İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

MEHMET İGİT (2023/8646)

  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, süresi içinde temyiz sebepleri bildirilmediği gerekçesiyle başvurucunun temyiz talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Mahkemeye erişim hakkıİhlalYeniden yargılama
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Masumiyet karinesi (Ceza)İncelenmesine Yer Olmadığı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MEHMET İGİT BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/8646)

 

Karar Tarihi: 17/6/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucu

:

Mehmet İGİT

Vekili

:

Av. Abdulmutalip ÖZASLAN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, süresi içinde temyiz sebepleri bildirilmediği gerekçesiyle başvurucunun temyiz talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Kasten öldürme suçunu işlediği iddiasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamenin Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) kabul edilmesiyle başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Mahkemenin 26/10/2016 tarihli ve E.2014/206, K.2016/363 kararıyla başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle kasten insan öldürme suçundan beraatine karar verilmiştir.

3. Diğer sanıklar (suça sürüklenen çocuklar) müdafii ve katılan vekili, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf istemi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) tarafından duruşma açılmak suretiyle incelenmiş ve Mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş; başvurucunun kasten öldürme suçundan asli fail olarak müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 5/11/2019 tarihinde temyiz taleplerini esastan reddetmesi ile hüküm kesinleşmiştir.

5. Başvurucu 2021 yılında sunduğu dilekçe ile olay tarihinde on sekiz yaşından küçük olduğunu, zira Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2021/162, K.2021/485 sayılı kararı ile 1/1/1995 olan doğum tarihinin 10/7/1997 olarak düzeltilmesine karar verildiğini belirterek Ceza Dairesinden yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

6. Ceza Dairesince yargılamanın yenilenmesi istemi kabule değer görülerek E.2022/124 sayılı dosya üzerinden yargılama başlamış, duruşma açılmasına karar verilmiş, iki celse duruşma yapılmıştır. Ceza Dairesi kararında değişiklik yapılmasına yer olmadığı gerekçesi ile önceki kararının onaylanmasına karar vermiştir. Ceza Dairesi kararının hüküm fıkrasında kanun yoluna ilişkin yer alan ifade şöyledir:

"Yüze Karşı verilenler için tefhimden, yokluğunda verilenler için tebliğinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle ayrıca cezaevinde olanlar için CMK’nun 263/1 maddesi gereğince tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek temyiz yoluna başvurabileceği hatırlatılarak CMK 286. Maddesi gereğince YARGITAY nezdinde temyizi kabil olmak üzere Sanık müdafileri Av.... ve Av. ... ve Katılanlar vekili ...'ın yüzlerine karşı C.Savcısı ...'in huzurunda 16/05/2022 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı."

7. Başvurucu vekilleri, hükmün yüze karşı açıklanmasından (tefhimden) itibaren süresinde 16/5/2022 tarihli dilekçe ile kararı temyiz ettiklerini belirterek süre tutum talebinde bulunmuştur.

8. Başvurucunun Ceza Dairesinden talep ettiği duruşma tutanakları 7/6/2022 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

9. Başvurucunun tutulu bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla Ceza Dairesine iletilmek üzere temyiz sebeplerini gösterir 16/6/2022 tarihli dilekçe, ceza infaz kurumu tarafından yazılan müzekkere ile Mahkemeye sunulmuş, "Diğer Evrak" başlığı altında Mahkemenin E.2014/206 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

10. Başvurucu 20/6/2022 tarihli dilekçe ile gerekçeli kararın henüz kendisine gönderilmediğini belirterek Ceza Dairesinden gerekçeli kararın tarafına iletilmesini talep etmiştir. Gerekçeli karar, başvurucunun tutulu bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla başvurucuya 28/6/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu müdafii 26/1/2022, vekilleri 29/6/2022 tarihli dilekçe ile başvurucunun müdafiliğinden/vekilliğinden çekildiklerini Ceza Dairesine bildirmişlerdir. Başvurucunun vekillerin çekilme dilekçesi 5/7/2022 tarihinde başvurucunun tutulu bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu tarafından 26/10/2022 tarihli vekâletname ile yetkilendirilen Av. Abdulmutalip Özaslan 31/10/2022 tarihli dilekçe ile temyiz sebeplerini beyan etmiştir. Dilekçede ayrıca başvurucunun müdafiilerinin vekillik görevinden istifa ettikleri, başvurucunun üzerine atılı suçun vasfı itibarıyla zorunlu müdafiiliğe tabi olduğu ve vekillik görevinin yeni üstlenildiği belirtilmiş; vekâletname ile gerekçeli temyiz istemleri sunulmuştur.    

13. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, temyiz sebeplerini gösterir dilekçenin 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 295. maddesinde belirtilen yedi günlük yasal süre geçtikten sonra sunulduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca temyiz talebinin reddine karar vermiştir.

