İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

İcra ve İflas Hukuku

İtirazın İptali Davası ve İtirazın Kaldırılması: Şartlar, Süreler ve Farklar

İtirazın iptali ve kaldırılması dilekçeleri, ödeme emri ve banka dekontunun bulunduğu hukuk bürosu masası.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 23 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

İtirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması arasındaki farklar; süreler, deliller, arabuluculuk ve icra inkâr tazminatı. Yargıtay kararlarıyla rehber.

Bir alacağın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibi, borçlunun süresinde itiraz etmesiyle durabilir. Bu aşamada alacaklı açısından asıl mesele, hangi mahkemeye başvuracağını bilmenin ötesindedir: Alacağını hangi delille ispatlayabileceğini, hangi sürenin işlediğini ve seçeceği yolun nasıl bir karar doğuracağını birlikte değerlendirmesi gerekir. Borçlu açısından ise itirazın takibi durdurması, borcun bulunmadığının mahkemece kabul edildiği anlamına gelmez.

İtirazın iptali davası, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca alacağın genel hükümlere göre incelendiği davadır; kural olarak itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılır. İtirazın kaldırılması ise aynı Kanun’un 68 ve 68/a maddelerinde düzenlenen, icra mahkemesinde sınırlı incelemeyle yürütülen başvurudur; temel başvuru süresi altı aydır. Bu iki süre, yargılamanın bitirilmesi gereken süreler değildir.

Bu rehber, genel haciz yoluyla ilamsız takipte borca veya imzaya itiraz sonrasında izlenebilecek yolları açıklamaktadır. Kambiyo senetlerine özgü takip, ilamlı icra, iflas ve kiralananın ilamsız tahliyesindeki özel usuller ayrıca değerlendirilmelidir. Açıklamalar, somut dosyanın belgeleri ve tebligat kayıtlarıyla birlikte anlam kazanır.

İcra takibine itiraz edilince ne olur?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren kural olarak yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Süresinde yapılan geçerli itiraz takibi durdurur. Borcun yalnız belirli bir kısmına geçerli şekilde itiraz edilmişse kabul edilen kısım için takibe devam edilebilir. Bu nedenle dosyada yalnızca “itiraz var” kaydını görmek yeterli değildir; itirazın süresi, kapsamı ve yöneldiği alacak kalemleri incelenmelidir. Dayanak, İİK m.62 ve 66’dır.

İcra dairesi, itiraz üzerine taraflar arasındaki sözleşmenin bütününü değerlendirip kimin haklı olduğuna karar vermez. Alacaklı, takipteki engeli uygun başvuruyla gidermelidir. Buna karşılık süre dışındaki bir itiraz nedeniyle durdurulmuş takipte, doğrudan itirazın iptali davası açılması hukuki yarar sorunu yaratabilir. Usulsüz tebligat ve gecikmiş itiraz gibi özel durumların önce çözümlenmesi gerekir.

İtirazın yalnızca icra dairesinin yetkisine yönelmesi de farklıdır. Borcun esasına itiraz edilmeyen böyle bir dosyada, alacağın varlığını karara bağlatmak üzere itirazın iptali davası açılması yerine yetki itirazının takip hukuku içindeki çözümü değerlendirilir. Borca itiraz ile yetki itirazının birlikte bulunduğu dosya, yalnız yetki itirazı bulunan dosyayla aynı değildir. Daha geniş çerçeve için Türkiye’de Alacak Nasıl Tahsil Edilir? yazısı okunabilir.

İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki farklar

İki yol aynı takipteki engeli gidermeye hizmet etse de birbirinin adı değiştirilmiş biçimleri değildir. İptal davasında mahkeme maddi hukuk ilişkisini inceler. Kaldırma başvurusunda ise icra mahkemesi, kanunun izin verdiği sınırlı incelemeyle takibin sürdürülüp sürdürülemeyeceğini belirler.

İtirazın iptali ve kaldırılması: karşılaştırma
Ölçütİtirazın iptali davasıİtirazın kaldırılması
Kanuni dayanakİİK m.67Kesin kaldırmada m.68; geçici kaldırmada m.68/a
Başvurulan mahkemeAlacağın kaynağına göre görevli hukuk mahkemesiİcra mahkemesi
Temel süreİtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yılİtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı ay
İspatHMK’nın izin verdiği deliller ve genel ispat kurallarıÖzel belge ve inceleme rejimi
Savunmanın kapsamıHMK’nın usul süreleri ve savunmayı genişletme kuralları uygulanırİİK m.63 uyarınca itiraz sebepleriyle bağlılık vardır
Esas hakkında kararın etkisiKesinleştiğinde maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilirKural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz
ArabuluculukTemel ilişkiye göre dava şartı olabilirSırf kaldırma başvurusu için aynı dava şartı uygulanmaz
Tazminatm.67’deki özel koşullarla değerlendirilirm.68 ve 68/a’nın kendi koşulları uygulanır

Elinde kaldırmaya elverişli belge bulunan alacaklı, şartları varsa iptal davasını da seçebilir. Buna karşılık sınırlı incelemeye elverişli olmayan bir iddiayı, yalnız daha kısa sürede sonuç alınacağı düşüncesiyle icra mahkemesine taşımak ciddi bir usul ve gider riski doğurur. Belgenin adı kadar içeriği, borçlunun itirazı ve kanuni süre önemlidir.

Yol seçimi, iki başvurunun aynı anda sınırsızca yürütülebileceği anlamına gelmez. Aşağıda incelenen Hukuk Genel Kurulunun 2019/218 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önce kaldırma isteyen alacaklı, bu yolu bırakarak süresinde iptal davası açabilir. Ancak iptal davası devam ederken onu olduğu gibi bırakıp aynı uyuşmazlık için kaldırma yoluna başvurulamaz. Bu nedenle ilk başvuru kadar, sonradan yol değiştirmenin zamanı ve usulü de planlanmalıdır.

