Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
HAYRULLAH TURAN (2023/96670)
- İfade özgürlüğü
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, ceza infaz kurumunda verilen yemeği toplu olarak almama eylemine katılmadan dolayı disiplin cezasıyla cezalandırılmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| İfade özgürlüğü | Ceza infaz kurumunda açlık grevi | İhlal Olmadığı | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
HAYRULLAH TURAN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/96670) |
|
|
|
Karar Tarihi: 6/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Aydın AYGÜN |
|
Başvurucu |
: |
Hayrullah TURAN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda verilen yemeği toplu olarak almama eylemine katılmadan dolayı disiplin cezasıyla cezalandırılmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, olay tarihinde silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hükümlü olarak Tarsus 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.
3. Aralarında başvurucunun da bulunduğu mahpuslara 10/7/2023 tarihinde öğle iaşesi olarak dağıtılan yemeğin tutuklu ve hükümlüler tarafından teslim alınmadığı tespit edilmiştir. Bunun üzerine aynı tarihte başvurucu hakkında Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu) tarafından disiplin soruşturması başlatılmıştır.
4. Disiplin Kuruluna sunulan soruşturma raporu sonucunda Disiplin Kurulu 28/7/2023 tarihinde protesto amacıyla idarece öğlen ve akşam iaşesi olarak verilen yemeği topluca almama eylemine katıldığı gerekçesiyle başvurucu hakkında bir ay haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası verilmesine karar vermiştir. Disiplin Kurulu kararında "...hükümlü/tutukluların cezaevi disiplin kuralları çerçevesinde davranış sergilemeyerek kurumu ve kurum idaresini protesto etmek amacıyla yemek almama eylemini gerçekleştirdikleri yapılan soruşturma neticesinde anlaşılmış olup; hükümlülerin bu eyleminin Ceza İnfaz Kurumunda disipline muhalif oldukları, kurumda kalan diğer hükümlü/tutuklulara kötü örnek oldukları ve Cezaevi huzur ve güvenliğini bozduklarından düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından Kanun ve Yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği ve gerekli kıldığı davranış ve tutumları kusurlu olarak ihlal ettiklerinden; yaptıkları eylemin nedeni ve sebebi her ne olursa olsun disiplin cezası ile cezalandırılmaları gerekmektedir." gerekçesine yer verilmiştir.
5. Başvurucu, Disiplin Kurulunun kararına karşı Tarsus İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. Şikâyeti inceleyen Hâkimlik, gerekçeli kararında öncelikle Disiplin Kurulunun kararında yer alan gerekçeye değinmiştir. Devamında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 37. maddesinde yer alan düzenlemeyi alıntıladıktan sonra ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması için mahpusların "mevzuat ne derse, idare ne emrederse ona uymak zorunda" olduklarını belirtmiştir. Hâkimlik kusurlarıyla bu hususu ihlal eden mahpusun verilen cezaya katlanması gerektiğini açıklayıp konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarına yer verdikten sonra topluca yemek almama eyleminin bir diyalog yöntemi olamayacağını, pasif direniş oluşturan bu durumun ceza infaz kurumunda sürdürülebilir güvenli bir yaşamın tesisini zorlaştıracağını vurgulayarak başvurucunun şikâyetinin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"5275 sayılı yasa 37nci maddesinin ilk cümlesinde şöyle der: 'Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.' Aynı yasanın 116ncı maddesinde ise disiplin kurallarının tutuklular açısından da geçerli olduğundan bahseder.
Özetle, mahpus ceza infaz kurumunda, düzenli bir yaşamın sürdürülebilmesi için, güvenliğin ve disiplinin sağlanması için mevzuat ne derse, idare ne emrederse ona uymak zorundadır. Bu hususları kusuruyla ihlal ederse cezasına katlanır. Suçlar ve cezaları yasayla belirlenir. Her suçun karşılığı olan ceza bellidir.
Hükümlü veya tutuklular tarafından gerçekleştirilen toplu eylemlerde, idarenin düzen ve işleyişin korunması için gerekli önlemleri alması zorunluluğu aşikardır.
...
