İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

EMRE KILIÇ (2023/71934)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, mülkiyeti kamuya geçirilen silahın rayiç bedelinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıMüsadere ve elkoymaİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

EMRE KILIÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/71934)

 

Karar Tarihi: 18/2/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Ahmet Faruk TANYILDIZI

Başvurucu

:

Emre KILIÇ

Vekili

:

Av. Mehmet Mustafa GÖĞÜŞ

​

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mülkiyeti kamuya geçirilen silahın rayiç bedelinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/7/2023 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktayken Hâkimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) 17/3/2017 tarihli kararı ile meslekten çıkarılmıştır. Başvurucu meslekten çıkarılma işleminin yeniden incelenmesi talebinde bulunmuştur. HSK, başvurucu hakkındaki meslekten çıkarma kararının kaldırılmasına ve başvurucunun meslekten çekilme talebinin kabulüne 31/5/2017 tarihinde karar vermiştir.

6. Başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına üye olma suçundan yürütülen soruşturma sırasında başvurucuya ait Glock marka silaha 18/3/2017 tarihinde el konulmuştur. Yürütülen ceza yargılaması neticesinde başvurucunun yüklenen suçu işlemediği sabit olduğundan beraatine karar verilmiştir. Beraat kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 17/10/2019 tarihli kararıyla kesinleşmiştir. Başvurucu hâlen İstanbul 2 No.lu Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapmaktadır.

7. 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3. maddesi uyarınca başvurucunun silah ruhsatı 25/12/2018 tarihinde iptal edilmiş ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun ek 4. maddesi uyarınca silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda başvurucuya ait silahın Destek Hizmetleri Daire Başkanlığınca standart dışı silah olarak satışı gerçekleştirilmiştir.

8. Başvurucu 30/9/2021 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğüne (İdare) başvuru yaparak silahın iadesini, bunun mümkün olmaması hâlinde rayiç bedelinin ödenmesini talep etmiştir. İdare, silahın standart dışı silah olarak satışı yapıldığından iadesinin mümkün olmadığını ancak rayiç bedelinin ödenebileceğini belirtmiştir.

9. İdare sabit bir rayiç bedel belirleme usulünün bulunmadığı gerekçesiyle Bakanlık ile Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş talep etmiştir. Bakanlık; oluşturulacak komisyonca somut kriterlerin belirlenip (silahın edinim değeri, kullanım süresi, yıpranma payı gibi) aynı model ve çaptaki silahın iade tarihindeki edinim değerinin üst sınır kabul edilerek puanlama sistemi oluşturulup silahın rayiç değerinin tespit edilebileceği yönünde görüş bildirmiştir. Görüşü sorulan Hazine ve Maliye Bakanlığı ise 3713 sayılı Kanun'un ek 4. maddesi kapsamında kalan, iadesi mümkün olmayan silahların değer artırıcı ve azaltıcı hususları gözönünde bulundurularak dosyasında satın alma değeri belli ithal silahların fiyatlarının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) döviz satış kuru üzerinden ilgili birim tarafından değer tespit komisyonu oluşturularak bu komisyon tarafından güncellenerek belirlenmesinin uygun olacağı yönünde görüş sunmuştur.

10. İdare tarafından silahın Makine ve Kimya Endüstri Kurumundan (MKE) 5/11/2013 tarihinde 1.615,70 TL karşılığında satın alındığı, satın alındığı tarihte bu paranın TCMB döviz satış kuruna göre 799,30 Amerikan dolarına karşılık geldiği, oluşturulan Tasnif Komisyonunca silahın kondisyon puanın %90 olarak belirlendiği, 799,30 Amerikan dolarına %90'lık oran uygulandığında silahın rayiç bedelinin 719,37 Amerikan doları Olarak saptandığı ifade edilmiştir. Bu kapsamda anılan bedelin başvurucuya ödemenin yapılacağı günkü TCMB döviz satış kuru üzerinden Türk lirası cinsinden ödenmesi yönünde işlem tesis edilmiştir.

