İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

ENDAM HATİCE ÖZASLAN (2023/89439)

  • Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve tutuklamaya etkin şekilde itiraz edilememesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıTutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni)İhlalManevi tazminat
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıTutukluluk (süre)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ENDAM HATİCE ÖZASLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/89439)

 

Karar Tarihi: 10/2/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Ömer Faruk NURSAÇAN

Başvurucu

:

Endam Hatice ÖZASLAN

Vekili

:

Av. Mehmet ERDEM

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve tutuklamaya etkin şekilde itiraz edilememesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. 20/7/2015 tarihinde Suruç'ta (Şanlıurfa) Suriye'deki çatışmalara ilişkin basın açıklaması sırasında DEAŞ tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen bombalı intihar saldırısında 34 kişi hayatını kaybederken 73 kişi yaralanmıştır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 28; Selahattin Demirtaş (5) [2. B.], B. No: 2016/4154, 10/6/2020, § 11).

3. PKK silahlı terör örgütünün haber kanallarından olan (başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ifade edildiği üzere) ANF NEWS, NUCE CİWAN ve ETHA HABER isimli girilmesi yasaklı olan haber kanallarında 2023 yılı Temmuz ayında farklı tarihlerde Suruç olayına ilişkin eylem çağrı haberleri yayımlanmıştır.

4. 21/8/2023 tarihinde ise başvurucu ve arkadaşı A.M.M.A. Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde bulunan G.G. isimli işyerine ait duvara sprey boyayla "SURUÇ için Adalet ESP VE 33'leri Unutma ESP!", aynı ilçede bulunan başka bir evin duvarına "SURUÇ için adalet esp" şeklinde yazılar yazmıştır. Bu durumun 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğüne video kaydı ile birlikte ihbar edilmesi üzerine olayla ilgili olarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır.

5. 22/8/2023 tarihinde başvurucu silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan evinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. 23/8/2023 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda vekilinin katılımı ile şüpheli olarak vermiş olduğu savunmasında A.M.M.A.yı ortak arkadaşları sebebiyle tanıdığını, DEAŞ'ın Suruç'ta gerçekleştirdiği olaya tepki göstermek ve bu olayı unutturmamak amacıyla olay günü A.M.M.A. ile birlikte duvara yazı yazma kararı aldıklarını, ANF NEWS, NUCE CİWAN127.XYZ ve Firatnews.com adresli haber kanallarını takip etmediğini, bu kanallarda çıkan haber ve çağrılara istinaden yazıları yazmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Aynı gün Başsavcılık başvurucunun anılan suçtan tutuklanması için sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir.

6. Gaziantep 5. Sulh Ceza Hâkimliği (Sulh Ceza Hâkimliği) başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Şüpheli hakkında isnat edilen Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme suçu yönünden üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, kanunda öngörülen müeyyidenin alt ve üst sınırları, hep birlikte değerlendirildiğinde dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler ile kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, şüpheliye isnat edilen suç için kanunda öngörülen ceza miktarına göre kaçma veya saklanma girişiminde bulunabileceği, müsnet suçun CMK 100/3 maddesinde yazan katalog suçlar kapsamında olması ile birlikte tutuklama nedeninin varlığı ile adli kontrol tedbirinin bu aşamada yetersiz kalacağı gibi tutuklamanın ölçülü bir tedbir olacağı kanaatine varılarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının şüpheli hakkında tutuklanması yönündeki talebinin KABULÜ İLE; CMK'nın 100 ve devamı maddeleri gereğince şüphelinin TUTUKLANMASINA..."