Eldeki olayda, topluca yemek almama eyleminin bir diyalog yöntemi olduğu ve disiplin suçu oluşturmayacağı savunmasının kabulü halinde, pasif direniş görünümü altında ceza evinde sürdürülebilir güvenli bir yaşamın tesisi oldukça zorlaşacaktır. Disiplin kurulunun kanuna dayanarak yaptığı değerlendirmede hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından Tarsus 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından verilen cezanın yerinde olduğu kanaatine varılarak hükümlünün şikayetinin reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
6. Başvurucu, İnfaz Hâkimliği kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) İnfaz Hâkimliğince verilen kararda belirtilen gerekçenin ayrıntılı ve yeterli olduğunu açıklayarak 23/10/2023 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
7. Başvurucu 6/11/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur..
8. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu; spora on kişiyle birlikte katılma, sohbete farklı odalarda çıkma, atölye ve kurslara katılma, oda değişiklikleri, görüş saatlerinin uzatılması, görüş sırasında yiyecek ve içeceklerin soğuk olması, kırtasiye malzemesinin verilmemesi, süreli süresiz yayın hakkının karşılanmaması gibi konularda Ceza İnfaz Kurumu uygulamalarının sorun oluşturduğunu belirtmiştir. Bu nedenle demokratik tepkisini göstermek için yemek almadığını belirten başvurucu, verilen disiplin cezası nedeniyle maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının, ifade özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının, özel hayata saygı hakkının, haberleşme hürriyetinin, suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa Mahkemesinin somut olayla benzer olaylarda verdiği bazı kararlara yer verilmiştir. Başvurucunun haberleşme hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında inceleme yapılırken görüşte değinilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
11. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Anayasa'nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar "söz, yazı, resim veya başka yollar" olarak belirtilmiş ve "başka yollar" ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK], B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43). Başvurucu yaptığı eylemle ifade açıklamasında bulunmuş; idarece verilen yemeğin topluca alınmamasını bir ifade aracı olarak kullanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun verilen disiplin cezasına yönelik şikâyetlerinin bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. Ceza İnfaz Kurumunda verilen yemeğin topluca alınmaması nedeniyle hakkında disiplin cezası uygulanan başvurucunun ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.
14. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı, müdahalenin Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacı kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bundan sonra yapılması gereken, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
15. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).
16. Disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğinde olan 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca, kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesine göre ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre hükümlü hakkında kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Memiş Berber [1. B.], B. No: 2017/38744, 20/10/2021, § 22).
17. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda yapılacak bir eylemin 5275 sayılı Kanun’un 39. ile 44. maddeleri arasında öngörülen disiplin suçunu oluşturduğu açık olsa dahi bu durumun disiplin cezası verilmesi için tek başına yeterli olmayacağını, eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), § 44; Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 22). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun idarece verilen yemeği topluca almama eylemine katılmasının kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı yargı kararlarının gerekçeleri üzerinden incelenmelidir.
18. Başvuruya konu olayda başvurucu, diğer mahpuslarla birlikte öğlen iaşesi olarak verilen yemeği almamıştır. Başvurucu, aşamalardaki savunmalarında infaz kurumunun talepleri karşısındaki uygulamalarını protesto etmek amacıyla anılan eylemi gerçekleştirdiğini ifade etmiştir. Başlatılan soruşturma sonrasında başvurucunun gerçekleştirdiği eylemin ceza infaz kurumunun güvenliğini ve disiplinini bozduğu, infaz kurumunda düzenli yaşamın sürdürülmesini sağlayan kuralları ihlal ettiği sonucuna varılarak disiplin cezası verilmiştir (bkz. § 4). Başvurucunun disiplin cezasına karşı yaptığı şikâyeti inceleyen yargılama makamları da başvurucunun gerçekleştirdiği eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte olduğu sonucuna ulaşmışlardır (bkz. §§ 5,6).
19. Mahkemelerce verilmiş hürriyeti bağlayıcı cezaların infaz edildiği yerler olan ceza infaz kurumları sıkı güvenlik koşullarına tabi olan, düzenli bir yaşamın sürdürülmesinin, güvenliğin ve disiplinin sağlanmasının son derece önem taşıdığı yerlerdir (Rıza Şahin [1. B.], B. No: 2016/12909, 22/7/2020, § 44). Ceza infaz kurumlarının devletin kontrolü altındaki özel alanlar olması ve dolayısıyla devletin hem bu kurumda bulunanların güvenliklerini ve sağlıklarını koruma hem de disiplini tesis etme yükümlülüğünün bulunması karşısında hükümlülerin ve tutukluların ceza infaz kurumlarında diledikleri şekilde eylem yapma özgürlüğünün bulunmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013).
