İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

H.H. (2025/48792)

  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, müşterek çocukların yurt dışında bulunan mutat meskenine iade edilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıÇocuk (velayet, kişisel ilişki, Lahey Sözleşmesi, koruma kararları)İhlalYeniden yargılama, Diğer

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

H.H. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2025/48792)

 

Karar Tarihi: 13/1/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

RESEN GİZLİLİK KARARI VERİLDİ

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Ayşenur TUNCER

Başvurucu

:

H.H.

Vekili

:

Av. Elif YAŞAROĞLU ANTEPLİOĞLU

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, müşterek çocukların yurt dışında bulunan mutat meskenine iade edilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hem Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı hem de İngiltere vatandaşı olan başvurucu ile anılan vatandaşlıklara sahip M.M.H.nin 2009 yılında yaptıkları evliliklerinden biri Suudi Arabistan'da 2010 yılında, diğeri İngiltere'de 2018 yılında dünyaya gelen iki kız çocukları bulunmaktadır.

3. Başvurucu; müşterek çocuklarla birlikte 29/10/2022 tarihinde ikamet ettikleri İngiltere'den, Türkiye'ye gelmiştir. Başvurucu; Türkiye'ye geldikten sonra çocukların babası, başvurucunun çocuklarla birlikte İngiltere'ye dönmemesi üzerine çocukların rızası hilafına alıkonulduğu iddiasıyla 25/10/1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi) uyarınca iade işlemlerinin başlatılması talebiyle 31/1/2023 tarihinde İngiltere makamlarına başvurmuştur.

4. İngiltere Merkezî Makamının ihbarı üzerine davacı babayı temsilen Adalet Bakanlığı (Bakanlık) Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün yazısı üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul 5. Aile Mahkemesinde (Mahkeme) 4/7/2023 tarihinde çocukların mutat meskene iadesi talebiyle dava açılmıştır. Davanamede başvurucu annenin beyanlarına yer verilerek Lahey Sözleşmesi kapsamında çocukların davacı babanın mutat meskeni olan İngiltere'ye iade edilip edilmeyeceği hususunda karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.

5. Davacı vekili; müşterek çocukların anneleri tarafından babanın rızası olmaksızın Türkiye'ye getirilmiş olduklarını, çocukların mutat meskenlerinin hayatları boyunca İngiltere olduğunu, her türlü eğitimlerini İngiltere'de aldıklarını, sağlık hizmetlerinden İngiltere'de faydalandıklarını, taraflar arasındaki geçimsizliklerde başvurucunun kusurlu bulunduğunu, çocukları kaçırıp Türkiye'ye götürmesinin de bu durumun göstergesi olduğunu iddia ederek müşterek çocukların mutat meskene iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

6. Başvurucu; davaya ilişkin beyanlarında özetle eşi tarafından sürekli boşanmakla ve evden atılmakla tehdit edildiğini, hakarete, aşağılamaya, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bırakıldığını, bunun yanında iade talep eden babanın çocuklara yönelik de psikolojik ve fiziksel şiddete varan nitelikte kötü davranışlarda bulunduğunu, kardeşinin doğum yapacak olması ve eşinin sürekli surette devam eden olumsuz davranışlarından uzaklaşabilmek amacıyla 29/10/2022 tarihinde ailesinin yanına Türkiye'ye geldiğini belirterek durumdan eşini haberdar ettiğini iddia etmiştir. Ayrıca başvurucu iki hafta sonra eşinin Türkiye'ye geldiğini, aile üyeleri huzurunda kusurlarını kabul ettiğini, çocukların ve kendisinin Türkiye'de kalmasını onayladığını, İngiltere'ye dönmeleri konusunda talepte bulunmadığını ve psikolojik durumunun değişken olduğunu ifade etmiştir.

