Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
MEHMET ÇELİK (2024/25502)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca verilen tedbir kararının tek taraflı beyan esas alınarak uzatılması ve esaslı iddiaların itiraz merci tarafından karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Gerekçeli karar hakkı (hukuk) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MEHMET ÇELİK BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2024/25502) |
|
|
|
Karar Tarihi: 29/1/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Volkan SEVTEKİN |
|
Başvurucu |
: |
Mehmet ÇELİK |
|
Vekili |
: |
Av. Vahit DURSUN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca verilen tedbir kararının tek taraflı beyan esas alınarak uzatılması ve esaslı iddiaların itiraz merci tarafından karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu ile F.Y.nin resmî olmayan birlikteliklerinden 19/1/2017 doğumlu kız çocukları bulunmaktadır.
A. Bireysel Başvurudan Önceki Tedbir Süreci
3. Menderes İlçe Emniyet Müdürlüğünün 3/9/2018 tarihli yazısı ile başvurucunun F.Y. isimli kadını tehdit ettiği iddiasıyla yapılan soruşturmaya ilişkin evrak nedeniyle başvurucu hakkında 6284 sayılı Kanun uyarınca koruyucu ve önleyici tedbir uygulanması talep edilmiştir.
4. Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) 4/9/2018 tarihli kararıyla başvurucunun F.Y.ye karşı kötü muamelelerde bulunma ihtimali olduğu ve bu tür kararların verilmesi için delil ve belge de aranması gerekmediği gerekçesiyle başvurucu aleyhine 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentleri uyarınca önleyici tedbir kararı alınmasına, tedbirin altı ay süre ile uygulanmasına, koruyucu tedbir uygulanmasına bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
5. Anılan ilk tedbir kararı sonrasında F.Y.nin talebi üzerine Mahkemece önleyici tedbir kararının süresinin uzatılmasına karar verilmiştir. Bu kararlarda Mahkeme;
- 27/2/2019 tarihli kararıyla, tedbirin süresinin uzatılması talep edildiğinden 4/3/2019 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 4/9/2019 tarihli kararıyla, tedbirin süresinin uzatılması talep edildiğinden 4/9/2019 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 4/3/2020 tarihli kararıyla; talep edenin dilekçesinde karşı taraf ile husumetinin devam ettiği, kendisine ve ailesine zarar verme ihtimali bulunduğunu belirtmesi nedeniyle 4/3/2020 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 3/9/2020 tarihli kararıyla; talep edenin dilekçesinde karşı taraf ile husumetinin devam ettiği, kendisine ve ailesine zarar verme ihtimali bulunduğunu belirtmesi nedeniyle 4/9/2020 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 1/3/2021 tarihli kararıyla; talep edenin dilekçesinde karşı taraf ile husumetinin devam ettiği, kendisine ve ailesine zarar verme ihtimali bulunduğunu belirtmesi nedeniyle 1/3/2021 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 1/9/2021 tarihli kararıyla; talep edenin dilekçesinde karşı taraf ile arasında soruşturması ve kovuşturması devam eden dosyaların bulunduğunu, kendisine ve ailesine zarar vermesinden endişe ettiğini belirtmesi nedeniyle 1/9/2021 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 28/2/2022 tarihli kararıyla; talep edenin dilekçesinde karşı taraf ile arasında soruşturması ve kovuşturması devam eden dosyaların bulunduğunu, kendisine ve ailesine zarar vermesinden endişe ettiğini belirtmesi nedeniyle 1/3/2022 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 1/9/2022 tarihli kararıyla; talep edenin dilekçesinde karşı taraf ile arasında hâlen derdest soruşturma ve kovuşturma aşamasında dosyaların bulunduğunu, yeni bir soruşturma dosyası daha açıldığını, kendisine ve ailesine zarar vermesinden endişe ettiğini belirtmesi nedeniyle 1/9/2022 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 28/2/2023 tarihli kararıyla; talep edenin dilekçesinde karşı taraf ile arasında hâlen derdest soruşturma ve kovuşturma aşamasında dosyaların bulunduğunu, kendisine ve ailesine zarar vermesinden endişe ettiğini belirtmesi nedeniyle 1/3/2023 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 5/9/2023 tarihli kararıyla; talep edenin dilekçesinde karşı taraf ile arasında hâlen derdest soruşturma ve kovuşturma dosyaları bulunduğunu, kendisine ve ailesine zarar vermesinden endişe ettiğini belirtmesi nedeniyle 1/9/2023 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına karar vermiştir.