20. Ceza infaz kurumlarında yapılacak olan ya da yapılmış bir uygulamanın hukuka aykırı olduğu düşünüldüğünde öncelikle yapılması gereken davranış bu hususta ilgili mercilere talep ve itirazlarını iletmektir. Aksinin kabulü ceza infaz kurumlarının uygulamalarına karşı her tür protesto eyleminin yapılabilmesi sonucunu doğuracak hatta mahpusların sürekli toplu eylemlerde bulunmasına da imkân tanınmış olacaktır (Barış İnan (2) [1. B.], B. No: 2018/38006, 17/11/2021, § 25).
21. Olay günü başvurucu, diğer bazı mahpuslarla birlikte protesto amacıyla verilen yemeği almama eylemini gerçekleştirmiştir. Söz konusu eylemin başvurucu ve diğer mahpusların spor etkinliklerine kimlerle katılma ya da hangi oda veya koğuşta kalmaya yönelik çeşitli taleplerinin yerine getirilmesi için yapıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunun yaptığı uygulamanın hukuka aykırı olduğuna ilişkin idari veya yargısal mercilere başvurduğunu ancak bir sonuç alamaması nedeniyle tepkisini toplu hâlde yemek almamak suretiyle gösterme yoluna gittiğini veya somut olayın koşullarında tepkisini derhâl göstermekte haklı olduğunu Anayasa Mahkemesi önünde ispat edebilmiş değildir.
22. İnfaz Hâkimliği gerekçeli kararında Disiplin Kurulunun kararında belirttiği gerekçeyi dikkate aldığını ve sonrasında 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesindeki genel unsurun gerçekleştiğini vurgulamıştır. Bu karara karşı yapılan itirazın incelenmesinde de İnfaz Hâkimliğinin kararında yer verdiği gerekçenin yeterli olduğu belirtilmiştir. Buna göre yargılama makamlarının başvurucunun gerçekleştirdiği eylemin kurumun düzeni ve disiplini üzerindeki olumsuz etkilerini ilgili ve yeterli gerekçeyle açıkladığı kanaatine varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Deniz Şah ve İlhan Kaya [GK], B. No: 2021/39476, 16/12/2025, §§ 39-40)
23. Öte yandan başvurucunun da aralarında olduğu terör suçlarından hükümlü veya tutuklu olan bir grubun ceza infaz kurumunda hangi odada veya hangi mahpusun hangi mahpusla birlikte spor ve benzeri faaliyetlere katılmasına dair infaz kurumu uygulamalarına yönelik taleplerinin karşılanmadığı iddiasıyla bu durumu protesto etmek amacıyla anılan eylemi gerçekleştirmelerinin kurumun düzen ve disiplini olumsuz yönde etkilemeyeceği söylenemez. Nitekim başvuruya konu olayda başvurucu ve diğer mahpusların öğle ve akşam iaşelerini toplu olarak almamalarının Ceza İnfaz Kurumunun olağan işleyiş düzeninde değişiklik oluşturduğunun kabul edilmesi gerekir (karşılaştırmak için bkz. Şeyhmus Demircan [2. B.], B. No: 2022/94408, 1/10/2025, § 20). Bunun yanında ceza infaz kurumu uygulamalarına karşı mevzuatta öngörülen başvuru yöntemlerinin kullanılmasındansa protesto amacıyla değişik eylemlerin gerçekleştirilmesinin mahpusların çeşitli taleplerinin yerine getirilmesi için başvurulan bir yöntem olarak benimsenmesi ceza infaz kurumlarını sürekli bir şekilde protestoların yapıldığı yerler hâline getirebilecektir. Bu nedenlerle idare ve yargılama makamlarının disiplin cezasına konu eylem nedeniyle Ceza İnfaz Kurumunda disiplinin bozulduğu, düzenli bir yaşamın sürdürülmesinin ve güvenliğin sağlanmasının zorlaştığı yönünde ulaştığı kanaatin keyfî olmadığı anlaşılmıştır.
24. Sonuç olarak başvurucunun idarece verilen yemeği toplu olarak almama eylemine katılmasını haklılaştırmak için dayandığı gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde ceza infaz kurumunda bulunmasının gerektirdiği sorumluluğa uygun davranmadığı açıktır. Başvurucuya verilen cezanın zorunlu bir ihtiyacı karşıladığı, başvurucunun gerçekleştirdiği eylemle beklenen fayda ile ceza infaz kurumundaki disiplinin temin edilmesi arasındaki dengenin sağlandığı, başvurucuya eylemi nedeniyle verilen 1 ay süreyle haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama (telefon) disiplin cezasının orantısız olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
Ç. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, HAYRULLAH TURAN, B. No: 2023/96670, 06.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 648–653
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.