14. Nihai kararı 23/12/2022 tarihinde öğrenen başvurucu vekili 20/1/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 295. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen yedi günlük kanuni sürede gerekçeli temyiz dilekçesini sunması gerektiğinin, aksi takdirde temyiz talebinin reddedileceğinin kendisine ve zorunlu müdafi ataması yapılarak müdafiine bildirilmediğini, temyiz sebeplerinin süresi içinde sunulmadığına ilişkin kararın hatalı olduğunu belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik kararlarına atıfta bulunularak mevcut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

19. Başvurucunun yaptığı temyiz talebinin temyiz sebeplerini içeren dilekçeyi süresinde vermediği gerekçesiyle reddedilmesini konu alan Hüseyin Volkan Kurt ([GK], B. No: 2019/42687, 8/3/2023) kararında Anayasa Mahkemesi, mevzuat hükümleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay ceza dairelerinin kararlarını dikkate alarak mahkemeye erişim hakkı bağlamında değerlendirmelerde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığını üç aşamalı inceleme yöntemi çerçevesinde değerlendirmiştir: Başvurucunun temyiz sebeplerini bildirmemesi nedeniyle temyiz talebinin reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesine dayandığı görülmüştür. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının olduğu anlaşılmıştır. Süresi içinde temyiz sebeplerini içeren dilekçenin sunulmaması nedeniyle temyiz talebinin reddedilmesi ile temyiz mahkemelerinin içtihat mahkemesi olma fonksiyonuna uygun olarak gereksiz yere meşgul edilmemesinin ve böylelikle nitelikli talepler üzerinde yoğunlaşmasının temin edilmesini amaçladığına işaret edilmiştir. Bu çerçevede, müdahalenin meşru bir amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anılan kararda ölçülülük ilkesi yönünden ise özellikle yeni sistemde temyiz kanun yoluna ilişkin usul kurallarının uygulanmasında Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu arasında yorum farklılıkları ortaya çıktığına dikkat çekilmiştir. Bu çerçevede kararlara karşı hangi kanun yoluna, ne şekilde ve ne sürede başvurulacağı ile bu başvuruların sonuçlarına dair eksik veya yanıltıcı bilgilendirmelerin yapıldığı durumlarda, sürelerin ne zaman ve hangi şartlarda başlayacağı konusunda uygulama birliğinden söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Yargı mercileri arasındaki bu tür farklı uygulamaların taraflar açısından kanunun öngörülebilirliği ve hukuki güvenlik ilkesi bakımından ciddi sorunlara yol açtığı ifade edilmiştir (Hüseyin Volkan Kurt, §§ 11-29, 34-55).

20. Hüseyin Volkan Kurt kararına konu başvuruda Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi, başvurucuya yalnızca temyiz için öngörülen genel nitelikteki on beş günlük süreye ilişkin ihtarda bulunmuş ancak 5271 sayılı Kanun'un 295. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz sebeplerini içeren ek dilekçe verilmesi gerektiği yönünde bir bilgilendirme yapmamıştır. Diğer bir ifadeyle temyiz süreci bir bütün olarak değerlendirilmemiş, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren temyiz gerekçelerini ihtiva eden ek dilekçe vermesi konusunda başvurucu eksik bilgilendirilmiştir. Buna rağmen eksik bilgilendirme içeren karara karşı süresi içinde gerekçe sunmayan başvurucunun temyiz talebi reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu tür ağır bir müdahalenin varlığı hâlinde mahkemelerin dengeleyici tedbirler alma yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamıştır. Özellikle temyiz sebeplerinin zamanında sunulmamasının sonuçları hakkında ilgilinin açıkça bilgilendirilmesi gibi önlemler alınmadan doğrudan ret kararı verilmesinin mahkemeye erişim hakkını güçleştirdiği ve başvurucuya aşırı külfet yüklediği için orantısız olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır (Hüseyin Volkan Kurt, §§ 45-56).

21. Nitekim 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun ile konu hakkındaki ilgili mevzuatta değişiklik yapılmıştır. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 291. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün" ibaresi "hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece temyiz başvurusunda sürenin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı ve iki hafta olduğu öngörülmüştür. Ayrıca 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik ile 5271 sayılı Kanun'un 295. maddesinin tamamının yürürlükten kaldırılması ile temyiz başvurusundaki süre ve usule ilişkin yedi ve on beş günlük ayrıma son verilmiş, böylelikle uygulamada oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.

22. Somut olayda başvurucunun istinaf mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi talebini kabul ederek verdiği karara (bkz. § 6) karşı sunduğu temyiz sebeplerini gösterir dilekçesi, ceza infaz kurumu tarafından Mahkemeye gönderilmiş ve Mahkemenin E.2014/206 sayılı dosyasına kaydedilmiştir (bkz. § 9). Anılan dilekçenin Mahkemeye gönderilerek sehven yargılamanın yenilenmesinden önceki eski esaslı dosya içerisine kaydedilmesi nedeniyle kararın temyiz incelemesinin yapılamadığı anlaşılmıştır. Bu durum ise temyiz kanun yoluna başvuru dilekçesini ilgili mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan başvurucunun, kendisine atfedilemeyen ve adli organların iç işleyişinden kaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutulması sonucunu doğurmuştur. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

24. Başvurucu, ek olarak verilen mahkûmiyet hükmü ve bu hükme yönelik yürütülen yargılama işlemleri nedeniyle adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mevcut başvuruda ulaşılan sonuç ve uygun görülen giderim gözetildiğinde yapılacak yeniden yargılamada ilgili mahkemelerce başvurucunun yargılamanın esasına ilişkin diğer şikâyetlerinin değerlendirilebileceği anlaşıldığından başvurucunun eldeki başvuruda değerlendirme konusu yapılmayan diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu; ihlalin tespiti ile manevi tazminat talep etmiştir.

26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

27. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

Ç. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için Yargıtay 1. Ceza Dairesine iletilmek üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine (E.2022/124, K.2022/679) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, MEHMET İGİT, B. No: 2023/8646, 17.06.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 34–38

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.