7. Başsavcılık 29/8/2023 tarihli iddianameyle A.M.M.A. ile birlikte başvurucunun hakkında tutuklama kararına konu olan suçtan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.   İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:

"...SORUŞTURMANIN BAŞLAMASI VE TOPLANAN DELİLLER:

112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğüne 21.08.2023 tarihinde 47749704 numarasıyla; "mavi kot pantolon koyu penyeli siyah sırt çantalı 25'li yaşlarda 2 bayan sokak arasında duvara suruç için adalet ESP birde 33 leri unutma yazarak oyuncak müzesi istikametine yaya olarak uzaklaştılar" şeklinde ihbar geldiği,

İhbara istinaden yapılan kontrollerde Şahinbey İlçesi ... Sokakta bulunan [G.G.] isimli iş yerine ait duvara spreyle "SURUÇ için Adalet ESP VE 33'leri Unutma ESP!" şeklinde ibarelerin yazıldığının görüldüğü, ... sayılı ikametin duvarına "SURUÇ için adalet esp" şeklinde ibarelerin yazıldığının görüldüğü,

Olaya ilişkin ihbarcının gönderdiği video kaydının ve olay yeri güvenlik kameralarının incelemesi sonucu şahısların kimlik bilgilerinin tespit edildiği, şahısların dosyamız şüphelileri [A.M.M.A] ve Endam Hatice ÖZASLAN olduğunun tespit edildiği,

Olaya ilişkin olarak şüphelilerin adresinde arama yapıldığı;

Şüpheli Endam Hatice ÖZASLAN'ın adresinde yapılan aramada;

-ATILIM isimli derginin ele geçirildiği, dergi içeriğinde açık bir şekilde terör örgütlerinin şiddeti ve diğer terör eylemlerine teşvik eder mahiyette propagandasının yapıldığı sempatizan kitlenin devletin güvenlik güçlerine yönelik eylem ve saldırılarının kahramanlık olarak gösterilmeye çalışıldığı, halkın terör örgütleriyle aynı safta bulunarak ayaklanmaya hazır geniş kitleler oluşturmasına teşvik edici söylemlerde bulunulduğunun tespit edildiği, ayrıca şüphelinin adresinde toplatma kararı bulunan birçok yayının ele geçirildiği,

...

-Şüphelinin dijitallerinde yapılan inceleme sonucunda atılı suçlamaya ilişkin birçok görüntü ve yazışmaların tespit edildiği,

SONUÇ ve KANAAT :

Örgütün haber kanallarından olan ANF NEWS, NUCE CİWAN ve ETHA HABER isimli girilmesi yasaklı olan haber kanallarında Suruç olayına ilişkin eylem çağrı haberleri yayınlandığı, şüphelinin yapılan telefon incelemelerinde ve tarayıcı geçmişlerinde ilgili ETHA HABER sitesine girildiğinin görüldüğü, aynı zamanda şüphelinin ikametinde örgüte ait yayınlar yapan ATILIM DERGİSİNİN bulunduğu, bu hali ile şüphelinin örgütün ideolojisine benimseme halinde olduğu ve örgütün çağrılarına uyarak eylem yaptığı hususunda kuvvetli şüphe oluştuğu, kaldı ki şüphelinin dosyada mevcut mesaj tutanaklarında yaptıkları eylemin suç unsuru içerdiğini bildiklerinin görüldüğü, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dosya içerisine alınan Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/13315 Esas, 2022/1941 Karar numaralı 12/04/2022 tarihli kararıyla benzer yazılama eyleminin "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu" oluşturduğuna ilişkin karar ilamı da göz önünde bulundurularak şüphelilerin üzerilerine atılı suçu işledikleri..."

8. Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Ağır Ceza Mahkemesi) 7/9/2023 tarihli tensip zaptı ile başvurucunun tutukluluk hâlinin devamı kararlaştırılmıştır. Tensip zaptında iddianamenin, tensip zaptının ve duruşma gününün sanıklara ve vekiline bildirilmesine, sanıkların duruşma günü hazır edilmeleri için ceza infaz kurumuna yazı yazılmasına karar verilmiş, bunlar dışında delil toplanmasına yönelik bir karar alınmamıştır. Kararın tutuklamanın devamı ile ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Sanıklar Endam Hatice ÖZASLAN ve [A.M.M.A.]'nın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, üzerine atılı suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, delillerin henüz tam olarak toplanamamış oluşu, atılı suçun CMK'nın 100. Maddesinde sayılan tutuklama nedeninin varsayıldığı katalog suçlardan olması, kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunması, suç için öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında bu aşamada verilecek adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı, tutuklama tedbirinin orantılı ve ölçülü olduğu anlaşılmakla sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA..."