6. Bu süreçte başvurucunun yaptığı itirazlar Menderes 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İtiraz Merci) değişik tarihlerde verdiği kararlarda “taraflar arasındaki husumetin niteliği ve niceliği dikkate alınarak amacı koruma tedbiri olan kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla” şeklindeki gerekçeyle reddedilmiştir.
7. Yine bu süreçte Mahkemenin 11/12/2018 tarihli kararıyla başka kişilerin telefon numarasından F.Y.ye yönelik olarak mesaj atmak suretiyle tedbire aykırı davrandığı belirtilerek başvurucunun 3 gün zorlama hapsine karar verilmiş ancak İtiraz Mercinin 18/1/2019 tarihli kararıyla eylemin sabit olmaması nedeniyle zorlama hapis kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Yine Mahkemece 10/5/2019 tarihinde F.Y.ye yönelik olarak mesaj atmak suretiyle tedbire aykırı davrandığı belirtilerek başvurucunun 3 gün zorlama hapsine karar verilmiş; bu defa İtiraz Merci 19/6/2019 tarihli kararıyla başvurucunun itirazını reddetmiştir. Bu kararlar dışındaki 18/3/2019, 3/9/2019, 29/3/2021, 12/8/2021 ve 29/12/2023 tarihlerinde verilen Mahkeme kararlarında ise başvurucu hakkındaki zorlama hapis istemlerinin farklı gerekçelerle reddedildiği anlaşılmaktadır.
B. Bireysel Başvuruya Konu Tedbir Süreci
8. F.Y.nin talebi üzerine Mahkemenin 29/2/2024 tarihli kararıyla da önleyici tedbir kararının süresinin 1/3/2024 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi ile hükmün ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkememizin 04.09.2018 tarihli 2018/145 d.iş sayılı kararıyla karşı taraf Mehmet Çelik'in mağdur [F.Y.]a karşı kötü muamelelerde bulunma ihtimali olduğundan dolayı 6284 S.K.nun a, b, c, d, e, f fıkraları gereğince koruma kararı verildiği ve süresinin dolduğu, talep edenin 28.02.2024 tarihli dilekçesi ile halen devam eden 04.09.2023 tarihli koruma kararının süresi biteceğini şüpheli ile karşılıklı taraf oldukları ve şüpheli ile devam eden davaların bulunduğunu, koruma kararının süresinin uzatılmasını talep ettiği anlaşıldığından, derdest soruşturmalar itibariyle husumetin ve şiddet tehdidinin devam ettiği kanaati ile talep edenin talebinin kabulüne ve koruma kararının uzatılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."