11. Başvurucu, silahın rayiç bedelinin 1/3'ü oranına denk gelen hesaplama yönteminin hatalı oluğunu belirterek silahın gerçek bedelinin tarafına ödenmesini talep etmiştir. İdare 719,37 Amerikan doları silah bedeli ödemesini 21/4/2022 tarihindeki TCMB döviz alım kuru üzerinden 10.546,32 TL olarak belirlemiş ve anılan tarihte başvurucuya ödeme yapmıştır. Başvurucu, silahın rayiç bedelinin 40.000 TL olduğunu belirterek işlemin iptali için Ankara 14. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır.

12. Mahkeme işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, yapılan piyasa araştırması sonucunda aynı marka/model silah için farklı fiyatların bulunduğunun tespitinin mümkün olduğunu, dolayısıyla piyasadaki fiyatların bilirkişinin veya alanında uzman kişilerin görüşü alınarak değerlendirilmesi suretiyle silahın rayiç bedelinin tespit edilebileceğini belirtmiştir.

13. Mahkemenin iptal kararı üzerine İdare üç firmadan silahın rayiç bedelini sormuş ve fiyatların aritmetik ortalamasının 2.700 Amerikan doları olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca İdare aynı marka ve model silahlara yönelik internet ortamında tespit edilen beş adet ilanın aritmetik ortalamasının ise 2.614,53 Amerikan doları olduğunu belirlemiştir. Bu kapsamda İdare kondisyon puanı düşüldükten sonra silahın rayiç bedelinin 2.526,54 Amerikan doları olduğunu, başvurucuya daha önce 719,37 Amerikan doları ödeme yapıldığını belirterek bakiye kalan 1.807,17 Amerikan dolarını 15/3/2023 tarihinde başvurucuya ödemiştir.

14. İdare, Mahkeme kararını istinaf kanun yoluna taşımıştır. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesince (Bölge İdare Mahkemesi) istinaf isteminin kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde özetle mülkiyeti kamuya geçirilen silahın standart dışı silah olarak satışı gerçekleştirildiğinden iadesinin hukuken mümkün olmaması nedeniyle oluşturulan Tasnif Komisyonunca silahın kondisyon puanının %90 olarak belirlenerek bedelinin 719,37 Amerikan doları olarak tespit edilmesi ve başvurucuya da ödemenin yapılacağı günkü TCMB döviz satış kuru üzerinden Türk lirası cinsinden ödenebileceği yolunda tesis olunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

15. Nihai karar başvurucu tarafından 28/6/2023 tarihinde öğrenilmiştir.

16. Bölge İdare Mahkemesinin davanın reddi kararı üzerine İdare fark olarak ödenen 1.807,17 Amerikan dolarını başvurucudan geri istemiştir. Başvurucu 4/8/2023 tarihinde 1.807,17 Amerikan dolarının karşılığı olan 48.799,20 TL'yi İdareye geri ödemiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 3713 sayılı Kanun'un ek 4. maddesi şöyledir:

      "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar ile (…) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (…) iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılanların silah ruhsatları iptal edilir, (…) Müsadere hükümleri saklıdır.

Birinci fıkrada belirtilen sebeplerin ortadan kalkması hâlinde, mülkiyeti kamuya geçirilen silahlar sahibine iade edilir. İadesinin mümkün olmaması hâlinde rayiç değeri tespit edilerek sahibine ödenir."