İtirazın iptali davasının şartları nelerdir?

Geçerli takip, geçerli itiraz ve hukuki yarar

İptal davası, mevcut ve itiraz nedeniyle durmuş takip ile bağlantılıdır. Takip talebi, ödeme emri, tebliğ belgesi, itiraz dilekçesi ve varsa icra müdürlüğü kararları birlikte değerlendirilir. Takip yapılmamışsa doğrudan bir alacak davası düşünülebilir; ortada iptal edilecek bir itiraz bulunmaz.

Dava açılmadan önce tahsil edilen tutarlar da dikkate alınmalıdır. Tamamen ödenmiş bir alacak için ödenmemiş gibi iptal talep edilmesi; hukuki yarar, dava değeri, yargılama giderleri ve kötü niyet bakımından sorun yaratır. Kısmi ödeme varsa hangi borca ve hangi alacak kalemine mahsup edildiği belgelenmelidir.

Taraflar, alacağın doğumu ve muacceliyet

Davacı kural olarak takip alacaklısı, davalı ise itiraz eden takip borçlusudur. Alacağın devri, miras veya şirket birleşmesi gibi değişiklikler, hak sahipliğini gösteren belgelerle açıklanmalıdır. Alacağın devralınması, daha önce işlemeye başlayan dava süresini kendiliğinden yeniden başlatmaz.

Alacaklı, takip konusu borcun kaynağını, miktarını ve takip tarihinde talep edilebilir olduğunu ortaya koymalıdır. Karşılıklı edim içeren bir sözleşmede yalnız sözleşmenin imzalanmış olması yeterli olmayabilir; malın teslimi, hizmetin yerine getirilmesi, hakedişin onayı veya kararlaştırılan ödeme koşulunun gerçekleşmesi de uyuşmazlığın parçasıdır. Bununla bağlantılı olarak Tasfiye Hâlindeki Şirketten Alacak Tahsili konusu da birlikte değerlendirilmelidir.

Takipte istenen alacak ile davadaki talebin uyumu

İtirazın iptali, takipteki alacağın miktarı ve kaynağıyla bağlantılıdır. Belirli faturalara dayanan bir takipte, başka dönem borçlarının da bulunduğu genel hesap bakiyesini esas almak sonucu değiştirebilir. Faiz başlangıcı, faiz türü, anapara ve ödeme mahsupları da takip talebiyle karşılaştırılmalıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 29.03.2022, E.2020/7376, K.2022/2537 sayılı kararında, faturalara dayalı takipte uyuşmazlığın genel cari hesap bakiyesi üzerinden çözülmesini yeterli bulmamıştır. Takip dayanağı faturaların, iade faturalarının ve ödeme savunmasının somut olarak incelenmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Kararın uygulamadaki karşılığı, “toplam borç var” iddiasının, takipte istenen belirli borcun ispatının yerine geçmemesidir.

Bir yıllık ve altı aylık süreler ne zaman başlar?

Esas alınacak tarih, itirazın alacaklıya tebliğidir

Borçluya ödeme emrinin tebliği, borçlunun itiraz günü ve itirazın alacaklıya tebliği üç ayrı olaydır. İİK m.67 ve 68’deki sürelerin kural olarak başlangıcı sonuncusudur. Vekille takip edilen dosyada tebligatın doğru muhataba yapılıp yapılmadığı da araştırılır.

Elektronik tebligatta, iletinin açıldığı gün ile kanuni tebliğ tarihi birbirine karıştırılmamalıdır. Tebligat Kanunu m.7/a uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. UETS delil kaydı bu nedenle süre çizelgesine eklenmelidir. Usulsüz tebligatta ise aynı Kanun’un 32. maddesindeki öğrenme kuralı ayrıca değerlendirilir.

Tebligat yapılmamışsa her öğrenme süreyi başlatır mı?

Bu soruya tek kelimelik yanıt vermek yanıltıcıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.09.2024, E.2024/3074, K.2024/6421, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı giderirken, arabuluculuk anlaşamama tutanağının imzalanmasını, tebliğ yapılmamış dosyada bir yıllık sürenin başlangıcı saymamıştır. Kararda esas alınan, itirazın alacaklıya veya vekiline tebliğidir.

Buna karşılık Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.02.2019, E.2018/602, K.2019/218, itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurulmasını tebliğ hükmünde kabul ederek bir yıllık sürenin bu başvuruyla başlayacağına karar vermiştir. Süre nedeniyle verilen ret kararı çoğunluk oyuyla onanmıştır. Karşı oyda kanunun açık tebliğ şartından ayrılınamayacağı savunulmuş; bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarihli, E.2024/1528, K.2025/2349 sayılı kararı da önceki kaldırma başvurusunu esas alan süre değerlendirmesini uygulamıştır. Bu kararlar birlikte okunduğunda, arabuluculuk son tutanağı, dosyayı haricen öğrenme ve icra mahkemesine kaldırma başvurusu aynı hukuki sonuçla değerlendirilmemelidir.

Öğretide bu ayrım tartışılmaktadır. Bilgehan Yeşilova’nın 2026 tarihli çalışması, tebliğ, haricen öğrenme ve arabuluculuk ayrımını özellikle dürüstlük kuralı ve yorum yöntemleri açısından sorgulamaktadır. Bu eleştiri, yukarıdaki kararın sonucu ile ayrı tutulmalıdır; bir dosyanın süresi, akademik eleştirinin kabul edileceği varsayımıyla yönetilemez. Çalışmaya erişim.