9. Başvurucu vekilinin diğer sebeplerin yanı sıra kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunmaması sebebiyle tutukluluk hâlinin sonlandırılması talebini içerir itirazı 18/9/2023 tarihinde reddedilmiştir.

10. İtirazın reddi kararını 24/9/2023 tarihinde öğrendiğini beyan eden başvurucu 2/10/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Bireysel başvuru sonrasında 3/10/2023 tarihli ilk duruşmada iddianame ve diğer dosya içerisinde bulunan deliller okunmuş, başvurucu ve A.M.M.A. savunma yapmış, Cumhuriyet savcısının mütalaa için süre istemesi üzerine süre verilmiş ve başvurucu ile A.M.M.A. yurt dışına çıkış yasağı uygulanmak suretiyle tahliye edilmiştir. Tahliyeye ilişkin karar şu şekildedir:

"...Tüm dosya kapsamı incelendiğinde delillerin toplanmış olduğu, delil karartma şüphesinin bulunmadığı ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre de göz önüne alındığında daha fazla tutuklu kalmasının orantılı olmayacağı, adli kontrol ile beklenen faydanın sağlanacağı kanaatine varılmakla sanıkların AYRI AYRI TAHLİYESİNE..."

12. Ağır Ceza Mahkemesi 20/5/2025 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar vermiştir. Gerekçeli kararda; başvurucunun örgütün talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastıyla örgütle ilgili duvar yazılarını yazdığına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını, ele geçirilen maddi ve dijital materyallerin silahlı terör örgütü sempatizanlığı kapsamında olduğunu ancak başvurucunun silahlı terör örgütüne yardım etme faaliyetinde bulunduğuna dair bir emare olmadığını, söz konusu yazı içeriklerinin somut bir eyleme davet oluşturmadığını belirtmiştir.

13. Başsavcılık karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Yargılama istinafta derdesttir.

14. Komisyon, adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A.  Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

15. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, tutuklama kararının ve bu karara itirazı üzerine verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın gerekçe içermediğini belirterek ölçülü olmayan tedbir nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına atıf yapılarak değerlendirmenin bu içtihat doğrultusunda yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı bireysel başvuru formundaki açıklamalarını yinelemiştir.

17. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.   

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

19. Şikâyete konu olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

20. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

21. Soruşturma mercileri tutuklama kararı verirken PKK silahlı terör örgütünün medyasında Suruç olaylarına ilişkin çağrılar üzerine başvurucunun soruşturmaya konu yazıları sprey boyayla yazmasına ilişkin görüntü kaydına, konutunda ele geçirilen yasaklı yayınlara ve dijital materyallere dayanmıştır (bkz. §§ 6, 7). Suruç olaylarının yıl dönümünde terör örgütünün haber kanallarında bu olayları gündemde tutmak amacıyla eylem çağrısı yapılmış, başvurucuda cep telefonundan bu haber kanallarından birine erişerek bu çağrıya uygun şekilde, bu çağrılara yakın sayılacak zaman diliminde duvar yazıları yazmıştır. Başvurucunun bu eylemi Sulh Ceza Hâkimliği ve soruşturma makamları tarafından terör örgütünün çağrısı üzerine gerçekleştirilen eylem olarak kabul edilmiştir. Söz konusu tespitlere dayalı olarak atılı suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğuna ilişkin değerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

22. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının ve ölçülülüğünün değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel ve özel koşullar gözardı edilmemelidir.