7. Mahkeme tarafından anne, baba ve çocuklarla görüşme yapılmak suretiyle sosyal inceleme raporu hazırlanması sağlanmıştır. Raporda özetle çocuklardan M.nin babasıyla ilgili endişe ve korkularının var olduğu, bu durumun somut bir açıklamasını yapamadığı, çocuğun yaşadığı ortamda babası ile ilgili durumlardan farkında olmadan olumsuz etkilendiği, çocukların Türkiye'deki yaşama uyum sağlamış oldukları, okullarını benimsedikleri, okul değişikliği istemedikleri, küçük M.nin okul hayatında annesinin yanında olup tatillerde babasının yanına gidebileceğini belirttiği ifade edilmiştir. Bunun yanında çocukların anneleri ile gelirken babadan habersiz gelmiş olmaları, yaşanan durumun çocuklar üzerinde kaygı ve endişe oluşturup devamında korkuya bırakmış olduğunun gözlemlendiği, annenin çocukları ile ilgili bu süreçte profesyonel destek aldığı, annenin çocuklarının psiko-sosyal ve bilişsel gelişimleri için özverili olup devamlılığı konusunda da motivasyonunun yerinde olduğu, çocukların anneleri ile yaşamak konusunda istekli oldukları, babaları ile tatillerde görüşmek istedikleri belirtilerek velayetlerin anneye verilebileceği, babayla okulların ara-sömestr-yaz tatillerinde yatılı, diğer günlerde ise teknolojik iletişim araçları ile iletişim kurulmasının uygun olacağı görüşü bildirilmiştir.

8. Tarafların müşterek çocuğu küçük M. 15/12/2023 tarihli duruşmada tercüman eşliğinde "Ben Türkiye'de annem ve kardeşimle birlikte yaşıyorum. Eğitimimi burada sürdürüyorum. İngiltere'ye dönmek istemiyorum. Babam annem etrafındayken anneme ve bizlere kötü davranıyor. Anneme bir çok kez fiziksel şiddet uyguladığına ve kötü sözler söylediğine şahit oldum. Ben her şeye rağmen babamla zaman zaman iletişim araçlarıyla görüşüyorum. Aynı şekilde İngiltere'deki arkadaşlarımla da iletişim kuruyorum. Bu şekilde yaşamaktan memnunum. Kendimi annemin yanında Türkiye'de güvende hissediyorum. İngiltere'de güvende hissetmiyorum. Biz İngiltere'de yaşadığımız evi terk ederek annem ve kardeşimle birlikte Türkiye'ye geldik. Annemin ailesi zaman zaman Türkiye'deki evimize konuk olmaktadır. Türkçe bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.

9. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme 15/12/2023 tarihinde iade talebinin reddine karar vermiştir. Kararda hazırlanan sosyal inceleme raporu, küçük M.nin duruşmada uzman eşliğinde alınan beyanları, iade talep edenin başvurucuya fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı hususu, dosyada mevcut görüntü ve yazışma kayıtları birlikte değerlendirildiğinde çocukların kendilerini İngiltere'de güvende hissetmediği, fiziksel ve psikolojik tehlikeye maruz kalma ihtimallerinin bulunduğu kanaatine varılarak çocukların üstün yararı dikkate alınmak suretiyle davanın reddine karar verildiği ifade edilmiştir.

10. Davacı baba bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) 18/7/2024 tarihinde istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; çocukların yaşadığı ev ortamı da görülerek hazırlanan sosyal inceleme raporunda, çocukların uzman eşliğinde alınan beyanlarında ve çocuk M.nin pedagog eşliğinde mahkemedeki beyanlarında anneleriyle yaşamak istediklerini belirttikleri ifade edilmiştir. Bunun yanında ise çocukların isteklerinin tek başına iadenin reddine sebep teşkil etmeyeceği vurgulanarak dosyada delil olarak yer alan görüntü ve yazışma kayıtları, davacının başvurucuya çocukların yanında dahi fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı yönündeki anne ve çocukların anlatımları ve bunu destekleyen delillerin gözönünde bulundurulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu delillerle birlikte çocukların İngiltere'de kendilerini güvende hissetmediklerine ve anne yanında kalmak istediklerine ilişkin beyanlarının dikkate alındığı, sonuç olarak Lahey Sözleşmesi gereği mutat meskene iadelerinin çocukları fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı veya başka şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceği yolunda ciddi bir riskin varlığının kanıtlandığı belirtilmiştir. Böylelikle iadenin kamu düzeninden olan çocukların üstün yararına uygun olmadığı ve iade zorunluluğu bulunmayan hâlin somut olayda gerçekleştiği kanaatine varıldığı vurgulanmıştır.

11. Anılan kararın davacı baba tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince (Daire) 1/11/2024 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kararda;

 i. Anne tarafından çocukların mutat meskenleri olan İngiltere'den 29/10/2022 tarihinde babanın haberi olmadan Türkiye'ye getirildikleri, annenin kanundan doğan koruma hakkını ihlal etmek suretiyle ortak çocukları haksız olarak alıkoyduğu ifade edilmiştir. Bunun üzerine babanın sözleşme hükümleri uyarınca çocukların mutat meskene iadesinin temini için İngiltere Merkezî Makamına başvuruda bulunduğu, alınan sosyal inceleme raporuna göre çocukların babalarını sevdiklerini söylediği, duruşmada dinlenen çocuklardan M.nin anne ve babası arasındaki sorunları anlattığı belirtilmiştir. Böylelikle babanın birebir çocuklara yönelik olumsuz bir davranışının olduğu hususunun kanıtlanmadığına vurgu yapılmıştır.

 ii. Ayrıca iade isteğinin reddini gerektirecek vahim bir tehlikenin varlığı veya geri dönmenin çocuğu fiziksel ve psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı ya da başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceğine dair ciddi bir riskin ve Lahey Sözleşmesi'nde kabul edilen diğer iadeden kaçınma sebeplerinin varlığının ispatlanamadığına işaret edilmiştir.

 iii. Bunun yanında Lahey Sözleşmesi'nde küçüğün anne yanında bulunduğu ortama alışmasının ve yaşının da iadeden kaçınma sebebi olarak kabul edilmediği, somut koşullar itibarıyla çocukların mutat meskenlerine iadesinin çocuklar açısından ciddi bir risk oluşturacağının ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak iade isteğinin reddini gerektirecek sebeplerin olayda mevcut olmadığı kanaatine ulaşılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

12. Mahkeme bozma kararına uyarak davanın kabulüne ve çocukların mutat meskeni olan İngiltere'ye iadesine karar vermiştir. Başvurucu, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Daire 3/7/2025 tarihinde usul ve kanuna uygun olan hükmü onamıştır.

13. Başvurucu, nihai kararı 30/8/2025 tarihinde öğrendikten sonra 12/9/2025 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

15. Başvuru konusu olan uluslararası çocuk kaçırma iadesi davası açıldıktan sonra İstanbul 9. Aile Mahkemesi 22/11/2024 kesinleşme tarihli kararıyla, taraflar hakkındaki Bahreyn Krallığı Adalet İslami İşler ve Vakıflar Bakanlığı Mahkemeler Müdürlüğü Şeriat Mahkemelerinin 7/9/2023 kesinleşme tarihli boşanma ilamının tanınmasına karar vermiştir. Tanınmasına karar verilen boşanma ilamı içinde velayete ilişkin bir hüküm bulunmadığından Şişli İlçe Nüfus Müdürlüğü, velayete ilişkin düzenleme yapılması için ihbarda bulunmuştur. Ardından başvurucu da velayetlerin tarafına verilmesi için velayetin düzenlenmesi davası açmıştır. İki dava birlikte görülmüştür. İstanbul 13. Aile Mahkemesi 19/6/2025 tarihli kararıyla velayetlerin başvurucuya verilmesine, müşterek çocuklar ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasına karar vermiştir. Anılan karar 16/9/2025 tarihinde kesinleşmiştir.