Arabuluculuk ve kaldırma başvurusu süreyi nasıl etkiler?

Dava şartı arabuluculukta, büroya başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu kural 6325 sayılı Kanun m.18/A–15’te yer alır. Süre bakımından sonuç, başlamış olan sürenin ilgili aralıkta işlememesidir; son tutanakla her durumda yeni bir yıllık süre doğmaz. Süre dolduktan sonra yapılan başvuru da geçmiş süreyi geri getirmez.

İtirazın kaldırılması başvurusu ise iptal davası açma süresini kendiliğinden durdurmaz. Kaldırma dosyasının sonucunu beklerken bir yıllık sürenin geçirilmesi mümkündür. Süre hesabı, iki yolun ayrı takvimleri ve varsa kanuni durma nedenleri üzerinden yapılmalıdır.

Altı aylık sürenin geçmiş olması, bir yıllık süre henüz dolmamışsa iptal davasını engellemez. Bir yıllık süre geçirilirse İİK m.67, genel hükümlere göre alacak davası açma hakkını saklı tutar; alacağın kendi zamanaşımı ayrıca incelenir. Süreyi aşmış bir iptal davasının kendiliğinden alacak davasına dönüşeceği varsayılmamalıdır. Talep sonucunun değiştirilmesi ve ıslah gibi usul imkânları dosyanın aşamasına bağlıdır.

İİK m.68, altı aylık sürede kaldırma istenmediğinde yeniden ilamsız takip yapılamayacağını da düzenler. Bu nedenle aynı alacak için yeni takip dosyası açmak, geçirilmiş başvuru süresini aşmanın güvenilir bir yolu değildir. Mevcut iptal süresi ve genel alacak davası imkânı kendi koşulları içinde incelenmelidir.

Görevli mahkeme, yetki ve arabuluculuk nasıl belirlenir?

Mahkemeyi belirleyen, alacağın dayandığı ilişkidir

İtirazın iptali davası, sırf bir icra dosyasından kaynaklandığı için icra mahkemesinde açılmaz. Görev, alacağın temelindeki hukuki ilişkiye göre belirlenir. Aynı şekilde icra dairesinin yetkili olması, iptal davasına bakacak mahkemenin yetkisinin ayrıca incelenmesini gereksiz kılmaz.

Alacağın kaynağı, mahkeme ve arabuluculuk
Alacağın kaynağıGörev bakımından başlangıç noktasıArabuluculuk bakımından kontrol
Ticari dava niteliğindeki para alacağıAsliye ticaret mahkemesiTTK m.5/A
İşçi veya işveren alacağıİş mahkemesi7036 sayılı Kanun m.3 ve istisnaları
Tüketici işlemiTüketici mahkemesiTKHK m.73/A ve istisnaları
Kira ilişkisinden doğan alacakSulh hukuk mahkemesi6325 sayılı Kanun m.18/B; özel tahliye istisnası ayrı
Özel görev kuralına girmeyen borç ilişkisiAsliye hukuk mahkemesiSırf iptal davası olması genel bir arabuluculuk zorunluluğu yaratmaz

Yetkide davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, geçerli yetki sözleşmesi ve varsa özel kanun hükümleri birlikte değerlendirilir. İcra dairesinin yetkisine yapılan itirazla mahkemenin yetkisine yapılacak itiraz ayrı usul işlemleridir. Dayanaklar arasında HMK m.2, 4, 6, 10 ve 17, İİK m.50 ve ilgili özel kanunlar bulunur.

Arabuluculuk yalnız ticari davalarla sınırlı değildir

TTK m.5/A, kapsamındaki ticari para uyuşmazlıkları yönünden itirazın iptali davalarını açıkça sayar. 7036 sayılı Kanun m.3 de kapsamındaki işçi ve işveren alacaklarıyla ilgili iptal davalarını düzenler. Tüketici ve kira uyuşmazlıklarının kendi kuralları vardır. Dolayısıyla “ticari değilse arabuluculuk gerekmez” yaklaşımı doğru değildir.

Kira ilişkisinde ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin istisna, bütün kira alacağı davalarına yayılamaz. Sulh hukuk mahkemesinde açılacak kira alacağına ilişkin itirazın iptali davası ile icra mahkemesindeki özel tahliye yolu birbirinden ayrılmalıdır. Arabuluculuğa hiç başvurulmaması ile yapılmış başvurunun son tutanağının dilekçeye eklenmemesi de farklı usul sorunlarıdır; sonradan belge sunulabilmesi, hiç yerine getirilmeyen dava şartının her durumda tamamlanabileceği anlamına gelmez.

Tüketici hakem heyeti sınırı iptal davasını nasıl etkiler?

TKHK m.68, tüketici hakem heyetine başvuru düzenlemesinde tarafların İcra ve İflas Kanunu’ndaki haklarını saklı tutmaktadır. Bu nedenle bir uyuşmazlığın tutarını görmek, itirazın iptali talebinin hakem heyetince karara bağlanacağı sonucuna varmak için yeterli değildir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 22.04.2020, E.2020/1155, K.2020/3580, tüketici işleminden kaynaklanan bir takipte, hakem heyetine başvurulmadığı gerekçesiyle iptal davasının reddini bozmuştur. Karar, hakem heyetinin itirazın iptali ve takibin devamı talebini karara bağlayacak mahkeme olmadığını açıklamaktadır. Bu karardaki eski parasal tutarlar güncel sınırlar olarak kullanılamaz. Ayrıca karar, tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğu getiren sonraki düzenlemeden önce verilmiştir; bugünkü arabuluculuk değerlendirmesi m.73/A ve istisnaları üzerinden ayrıca yapılmalıdır.