23. İncelenen olayda Sulh Ceza Hâkimliğince verilen tutuklama kararında tutuklama nedeni olarak atılı suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan katalog suçlardan olmasına, atılı suçun vasıf ve mahiyetine, başvurucunun alabileceği muhtemel ceza miktarına göre kaçma veya saklanma girişiminde bulunma ihtimaline dayanılmıştır (bkz. § 6). Tensip zaptı ile verilen tutukluluk hâlinin devamı kararında ise atılı suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan katalog suçlardan olması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, delillerin henüz tam olarak toplanamamış olması, kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunması, öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında bu aşamada verilecek adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacak olması tutukluluk hâlinin devamı nedenleri olarak kabul edilmiştir (bkz. § 8).

24. Öncelikle Sulh Ceza Hâkimliğince verilen tutuklama ve tensip zaptıyla verilen tutukluluk hâlinin devamı kararlarında başvurucunun üzerine atılı suçun katalog suç olduğu belirtilmiştir. Oysa Sulh Ceza Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesinin kabulünün aksine başvurucunun tutuklandığı örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun katalog suçlardan olmadığı görülmektedir. Bu sebeple kaçma veya delilleri değiştirme riski gibi bir tutuklama nedeni olduğunun varsayılabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla yargı mercilerince tutuklama nedeninin mevcut olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

25. Bir ceza soruşturması veya kovuşturması bağlamında uygulanan tutuklama tedbirleri bakımından kaçma şüphesinin bulunup bulunmadığının veya devam edip etmediğinin belirlenmesinde -suçun ya da cezanın niteliğine ilişkin olanların yanı sıra- şüphelinin veya sanığın durumunun da özellikle dikkate alınması gerekmektedir. Bu bağlamda şüpheli veya sanığın sabit bir yerleşim yerinin olup olmadığı, mesleği, mal varlığı, ailesinden veya işinden kaynaklı bağlantıları, yakalanma şekli, süreç içindeki tavır ve davranışları, başka bir ülkeye gitmesini veya orada barınmasını kolaylaştıran bazı özel koşulların bulunup bulunmadığı, kişilik özelliklerini ortaya koyan olgular, ahlaki durumunu gösteren tutum ve eylemleri gibi kişisel (subjektif) unsurlar birlikte değerlendirilerek bir kanaate ulaşılmalıdır (Eren Erdem [1. B.], B. No: 2019/9120, 9/6/2020, § 135).

26. Nitekim buna paralel olarak 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa bu tutuklama nedenine dayanılabileceği belirtilmiştir. Yine 5271 sayılı Kanun'un 101. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde tutuklama kararında tutuklama nedenlerinin (kaçma şüphesinin) varlığını gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterileceği ifade edilmiştir.

27. Başvurucu; tutukluluğa itiraz dilekçesinde kaçma şüphesinin bulunmadığını, tüm delillerin toplandığını beyan etmiştir. Başvurucu, evinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başvurucunun gözaltına alınmadan önce kaçma girişiminde bulunduğuna ilişkin bir olgunun söz konusu olmadığı görülmüştür. Tüm bu hususlar karşısında başvurucunun kaçma riski taşıdığı sonucuna varılmasını haklı çıkaracak herhangi bir kişisel değerlendirme tutuklama kararında bulunmamaktadır.

28. Delillerin karartılması şüphesiyle ilgili olarak ise Sulh Ceza Hâkimliğince verilen tutuklama kararında bir değerlendirme yapılmamıştır (bkz. § 6). Buna karşılık Ağır Ceza Mahkemesince tensip zaptıyla verilen tutukluluk hâlinin devamı kararında ise sadece delillerin henüz tam olarak toplanamamış olması sebebiyle delilleri karartma ihtimaline dayanıldığı anlaşılmıştır (bkz. § 8).

