İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

CEVDET DÜNDAR (2023/85087)

  • Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıTutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni)İhlalManevi tazminat

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

CEVDET DÜNDAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/85087)

 

Karar Tarihi: 3/3/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Muzaffer KORKMAZ

Başvurucu

:

Cevdet DÜNDAR

Vekili

:

Av. Hüseyin ÇEKEN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 3/9/2023 tarihinde başvurucu ile H.K. ve A.K.nın araçlarından inerek kavga ettikleri ve bu sırada başvurucunun eşinin silah ateşlenmesi sonucu yaralandığı ihbarı üzerine soruşturma başlatmıştır.

3. Gözaltına alınan başvurucu 4/9/2023 tarihli Başsavcılık ifadesinde; trafikte seyir hâlindeyken tekerlekli sandalyedeki engelli bir kişiye yol vermek amacıyla aracını durdurduğunu, bu esnada arkasında bulunan aracın yanında durduğunu ve camı açan şüpheli H.K.nın kendisine "Bilmiyorsan araç kullanma senin karını sinkaf ederim." dediğini, kendisinin "Terbiyesizlik yapma yanımda eşim var bu laflar sana yakışmıyor." şeklinde karşılık vermesi üzerine H.K.nın aracından indiğini, kapısını zorla açarak kendisini darbetmeye başladığını, H.K.nın elinde bıçağa benzer bir cisim olduğunu gördüğünü, kendisini korumak amacıyla ruhsatlı silahını torpido gözünden çıkardığını, silahı gören H.K.nın kendisini araçtan çıkardığını, silahının kabzasıyla H.K.nın başına birkaç kez vurduğunu, H.K.nın silahını elinden almaya çalıştığını, bu sırada silahın ateş aldığını, birlikte yere düştüklerini, H.K.nın silahı almak için mücadeleye devam ettiğini ve silahın ikinci kez ateşlendiğini, daha sonra birinin "Kadın vuruldu." dediğini duyduğunu, H.K.nın oğlu şüpheli A.K.nın da kendisini yerde tekmelemeye başladığını, bu sırada yerden kalkarak eşinin yanına koştuğunu ve silahı aracının içine attığını ifade etmiştir. Başvurucu; kendini koruma amacıyla silahını çıkardığını, kimseyi vurma amacının olmadığını, istese olayın başlangıcında ve eşinin vurulmasından sonraki süreçte silahıyla yakın mesafeden diğer şüphelileri vurabileceğini ancak böyle bir eylemde bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun müdafii ise 5/9/2023 tarihinde başvurucunun eşinin cenaze töreninin yapılacağını ve başvurucunun cenaze törenine katılmak istediğini belirterek başvurucunun adli kontrol kararıyla serbest bırakılması gerektiğini söylemiştir.

4. Başsavcılık, olası kastla öldürme suçundan tutuklanmaları istemiyle başvurucu ve diğer şüpheli H.K.yı 4/9/2023 tarihinde Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.

5. Başvurucu, sorgusunda Başsavcılıkta verdiği ifadesini tekrarlamıştır. Başvurucunun müdafii de başvurucunun eşinin 5/9/2023 tarihinde defin töreninin yapılacağını belirterek başvurucunun 70 yaşında olduğunu ve tutuklama talebinin reddinin gerektiğini ifade etmiştir. Şüpheli H.K. ise sorgusunda "Ben ateş etmedim, karşı taraf ya 2 ya da 3 kez ateş etti, ben hakaret etmedim, silahım yoktur. Cevdet isimli şahsın silahını almaya çalıştık. O bana yol vermedi, benim oğlum kornaya bastı, sonrasında Cevdet isimli şahıs durdu arabadan indi, bize silah çekti, iner inmez bize ateş etti, ben ateş etmedim, oğlum A.K. da yanımdaydı, oğlum Cevdet'e 'dur artık yengeyi vurdun' dedi, ben bizzat eşini vurup vurmadığını görmedim, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.