İtirazın kesin kaldırılması hangi belgelerle istenebilir?

Her imzalı veya noter onaylı belge yeterli değildir

İİK m.68; imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylanmış borç ikrarını içeren senetler ile yetkili makamların usulüne uygun düzenlediği belirli belgeleri esas alır. İncelemede, belgenin somut alacağı bu özel ispat rejimi içinde ortaya koyup koymadığı değerlendirilir.

Örneğin bir sözleşme, ödeme yükümlülüğünü ileride yapılacak teslimata veya başka bir edimin yerine getirilmesine bağlamış olabilir. Bu durumda sözleşmenin imzalı olması, alacaklının edimini yerine getirdiğini tek başına göstermez. Noter onayı da belgenin bütün maddi koşullarını tartışmasız hâle getirmez. Belge içeriğiyle takipte talep edilen borç arasında açık bağ kurulmalıdır.

Tek taraflı düzenlenen fatura, hesap ekstresi veya açıklaması belirsiz banka dekontu, yalnız bu adı taşıdığı için m.68 belgesi olmaz. Ancak bunların iptal davasında hiçbir ispat değeri bulunmadığı da söylenemez. Kaldırma yoluna elverişlilik ile genel mahkemede delil değeri farklı sorulardır. Banka ve kredi ilişkilerindeki m.68/b özel rejimi de sözleşmenin türü, hesap özetinin gönderilmesi ve itiraz koşullarıyla birlikte incelenir; her banka belgesine otomatik olarak uygulanmaz.

Borç kabul edilip yalnız ödeme ileri sürülürse ne değişir?

Borçlunun itirazının içeriği, belge incelemesini etkileyebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 07.02.2017, E.2016/9784, K.2017/1338 sayılı kararında, borç doğuran ilişkiyi ve borcu kabul ederek ödeme savunmasına dayanan borçlu yönünden, kabul edilen borcun ayrıca m.68 belgesiyle ispatlanmasına gerek bulunmadığını belirtmiştir.

Daire, borçlunun sunduğu ödeme belgelerinin ve ilgili takip dosyasının m.68 çerçevesinde incelenmesi gerektiği gerekçesiyle ret kararını bozmuştur. Karar, her faturanın kaldırmaya elverişli olduğunu söylememektedir. Belirleyici olan, somut itirazın borcu inkâr mı ettiği, yoksa kabul edilmiş borcun ödendiği savunmasına mı dayandığıdır. Ödeme belgesinin hangi borcu karşıladığı da ayrıca değerlendirilir.

İmzaya itiraz ve geçici kaldırma: Yedi günlük borçtan kurtulma süresi

Adi senetteki imza, borçlu tarafından itiraz sırasında ayrıca ve açıkça reddedilmişse İİK m.68/a gündeme gelebilir. İcra mahkemesi, kanundaki yöntemlerle imzayı inceler; gerektiğinde bilirkişiden yararlanabilir. Bu nedenle kaldırma incelemesinde hiçbir koşulda bilirkişi kullanılamayacağı söylenemez.

İtirazın geçici kaldırılması, kesin kaldırmayla aynı sonuçları doğurmaz. İİK m.69 uyarınca, koşulları varsa geçici haciz konulabilir. Borçlu, geçici kaldırma kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu davanın dinlenebilmesi için dava konusu alacağın yüzde 15’i oranındaki teminatın ilk duruşma gününe kadar kanundaki biçimlerden biriyle sağlanması gerekir.

Buradaki iki nokta özellikle önemlidir: Yedi günlük süre, genel bir yıllık iptal süresi değildir; yüzde 15 teminat da kanunda dava dilekçesinin verildiği anda mutlaka yatırılacak biçimde düzenlenmemiştir. Süresinde dava açılmaması veya davanın reddi, geçici kaldırmanın ve varsa geçici haczin kesinleşmesine yol açar. Süre sonrasında genel menfi tespit imkânı ayrıca değerlendirilebilse de borçtan kurtulma davasının özel etkilerinin korunduğu varsayılamaz.

İmzanın aidiyeti ve usulüne uygun davete rağmen duruşmaya gelinmemesi gibi durumlarda m.68/a’daki yüzde 10 para cezası; talep ve ilgili koşullarla yüzde 20’den az olmayan tazminat da gündeme gelebilir. Para cezası, tazminat ve teminat birbirinden farklı kurumlardır. Her biri için ayrı kanuni koşul aranır.

İtirazın iptali davasında ispat yükü ve deliller

Alacaklı ve borçlu neyi ispatlamalıdır?

Genel kural olarak alacaklı, alacağını doğuran olayları; borçlu ise borcu sona erdirdiğini ileri sürdüğü ödeme gibi olayları ispatlar. İspat yükü, yalnız davacı veya davalı sıfatına göre değil, ileri sürülen vakıanın hukuki sonucuna göre belirlenir. HMK m.190 bu ayrımın temelidir.