9. Anılan karara karşı başvurucu itiraz dilekçesinde; 2018 yılından bu yana yeni bir durum olmamasına rağmen karşı tarafın tek taraflı, soyut ve mesnetsiz iddiaları ile her seferinde birbirinin kopyası gerekçelerle tedbir kararının altı aylık sürelerle uzatılmasının ölçüsüz olduğunu, karşı tarafla aynı şehirde yaşamadıklarını, tedbir kararının alınmasını gerektirecek bir eylemde bulunmadığını ifade etmiştir. Ayrıca karşı tarafın soruşturma dosyalarını gerekçe gösterdiği olay üzerinden iki yıl geçtiğini belirterek bu süre içinde aralarında hiçbir husumet yaşanmadığını belirtmiştir. Başvurucu, önleyici tedbir alınmasını gerektirecek şiddet uygulandığı ya da uygulanma ihtimalinin bulunduğuna dair tek bir delilin dahi söz konusu olmadığı gibi Mahkemece delil araştırmasının bile yapılmadığını dile getirmiş, verilen tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
10. İtiraz Merci 5/3/2024 tarihli kararıyla “taraflar arasındaki husumetin niteliği ve niceliği dikkate alınarak amacı koruma tedbiri olan kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla” şeklindeki gerekçesiyle başvurucunun itirazının reddine kesin olarak karar vermiştir.
C. Bireysel Başvurudan Sonraki Tedbir Süreci
11. Bireysel başvurudan sonraki tarihlerde de F.Y.nin talebi üzerine Mahkemece önleyici tedbir kararının süresinin uzatılmasına karar verilmiştir. Bu kararlarda Mahkeme;
- 4/9/2024 tarihli kararıyla, taraflar arasında bulunan derdest soruşturmalar ve kovuşturmalar itibarıyla husumetin ve şiddet tehdidinin devam ettiği kanaatiyle 4/9/2024 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına,
- 3/3/2025 tarihli kararıyla, taraflar arasında bulunan derdest soruşturmalar ve kovuşturmalar itibarıyla husumetin ve şiddet tehdidinin devam ettiği kanaatiyle 4/3/2025 tarihinden itibaren dört ay süre ile uzatılmasına,
- 2/7/2025 tarihli kararıyla, taraflar arasında bulunan derdest soruşturmalar ve kovuşturmalar itibarıyla husumetin ve şiddet tehdidinin devam ettiği kanaatiyle 4/7/2025 tarihinden itibaren altı ay süre ile uzatılmasına karar vermiştir.
12. Bu süreçte de başvurucunun anılan kararlara karşı yaptığı itirazlar bu defa Menderes Aile Mahkemesinin (Aile Mahkemesi) 30/10/2024, 10/3/2025 ve 9/7/2025 tarihli kararlarıyla “taraflar arasındaki husumetin niteliği ve niceliği ile yasanın varlık sebebi dikkate alınarak amacı koruma tedbiri olan kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla” şeklindeki gerekçeyle reddedilmiştir.
D. Başvurucu ile Çocuğu Arasında Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin Dava Süreci
13. Başvurucu 21/11/2018 tarihinde F.Y. aleyhine açtığı dava ile 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 323. maddesince çocuğu E.A.Ç. ile kişisel ilişki kurulması talebinde bulunmuştur. Yapılan yargılama sonucunda Menderes 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (aile mahkemesi sıfatıyla) 3/12/2019 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın gerekçesi ile hükmün ilgili kısmı şöyledir:
"…
III-GEREKÇE:
Dava, çocukla kişisel ilişki kurulması talebine dayanmaktadır.