6. Hâkimlik, başvurucu ve diğer şüpheli H.K.nın isnat edilen suçtan tutuklanmalarına karar vermiştir. 4/9/2023 tarihli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Şüphelilerin üzerine atılı bulunan Olası Kast ile Kasten Öldürmek suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren; şüphelilerin savunma içerikleri ile bilgi alma tutanakları, ölü muayene tutanağı ve 03/09/2023 tarihli tutanak içeriği ile ifadeli görüntülü inceleme ve teşhis tutanağı ve dosya kapsamında kuvvetli suç şüphesini gösterir somut delillerin bulunması, atılı suçun CMK'nın 100/3-a maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, olay yeri inceleme raporunun ve olay anına ilişkin güvenlik kamera görüntü kayıtlarına ilişkin çözümleme raporunun henüz dosyaya kazandırılmamış oluşu ile soruşturmanın devam ediyor oluşu nazara alındığında mevcut delil durumuna göre şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin bulunduğu, bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı CMK’nun 100. maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101. maddeleri uyarınca AYRI AYRI TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"

7. Başvurucu müdafii; olaya ilişkin görüntü kayıtlarını, başvurucunun devam eden prostat, diabetik nöropati ve kalp hastalıklarına ilişkin raporları, başvurucunun eşinin vefatı sonrasında başvurucuya yapılan ve ciddi düzeyde kötü çıktığını belirttiği tahlillerin sonuçlarını ve başvurucunun gecikilmeksizin bir hastanenin kardiyoloji servisinde müşahede altına alınması gerektiğine ilişkin uzman görüşünü dilekçesine ekleyerek anılan karara itiraz etmiştir. Başvurucu müdafii, itiraz dilekçesinde başvurucunun vücudunda H.K. ve A.K. tarafından darbedilmesine bağlı oluşan yaralanmalara dair muayene raporu ile diğer şüphelilerin aracında yapılan aramada iki adet bıçak bulunduğu hususunun itiraz merci tarafından dikkate alınması gerektiğini ifade etmiş; ayrıca başvurucunun tahliye edilerek eşinin cenaze törenini takip eden taziye sürecine katılmak istediğini de vurgulamıştır. Bu itiraz Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 13/9/2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Ret kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Şüpheli Cevdet DÜNDAR'ın Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 04/09/2023 tarih ve 2023/548 Sorgu sayılı kararı ile Üstsoy'dan Akrabayı Kasten Öldürmek suçundan dolayı tutukluluk kararı verildiği, verilen karara şüpheli müdafii tarafından itiraz edildiği, ilgili Hakimlik tarafından itiraz yerinde görülmediğinden reddine karar verilerek itirazın incelenmesi için mahkememize gönderildiği anlaşılmakla; şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırları, bu aşamada adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı ve şüphelinin tutuklu kaldığı süre gözetilerek Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin itiraza konu tutuklamaya ilişkin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından şüpheli müdafinin Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 04/09/2023 tarih ve 2023/548 Sorgu Sayılı tutukluluk kararına ilişkin itirazlarının reddi ile şüphelinin TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA... [karar verildi.]"

8. Bu karar, başvurucuya 14/9/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/10/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başsavcılık 22/1/2024 tarihli iddianameyle başvurucu ile diğer şüpheliler H.K. ve A.K. hakkında kasten öldürme suçundan cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

10. Başsavcılık, ilk olarak başvurucu ile diğer şüpheliler H.K. ve A.K. arasında vuku bulan olaya ilişkin bilgi verdikten sonra ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kemik kırıkları ve iç organ yaralanmalarından gelişen iç kanama sonucu başvurucunun eşinin ölümünün gerçekleştiğini, olay yerinde bulunan üç adet boş kovanın ve maktulü yaralayan merminin de başvurucuya ait silahtan atıldığının Ankara Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğü tarafından tespit edildiğini belirtmiştir. İddianamede, suçlamalara esas alınan diğer temel olgular ve değerlendirmeler şöyledir:

i. Başsavcılık olaya ilişkin tanık beyanlarına dayanmıştır. Tanık R.G.; olay anında karşı yoldan bağırma sesleri duyduğunu, iki aracın yan yana durmuş olduğunu, üç erkek şahsın arasında arbede yaşandığını, daha sonra iki el silah sesi duyduğunu ancak silahın hangi şahsın elinde olduğunu görmediğini belirtmiştir. Tanık T.D. ise olay tarihinde ikametinde bulunduğunu, dışardan sesler gelmesi üzerine balkona çıktığını, yol üzerinde iki aracın durduğunu, üzerinde renkli bir tişört bulunan erkek şahsın belinde silah olduğunu ve şahsın elini beline attığını gördüğünü ancak silahı çıkarıp çıkarmadığını göremediğini, olayın devamında üç el silah sesi duyduğunu ve daha sonra bir kadının yere düştüğünü ifade etmiştir.

ii. Başsavcılık, olaya ilişkin video görüntülerine yönelik bilirkişi raporu almıştır. 25/10/2023 tarihli raporda; başvurucunun kullandığı beyaz renkli araç ile diğer şüphelilere ait aracın yan yana durduğu, H.K.nın araçtan indiği ve koşarak başvurucuya doğru sol elini kaldırdığı ve başvurucunun aracının kapısını açmaya çalıştığı, A.K.nın da araçtan inerek başvurucunun aracının sağ ön bölümüne tekme attıktan sonra başvurucunun bulunduğu tarafa yöneldiği, H.K.nın aracın sol ön kapısını açtığı ve A.K. ile birlikte başvurucuyu çekerek araçtan çıkardıkları, başvurucunun sağ elinde silah bulunduğu, H.K. ve A.K.nın başvurucuya birçok kez elleriyle vurdukları, başvurucunun da sağ elinde bulunan silahla H.K.nın kafasına iki kez vurduğu, taraflar arasında arbedenin devam ettiği esnada başvurucunun müteveffa eşinin araçtan indiği, tarafları ayırmaya çalıştığı, A.K. ile başvurucu arasındaki arbedenin devam ettiği, A.K.nın başvurucunun yüzüne vurduğu, başvurucunun aldığı darbenin etkisiyle dengesini kaybettiği ve aracın açık olan kapısına çarptığı, daha sonra sağ eliyle A.K.ya doğru hamle yaptığı, başvurucu ile A.K.nın birbirlerine dönük vaziyette oldukları ve maktulün şüphelilerin arasında bulunduğu, bir el silah sesinin duyulduğu, bu esnada kayıt yapan tanığın telefon kamerasını aşağıya doğru indirmesiyle görüntü alınamadığı, silah sesinin duyulmasından sonra başvurucunun arkasını dönerek aracın önünde bulunan H.K.ya doğru koştuğu, görüntü alınamadığı sırada iki el daha silah sesi duyulduğu, başvurucunun H.K.ya doğru koşarak silahla kafasına vurduğu, daha sonra tarafların boğuşur vaziyette sarılarak yere düştükleri, H.K.nın başvurucunun üstünde kaldığı, A.K.nın koşarak başvurucunun elindeki silahı aldığı ve silahı sağ eliyle arkasında tuttuğu, görüntünün devamında başvurucu ve A.K.nın yerde yatan maktulün yanına gittikleri ifade edilmiştir. Raporda, tarafların kayıt cihazlarına uygun açı ve pozisyonda bulunmaması nedeniyle silahla ateş edilme anları, maktulün vurulma anı, tarafların birbirlerine yönelik eylemleri ile olay esnasında kullanılan silahın dışında başka bir suç aleti olup olmadığı hususlarına ilişkin olarak ayrıntılı tespit yapılmasının mümkün olmadığı da vurgulanmıştır.

iii. Başsavcılık, başvurucu ve diğer şüphelilerden alınan el svaplarının Ankara Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğü tarafından incelendiğini ancak üç şüpheliye ait svapta da atış artıklarının tespit edilemediğini belirtmiştir.

11. Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianamenin kabulüne karar vermiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır.

12. Mahkeme 28/2/2024 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanması suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

13. Yargılama sonunda Mahkeme 5/11/2025 tarihinde başvurucu hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiş olup bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla dava istinaf kanun yolu aşamasında derdesttir.

14. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de mevcut olmadığını, tutuklama kararı ile bu karara itirazı üzerine verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın gerekçe içermediğini, sağlık koşullarının gözetilmediğini ve tutukluluk hâli nedeniyle eşinin cenaze törenine katılamadığını belirterek ölçülü olmayan tedbir nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ve yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak değerlendirmenin bu içtihat doğrultusunda yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.

17. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formundaki açıklamalarını yinelemiştir.

18. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.   

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

20. Olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, olası kastla öldürme suçundan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

21. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

22. Başvurucunun eşinin ölümüyle sonuçlanan olaya ilişkin tanık beyanları, video görüntülerine yönelik bilirkişi raporu ile diğer bulgular (bkz. § 10) isnat edilen suçun vasfının değişme ihtimalinden bağımsız bir şekilde ve bir bütün olarak gözetildiğinde tüm bu hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir.

23. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının ve ölçülülüğünün birlikte değerlendirilmesi gerekir.

24. Başvuru konusu olayda Hâkimlik tarafından başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan olası kastla öldürme suçunun niteliğine, suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen katalog suçlar arasında yer almasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 6). Tutuklama kararına itirazın reddine yönelik kararda da aynı gerekçeye dayanılmıştır (bkz. § 7).

25. Diğer yandan başvurucu müdafiinin 5/9/2023 tarihinde başvurucunun eşinin cenaze töreninin yapılacağını ve başvurucunun cenaze töreni ile taziyeye katılmak istediğini Başsavcılıktaki ifade ve Hâkimlikteki sorgu aşamalarında müteaddit defa belirttiği, ayrıca başvurucunun devam eden prostat, diabetik nöropati ve kalp hastalıklarına yönelik raporları, başvurucunun eşinin vefatı sonrasında yapılan ve ciddi düzeyde kötü çıktığını belirttiği tahlillerin sonuçlarını ve başvurucunun gecikmeksizin bir hastanenin kardiyoloji servisinde müşahede altına alınması gerektiğine ilişkin uzman görüşünü dilekçesine ekleyerek tutuklama kararına itiraz ettiği ve dilekçesinde başvurucunun vücudunda H.K. ve A.K. tarafından darbedilmesine bağlı oluşan yaralanmalar ile başvurucunun yaşının (70) ve genel sağlık durumunun itiraz merci tarafından dikkate alınması gerektiğini ifade ettiği görülmüştür. Bununla birlikte tutuklama ve tutuklama kararına itirazın reddi kararında tutuklama nedenlerinin mevcudiyeti ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğü açısından yukarıda belirtilen hususlara ilişkin olarak yargı mercilerince bir değerlendirme yapılmadığı tespit edilmiştir.

26. Buna göre başvurucunun eşini kaybettiği olayın özel koşullarına, başvurucunun yaşına, sağlık durumuna ve eşinin ölümü sonrasındaki cenaze ve taziye süreçlerine katılım talebine yönelik olarak yargı mercilerinin kararlarının tutuklama nedenleri ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğü açısından yeterli gerekçe ihtiva etmediği sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III.   GİDERİM

28. Başvurucu, ihlalin tespiti ile toplam 1.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

29. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Yargılandığı dava kapsamında başvurucu hakkında tahliye kararı verilmiş ve böylelikle başvurucunun tutukluluk statüsü sona ermiştir (bkz. § 12). Dolayısıyla hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

30. Öte yandan olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 250.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 250.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 2.220,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 42.220,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2024/52) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, CEVDET DÜNDAR, B. No: 2023/85087, 03.03.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 200–205

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.