İspat konusu, belge ve karşı savunma
Tartışılan hususİncelenecek belgelerKarşı savunma ve sınır
Sözleşme ve bedelİmzalı sözleşme, ekler, fiyat mutabakatıSözleşmenin kurulmadığı veya bedelin farklı kararlaştırıldığı savunması
Mal teslimi veya hizmetİrsaliye, teslim tutanağı, iş ve kabul kayıtlarıFatura düzenlenmesi tek başına her olayda teslimi ispatlamaz
Ödeme ve mahsupDekont, makbuz, hesap hareketi, açıklamalarAynı taraflar arasındaki başka borca yapılan ödeme ayrıştırılır
Borcun miktarıTicari defterler, faturalar, iadeler, hesap dökümüTek taraflı bakiye, karşı kayıtlar ve itirazlardan bağımsız değerlendirilmez
Faiz ve vadeSözleşme, ihtar, tebliğ belgesi, hesap tablosuFaiz türü ve başlangıcı takipteki taleple ve uygulanacak hukukla uyumlu olmalıdır

Ticari defterlerin delil değeri HMK m.222’nin koşullarına bağlıdır. Bir tarafın kendi muhasebe kaydında alacak görünmesi, diğer tarafın her durumda borçlu olduğunun kesin kanıtı değildir. Elektronik yazışmalar ise HMK m.199 anlamında belge olabilir; kimden geldiği, bütünlüğü, bağlamı ve hukuka uygun elde edilmesi değerlendirilir.

Tanık, mesaj veya bilirkişi raporu tek başına yeterli olabilir mi?

İptal davasının genel hükümlere tabi olması, her iddianın sınırsız biçimde tanıkla ispatlanabileceği anlamına gelmez. Senetle ispat zorunluluğu, senede karşı ispat ve kanuni istisnalar bakımından HMK m.200–203 dikkate alınır. Bir mesajın belge olması da kendiliğinden kesin delil niteliği taşıdığı anlamına gelmez.

Bilirkişi, özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda değerlendirme yapar; tarafın açıklamadığı vakıayı üretmez ve hukuki nitelendirme görevini mahkemeden devralmaz. Fatura bazında takipte genel bakiye hesabıyla yetinilmemesi gerektiğini gösteren 11. Hukuk Dairesinin 2022 tarihli kararı, bu açıdan da önemlidir.

Takipte sunulmayan belge davada kullanılabilir mi?

Takipteki alacağın kaynağına bağlılık ile o alacağın ispatında kullanılabilecek delillerin kapsamı aynı mesele değildir. Yargı kararlarında takip dayanağı belgelerle sıkı bağlantı vurgulanırken, öğretide bunun bütün yeni belgeleri dışlayacak biçimde uygulanması eleştirilmektedir.

Meltem Ercan Özler’in 2025 tarihli çalışması, takipte dayanılmayan belgenin iptal davasında ileri sürülmesini ispat hakkı, silahların eşitliği ve genel yargılama kuralları çerçevesinde değerlendirmektedir. Yazar, borcun sebebiyle bağlılığın delil araçları bakımından mutlak bir yasak anlamına gelmemesi gerektiğini savunur. Makale ve tam metin bağlantısı.

Dosya hazırlığında güvenli yaklaşım, alacağın kaynağını takipte açıkça göstermek, eldeki belgeleri başlangıçta düzenlemek ve davada her belgenin hangi vakıayı ispatladığını süresinde açıklamaktır. Yeni bir belgenin, mevcut alacağı mı desteklediği yoksa başka bir alacak sebebini mi davaya taşıdığı ayrıca tartışılmalıdır. Ne bütün yeni belgelerin kesinlikle yasak olduğu ne de her yeni belgenin mutlaka kabul edileceği söylenebilir.

İcra inkâr tazminatı ve kötü niyet tazminatı hangi şartlarda verilir?

İcra inkâr tazminatında yüzde 20 otomatik bir sonuç değildir

İİK m.67 uyarınca alacaklı lehine icra inkâr tazminatı için talep bulunması, itirazın haksızlığı ve uygulamada aranan likitlik koşulu önemlidir. Likit alacak, borçlunun miktarını bildiği veya gerekli unsurlardan hesaplayabildiği alacaktır. Alacağın likit olmaması, iptal davasının mutlaka reddedileceği anlamına gelmez; alacağın kabulü ile tazminat koşulları ayrı değerlendirilir.

Borçlunun ayrıca kötü niyetli olduğunun ispatı genel olarak aranmaz. Ancak kanun, itiraz edenin veli, vasi veya mirasçı olması bakımından özel bir kötü niyet koşulu düzenlemiştir. Bu istisna gözden kaçırılmamalıdır. Tazminatın dayanağı, kabul veya ret kapsamı ve kanuni hesap esası hükümde somutlaştırılmalıdır; takipte yazılı her kaleme kendiliğinden aynı oran uygulanmaz.

Varsayımsal örnek: Tamamı dava konusu edilmiş, likit olduğu ve haksız itiraza uğradığı kabul edilmiş 200.000 TL anapara için, diğer koşullar ve talep de varsa yüzde 20 alt sınır 40.000 TL’dir. Bu örnek, faiz ve masrafların her durumda aynı matraha ekleneceği ya da bütün dosyalarda bu tazminata hükmedileceği anlamına gelmez.

Bilirkişi incelemesi yapılması alacağı likit olmaktan çıkarır mı?

Tek başına çıkarmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.01.2016, E.2014/444, K.2016/120, sözleşme ve hakediş ilişkisi içinde miktarı belirlenebilir alacağı değerlendirmiş; alacağın likit olmadığı gerekçesiyle tazminatın reddini yerinde bulmamıştır. Direnme kararı bozulmuştur.

Kararın gösterdiği ölçüt, dosyada bilirkişi bulunup bulunmaması değil, borçlunun ödeme yükümlülüğünün miktarını objektif olarak belirleyebilme imkânıdır. Buna karşılık bedel, kapsamlı takdir veya belirsiz zarar değerlendirmesiyle oluşuyorsa farklı sonuca ulaşılabilir. Eski kararların olay bölümündeki yüzde 40 talepleri güncel oran gibi aktarılmamalıdır; bugün esas alınan kanuni alt sınır yüzde 20’dir.

Alacaklı davayı kaybederse kötü niyet tazminatı öder mi?