Davacı ve davalının resmi birliktelikleri olmadığı bir dönemde müşterek çocuğun dünyaya geldiği, babasının tanıması yoluyla nüfusa kaydının gerçekleştiği, tarafların arasının bozulmasından sonra davacının çocuğu görmekte zorluk çektiği bu sebeple bu talebine dayalı olarak dava açtığı sabit ve çekişmesiz olan hususlardır. Bunun yanı sıra davalı ve davacı arasındaki husumetten ötürü Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/145 D.İş sayılı dosyası ile 6284 sayılı yasadan kaynaklı tedbirlere hükmedildiği, davacı aleyhine yaklaşmama ve uzaklaştırma kararının mevcut olduğu, 15/04/2019 tarihinde ise davalının şikayeti üzerine davacının yönlendirdiği iddiasıyla dava dışı 3. kişiler hakkında yeni bir şikayette bulunulduğu, bu kişilerin davacının talimatı ile davalının evini takip ettikleri iddiasının bulunduğu, taraflar arasında geçmişte davalının ayağından kurşunlanması, aracının evinin önünde kundaklanması şeklindeki eylemlerde davacının etkisinin olduğu yönündeki savunması, tarafların adli kurumlardaki dava ve şikayetlerinin niteliği ve niceliği dikkate alındığında aralarındaki husumetin varlığını artarak koruduğu sabittir. Davacı ve davalının bu şekilde müşterek çocuklarını da husumetin içine çektikleri, çocuğu bu ilişkinin seyrinde bir aracı gibi gördükleri vicdani kanaatine varılmıştır. Fakat çocuğun yüksek menfaati tüm menfaatlerin üstündedir. Bu sebeple tedbiren kişisel ilişki talebi reddedilmiştir. Zira aksi halde Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 6284 sayılı yasaya dayalı tedbir kararı işlevsiz kalacak, çocuk psikolojisi bu süreci yegane mağduru olacaktır.
Ayrıca varolan husumetin derecesi gereği ve müşterek çocuğun yaşı itibariyle babasıyla öncesinde uzun süre birlikte yaşamamış olması da dikkate alınarak yatılı kişisel ilişki tesisine de karar verilmemiştir. Nitekim uzman bilirkişide kişisel ilişkinin kısa süreli olarak kurulmasını rapor etmiştir.
Açıklanan tüm bu sebeplerle davacı ve davalı arasındaki husumet baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişki kurulmasına engel olmayacağından bir baba ve bir çocuğun en doğal hakkının kişisel ilişki kurulması olduğundan davanın kabulüne ve fakat kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararının gerektiği şekilde yatılı olmaksızın tesisine karar verilmiş, husumetin niteliği ve niceliği, davacı aleyhine 6284 sayılı yasa sebebiyle verilen tedbir kararının varlığı, yeni gelişen şikayete konu eylemler, tanık anlatımları, bilirkişi raporu dikkate alınarak tedbiren verilmesi hususunda talebin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜ İLE;
Müşterek çocuk [E.A.Ç.]’i davacı babanın her ayın birinci ve üçüncü cumartesi günleri sabah saat 09:00 dan aynı gün saat 17:00'a kadar,
Dini bayramların ikinci günü sabah saat 10:00 dan aynı gün saat 17:00'a kadar,
Her yıl babalar günü sabah saat 10.00 dan aynı gün saat 20.00’ye kadar yanına alarak ŞAHSİ İLİŞKİ KURMASINA, yatılı kişisel ilişki tesisine taraflar arasındaki husumet sebebiyle çocuğun üstün yararı dikkate alınarak şu aşamada YER OLMADIĞINA,
2-Davacı tarafın tedbiren kişisel ilişki talebinin davalı aleyhine verilen 6284 sayılı koruma kararının süresinin devam ediyor oluşu, husumetin iki tarafça da inkar edilmeyen varlığı, geçmişlerinde yaşanan adli vakaların nitelik ve niceliği dikkate alınarak REDDİNE,
3-İş bu kararın Aile ve Kişiler Hukukuna ilişkin olması sebebiyle kesinleşmeden icraya konulmasının MÜMKÜN OLMADIĞINA, …"
14. Anılan karara karşı başvurucu ve F.Y. istinaf başvurusunda bulunmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 9/7/2020 tarihli kararı ile her iki tarafın da istinaf başvurularının esastan reddine temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Müşterek çocuk davacı baba tarafından tanınmış ve soybağı tesis edilmiştir. Taraflar arasında resmiyete yansıyan ihtilaflar bulunduğu sabittir. Bu ihtilaflara ilişkin davacı erkek aleyhine davalı kadın lehine 6284 sk. kapsamında verilen birçok tedbir kararı da mevcuttur. Ancak bu kararların tamamında çocuk ile kişisel ilişki kurma halleri saklı tutularak tedbir kararları verilmiştir. Belirtilen ihtilaflar özellikle T.C. Anayasası'nın 20/1nci maddesindeki ‘Aileye saygı’ kişilik hakkının doğal sonucu olan baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisini ortadan kaldırıcı nitelikte sayılamaz. Gerek uzman rapor içeriği, gerek bir kısım tanık beyanları ile de baba ile çocuk arasında kişisel ilişkinin kurulmasının uygun olacağı anlaşılmaktadır. Öte yandan kurulacak kişisel ilişkide bir yandan babalık duygusunun tatmini bir yandan çocuğun huzurunun bozulmaması koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir ki taraflar arasında görülen ceza yargılamaları, 6284 sk. kapsamındaki başvurular ve sonuçları da birlikte değerlendirildiğinde mahkemece yeterli-denetime açık-hükme elverişli-dosya içeriğine uygun gerekçe ile belirtilen şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, her iki taraf istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."