16. Anayasa Mahkemesi tarafından 15/9/2025 tarihinde başvurucunun tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. Tedbir ara kararında somut olayda iade talep eden baba tarafından çocuklara sözlü ve fiziksel şiddet uygulandığına dair görüntü ve yazışma kayıtlarının bulunduğunun iddia edildiği, iade talep eden babanın bir yılı aşkın süredir İngiltere'de yaşamadığı ve dolayısıyla çocukların İngiltere'ye iade edilmesi durumunda mağdur olacaklarının ileri sürüldüğü vurgulanmıştır. Böylelikle başvurucunun kız çocuklarının İngiltere'ye iade edilmesi durumunda yaşamlarına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunup bulunmadığının değerlendirilebilmesi için ek bilgi ve belgelere ihtiyaç olduğuna kanaat getirildiği, araştırma sürecinde iade gerçekleştirilmesi hâlinde ise telafisi imkânsız sonuçlar ortaya çıkabileceğine değinilmiştir. Bu nedenle ilgili bilgi ve belgeler toplandıktan sonra yeniden değerlendirilmek üzere bu aşamada tedbir talebinin kabulüne; tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin yeni bir karar verilinceye veya başvurunun kabul edilemez olduğuna, başvurucunun hakkının ihlal edilmediğine ya da başvurunun düşmesine karar verilinceye kadar başvurucunun kız çocuklarının İngiltere'ye iade edilmesinin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

17. Başvurucu; nihai kararda müşterek çocuklarının babasının kendisine ve çocuklarına yönelik psikolojik şiddet uyguladığına dair video kayıtlarının, mesajların, taahhütnamelerin ve İngiltere'deki okulun rehberlik servisinde müşterek çocuğun verdiği beyanlara ilişkin tutanağın delillerin değerlendirilmesi bağlamında tartışılmadığını, gerekçeli kararda bu delillerin incelendiğine dair açıklamanın bulunmadığını belirterek delillerin tamamına en yakından temas eden ilk derece mahkemesinin dosya üzerinden inceleme yapan temyiz mercine göre çocukların üstün yararına daha uygun karar verdiğini vurgulamıştır. Ayrıca nihai kararın çocuğun beyanlarına ve görüşüne üstünlük tanınması gerektiği ilkesine de aykırılık teşkil ettiğine işaret eden başvurucu, çocukların mutat meskeninin İngiltere olduğunu iddia eden ve bu sebeple çocukların İngiltere'ye iadesini talep eden babanın yerleşim yerinin ve mutat meskeninin hâlihazırda Suudi Arabistan olduğunu belirtmiştir. Bunun yanında çocukların babası hakkında kendisine yönelik şiddet uyguladığı iddiasıyla hem İngiltere'de başlatılan bir soruşturma hem de Türkiye'de devam eden bir ceza yargılaması bulunduğunu ifade eden başvurucu, psikolojik ve fiziksel şiddete uğrama korkusuyla İngiltere'ye gidemediğini, bu süreçte mahkeme kararıyla çocukların velayetlerinin kendisine verildiğini, verilen iade kararı nedeniyle çocuğun üstün yararı ilkesinin, aile hayatına saygı hakkının, adil yargılanma hakkının, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Bakanlık görüşünde; başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında önceki ihlal iddialarını tekrar etmiştir.

19. Başvuru, aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

21. Lahey Sözleşmesi, yasa dışı kaçırılan veya taraf devletlerden birinde alıkonulan çocuğun ivedi şekilde iadesini ve ebeveyn tarafından gerçekleştirilen uluslararası çocuk kaçırma vakalarının çözümü hususunda hızlı bir prosedür öngörmekte ve sözleşmede yer verilen sınırlı sayıdaki istisnai hâller dışında çocuğun bulunduğu ülkenin yetkili makamlarının çocuğu mutat ikametgâhı olan ülkesine ivedi şekilde iade etmesini zorunlu kılmaktadır (Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, §§ 46, 47).

22. Her çocuk, menfaatleri aksini gerektirmedikçe ebeveyni ile doğrudan ve düzenli olarak kişisel ilişkisini sürdürme hakkına sahiptir. Lahey Sözleşmesi de çocuğun geri döndürülmesi, çocuğu ağır fiziksel veya psikolojik zarar riskine maruz bırakmadıkça veya başka bir şekilde katlanılmaz bir duruma sokmadıkça kural olarak kaçırılan çocuğun ivedi olarak iadesini gerektirmekte ve bu şekilde aile ilişkilerinin sürdürülebilirliğini amaçlamaktadır (Marcus Frank Cerny, § 75; Levent Aşıklar [1. B.], B. No: 2014/13936, 8/3/2018, § 77). Anayasa Mahkemesi, yargı mercileri tarafından izlenen usulü denetleme ve özellikle mahkemelerin Lahey Sözleşmesi hükümlerini yorumlayıp uygularken Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerindeki güvenceleri gözetip gözetmediğini belirleme yetkisine sahiptir (Marcus Frank Cerny, § 62; Levent Aşıklar, § 68).