İptal davasının reddi tek başına kötü niyet tazminatı için yeterli değildir. İİK m.67, alacaklının takipte hem haksız hem kötü niyetli görülmesini ve karşı tarafın talebini arar. Alacağın ispatlanamaması ile borç bulunmadığı bilinerek takip yapılması farklıdır. Kısmi ödeme, ibra veya aynı borcun daha önce tahsil edildiğine ilişkin kayıtlar bu incelemede önem taşıyabilir.

Kaldırma yolundaki tazminat için ise m.68’in kendi düzenlemesi uygulanır: talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü veya reddi ve karşı tarafın talebi önemlidir. İptal davasındaki kötü niyet ölçütü, kaldırma başvurusuna aynen taşınamaz. Kanunda belirtilen sonraki davaların açılması, hükmedilen tazminatın tahsilinin ertelenmesine; davanın ilgili taraf lehine sonuçlanması ise tazminatın kalkmasına yol açabilir.

Dava ve başvuru dilekçesi nasıl hazırlanmalıdır?

Talep sonucu, takip dosyası ve hesap birbiriyle örtüşmelidir

İptal dilekçesinde mahkeme, taraflar, icra dosyası, itirazın kapsamı, tebliğ tarihleri, alacağın doğumu ve deliller açık olmalıdır. İtirazın hangi miktar yönünden iptalinin ve takibin hangi koşullarla devamının istendiği anlaşılmalıdır. Tazminat, faiz ve yargılama giderleri gibi talepler de birbirinden ayrılmalıdır.

Kaldırma dilekçesinde ise belgenin m.68 veya m.68/a bakımından niteliği, itirazın borca mı imzaya mı yöneldiği ve başvurunun kesin mi geçici kaldırma mı istediği açıklanır. Dilekçenin başlığına “iptal” veya “kaldırma” yazılması, talebin hukuki içeriğindeki eksikliği tek başına gidermez.

  • Tarih dizisi: Takip, ödeme emrinin tebliği, itiraz, itirazın alacaklıya tebliği, arabuluculuk ve varsa önceki mahkeme başvuruları.
  • Alacak hesabı: Anapara, takip öncesi faiz, takip sonrası istek, iadeler, ödemeler ve mahsuplar.
  • Delil bağlantısı: Her önemli iddianın karşısında onu destekleyen belgenin tarihi, numarası ve ilgili bölümü.
  • Talep sınırı: İtiraz edilmeyen, tahsil edilen veya takipte hiç istenmeyen tutarların ayrıştırılması.

Borçlu cevap verirken nelere dikkat etmelidir?

Takibe verilen itiraz dilekçesi, açılan iptal davasındaki cevap dilekçesinin yerini tutmaz. Borçlu; ödeme, borcun doğmadığı, eksik ifa, mahsup, zamanaşımı veya görev ve yetkiye ilişkin savunmalarını uygulanacak usule uygun biçimde ileri sürmelidir. İptal davasında takipteki itiraz sebepleriyle aynı ölçüde bağlılık bulunmasa da HMK’daki dilekçe süreleri, delil sunma yükümlülüğü ve savunmayı genişletme yasağı geçerlidir.

Kaldırma incelemesinde İİK m.63, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışındaki yeni itiraz sebeplerini sınırlar. Bu nedenle ilk itiraz dilekçesindeki anlatım sonradan önem kazanır. Hazır bir örneğin somut dosyayla karşılaştırılmadan kullanılması, özellikle ödeme savunmasının kapsamını yanlış gösterebilir.

İhtiyati haciz varsa neden bir yıl beklenmemelidir?

İhtiyati haciz, alacağın tahsilini güvenceye almaya yönelik geçici bir korumadır; alacağın varlığını kesin olarak karara bağlamaz. İİK m.257 ve devamındaki koşulları ayrıca değerlendirilir. İtirazın iptali davası açılması da tek başına ihtiyati haciz kararı verildiği anlamına gelmez.

İhtiyati haczi korumak için öngörülen süreler, genel altı aylık ve bir yıllık sürelerden farklıdır. İİK m.264’te, ihtiyati hacizle bağlantılı takipte itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren yedi gün içinde kaldırma istenmesi veya dava açılması; kaldırma talebi reddedilirse kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde dava açılması düzenlenir. İlgili sürelerin geçirilmesi ihtiyati haczin hükümsüz kalmasına yol açabilir.

Arabuluculukla ilişkide 6325 sayılı Kanun m.18/A–15 ve 16 birlikte değerlendirilmelidir. On altıncı fıkra, özellikle İİK m.264’ün birinci fıkrasındaki dava açma süresini düzenlemektedir. Bu hüküm, dosyadaki bütün takip işlemlerinin kendiliğinden durduğu şeklinde yorumlanamaz. İhtiyati haciz bulunan dosyada süre planı, haczin uygulanması ve tebliği dâhil tüm aşamalar üzerinden kurulmalıdır.

Karardan sonra takip, kanun yolu ve giderler

Davanın kabulü veya reddi nasıl sonuç doğurur?

İptal davası kabul edilirse mevcut takip, kararın kapsamı içinde sürdürülebilir. Kısmi kabulde yalnız kabul edilen bölüm esas alınır. Karar alınması tahsilatın yapıldığı anlamına gelmez; icra dosyasına sunma, haciz ve gerekiyorsa satış gibi işlemler ayrıca yürütülür. İİK m.78’deki haciz isteme süresi ve sürenin hesabına katılmayan dönemler de izlenmelidir.

Esas hakkında ret kararının kesinleşmesi, aynı taraflar arasındaki aynı alacak konusunda kesin hüküm engeli doğurabilir. Alacaklı iptal davasını kaybettiğinde her durumda yeniden alacak davası açabileceği söylenemez. Süre nedeniyle ret, görev veya başka usul nedenleriyle ret ve borcun bulunmadığına ilişkin esastan ret ayrılmalıdır.