15. Davalı F.Y. temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2/11/2020 tarihli kararı ile davalının temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun hükmün onanmasına karar verilmiştir.
16. Başvurucu, 5/3/2024 tarihli nihai kararı (bkz. § 10) 6/3/2024 tarihinde öğrendikten sonra 2/4/2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
17. Başvurucu, tedbir kararının uzatılmasını gerektirecek bir eylemi olmamasına rağmen 2018 yılında verilen tedbir kararının her defasında birbirinin kopyası gerekçelerle altı aylık sürelerle uzatılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. Diyarbakır'da yaşadığını, kızı ile annesinin ise İzmir'de yaşadığını belirten başvurucu; sadece kızını görebilmek ve kızıyla vakit geçirebilmek için İzmir'e gittiğini dile getirmiştir. Ayrıca başvurucu, karşı tarafça çok eski bir olaya dayanarak koruma kararı talep edilmişse de karşı tarafın iddia ettiği vakıayı ispat edemediğini, kendisinin cezalandırılmaya çalışıldığından söz ederek uzatılan tedbir kararlarında hukuki yarar bulunmadığını iddia etmiştir. Son olarak başvurucu; tedbir kararının alınmasını gerektirecek, karşı tarafın kendisini güvensiz hissetmesine neden olacak, rahatsız edici ve hayati tehlike arz edecek nitelikte bir eylemde bulunmadığını, karşı tarafı takip de etmediğini belirterek somut olayda 6284 sayılı Kanun kapsamında karşı tarafın şiddete uğrama tehlikesi altında olması gerektiği koşulunun gerçekleşmediğini beyan etmiştir. Tüm bu sebeplerle altı senedir tek taraflı beyanla haksız şekilde tedbir kararı ile karşı karşıya kaldığını ve sunduğu delillerinin dikkate alınmadığını belirterek gerekçesi belirsiz tedbir kararı ile hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
19. Başvurucunun anılan ihlal iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
21. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
22. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
23. Olayda lehine tedbir isteyen F.Y. ile başvurucunun resmî olmayan birlikteliklerinden bir kızlarının olduğu görülmektedir. Kolluk birimince, başvurucunun F.Y.yi tehdit ettiği iddiasıyla yapılan soruşturma nedeniyle 6284 sayılı Kanun uyarınca başvurucu hakkında tedbir uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece ilk olarak, başvurucunun F.Y.ye karşı kötü muamelelerde bulunma ihtimali olduğu gerekçesiyle 4/9/2018 tarihinde önleyici tedbir kararı verilmiştir.
24. Anılan tedbir kararı sonrasında F.Y.nin talebi üzerine 2018 yılından beri aralıksız olarak 6284 sayılı Kanun kapsamında başvurucu aleyhine tedbir kararları verilmiştir. Bu süreçte, koruma kararlarında tedbir süresinin F.Y.nin tek taraflı beyanları esas alınarak herhangi bir gerekçeye yer verilmeden her defasında altı aylık sürelerle uzatıldığı sabittir (bkz. § 5). İtiraz Merci de gerekçesinde soyut bir şekilde sadece taraflar arasındaki husumetin niteliği ve niceliğine vurgu yaparak, somut bir değerlendirme yapmadan başvurucunun itirazlarını reddetmiştir (bkz. § 6). Gerekçeli karar bakımından aranacak standardın her olayın özelliğine ve kararın niteliğine göre değişebileceği kabul edilebilirse de söz konusu tedbirin bu kadar uzun sürdürülmesine yol açan devam kararlarında ve bu süreçte başvurucu ile kızı arasında kişisel ilişki tesisine karar verildiği de dikkate alındığında şiddete neden olabilecek yeni bir olgunun mevcut olup olmadığının ilk tedbir kararına göre daha da ayrıntılı olarak incelenmesi, bu nedenle aranacak standardın daha yüksek olması beklenir.
25. Başvuruya konu tedbir kararı öncesinde de yine F.Y., başvurucu ile aralarında karşılıklı taraf oldukları ve devam eden davaların bulunduğunu belirterek önleyici tedbir kararının süresinin uzatılmasını talep etmiştir. Bu kapsamda Mahkeme, bu defa tedbir isteyen ile başvurucu arasında derdest soruşturmalar nedeniyle husumetin ve şiddet tehdidinin devam ettiği kanaati ile tedbir kararının süresinin uzatılması gerektiği kanaatine varmıştır (bkz. § 8). Ancak Mahkeme kararının gerekçesinde açık ve ayrıntılı bir değerlendirmenin yapılmadığı, sadece derdest soruşturmalardan bahsedildiği, bu soruşturmaların niteliği ile şikâyet ya da ihbarın zamanına ilişkin bir açıklamada bulunulmadığı görülmüştür. Aynı zamanda başvurucunun tedbir kararlarına aykırılığının mevcut olup olmadığının da değerlendirilmediği, dolayısıyla tedbirin gerekliliğine dair başvuruya konu tedbirin devamına dair kararda Mahkemece ilgili ve yeterli bir gerekçe gösterilmediği sonucuna varılmıştır.
26. Anılan karara karşı başvurucunun önleyici tedbir alınmasını gerektirecek karşı tarafa şiddet uygulandığı ya da uygulanma ihtimalinin bulunduğuna dair tek bir delilin dahi söz konusu olmadığını belirttiği itiraz dilekçesi (bkz. § 9) kapsamında, İtiraz Mercinin somut bir değerlendirme yapmadığı görülmüştür. İtiraz Merci sadece taraflar arasındaki husumetin niteliği ve niceliğine göre kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını reddetmiştir (bkz. § 10). Anayasa Mahkemesi, gerekçeli karar hakkı yönünden olay ve olguları somut başvuru ile benzer iddiaları incelediği Salih Söylemezoğlu ([1. B.], B. No: 2013/3758, 6/1/2016), Erdal Türkmen ([2. B.], B. No: 2016/2100, 4/4/2019) ve S.M. ([GK], B. No: 2016/6038, 20/6/2019) kararlarında itiraz mercince başvurucuların beyan ve delillerinin etkili bir şekilde incelenmesi ve karşılanması gerektiğini belirterek söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Somut olayda da Mahkeme kararında başvurucunun süregelen iddialarıyla ilgili bir değerlendirme ve gerekçe bulunmamasına rağmen İtiraz Merci tarafından da başvurucunun beyan ve delillerinin etkili bir şekilde karşılanmadığı, ilgili ve yeterli somut bir gerekçenin ortaya konulmadığı anlaşılmıştır.
27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
28. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 500.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
30. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
31. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/145 D.İş, K.2018/143) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MEHMET ÇELİK, B. No: 2024/25502, 29.01.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 03, sayfa 94–102
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.