İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ALPARSLAN ÖZTÜRK (2024/10173)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, el konulan zatî demirbaş tabancanın rayiç bedelinin araştırılarak bu bedelin ödenmesi talebinin yargı makamlarınca değerlendirilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıMülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkıİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ALPARSLAN ÖZTÜRK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2024/10173)

 

Karar Tarihi: 17/6/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ahmet Faruk TANYILDIZI

Başvurucu

:

Alparslan ÖZTÜRK

Vekili

:

Av. Mehmet ARSLAN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, el konulan zatî demirbaş tabancanın rayiç bedelinin araştırılarak bu bedelin ödenmesi talebinin yargı makamlarınca değerlendirilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü (İdare) emrinde görev yapmaktayken 1/9/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılmış ve davaya konu zatî demirbaş tabancasını Batman Emniyet Müdürlüğüne teslim etmiştir.

3. Başvurucu, FS-92 Beretta marka zatî demirbaş tabancasının rayiç bedelinin tarafına ödenmesini İdareden talep etmiştir.

4. İdare, işlem tarihinde yürürlükte olan 17/3/1989 tarihli ve 20111 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zâti Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik (mülga Yönetmelik) hükümleri dikkate alınarak talep hakkında değerlendirme yapılabileceğini belirtmiştir. Başvurucu, İdarenin cevabına yönelik işlemin iptali için 27/1/2023 tarihinde Ankara 4. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır.

5. Yargılama devam ederken İdare 23/1/2023 tarihli Komisyon kararı ile 2023 yılı için FS-92 Beretta marka tabancaların satış bedelini 2.947 TL, her bir fişeğin satış fiyatını ise 5,50 TL olarak belirlemiştir. Bu kapsamda İdare 23/2/2023 tarihinde, hesaplanan bedelden damga vergisi kesintisi düşüldükten sonra başvurucuya toplam 3.061,45 TL ödeme yapmıştır.

6. Mahkeme, zatî demirbaş tabancanın bedelinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin yasal dayanağının Anayasa'ya ve hukuka aykırı olduğunu, bu durumun Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulduğunu belirterek başvurucunun tabancasının bedelinin kesin olmayan bir cevapla reddine ilişkin işlemin iptaline 28/9/2023 tarihinde karar vermiştir.

7. İdare; Komisyonca belirlenen bedel üzerinden başvurucuya ödeme yapıldığını, başvurucu her ne kadar tabancanın rayiç bedelinin 2.508,71 Amerikan doları olduğunu iddia etmiş ise de mülga Yönetmelik hükümleri uyarınca Komisyonca belirlenen bedel üzerinden ödeme yapılması gerektiğini belirterek mahkeme kararını istinaf kanun yoluna taşımıştır. Başvurucu, İdarenin istinaf talebine cevap vererek İdarenin dava açılmasına sebebiyet verdikten sonra tabanca bedeli olarak kısmi ödeme yaptığını ancak 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun ek 4. maddesi gereğince tabancanın rayiç bedelinin ödenmesi gerektiğini, İdarenin kendi belirlediği miktar çerçevesinde rayiç değerinin çok altında bir ödeme yaptığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

8. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesince (Bölge İdare Mahkemesi) mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde özetle millî güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan başvurucunun bu işlemlere bağlı olarak silah ruhsatının iptal edildiği, silahına el konulduğu ve başvurucunun zatî demirbaş tabancasının bedelinin ödenmesini talep ettiği anlaşılmakta ise de meslekten çıkarılan başvurucunun statüsünde bir değişiklik olmaması nedeniyle bu aşamada silahının iadesinin hukuken mümkün olmadığı, bu kapsamda başvurucuya silahın rayiç bedelinin ödenebileceği yolunda tesis olunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

9. Başvurucu, nihai kararı 28/1/2024 tarihinde öğrendikten sonra 12/2/2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

11. Başvurucu; yargılama makamlarınca tabancanın rayiç bedelinin ödenmesi talebinin değerlendirilmediğini, davanın sonucuna etkili iddia ve itirazlarının yargılama makamlarınca cevapsız bırakıldığını iddia etmiştir. Ayrıca başvurucu; tabancanın rayiç bedelinin tarafsızca belirlenmesi talebinin dikkate alınmadığını, Mahkemece davalı İdarenin belirlediği bedelin yargılamaya esas alındığını, kararda gerekçe bulunmadığını, rayiç bedelden eksik miktarda ödeme yapıldığını belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, uyuşmazlığa konu silah yönünden mülkünün veya somut ve yeterli bir hukuki temele dayalı olarak mülkiyeti elde etme yönünde meşru bir beklentisinin bulunup bulunmadığının incelenerek Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyan dilekçesinde başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

13. Başvuru, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenmiştir.

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

15. Anayasa Mahkemesi olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan İlker Yüksel ([1. B.], B. No: 2023/105194, 9/12/2025) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararda; Bölge İdare Mahkemesince başvurucunun istinaf talebine ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, diğer bir anlatımla kararda başvurucunun tabancanın rayiç bedelinin araştırılarak bu bedelin ödenmesi yönündeki talebi bakımından bir inceleme yapılmadığı, talebin kabulü veya reddi yönünde herhangi bir gerekçeye yer verilmediğine vurgu yapılarak başvurucunun istinaf başvurusu hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmeden talebin sonuçsuz bırakıldığı ifade edilmiştir. Bu çerçevede etkili bir giderim sağlama kapasitesi bulunan dava yoluna başvuran başvurucuya tabancanın rayiç bedelinin araştırılarak bu bedelin kendisine ödenmesine dair itirazlarını ilgili makamlar önünde etkin bir şekilde ortaya koyabilme imkânı tanınmadığı, dolayısıyla teorik düzeyde etkili olduğu tespit edilen başvuru yolunun mevcut olayda başarı şansı sunma kapasitesini yitirdiğinin altı çizilmiştir. Sonuç olarak kararda; başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği belirtilmiştir.

16. Başvuruya konu olayda Anayasa Mahkemesince incelenecek ilk mesele, başvurucunun zatî demirbaş tabancasının rayiç bedelinin ödenmesine imkân tanıyan etkili bir başvuru yolunun bulunup bulunmadığıdır. Etkili bir başvuru yolunun bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde ise teorik düzeyde etkili olduğu tespit edilen bu yolun başvurucunun açtığı davada fiilen işleyip işlemediği, diğer bir ifadeyle pratikte başarı şansı sunup sunmadığı belirlenerek sonuca varılacaktır.

17. Eldeki başvuruda başvurucunun KHK ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle el konulan zatî demirbaş tabancası hakkında mülga Yönetmelik hükümleri uyarınca İdare tarafından oluşturulan Komisyon tarafından belirlenen bedel üzerinden başvurucuya ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Başvurucu, Mahkeme nezdinde açtığı davada tabancanın rayiç bedelinin ödenmesini talep etmiş; Mahkemece dava konusu işlem iptal edilmiştir. Başvurucu, İdarenin istinaf talebine cevap vererek İdarenin dava açılmasına sebebiyet verdikten sonra tabanca bedeli olarak kısmi ödeme yaptığını ancak bu ödemenin silahın rayiç değerinin çok altında olduğunu, rayiç değer araştırması yapılmadığını ve bu nedenle düşük bedel ödendiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

18. Bölge İdare Mahkemesince başvurucunun statüsünde bir değişiklik olmaması nedeniyle bu aşamada silahının iadesinin hukuken mümkün olmadığı ancak başvurucuya silah bedelinin ödenebileceği yolunda tesis olunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davalı İdarenin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiş ise de kararda İdarece oluşturulan Komisyon tarafından tabancanın rayiç bedeli belirlenerek başvurucuya ödeme yapılması olgusunun tartışılmadığı gibi başvurucunun tabancanın rayiç değerinin Komisyonun belirlediği bedelden çok daha yüksek olduğu yönündeki iddiasının da araştırılmadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda somut başvuruda İlker Yüksel kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

19. Bu bağlamda etkili bir giderim sağlama kapasitesi olan dava yoluna başvuran başvurucuya tabancanın rayiç bedelinin araştırılarak bu bedelin ödenmesine dair itirazlarını ilgili makamlar önünde etkin bir şekilde ortaya koyabilme imkânı tanınmamıştır. Dolayısıyla teorik düzeyde etkili olduğu tespit edilen başvuru yolu somut olayda başarı şansı sunma kapasitesini yitirmiştir.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III.   GİDERİM

21. Başvurucu; ihlalin tespitine, yeniden yargılama yapılmasına ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

22. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir (Adnan Mutlu [1. B.], B. No: 2022/88206, 12/6/2025, § 29).

23. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine (E.2023/7524, K.2024/42) iletilmek üzere Ankara 4. İdare Mahkemesi (E.2023/263, K.2023/1647) GÖNDERİLMESİNE,

Ç. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

D. 3.518,70 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 43.518,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ALPARSLAN ÖZTÜRK, B. No: 2024/10173, 17.06.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 83–87

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.