İcra mahkemesinin kaldırma kararı ise kural olarak maddi hukuk uyuşmazlığını kesin hükümle çözmez. Şartlarına göre alacak, menfi tespit veya istirdat davaları gündeme gelebilir. Bu davaların açılması, takibin ve tazminatın bütün sonuçlarını otomatik olarak aynı biçimde durdurmaz; her kurumun özel hükmü uygulanır.

İstinaf başvurusu ve icranın devamı

Genel mahkemedeki iptal davasında istinaf süresi, kanun yolu açık olan kararlar için HMK m.345 uyarınca kural olarak tebliğden itibaren iki haftadır. İcra mahkemesi kararlarında güncel İİK m.363 de tebliğden itibaren iki haftalık süre öngörür. Eski kararların sonundaki farklı süreler bugünkü dosyalara doğrudan taşınmamalı; geçiş hükümleri, karar tarihi ve uygulanacak parasal sınır birlikte kontrol edilmelidir.

İptal kararında kanun yoluna başvuru, kural olarak icrayı kendiliğinden durdurmaz; İİK m.36 kapsamında icranın geri bırakılması ayrıca değerlendirilebilir. İcra mahkemesi kararlarına karşı istinafta ise m.363’ün satış dışındaki işlemlerin durmayacağına ilişkin özel kuralı dikkate alınır. Bu konu, geçici kaldırma sonrasındaki yedi günlük borçtan kurtulma süresiyle karıştırılmamalıdır.

Harçlar ve yargılama ne kadar sürer?

İptal davasında parasal talebe göre nispi harç, kaldırma başvurusunda ise kural olarak maktu harç düzeni söz konusudur. Muafiyetler, talebin kapsamı ve uygulanacak tarife ayrıca incelenir. Tebligat, bilirkişi, delil giderleri ve karşı vekâlet ücreti riski de toplam değerlendirmeye dâhildir. Harçlar Kanunu ile HMK’nın yargılama giderlerine ilişkin hükümleri birlikte esas alınmalıdır.

Dosyanın süresi; deliller, bilirkişi ihtiyacı, tebligatlar, mahkemenin iş yükü ve kanun yollarına bağlıdır. Kaldırma incelemesinin daha sınırlı olması, her başvurunun belirli sayıda ay içinde sonuçlanacağını garanti etmez. Yanlış başvuru yolunun seçilmesi, beklenen zaman avantajını ortadan kaldırabilir.

Başvuru öncesinde dosya nasıl değerlendirilmelidir?

Bir dosyanın hukuki gücü, yalnız talep edilen tutarla ölçülmez. Belge, süre, görevli mahkeme, arabuluculuk ve tahsil kabiliyeti birlikte ele alınmalıdır. Alacaklı açısından güçlü görünen bir sözleşme, ifa belgesi eksikliği nedeniyle yetersiz kalabilir. Borçlu açısından geçerli bir ödeme savunması ise dekontun başka bir borçla ilişkilendirilmesi nedeniyle tartışmaya açılabilir.

İncelemeye sunulacak dosyada icra evrakının eksiksiz sureti, tüm tebligat kayıtları, sözleşme ve ekleri, teslim veya hizmet belgeleri, faturalar ve iadeler, ödeme kayıtları, arabuluculuk evrakı ve önceki mahkeme kararları bulunmalıdır. Belgelerin tarih sırasına konulması, aynı borcun farklı adlarla tekrar hesaplanmasını önlemeye yardımcı olur.

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu’ndan dosyanın mevcut aşamasına ilişkin hukuki görüş talep edildiğinde; başvuru yolunun uygunluğu, eksik deliller, süreler, karşı tarafın savunmaları ve gider riskleri birlikte değerlendirilebilir. Hukuki görüş, inceleme kapsamının kararlaştırılması ve dosyanın eksiksiz tesliminden itibaren kural olarak en geç yedi iş günü içinde raporlanır. Özel uzmanlık, ek belge veya kapsamlı hesap incelemesi nedeniyle daha uzun süre gereken durumlar ve öngörülen teslim tarihi ayrıca bildirilir. Yaklaşan dava veya itiraz süreleri bu rapor takviminden bağımsız olarak öncelikle değerlendirilir. Talep için iletişim sayfası kullanılabilir. Paylaşılan bilgi ve belgeler, hukuki değerlendirme amacıyla meslek sırrı ve kişisel verilerin korunması çerçevesinde ele alınır; ilk belge gönderimi tek başına işin kabulü anlamına gelmez. UYAP evrakı güvenli yöntemle paylaşılmalı; kişisel e-Devlet şifresi veya doğrulama kodu teslim edilmemelidir.

Sonuç

İtirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması arasındaki tercih, alacağın tahsilinde atılacak ilk adımdan daha fazlasını belirler. Hangi delilin kullanılabileceğini, borçlunun savunmasının nasıl inceleneceğini, hangi sürenin korunması gerektiğini ve kararın sonraki davaları nasıl etkileyeceğini de belirler.

Doğru yol, dosyanın belge yapısı ve süreleriyle uyumlu olan yoldur. İtirazın iptalinde geniş inceleme imkânı bulunması ispat yükünü ortadan kaldırmaz. Kaldırma yolunun sınırlı incelemeye dayanması da borcun ve ödeme savunmasının yüzeysel değerlendirileceği anlamına gelmez. Her iki yolda da alacağın kaynağı, takipteki talep ve deliller arasında tutarlı bağ kurulmalıdır.

Özellikle önceki kaldırma başvurusunun bir yıllık süreye etkisi, arabuluculuğun süreyi işletmeyen dönemi, geçici kaldırma sonrasındaki yedi gün ve ihtiyati haczi koruyan özel süreler ayrı izlenmelidir. Tazminat ise davanın kazanılmasına otomatik olarak eklenen bir kalem olarak görülmemelidir. Hukuki değerlendirme, hem alacaklının haklı alacağına ulaşmasını hem borçlunun dayanaksız veya fazla taleplere karşı korunmasını gözettiğinde amacına ulaşır.

Sıkça Sorulan Sorular

İtirazın iptali davası kaç gün içinde açılır?

Temel süre günle değil, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl olarak düzenlenmiştir. Önceki kaldırma başvurusu, arabuluculuk, tebligatın durumu ve ihtiyati haciz gibi özel nedenler ayrıca incelenmelidir.

İtirazın kaldırılması için altı ay geçtiyse alacak sona erer mi?

Hayır. Bir yıllık süre devam ediyorsa iptal davası; onun da geçirilmesi hâlinde, alacağın zamanaşımı ve diğer koşulları elveriyorsa genel alacak davası değerlendirilebilir. Aynı alacak için yeni ilamsız takip açılarak süre engelinin aşılacağı varsayılmamalıdır.

Arabuluculuk son tutanağı imzalanınca bir yıllık süre başlar mı?

Tebliğ yapılmamış dosya bakımından 11. Hukuk Dairesinin 2024/6421 sayılı kararı, yalnız anlaşamama tutanağının imzalanmasını süre başlangıcı saymamıştır. Önceden başlamış sürenin arabuluculuk sırasında işlememesi ise farklı bir meseledir.

Önce kaldırma isteyip sonra iptal davası açılabilir mi?

Şartları ve süreleri korunarak bu geçiş mümkün olabilir. Ancak kaldırma dosyası bir yıllık süreyi kendiliğinden durdurmaz. İptal davası devam ederken aynı uyuşmazlık için yeniden kaldırma yoluna dönülmesi de serbest bir seçim olarak görülmemelidir.

Fatura tek başına itirazın kaldırılması için yeterli midir?

Kural olarak tek taraflı fatura, yalnız bu niteliğiyle m.68 belgesi değildir. Borçlunun borcu kabul edip yalnız ödeme savunması yapması gibi özel durumlar sonucu etkileyebilir. Fatura ve teslim belgeleri iptal davasında genel ispat kurallarıyla değerlendirilir.

Elimde senet yoksa itirazın iptali davası açabilir miyim?

M.68 anlamında senet bulunmaması, tek başına iptal davasını engellemez. Ancak alacağın hukuken kullanılabilir delillerle ispatlanması gerekir; senetle ispat zorunluluğunun uygulandığı bir konuda yalnız tanık anlatımına güvenilmemelidir.

İtirazın iptali davası icra mahkemesinde mi açılır?

Hayır. Alacağın kaynağına göre görevli asliye hukuk, asliye ticaret, tüketici, iş veya sulh hukuk mahkemesi gibi mahkemeler belirlenir. İtirazın kaldırılması başvurusu icra mahkemesine yöneltilir.

Davayı kazanan alacaklı mutlaka yüzde 20 tazminat alır mı?

Hayır. Talep ve ilgili kanuni koşullar ile iptal davasında alacağın likitliği ayrıca incelenir. Bilirkişi incelemesi yapılması tek başına likitliği ortadan kaldırmaz; alacağın kabul edilmesi de tazminatı otomatik hâle getirmez.

Alacaklının davası reddedilirse borçlu otomatik tazminat alır mı?

İİK m.67 kapsamındaki kötü niyet tazminatı için talep yanında takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun belirlenmesi gerekir. Yalnız davanın kaybedilmesi yeterli değildir. Kaldırma başvurusunun tazminat koşulları ayrıca düzenlenmiştir.

Geçici kaldırmadan sonra borçtan kurtulma davasının süresi nedir?

Kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gündür. Dava konusu alacağın yüzde 15’i oranındaki teminatın kanunda belirtilen biçimde ilk duruşma gününe kadar sağlanması gerekir. Bu süre, istinaf süresinden ayrıdır.

İhtiyati haciz varken bir yıllık dava süresini bekleyebilir miyim?

İhtiyati haczi koruyan m.264 süreleri ayrıca uygulanır. İtirazın tebliği sonrasında yedi günlük başvuru yükümlülüğü gündeme gelebilir. Bir yıllık genel sürenin henüz dolmaması, ihtiyati haczin korunduğunu göstermez.

Kaldırma talebinin reddi, borç bulunmadığının kesinleşmesi midir?

Kural olarak değildir; sınırlı inceleme sonunda verilen karar maddi hukuk bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Ancak iptal davasında esas hakkında verilen ret kararının kesinleşmesi farklıdır ve aynı alacağın yeniden dava edilmesini engelleyebilir.

Kaynakça

Mevzuat

Yargı kararları

Akademik çalışmalar

  • Ercan Özler, Meltem. “Takip Talebinde Dayanılmayan Belgenin İtirazın İptali Davasında İleri Sürülüp Sürülemeyeceği Üzerine.” Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 15(1), 2025, s.387–421. DOI ve açık erişim tam metin.
  • Yeşilova, Bilgehan. “İtirazın İptali Davası İçin Geçerli Hak Düşürücü Sürenin İşlemesi İçin Ödeme Emrine İtirazın Takip Alacaklısına Tebliği Şart Mıdır? (Y. 11. HD., T. 16.9.2024, E.2024/3074, K.2024/6421).” Çukurova Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 9, 2026, s.137–191. DOI ve açık erişim tam metin.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları