İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

HALDUN GÜLMEZ (2024/15650)

  • İfade özgürlüğü

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun odasında yapılan arama sırasında kurum görevlilerine karşı söylediği sözler nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
İfade özgürlüğüCeza infaz kurumunda ifadeİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HALDUN GÜLMEZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2024/15650)

 

Karar Tarihi: 22/7/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Aydın AYGÜN

Başvurucu

:

Haldun GÜLMEZ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun odasında yapılan arama sırasında kurum görevlilerine karşı söylediği sözler nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan hükümlü olarak Diyarbakır 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tek kişilik odada bulunmaktadır.

3. Başvurucunun barındığı Ceza İnfaz Kurumunun odasında kurum görevlilerince kısmi arama yapılmıştır. Arama sırasında başvurucunun aramayı gerçekleştiren kurum görevlilerine karşı söylediği bazı sözler nedeniyle disiplin soruşturması başlatılmıştır. Olay tutanağına göre; yapılan aramada görülen iki ve üç başlıklı tıraş bıçaklarının başlıklarının oynayıp oynamadığının başvurucuya sorulması üzerine başvurucu, görevli personelin üzerine yürüyüp yüksek sesle "tıraş bıçaklarını bırakın gidin araştırın öyle gelin bıçakları almanıza izin vermiyorum" ifadesini sarf edip aramaya müdahale ederek kargaşa yaratmaya çalışmış, kurum amiri tarafından sakinleşmesi için başvurucuya telkinde bulunulması üzerine ise başvurucu kurum amirine hitaben "adamlarını alıp gidin" demiştir. Yine tutanağa göre kurum amirinin başvurucuya "söylediklerine dikkat et onlar benim adamlarım değil benim personellerim üslubuna hitabına dikkat et" demesi üzerine ise başvurucu "ne diyeyim kadın mı diyeyim" diyerek karşılık vermiş ve agresif tavırlarını sürdürmüştür. Başvurucu, disiplin soruşturmasına karşı sözlü ya da yazılı bir savunmada bulunmamıştır.

4. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu) disiplin soruşturması sonucunda 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen "kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etme veya davranışta bulunma" eylemini gerçekleştirdiği kanaatine ulaşmıştır. Kurul, söz konusu kurala göre bir aydan üç aya kadar bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası verilmesi gerektiğini ancak iyi hâlli olmaması nedeniyle aynı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince başvurucunun bir üst ceza olan bir ay süreyle ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

5. Başvurucu, Disiplin Kurulunun kararına karşı Diyarbakır 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. Başvurucu, şikâyet dilekçesinde agresif tavırlar sergilemediğini ve tutanakta belirtilen sözleri söylemediğini ileri sürmüş, ayrıca anılan sözleri söylemiş olsa dahi bu açıklamanın ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını belirtmiştir. Bunun dışında disiplin soruşturmasının başlamasına neden olan olay tutanağının aksini gösteren delillerinin neler olduğu ya da nerelerden bu delillerin toplanması gerektiği konusunda bir açıklama yapmamıştır. Başvurucu, İnfaz Hâkimliği duruşmasına da katılmamıştır.

6. İnfaz Hâkimliği, Disiplin Kurulu kararında başvurucu tarafından söylendiği belirtilen sözlerin her ne kadar başvurucu tarafından kabul edilmemişse de olay tutanağı ile alınan beyanlardan sabit olduğu kanaatine ulaşarak 31/1/2024 tarihinde şikâyetin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları başlıklı CGTİHK nun 37. Maddesinde 'Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır' şeklinde düzenlemede hükümlünün kusurlu olarak bir eylemde bulunarak mezkur kuralları ihlal etme koşulu arandığı,suç tarihinden itibaren yasal süre içerisinde başlatılan soruşturmanın süresinde bitirildiği anlaşılmıştır.

Dosyada yapılan incelemede; Diyarbakır 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığı'nın 12/01/2024 tarih ve 2024/16 Karar sayılı kararı ile 'kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etmek veya davranışta bulunmak' eyleminden hükümlüye 1 Ay Ücret Karşılığı Çalışılan İşten Yoksun Bırakma cezası verildiği olaya ilişkin hakimliğimizce yapılan dosya incelemesinde, her ne kadar soruşturma aşamasında muteriz üzerine atılı suçlamayı kabul etmesede; olay tutanağı, Muteriz aleyhe cezaevi personelleri beyanları, dosyada bulunan bilgi ve bilgeler ile tüm dosya kapsamı hep beraber değerlendirildiğinde hükümlünün uygun olmayan söz ve davranışlarda bulunduğu ve böylece muterizin eylemi sabit olduğu anlaşılmakla, itirazının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."

7. Başvurucu İnfaz Hâkimliği kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek 20/2/2024 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 22/2/2024 tarihinde öğrendikten sonra 27/2/2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

11. Başvurucu; ceza infaz kurumu idaresi tarafından odasının on beş gün içinde dört kez arandığını, bu durumun taciz ve kışkırtma oluşturduğunu, aramaya gelen görevlilerin aramanın başında söyledikleri sözlerle kendisini tehdit ettiklerini, arama yapma görevini kötüye kullandıklarını belirtmiştir. Ayrıca başvurucu, olayın tutulan tutanakta olduğu gibi gerçekleşmediğini kendisinin sorulan sorulara cevap kapsamında bazı söylemlerde bulunduğunu açıklayarak ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa Mahkemesinin somut olayla benzer olaylarda verdiği bazı kararlara yer verilmiştir. Daha sonra Bakanlık, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediği noktasında inceleme yapılırken görüşte değinilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir.

13. Ceza İnfaz Kurumundaki odasında yapılan arama sırasında söylediği sözler nedeniyle başvurucu hakkında verilen disiplin cezasına yönelik şikâyetlerin bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer yönde bir karar için bkz. Bahtiyar Öztürk [1. B.], B. No: 2019/29262, 11/7/2024, § 18; Bekir Dönmez [1. B.], B. No:2022/106879, 14/5/2025, § 15).

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

15. Ceza İnfaz Kurumunda yapılan arama sırasında söylediği sözler nedeniyle hakkında disiplin cezası uygulanan başvurucunun ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.

16. Müdahaleye dayanak olan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı, müdahalenin Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacı kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bundan sonra yapılması gereken, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

17. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).

18. Disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğinde olan 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca, kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesine göre ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre hükümlü hakkında kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Memiş Berber [1. B.], B. No: 2017/38744, 20/10/2021, § 22).

19. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda yapılacak bir eylemin 5275 sayılı Kanun’un 39. ile 44. maddeleri arasında öngörülen disiplin suçlarından birini oluşturduğu açık olsa dahi bu durumun disiplin cezası verilmesi için tek başına yeterli olmayacağını, eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), §§ 43, 44; Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 22). Dolayısıyla başvuruya konu olayda başvurucunun ifadelerinin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı idare ve yargı kararları üzerinden incelenmelidir.

20. Ceza infaz kurumlarının idaresinde, mutlak surette varlığını sürdürmesi gereken görevler bulunmaktadır. Bu görevlerin başında kurumda disiplin ve düzenin sağlanması gelmektedir. Bu görevin yerine getirilmesinde ceza infaz kurumu çalışanları zorluklarla karşılaşmaktadır. Öte yandan çağdaş bir infaz kurumu idaresinde daima göz önünde tutulması gereken görevlerden biri de kurumda tutulan kişiler hakkında uygulanacak yaptırımlar bakımından adalet ve nesafet esaslarının egemen kılınmasıdır (Sinan Bozkurt [2. B.], B. No: 2019/31782, 13/4/2023, § 27) .

21. Eldeki başvuruda, Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun odasında yapılan arama işlemine karşı söylediği sözler nedeniyle başlatılan disiplin soruşturmasında başvurucunun kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etme veya davranışta bulunma eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle bir ay süreyle ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

22. İlgili idare ve yargılama makamlarının kararları incelendiğinde, başvurucunun disiplin cezası ile cezalandırılmasına neden olan sözlerinin kurum güvenliği ve disiplini üzerindeki etkileri yönünden hiçbir değerlendirme yapılmaksızın uygunsuz söz veya davranış niteliğinde olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.

23. Mahkemelerce verilmiş hürriyeti bağlayıcı cezaların infaz edildiği yerler olan ceza infaz kurumları sıkı güvenlik koşullarına tabi olan, düzenli bir yaşamın sürdürülmesinin, güvenliğin ve disiplinin sağlanmasının son derece önem taşıdığı yerlerdir. Bir ceza infaz kurumunda tutulan kişinin kurum görevlilerinin işlemlerine karşı diğer mahpusları etkileyecek ya da galeyana getirecek uygunsuz söz sarf etmesi ya da davranışta bulunması durumunda kurum güvenliği ve disiplininin zafiyete uğrayacağında hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Ancak somut olayda başvurucu barındığı ve tek kişilik olduğu anlaşılan odada yapılan aramaya yönelik kullandığı söz konusu ifadelerin yapılan arama işleminin sıklığı ve yerine getiriliş biçimiyle ilgili eleştiri niteliğinde de kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı, bu nedenle başvurucunun sarf ettiği sözlerin -tek kişilik odada barındığı da dikkate alındığında disiplin yönünden diğer mahpusları da etkileyip etkilemediği hesaba katılarak- ne şekilde Ceza İnfaz Kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştiğinin açıklanmadığı görülmüştür (bkz. § 6).

24. Sonuç olarak somut olayda başvurucunun sarf ettiği sözlerle kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etme veya davranışta bulunma eylemini işlediği somut olgulara dayalı olarak ortaya konulamamıştır.

25. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını denetler (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 60; hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin cezaları bağlamında bkz. Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655, 18/7/2018, §§ 50-54; Abdulhamit Babat (3) [1. B.], B. No: 2015/3370, 9/1/2020, §§ 33-37). Somut olayda idare ve derece mahkemeleri, başvurucunun eylemi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir. Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğüne bir ay süreyle ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma cezası verilmek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun gösterilemediği değerlendirilmiştir.

26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

27. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması, maddi ve manevi zararlarının giderilmesi talebinde bulunmuştur.

28. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

29. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir (Hasan Sarıcı [GK], B. No: 2018/37695, 9/10/2024, § 55).

30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 2. İnfaz Hâkimliğine (E.2024/458, K.2024/687) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, HALDUN GÜLMEZ, B. No: 2024/15650, 22.07.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 630–635

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.