Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
MUSA FAZIL KEÇECİ (2023/97640)
- Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, mahsup talebinin reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı | İnfaz, koşullu salıverme | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MUSA FAZIL KEÇECİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/97640) |
|
|
|
Karar Tarihi: 8/4/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Selahaddin MENTEŞ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Yusuf Enes KAYA |
|
Başvurucu |
: |
Musa Fazıl KEÇECİ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, mahsup talebinin reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmıştır. Bu hüküm 8/5/2023 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Başvurucu hakkında düzenlenen müddetnamede ceza infaz kurumuna giriş tarihi 21/9/2023, koşullu salıverilme tarihi 27/9/2025, hak ederek tahliye tarihi 20/4/2027 olarak gösterilmiştir. Müddetnamede; 18/7/2016-20/7/2016 tarihleri arasındaki 2 gün gözaltı, 20/7/2016-24/1/2017 tarihleri arasındaki 188 gün tutukluluk ve 30/7/2021-21/9/2023 tarihleri arasındaki 783 gün tutukluluk süreleri olmak üzere toplam 973 günün mahsup edildiği belirtilmiştir.
4. Başvurucu; müddetnamede ceza infaz kurumuna giriş tarihinin 21/9/2023 olarak yanlış yazıldığını, aynı dosya kapsamında 18/7/2016 ve 28/7/2021 tarihlerinde başlayan farklı gözaltı ve tutukluluk süreçleri bulunmasına rağmen özellikle ikinci tutuklama öncesindeki gözaltı süresinin müddetnamede yer almadığını ve bu sürenin infazdan düşülmediğini belirterek tespit edilen bu eksikliklerin ve olası diğer hataların giderilmek suretiyle müddetnamenin düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
5. Kocaeli 2. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) müddetnamede usul ve kanuna aykırılık veya hesap hatası bulunmadığını, başvurucunun ikinci tutukluluk öncesi gözaltı iddiasının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarında tespit edilemediğini, 30/7/2021 tarihinde yakalama yapıldığını ve bu sürenin de zaten mahsup edildiğini belirterek mahsup talebinin reddine karar vermiştir.
6. Başvurucu; İnfaz Hâkimliği kararına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde müddetnamede 21/9/2023 olarak belirtilen ceza infaz kurumuna giriş tarihinin hatalı olduğunu, 28/7/2021-30/7/2021 tarihleri arasında geçirdiği ve UYAP'a işlenmeyen gözaltı süresinin Gebze Molla Fenari Jandarma Karakolu nezarethane kayıtları, vukuat raporları ve darp-cebir raporu ile sabit olduğunu belirterek bu sürenin infaz hesabına dâhil edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
7. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi), İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek 18/10/2023 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 23/10/2023 tarihinde öğrendikten sonra 13/11/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurucu 27/10/2023 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu; dilekçesinde ceza infaz kurumuna giriş tarihinin müddetnamede yanlış yazıldığını ve iki günlük gözaltı süresinin infaz hesabına dâhil edilmediğini, bu husustaki itirazlarının İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından UYAP'taki veri eksikliğini ispatlayacak jandarma kayıtları, nezarethane defterleri ve doktor raporları gibi somut deliller incelenmeksizin yalnızca hatalı UYAP kayıtları esas alınarak reddedildiğini, eksik veri girişi ve taleplerinin dikkate alınmaması nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirterek sorumlulardan şikâyetçi olduğunu ileri sürmüştür.
10. Başvurucu 27/9/2024 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunduğu ek beyan dilekçesinde müddetnamede ikinci tutukluluk döneminin başlangıcı olarak 30/7/2021 tarihinin esas alındığını ancak Kocaeli İl Jandarma Komutanlığından temin ederek dosyaya sunduğu tutanaklara göre fiilî yakalanma tarihinin 28/7/2021, saatinin 22.00 olduğunu belirtmiştir. Bu doğrultuda başvurucu, özgürlüğünden mahrum kaldığı 28/7/2021-29/7/2021 tarihlerindeki 2 günlük sürenin de toplam cezasından mahsup edilmesi gerektiğini savunmuştur. İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesine yaptığı itirazların reddedilmesi üzerine mağduriyetini ispatlayan bu resmî tutanakları Anayasa Mahkemesine sunarak dosyanın bu yeni belgeler ışığında değerlendirilmesini talep etmiştir.
11. Başvurucu, 28/9/2024 tarihinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle salıverilmiştir (Müddetnamede koşullu salıverilme tarihi 27/9/2025, bihakkın tahliye tarihi 20/4/2027 olarak gösterilmiştir.).
12. Komisyon, adli yardım talebini kabul etmiş, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
13. Başvurucu; Ağır Ceza Mahkemesinin UYAP üzerindeki hatalı veya eksik verileri esas alarak hüküm kurduğunu, lehine olan delillerin toplanması ve ilgili kurumlardan evrak celbi yönündeki taleplerinin hukuki bir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, nihai kararın somut gerçeklere ve hukuki dayanaklara değil usul ve kanuna aykırılık olmadığı şeklindeki soyut ve kalıp ifadelere dayandırıldığını, eksik inceleme yapıldığını belirterek adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden temin edilen belgelerin sunulduğu ve başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilip edilmediğine dair incelemenin Anayasa, ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
15. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. Mahsup, bir hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve kişi hürriyetini sınırlama sonucu doğuran hâller sebebiyle geçirilmiş sürelerin hapis cezasından indirilmesidir. Bir suç nedeniyle de olsa henüz hakkında mahkûmiyet hükmü bulunmayan bir kimsenin hürriyetinden mahrum edilmek suretiyle ortaya çıkan haksızlığı telafi etmek amacıyla mahsup müessesesine başvurulmaktadır. Özgürlükten yoksun kalınan sürelerin mahkûmiyetten indirilmesiyle bu haksızlık giderilmektedir. Mahsup kurumu adalet ve hakkaniyet duygusunun gereği olarak özgürlüğü kısıtlanmış bir kişi bakımından denkleştirme görevi görmektedir (Burhan Yaz (3) [GK], B. No: 2021/7919, 29/5/2024, § 41).
18. Dolayısıyla mahsup kurumu Anayasa'da güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ceza hukuku alanında gerçekleştirmeye yönelik bir kurum olarak kabul edilebilir. Türk hukuk sisteminde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesindeki "Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir." şeklindeki genel hüküm ile mahsubun mecburiliği sistemi kabul edilmiştir. Bu sisteme göre mahkûm kusuru ile tutuklu kalmış olsa dahi tutukluluk süresinin verilen cezadan indirilmesi zorunludur (Burhan Yaz (3), § 42).
19. Kişinin şartları oluştuğu hâlde mahsup talebinin reddedilmesi; mahsup talep ettiği ceza bağlamında hapiste kalma süresinin uzaması, kişinin hukuk sistemince belirlenenden daha fazla bir süre hürriyetinden yoksun kalması, dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır (Ramazan Özgün [2. B.], B. No: 2016/3932, 24/6/2020, § 37).
20. Somut olayda başvurucu, ikinci tutuklama öncesindeki 28/7/2021-30/7/2021 tarihleri arasındaki gözaltı süresinin mahsup edilmediğini ileri sürmüştür. İnfaz Hâkimliği, UYAP kayıtlarında böyle bir gözaltının tespit edilemediği gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Başvurucu, İnfaz Hâkimliği kararına itirazında UYAP'a işlenmeyen bu sürenin jandarma tutanakları ve nezarethane kayıtlarıyla sabit olduğunu savunmuş; bu sürenin infaz hesabına dâhil edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Buna rağmen itiraz merci olan Ağır Ceza Mahkemesi de itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu; Anayasa Mahkemesine sunduğu ek beyan dilekçesinde yakalama ve gözaltı süreçlerini tevsik eden tutanakları bireysel başvuru dosyasına ibraz etmiştir.
21. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesi, infaz hâkimliğini ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına, özellikle de mahsup işlemlerine ilişkin kararları almakla görevlendirmiştir. Aynı Kanun'un 6. maddesi ise hâkime, şikâyet konusu işlemler hakkında karar vermeden önce resen araştırma yapma ve ilgililerden bilgi ve belge isteme yetkisi tanımıştır. Bu yasal çerçeve uyarınca İnfaz Hâkimliği, yalnızca şeklî inceleme yapan bir merci değil infaz işlemlerine yönelik itirazlarda maddi gerçeği araştırmakla yükümlü bir yargı makamıdır. Olayda, nezarethane kayıtları ve kolluk tutanaklarının celbiyle başvurucunun 28/7/2021 tarihindeki gözaltı durumunun tespiti mümkündür. Buna rağmen İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi, maddi gerçeği ortaya çıkaracak bu araştırmayı yapmaktan imtina etmiş; somut delillere ulaşmak yerine yalnızca UYAP kayıtlarında veri bulunmamasını yeterli görerek eksik incelemeyle karar vermiştir.
22. Başvurucunun yakalama ve gözaltı süreçlerini tevsik eden tutanakları İnfaz Hâkimliğine sunduğu başvuru dilekçesi ekinde ibraz edememiş olması, İnfaz Hâkimliğinin bu hususları resen araştırma ve maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Başvurucunun dahi şahsi çabasıyla temin ederek Anayasa Mahkemesine sunabildiği bu belgelere, kamu gücünü ve yargısal denetim yetkisini haiz İnfaz Hâkimliğinin ilgili kuruma yazacağı bir müzekkere ile ulaşması pekâlâ mümkündür.
23. Netice itibarıyla yargı mercilerinin iddiaları araştırmaksızın verdiği ret kararları başvurucunun yasal mahsup hakkının elinden alınmasına ve kişi hürriyetinin kanunda öngörülenden daha uzun süre kısıtlanmasına sebebiyet vermiştir. İnfaz makamlarının başvurucunun somut bilgi ve kanıtlar sunmasına karşın mahsup talebini reddetmesi ve mahsup edilecek sürenin doğru hesaplanmasını sağlamaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlal edilmiştir.
24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
25. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 10.000.000 TL maddi ve 10.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
27. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeli 2. İnfaz Hâkimliğine (E.2023/4870, K.2023/4858) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MUSA FAZIL KEÇECİ, B. No: 2023/97640, 08.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 732–736
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.