giderdiği ilerleyen uygulamada görülecektir.

Görevli mahkeme hangisidir?

Asıl hukuki ilişkiye göre değişir. Ticari ilişkide asliye ticaret, tüketici işleminde tüketici, iş ilişkisinde iş, özel görev bulunmayan genel ilişkide asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.

Arabuluculuğa başvurmak gerekir mi?

Uyuşmazlığın türüne göre gerekebilir. Ticari para alacağı ve tazminat davalarında TTK m.5/A; tüketici uyuşmazlıklarında TKHK m.73/A; iş uyuşmazlıklarında 7036 sayılı Kanun; kira uyuşmazlıklarında 6325 sayılı Kanun m.18/B dikkate alınmalıdır.

Munzam zarar alacağına hangi tarihten faiz işler?

Munzam zarar alacağı bağımsız bir borçtur. Borçlu bu tazminat yönünden dava öncesi ihtarla temerrüde düşürülmüşse ihtar; aksi halde çoğu durumda dava tarihi esas alınabilir. Faiz türü hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir.

Kaynakça

Mevzuat

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m.117, 120, 121 ve 122
  2. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, güncel m.1 ve m.2
  3. 7589 sayılı Kanun, m.10; kabul 16.07.2026, RG 31.07.2026/33326
  4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.194 ve bilirkişilik hükümleri
  5. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.5 ve m.5/A
  6. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu

Yargıtay Kararları

  1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2021/938, K.2022/401, T.29.03.2022
  2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2023/1897, K.2024/1099, T.12.03.2024
  3. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2023/1766, K.2024/4097, T.14.11.2024
  4. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2023/3584, K.2025/692, T.24.02.2025
  5. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2024/360, K.2025/978, T.11.03.2025
  6. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2025/544, K.2025/3055, T.23.09.2025
  7. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2024/3553, K.2025/3873, T.13.11.2025
  8. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2025/1988, K.2026/1547, T.16.04.2026
  9. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2025/4148, K.2026/1670, T.22.04.2026
  10. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2025/2406, K.2026/2915, T.01.07.2026
  11. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2017/1927, K.2019/1658, T.28.02.2019
  12. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2020/10700, K.2021/10183, T.18.10.2021
  13. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2016/13484, K.2018/4895, T.27.06.2018

Anayasa Mahkemesi, AİHM ve Resmî Veriler

  1. Caner Şafak [GK], B. No:2024/41763, T.08.07.2025
  2. AYM, E.2024/24, K.2025/164, T.22.07.2025
  3. AİHM, Ahmet Nihat Özsan Anonim Şirketi/Türkiye, B. No:62318/09, T.09.02.2021.
  4. AİHM, Denizci/Türkiye, B. No:57031/12, T.17.03.2022.
  5. TCMB Reeskont ve Avans Faiz Oranları

Kaynak ve hukuk kontrol tarihi: 30 Ekim 2026. Faiz oranları ve mevzuat zaman içinde değişebileceğinden somut işlem tarihinde yeniden kontrol edilmelidir.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları