İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

SELAHATTİN TAZ (2023/75921)

  • Mülkiyet hakkı
  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, işçilik alacağının ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, bir kısım alacak kalemlerinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıKamudan olan ücret (aylık, maaş vb.) uyuşmazlıklarıKonu Bakımından Yetkisizlik—
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Mahkemeye erişim hakkı (hukuk)İhlalYeniden yargılama
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SELAHATTİN TAZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/75921)

 

Karar Tarihi: 3/3/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Mutlu ALAF

Başvurucu

:

Selahattin TAZ

Vekili

:

Av. Abdulhekim GİDER

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, işçilik alacağının ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, bir kısım alacak kalemlerinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, işçi olarak çalışmaktayken işveren Siirt Belediye Başkanlığı aleyhine 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak işçilik alacakları için 12/8/2016 tarihinde Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (iş mahkemesi sıfatıyla) (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde toplu iş sözleşmesi hükümleri (TİS) gereğince zamlı ücret alacağı, fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma alacağı, hafta tatili ücret alacağı, yemek yardımı ücret alacağı talep etmiştir. Her bir alacak için ayrı ayrı 100 TL istemiştir.

3. Mahkeme 27/4/2017 tarihli duruşmada dosyanın hesap bilirkişisine gönderilmesine karar vermiştir. 16/11/2017 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda başvurucunun 3.912,44 TL zamlı ücret alacağı, 32.481,62 TL fazla çalışma alacağı olduğu tespit edilmiştir. Hafta tatili alacağı ve yemek yardımı alacağı ile ilgili ise hesaplama yapılmamıştır. 16/11/2017 tarihli duruşmada Mahkeme, taraflara raporu inceleyip beyanda bulunmaları ayrıca başvurucuya talep artırımında bulunması için bir haftalık süre vermiştir.

4. Başvurucu, bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. 21/11/2017 tarihinde ise bedel artırım dilekçesi sunmuştur. Bu dilekçede zamlı ücret alacağını 2.738,31 TL'ye, fazla çalışma alacağını ise 22.737,13 TL'ye yükseltmiştir. 29/11/2017 tarihli duruşmada Mahkeme, davayı kısmen kabul etmiştir. Mahkeme, ıslah dilekçesi doğrultusunda artırılan tutarlar üzerinden alacağa hükmetmiş; yemek yardımı ve hafta tatili alacağını ise reddetmiştir. Başvurucu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

5. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin (Bölge Adliye Mahkemesi) 1/11/2019 tarihli kararı ile Mahkeme kararı kaldırılmıştır. Kararın gerekçesinde, eksik araştırma yapıldığı ve bilirkişi raporunun yetersiz olduğu vurgulanmıştır. Yemek yardımı alacağı ile ilgili olarak ise bu tutarın TİS ile belirlendiği, belirsiz alacak davasına konu olup olamayacağının kararda tartışılması gerektiği değerlendirmesinde bulunulmuştur.

6. Mahkeme 14/1/2020 tarihinde dosyanın yeniden hesap bilirkişisine gönderilmesine karar vermiştir. 8/6/2020 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda başvurucunun 12.244,40 TL ücret fark alacağı, 945,16 TL yemek yardımı alacağı olduğu tespit edilmiştir. Başvurucunun hafta tatili alacağı ile fazla mesai alacağının ise olmadığı değerlendirilmiştir. Mahkeme 15/9/2020 tarihinde tarafların rapora itirazlarını reddetmiş ve başvurucuya 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince talebini tam ve kesin olarak bildirmesi için süre vermiştir. Başvurucu 21/9/2020 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunmuştur. Bu dilekçede ücret fark alacağını 12.244,40 TL'ye, yemek ücreti fark alacağını 945,16 TL'ye yükseltmiştir. Mahkeme 3/11/2020 tarihinde zamlı ücret alacağı ile yemek yardımı alacağının hukuki yarar yokluğundan reddine, fazla çalışma alacağı ile hafta tatili alacağının ise esastan reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, hukuki yarar yokluğundan reddedilen alacak kalemleri ile ilgili olarak Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin bir kararına atıf yapılmış ve TİS'ten kaynaklanan alacakların belirsiz alacak davasına konu olamayacağı değerlendirmesinde bulunulmuştur. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

7. Bölge Adliye Mahkemesi 21/5/2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunu temyiz kanun yolu açık olmak üzere reddetmiştir. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (Yargıtay) 13/9/2021 tarihli kararı ile kararın bozulmasına karar vermiştir. Kararda, başvurucunun hukuki yarar yokluğundan reddedilen alacak kalemlerine ilişkin itirazları reddedilmiştir. Fazla mesai alacağı yönünden ise yeniden hesaplama yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

8. Siirt İş Mahkemesi (İş Mahkemesi) 22/10/2021 tarihinde dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine karar vermiştir. Ek raporda başvurucunun 1.537,86 TL fazla çalışma alacağı olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuya, İş Mahkemesi tarafından talebini tam ve kesin olarak bildirmesi için muhtıra gönderilmiştir. Başvurucu 3/1/2022 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunmuştur. Bu dilekçeye göre fazla mesai alacağını 22.737,13 TL'ye, gece ücret zam farkı alacağını 12.244,40 TL'ye yükseltmiştir. İş Mahkemesi 11/1/2022 tarihinde zamlı ücret alacağı ile yemek yardımı alacağının hukuki yarar yokluğundan reddine, hafta tatili alacağının esastan reddine, fazla çalışma ücreti olarak net 1.537,86 TL'nin ise davalıdan tahsiline karar vermiştir. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 30/9/2022 tarihli kararla istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Yargıtay; ilk bozmada İş Mahkemesi kararının bozulduğu, İş Mahkemesinin sonraki kararı üzerine dosyanın Yargıtaya gönderilmesi gerekirken sehven Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelendiği değerlendirmesini yaparak Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İş Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir.

9. Başvurucu, nihai kararı 2/8/2023 tarihinde öğrendikten sonra 17/8/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

11. Başvurucu; Bölge Adliye Mahkemesinin yalnızca yemek yardımı alacağı bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı yönünde kaldırma kararı verdiğini, zamlı ücret alacağı yönünden böyle bir değerlendirme olmadığını, dolayısıyla usuli kazanılmış hak doğduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca hukuki yarar yokluğundan reddedilen alacak kalemlerinin belirlenebilir nitelikte olmadığını, Yargıtay Daireleri arasında içtihat farklılığı olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu; fazla çalışma alacağı yönünden bilirkişinin hatalı değerlendirme yaptığını, yemek yardımı alacağı yönünden ise hiçbir zaman kendisine yemek verilmediğini, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, alacak kalemlerinin reddedilmesinden dolayı mülkiyet hakkının, yargılamanın makul sürede bitirilmemesinden ötürü makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; davalı Siirt Belediyesinden elden edilen bilgi ve belgeler sunulmuştur. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.

A. Zamlı Ücret Alacağı ve Yemek Yardımı Alacağı Yönünden Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya benzer nitelikteki iddiaları İsmail Avcı ([1. B.], B. No: 2019/12190, 22/2/2022) kararında incelemiştir.

15. Anayasa Mahkemesi anılan kararında özetle başvuru konusu olaya dair verilen dava şartı yokluğundan usule ilişkin kısmen ret kararı ile yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığının karar gerekçesinde dayanılan kanun maddelerinden anlaşıldığını, davanın kısmen usulden reddedilmesinin mahkemelerin hukuken yarar elde edilemeyecek davalarla meşgul edilmesinin önlenmesi ve kişilerin medeni hakkıyla ilgili uyuşmazlığın karara bağlanması hususunda daha elverişli olan dava yoluna başvurmaya zorlanması şeklinde meşru bir amacı olduğunu belirtmiş, başvurucunun mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve bu sınırlamayla başvurucuya ağır bir külfet yüklenip yüklenmediği hususlarını değerlendirmiştir.

16. Bu bağlamda ölçülülük yönünden müdahale için seçilen aracın amaca ulaşılmasını sağlayıp sağlamadığı incelenmiş, genel eda davası olarak açılması gerekirken belirsiz alacak davası şeklinde açılan davanın usulden reddedilmesinin medeni hakla ilgili uyuşmazlığın çözümü için en etkili olan davanın açılmasını temin etme amacına ulaşılması yönünden elverişli bir araç olduğu değerlendirilmiştir. Ancak müdahalenin ölçülü olabilmesi için bu aracın son çare olması gerektiğine işaret edilmiştir.

17. Kararda 6100 sayılı Kanun'un usule aykırı olarak düzenlenen dava dilekçelerinin usulüne uygun hâle getirtilmesine yönelik olarak davacının maddi hakkının birtakım şekil eksiklikleri sebebiyle usule feda edilmesinin önlenmesi ve bu suretle mahkemeye erişim hakkından yararlanmasının sağlanması amacıyla hâkime güçlü yetkiler verdiği belirtilmiş, hatalı olarak belirsiz alacak davası biçiminde açıldığının düşünülmesi hâlinde davanın genel eda davası olduğu kabul edilerek başvurucunun talep sonucunu netleştirmesi için başvurucuya süre verilmesinin davanın usulden reddi biçimindeki ağır bir müdahaleden kaçınılmasını sağlayacak bir araç olduğu ifade edilmiştir.

18. Dolayısıyla davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalede, medeni hakla ilgili uyuşmazlığın karara bağlanması yönünden en etkili olan davanın açılmasını sağlama amacına ulaşılması için daha hafif müdahale teşkil eden aracın seçilmesi yerine başvurucunun mahkemeye erişimini imkânsız kılan ağır bir aracın tercih edilmesinin gereklilik şartına uygun olmadığı belirtilerek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Somut başvuruda da anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

20. Başvurucu, mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüşse de mahkemeye erişim hakkı yönünden ulaşılan sonuç gözetilerek başvurunun bu kısmı bakımından söz konusu ihlal iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

B. Hafta Tatili Ücreti ve Fazla Çalışma Ücreti Yönünden Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

22. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

23. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu [1. B.], B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28). Dolayısıyla Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi [1. B.], B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 37).

24. Diğer taraftan yargı mercileri önünde hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların yargı mercilerince kesin olarak reddedildiği durumlarda açık bir keyfîlik olmadığı veya bariz takdir hatası içermediği sürece meşru bir beklentinin bulunduğu sonucuna varılamaz (Yusuf Dilekçi [2. B.], B. No: 2014/12026, 21/9/2017, § 48).

25. İncelenen olayda başvurucu diğer bazı işçilik alacakları yanında hafta tatili ve fazla çalışma alacağının ödenmesi talebiyle dava açmıştır. İş Mahkemesi, dosyadaki belgeleri ve bilirkişi raporunu dikkate alarak hafta tatili alacağı yönünden alacağın tamamını reddetmiş; fazla çalışma alacağı yönünden ise talep edilen alacağın bir kısmı olan 1.537,86 TL'ye hükmetmiştir. Kesinleşmiş bir mahkeme hükmüne dayanan icra edilebilir her türlü alacak, mülkiyet hakkının kapsamındadır. Başvurucu ise İş Mahkemesince hüküm altına alınmayan kısım yönünden bireysel başvuruda bulunmuştur. Dolayısıyla başvurucunun davanın reddine karar verilen kısım yönünden mülkünün veya meşru bir beklentisinin bulunduğunu ortaya koyması gerekir. İş Mahkemesi kararının dosyadaki delillere dayandığı ve karar gerekçesinde bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir hususun da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hafta tatili alacağının tamamen, fazla çalışma alacağının ise kısmen reddi yönünden başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında bir mülkünün veya somut ve yeterli bir hukuki temele dayalı olarak mülkiyeti elde etme yönünde meşru bir beklentisinin bulunduğunu kanıtlayamadığı sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'da değişiklik yapan 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun uyarınca üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine makul süre şikâyetlerinin Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

30. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

31. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

32. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

33. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Zamlı ücret alacağı ve yemek yardımı alacağı yönünden mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Hafta tatili ücreti ve fazla çalışma ücreti yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Diğer ihlal iddiasının   İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

E. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Siirt İş Mahkemesine (E.2021/533, K.2022/1) GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

G. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

H. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

I. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, SELAHATTİN TAZ, B. No: 2023/75921, 03.03.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 185–191

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.