23. Çocukların ebeveyninden birinin velayet hakkı ihlal edilmek suretiyle kaçırılmaları veya alıkonulmaları hâlinde çocukların mutat meskenlerine derhâl iadesi kuraldır. Bu kuralın istisnası Lahey Sözleşmesi'nin 13. maddesine göre, alıkonulan çocuğun mutat meskeni tespit edildikten sonra ancak çocuğun iade edilmesinin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağının veya başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceğinin tespit edilmesidir (Asiye Kovancı [1. B.], B. No: 2022/25700, 6/3/2024, § 19; benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ayşegül Pervane [2. B.], B. No: 2017/37155, 30/9/2020, § 38).

24. Öncelikle çocuğun mutat meskene iadesine ilişkin davalarda, tarafların koşulları ayrıntılı bir şekilde incelenmeli, tarafların çıkarları ile çocuğun yüksek menfaati arasında bir denge kurulmalı ve sonuç olarak çocuk için en iyi çözümün ne olduğu tespit edilerek karar verilmelidir. Çocuğun üstün yararına olanın ve mutat meskenin belirlenmesi sürecinde, özellikle anneye bağımlılık çağındaki çocuklar yönünden, çocuğun yaşı, anneyle yaşadığı yer ve süre, annenin yaşam koşullarına alışma düzeyi ile annenin çocukla birlikte çocuğun iade edileceği ülkede yaşama olanağı olup olmadığı hususları gözetilerek iadesi hâlinde çocuğun maruz kalabileceği risklerin tespit edilmesi gerektiği söylenebilir. Bu kapsamda anneye bağımlılık çağında olan ve doğumundan itibaren anne tarafından bakılan çocukların, anne yanındayken alıştığı koşullardan ve anneden koparılarak başka bir ülkeye gönderilmesinin çocuk üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğinin de gözetilmesi gerekir (Dilek Tsakırıdıs [1. B.], B. No: 2018/35068, 9/6/2020, § 46).

25. Bu bağlamda eldeki olayda hazırlanan uzman raporunda; çocukların birebir bakımını sağlayan kişinin anne olduğu, çocukların özbakım başta olmak üzere gereksinimlerinin sağlıklı bir şekilde yerine getirildiği, çocukların anneleri ile sıcak bir ilişkisinin bulunduğunun tespit edildiği görülmektedir. Ayrıca çocuklardan M.nin babasıyla ilgili endişe ve korkularının var olduğu, çocuğun yaşadığı ortamda babası ile ilgili durumlardan farkında olmadan olumsuz etkilendiği, çocukların Türkiye'deki yaşama uyum sağlamış oldukları, okullarını benimsedikleri, okul değişikliği istemedikleri, küçük M.nin okul hayatında annesinin yanında olup tatillerde babasının yanına gidebileceğini belirttiği ifade edilmiştir.

26. Bunun yanında başvurucunun, eşi tarafından fizyolojik ve psikolojik şiddete uğradığına dair iddialarını yargılamanın aşamalarında ve uzman raporunda yer alan beyanlarında belirttiği ve buna ilişkin deliller sunduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca başvurucunun, eşinin kendisine ve çocuklara yönelik kötü davranışlarda bulunduğuna, kendisinin fiziksel ve psikolojik şiddete uğrama korkusu nedeniyle İngiltere'ye dönemediğine ve eşinin hâlihazırda İngiltere'de yaşamadığına ilişkin iddialarına karşılık Mahkeme tarafından çocukların babasının yaşam koşulları ve çocukların mutat meskene iadesi hâlinde fiziksel veya psikolojik olarak bir tehlikeye maruz kalıp kalmayacakları yönündeki hususlarla ilgili ayrıca bir araştırma yapılmadığına işaret etmek gerekir. Tüm bunların yanında özellikle hâkim huzurunda dinlenen müşterek çocuk M.nin babasının kendilerine de kötü davrandığı ve babası ile ilgili endişe ve korkularının olduğu yönündeki beyanları, çocukların yanında anneye yönelik şiddet eylemlerinin olduğu yönündeki iddiaların içeriği ve mahiyeti, yaşananların çocukların psikolojik durumuna etkileri gibi hususların tartışılmadan ve değerlendirilmeden sonuca varılması nedeniyle çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde ilgili ve yeterli gerekçeyle iddiaların karşılanmadığı söylenebilir.

