İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

SEYDİ SERT (2024/8464)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, işçilik alacaklarının tazmini talebiyle açılan davada uyuşmazlığın esasına yönelik bir inceleme yapılmadan karar verilmesi nedeniyle karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Mahkemeye erişim hakkı (hukuk)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SEYDİ SERT BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2024/8464)

 

Karar Tarihi: 8/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Selahaddin MENTEŞ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Seydi SERT

Vekili

:

Av. Nihat KILIÇ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, işçilik alacaklarının tazmini talebiyle açılan davada uyuşmazlığın esasına yönelik bir inceleme yapılmadan karar verilmesi nedeniyle karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu F. Gazetecilik A.Ş.'de (Şirket) çalışmaktayken iş akdi 27/4/2016 tarihinde feshedilmiştir. Şirket Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ile bağlantılı olması nedeniyle 27/7/2016 tarihli ve 29783 2. mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2016 tarihli ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmış ve ticaret sicilinden resen terkin edilmiştir.

3. Daha sonra başvurucu anılan Şirkette işçi olarak çalışmaktayken sözleşmesinin işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği iddiasıyla ve kıdem tazminatının ödenmesine karar verilmesi talebiyle işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davası açmıştır.

4. Anılan dava Ankara 40. İş Mahkemesi (Mahkeme) tarafından dava şartı yokluğundan usulden reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, "3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (675 sayılı KHK) 16. maddesi (3) numaralı fıkrasında KHK'lar gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5. maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir... " düzenlemesi gözetilerek başvurucunun çalıştığı işyerinin olağanüstü hal (OHAL) kapsamında yürürlüğe giren kanun hükmünde kararname ile kapatılan bir kuruluş olduğu ve davanın 17/8/2016 tarihinden sonra açıldığı belirtilmiştir. Bu bağlamda 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi gereğince dava şartının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

5. Tarafların bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince 29/5/2023 tarihinde davalının yargılama giderlerine yönelik itirazı kabul edilerek Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Kararda 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi gereğince dava şartının bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı vurgulanmıştır.

6. Başvurucunun temyiz talebi de Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 23/11/2023 tarihinde reddedilmiştir.

7. Başvurucu, nihai kararı 25/1/2024 tarihinde öğrendikten sonra 6/2/2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu, işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davasının esası hakkında bir inceleme yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilerek Hazine ve Maliye Bakanlığının konuya ilişkin görüşü de sunulmuştur. Anılan görüşte yargılama süreci ve ilgili mevzuat aktarılmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

11. Başvuru, adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olan karar hakkı kapsamında incelenmiştir.

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan karar hakkı; uyuşmazlığın bir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini ve bir karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir. Buna göre karar hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası hakkını içerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığın karara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Zira dava hakkını kullanan bireyin asıl amacı uyuşmazlık konusu ettiği talebinin esasıyla ilgili olarak davanın sonunda bir karar elde edebilmektir. Bir başka ifadeyle dava sonucunda bir karar elde edilemiyorsa dava açmanın da bir anlamı kalmayacaktır. Öte yandan karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda bir karar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonuca bağlanmasını da gerektirir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. İbrahim Demiroğlu [GK], B. No: 2017/15698, 26/7/2019, § 55).

14. Başvurucu, işçilik alacaklarına kavuşabilmek için dava açmıştır. Mahkeme 675 sayılı KHK uyarınca davayı usulden reddetmiş, işin esasına girmemiştir. Başvurucunun dava konusu ettiği alacaklarının 670 sayılı KHK'nın 5. maddesine konu olabilecek olup olmadığının tespit edilmesi uyuşmazlığın değerlendirilmesi açısından önemlidir.

15. 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin (1) numaralı fıkrası da dikkate alındığında icra edilebilir bir alacakla ilgili olarak kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ilgili idari mercinin ve bu kararı denetleyen idare mahkemesinin somut olayda olduğu gibi kanaat getirici defter, kayıt ve belgelere dayalı bir alacağı anılan KHK kapsamında değerlendirebilecekleri söylenebilir (Ali Suat Ertosun (16) [GK], B. No: 2020/1500, 18/9/2025, § 43). Zira henüz doğmamış, icra edilebilir olmayan bir alacağın kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi şartıyla da uyumlu olmayacağı belirtilmelidir. Ancak burada önemli olan husus idari başvuruya konu olacak olan alacağın mevcudiyetinin kanıtlanabilmesidir. Bu kanıtlanma esnasında başvurucular -idari yargıda düzenleme altına alınmamış olan- tanık delili ya da ilgili başka delillerden yararlanabilecektir. Dolayısıyla alacağın icra edilebilir hâle gelmemesi durumunda ilgili kişinin bir alacağı olduğundan bahsedilemeyecektir. Böyle bir durumdaki alacağa ilişkin defter, kayıt ve belge ile idari başvuru yapılması ve sonrasında idare mahkemesine konunun taşınmasında ise ortada mevcut, kesin bir alacak olmaması nedeniyle alacak üzerinde bir değerlendirme yapılamaması ile sonuçlanacaktır.

16. Mahkemece 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinde 670 sayılı KHK'nın 5. maddesine atıfta bulunulduğu gözönünde bulundurulmamıştır. Hâlbuki kapatılan şirket ve kurumlarda çalışılan döneme ilişkin alacakların tahsili amacıyla açılan davanın 675 sayılı KHK'nın 16. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenebilmesi için bu maddenin açıkça atıfta bulunduğu 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin kapsamı ve öngördüğü usulün incelenmesi gerekir (Ali Suat Ertosun (16), § 45). Başvurucunun alacağının mevcut olup olmadığı mahkemelerce ortaya konulmadığından bu alacağın kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilebilecek bir alacak mahiyetinde olduğu söylenemez. Bu nedenle de 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin ve dolayısıyla atıfta bulunulan 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinin uygulanabilmesi mümkün değildir.

17. Bu itibarla başvuru konusu olayda yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alan maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işlevinin ilgili mahkemelerce yerine getirilmediği, bu bağlamda başvurucunun şikâyet konusu ettiği hususlara ilişkin olarak herhangi bir karar verilmediği anlaşılmıştır.

18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

19. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

20. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

21. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 40. İş Mahkemesine (E.2021/362, K.2021/419) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 3.518,70 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 43.518,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, SEYDİ SERT, B. No: 2024/8464, 08.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 737–740

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.