Karar yılı 2025 · İkinci Bölüm
YILMAZ ŞEN (2023/85764)
- Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve Cumhuriyet Başsavcılığının görüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı | Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) | Anayasal ve Kişisel Önemin Olmaması | — |
| Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı | Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
YILMAZ ŞEN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/85764) |
|
|
|
Karar Tarihi: 23/12/2025 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Ömer Faruk NURSAÇAN |
|
Başvurucu |
: |
Yılmaz ŞEN |
|
Vekili |
: |
Av. Özkan GÜNER |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve Cumhuriyet Başsavcılığının görüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunu işlediği isnadıyla başlatılan soruşturma kapsamında 9/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır. 20/4/2017 tarihli iddianame ile anılan suçtan cezalandırma istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 19/11/2019 tarihinde başvurucuyu tahliye etmiştir. 9/7/2020 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan neticeten 10 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi tayin olunan hapis cezasının süresini dikkate alarak adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı sonucuna ulaşmış, sübut bulan suçun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan suçlardan olması, hapis cezası süresine göre kaçma ihtimali belirdiğinden diğer bazı sanıklar yanında başvurucu hakkında hükmen tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesine karar vermiştir.
4. Ağır Ceza Mahkemesi 14/8/2020 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. 21/5/2021 tarihinde başvurucunun istinaf talebi reddedilerek tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Hükmün temyiz edilmesi üzerine 10/5/2023 tarihinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi başvurucu hakkında teşdit sebepleri bulunmadan fazla ceza tayini nedeniyle hükmün bozulmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
5. Ağır Ceza Mahkemesi bozma sonrası 25/7/2023 tarihli tensip zaptı ile başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına, duruşmanın 19/10/2023 tarihine bırakılmasına karar vermiştir. Tensip zaptının ilgili kısmı şu şekildedir:
"... Sanıklar [N.Y.], [H.K.], Yılmaz ŞEN, [A.O.K.], [E.Y.Ş.], [S.K.]'in tutuklulukta geçirdikleri süre, bozma nedeni, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde yazılı suçlardan olması, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı değerlendirilerek TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA,
...
Sanık Yılmaz ŞEN'müdafi Av.Yakup GÜL'ün 05/07/2023 tarihli dilekçesi ile,
...
Sanık Yılmaz ŞEN'in 03/07/2023 tarihli dilekçesi ile TAHLİYEYE İLİŞKİN TALEPLERİN REDDİNE,
2- Sanıkların tutukluluk hallerinin 23/08/2023, 21/09/2023 tarihlerinde dosya üzerinden incelenmesine..."
6. Başvurucunun eşi T.Ş. tutuklamanın devamı kararına 31/7/2023 tarihinde itiraz etmiştir. 9/8/2023 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun eşinin itirazını yerinde görmeyerek itirazın reddi kararı ile dosyayı İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. 15/8/2023 tarihide İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi itirazın reddine karar vermiştir.
7. 23/8/2023 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun tutukluluk durumunu resen dosya üzerinden inceleyerek tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Aynı kararla başvurucunun 15/8/2023 tarihli tahliye talepli dilekçesinin reddine de karar verilmiştir. Bu karara başvurucu 28/8/2023 tarihinde, başvurucu müdafii 31/8/2023 tarihinde itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaasını alarak itirazın reddine karar vermiştir.
8. Başvurucu, ret kararını 12/9/2023 tarihinde öğrendiğini belirtmiş olup 19/9/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan incelemede, 21/9/2023 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tutukluluk durumunu resen ve dosya üzerinden inceleyerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ve başvurucunun 18/9/2023 tarihli tahliye talepli dilekçesinin reddine de karar vermiştir.
10. Ağır Ceza Mahkemesindeki 19/10/2023 tarihli ilk duruşmada başvurucunun mahkeme huzurunda savunmasını yaptığı, diğer sanıklar yanında başvurucunun atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesini gerektirir somut bulgular bulunduğuna dikkat çekilerek tutuklulukta geçen süre, delillerin büyük oranda toplanmış olması, kaçma ya da delilleri karartma şüphesinin bulunmaması gözönüne alınarak tutukluluktan beklenen tedbirin adli kontrol tedbiriyle de sağlanabilecek olması gerekçeleriyle başvurucu ve diğer tutukluların tahliyesine, haklarında yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
11. Ağır Ceza Mahkemesi 28/5/2024 tarihinde diğer sanıklar hakkında verdiği çeşitli hükümlerin yanı sıra başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiştir. Dosya temyiz incelemesi aşamasında derdesttir.
12. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluk süresinin makul olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmadan yapılması ve Cumhuriyet Başsavcılığının görüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Tutukluluk İtiraz İncelemesi Sırasında Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
13. Başvurucu, tutukluluğa itiraz incelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün kendisine tebliğ edilmemesi/bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun ihlal iddiaları konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları tekrar etmiştir.
15. Anayasa Mahkemesi Devran Duran ([GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, §§ 104-122) kararında; tutukluluğa itiraz incelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün şüpheli veya sanıklara bildirilmemesinin anayasal önem taşımadığını, içeriğinde başvurucunun cevap vermesini gerektirmeyen ve daha önce ileri sürülmemiş yeni bir olgudan bahsedilmeyen durumlarda savcılık görüşünün başvurucuya bildirilmemesinin önemli bir zarara da neden olmadığını ifade etmiştir. Somut olayda da Ağır Ceza Mahkemesince yapılan itiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısının yazılı görüşünün alındığı anlaşılmıştır. Başvurucu, savcılık görüşünün kendisine bildirilmediğini ileri sürmüşse de başvuru formu ve eklerinde bu görüş yazısında kendisinin cevap vermesini gerekli kılan ve daha önce haberdar olmadığı yeni bir olgunun bulunduğu dile getirilmemiştir (aynı mahiyette karar için bkz. Hüsame Emre [GK], B. No: 2022/101811, 31/7/2025, § 36). Dolayısıyla başvurucunun iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
17. Başvurucu, tutukluluğun devamına ilişkin kararların dosya üzerinden yapılan incelemeyle verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Bakanlık görüşünde; başvurucunun ihlal iddiaları konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları tekrar etmiştir.
19. Anayasa Mahkemesi Kadir Ayhan (1. B.], B. No: 2020/20083, 10/3/2021) ve Yavuz Cengiz ([1. B.], B. No: 2019/37138, 15/6/2021) kararlarında bu şikâyetlere ilişkin yaptığı incelemelerde, başvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını sağlamayacağını ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş; bu durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.
20. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararlarda bu tür ihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel başvuruda bulunulması gerektiğini açıklayarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
21. Somut olayda 25/7/2023, 9/8/2023 ve 21/9/2023 tarihlerinde yapılan resen tutukluluk incelemeleri ile tahliye talebi değerlendirmelerinde (bkz. §§ 5-9), tahliye talepleri incelenen başvurucunun 19/10/2023 tarihli ilk duruşmada mahkeme önüne çıktığı ve savunmasını yaptığı görülmüştür (bkz. § 10). Dolayısıyla anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluk itiraz incelemesi sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, YILMAZ ŞEN, B. No: 2023/85764, 23.12.2025. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 18, sayfa 332–335
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.