29. Delilleri karartma riskinin soyut bir biçimde değerlendirilemeyeceği, olgusal bir temelinin bulunması gerektiği açıktır. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde bu tutuklama nedenine dayanılabilmesi için şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması gerektiği belirtilmiştir. Diğer bir deyişle delilleri karartma şüphesinin temelinde şüpheli veya sanığın davranışları olmalıdır. Yine 5271 sayılı Kanun'un 101. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde bu tutuklama nedenini işaret eden delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterileceği vurgulanmıştır.

30. Başvurucu hakkında tensip zaptıyla tutukluluk hâlinin devamına dair karar verilmekle birlikte delil toplanması yönünde herhangi bir karar verilmemiştir. Tensip zaptından sonraki ilk duruşmada ise delillerin toplanmış olduğu, delil karartma şüphesinin bulunmadığı belirtilerek başvurucu tahliye edilmiştir. Tensip zaptının düzenlenmesinden sonraki ilk duruşma tarihine kadar dosyaya yeni bir delil girdiğine yönelik duruşma zaptında açıklamaya yer verilmemiştir.

31. Öte yandan başvurucunun olay tarihinde duvarlara yazı yazdığına dair görüntü kaydı, başvurucunun ikrarı ve terör örgütünün basın organlarında yer alan çağrılar ile başvurucunun evinde yapılan aramada ele geçirilen basılı ve dijital materyaller tutuklama ve tutukluluk hâlinin devamı kararlarının verildiği tarihte soruşturma ve kovuşturma makamlarının uhdesindedir. Benzer şekilde Başsavcılık ek yeni deliller elde etme ihtiyacı duymadan bu deliller ışığında iddianame düzenlemiştir (bkz. § 7). Ayrıca tutuklamadan önce hakkında soruşturma başlatılacağını bilen başvurucunun serbest olduğu zaman diliminde en azından basılı dergi ile telefonunda tespit edilen delilleri karartmaya yönelik girişimde bulunduğuna ilişkin bir bilgi veya bulgu söz konusu değildir. Bu koşullar altında başvurucunun soruşturmayla ilgili delillerin karartılmasını sağlayabilecek bir konumda olduğu söylenemeyecektir.

32. Dolayısıyla başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine ilişkin kararda yer alan açıklamaların başvurucunun kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğunu, buna dair somut olgular olduğunu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koyduğunu söylemek mümkün değildir.

33. Sonuç olarak meşru bir amacının varlığına dair olgular yeterli dayanaklarla ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelerle bağdaşmadığı anlaşılmıştır.

34. Varılan bu sonuç karşısında tedbirin ölçülülüğü yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

35. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Tutuklamaya Karşı İtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia

36. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararına karşı yaptığı itirazın bir sonraki numaralı mahkeme tarafından incelendiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Bakanlık görüşünde; ilgili Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına atıf yapılarak değerlendirmenin bu içtihat doğrultusunda yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı bireysel başvuru formundaki açıklamalarını yinelemiştir.

38. Başvurucunun şikâyetinin özü, Ağır Ceza Mahkemesince tensip zaptıyla verilen tutukluluk hâlinin devamı kararına karşı yaptığı itirazın bir sonraki numaralı ağır ceza mahkemesince değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. Başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

39. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur.

40. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere yakalama ve tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkân sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilen başvurucular yönünden anılan yolun tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Cafer Yıldız [2. B.], B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı [1. B.], B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40).

41. Eldeki olayda başvurunun incelendiği tarih itibarıyla tahliye olduğu anlaşılan başvurucu yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

42. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan hak arama yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

44. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

45. Başvuruda tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Ancak başvurucu tahliye edilmiştir. Bu nedenle ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Bununla birlikte kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya talebine bağlı kalınarak net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Tutuklamaya etkin şekilde itiraz edilememesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ENDAM HATİCE ÖZASLAN, B. No: 2023/89439, 10.02.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 03, sayfa 327–334

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.