27. Öte yandan çocukların başvurucu yanında bulunduğu ortama alışması ve yaş küçüklüğü Lahey Sözleşmesi kapsamında tek başına iadeden kaçınma sebebi olarak kabul edilmese de anneye bağımlılık çağındaki küçüğün ve ergenlik döneminde olan diğer küçüğün anneden koparılarak mutat meskene iade edilmesi durumunda maruz kalabilecekleri fiziki veya psikolojik tehlikelerin olayın koşulları bağlamında gözetilmesi de çocuğun üstün yararı ilkesinin gereğidir. Özellikle çocukların iade edilmesi talep edilen mutat meskende yaşayacağı koşullar ve maruz kalabilecekleri risklerin araştırılmaması ya da tespit yapılamaması durumlarında mevcut koşullarının değiştirilmesindeki risklerin daha da önem arz edeceği vurgulanmalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Asiye Kovancı, § 24). İncelenen olayda da başvurucu tarafından iade talep eden babanın bir süredir İngiltere'de yaşamadığına dair iddiaları ile Türkiye'ye gelinmeden önce İngiltere'deki son yaşam koşulları, babanın başvurucuya ve çocuklarına yönelik kötü davranışlarda bulunduğuna dair yaşanan olaylar ve bu olaylara ilişkin olduğu iddia edilen ceza soruşturmaları ve yargılamaları araştırılmadan çocukların iadesine karar verildiği ve bu durumun hak ihlaline yol açtığının ileri sürüldüğü görülmektedir.

28. Böylelikle çocuklardan birinin yaşı gereği anneye bağımlı, diğerinin ise ergenlik döneminde anne ilgisine muhtaç olduğu, doğumdan itibaren çocuklarla annenin hiç ayrılmadıkları, bu süreçte çocukların annenin Türkiye'deki koşullarına uyum sağladığı, annenin çocuklar için bir aile ortamı kurduğu anlaşılmaktadır. Tüm bunların yanında başvurucu anne, Türkiye'ye geldikten sonra tarafların boşandıkları, boşanma akabinde yapılan yargılama sonucunda çocukların velayetlerinin anneye verildiği gözetildiğinde anneden ve alıştığı koşullardan koparılması hâlinde çocukların psiko-sosyal kimlik gelişimi açısından nasıl sonuçlar doğacağının yargılama makamlarınca ortaya konmadığı görülmektedir. Ayrıca annenin eski eşinden şiddet gördüğünü iddia ettiği ve yaşamak istemediğini belirttiği ülkeye çocuklarıyla birlikte dönmek zorunda bırakılmasının çocukların üstün yararı bağlamında etkisinin ne olacağının belirlenmediği ve başvurucunun iade talep eden babanın İngiltere'de yaşamadığına dair iddialarının da karşılanmadığı söylenebilir. Sonuç olarak somut olayın koşulları, çocuğun üstün yararı ilkesi ve Lahey Sözleşmesi birlikte gözetilmek suretiyle aile hayatına saygı hakkı kapsamında ilgili ve yeterli gerekçeyle ve araştırmayla bir değerlendirme yapılmadığı kanaatine ulaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Asiye Kovancı, § 25).

29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

30. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile zararın tazmin edilmesi talebinde bulunmuştur.

31. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

32. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun niteliği gereği kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin GİZLİ TUTULMASINA,

B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 5. Aile Mahkemesine (E.2025/6, K.2025/259) GÖNDERİLMESİNE,

E. Müşterek çocukların mutat meskene iadesiyle ilgili yargılama sonuçlanıncaya kadar çocukların mutat meskene İADE EDİLMEMESİNE,

F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

G. 5.064,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 45.064,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

H. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

I. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, H.H., B. No: 2025/48792, 13.01.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 01, sayfa 757–764

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.