18. 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un ek 8. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

   "(Değişik birinci fıkra: 20/11/2017-KHK-696/5 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/5 md.) (Değişik cümle:24/10/2019-7190/19 md.) Cumhurbaşkanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler Cumhurbaşkanlığı Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğündeki koruma personeline ve bunların amirlerine; Milli Savunma Bakanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki subay, astsubay ve uzman erbaşlara; Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler, kendi bünyelerindeki subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlara; Emniyet Genel Müdürlüğünce temin edilen tabanca ve mermiler, emniyet hizmetleri sınıfı personeline; Ticaret Bakanlığınca satın alınan tabanca ve mermiler, Ticaret Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında silah taşıma yetkisini haiz personele, görevlerinde kullanmak üzere bedeli mukabili zati demirbaş silah olarak satılır. Satılan silahların ayrılma, ihraç ve benzeri sebeplerle geri alınma usul ve esasları ile satılma şekil ve şartları, zayi, hasar, onarım, kadro standardı dışı bırakılması, eğitim ve görevde kullanılan mermilerin bedelli veya bedelsiz temini ve diğer hususlar çıkarılan yönetmeliklerle belirlenir."

19. 6136 sayılı Kanun'un ek 9. maddesi şöyledir:   

"Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarında Emniyet Genel Müdürü, il emniyet müdürü, daire başkanı ve genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı olarak vazifeli olup da, meslekten çıkarma veya memuriyetten ihraç sebebi dışında, istifa, kurumlararası nakil veya emeklilik sebebiyle ayrılanlar da Ek 8 inci maddedeki satış hükümlerinden aynen istifade ederler."

20. 6136 sayılı Kanun'un ek 10. maddesi şöyledir:   

   "Standart dışı olanlar hariç, demirbaşa kayıtlı ve halen personele zimmetli tabancalar bu personele satılır.

Standart dışı silahlar İçişleri Bakanlığınca tespit edilecek esaslar çerçevesinde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yurt içinde veya yurt dışında serbest piyasada satılır. Bu satışlara ait işlemler 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi değildir.

(Değişik üçüncü fıkra: 14/7/2004-5217/16 md.) Birinci ve ikinci fıkralara göre satışlardan elde edilen gelirler bütçeye gelir kaydedilir."

21. Bireysel başvuru tarihi itibarıyla yürürlükte olan 17/3/1989 tarihli ve 20111 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik'in (Yönetmelik) 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

   "Kadro standardı dışı bırakılacak, kadro standardına alınacak veya personele satılacak tabancaların cinsi ile satışı yapılacak tabanca ve mermilerin satış bedelleri lojistik hizmetlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısının başkanlığında, Asayiş Dairesi Başkanı, Polis Kriminal Laboratuarları Dairesi Başkanı, İkmal ve Bakım Dairesi Başkanı ve bu Dairenin ilgili Şube Müdürlerinden oluşacak bir komisyonca belirlenir."

22. 14/6/1989 tarihli ve 20195 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Emniyet Genel Müdürlüğünce Standart Dışı Bırakılan Silahların Satışına Dair Yönetmelik'in (Standart Dışı Bırakılan Silahların Satışına Dair Yönetmelik) 1. maddesi şöyledir:

      "Bu Yönetmelik; Emniyet Genel Müdürlüğünce satın alma, teknik yardım, hibe, devir yoluyla elde edilen, Genel Kurmay Başkanlığınca zor alıma intikal ettikten sonra tahsisen verilen veya intikal sebebi ne olursa olsun merkez ve taşra kuvvesine kayıtlı olan ve standart dışı bırakılan silahların ve depo mevcudu var ise bu silahlara ait mermilerin kamu kurum ve kuruluşlarına, özel kişilere; yurt içinde veya yurt dışında serbest piyasada satışı esas ve usullerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır."

23. Standart Dışı Bırakılan Silahların Satışına Dair Yönetmelik'in 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra birimlerindeki kuvveye kayıtlı demirbaş silahlardan cins ve tipleri itibarı ile standart dışı bırakılacakların satış bedelleri; lojistik hizmetlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısının başkanlığında Asayiş Daire Başkanı, Polis Kriminal Laboratuarları Dairesi Başkanı ile İkmal Bakım Daire Başkanı ve bu Dairenin silah işleri ile ilgili Şube Müdürlerinden oluşacak bir komisyonca belirlenir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Anayasa Mahkemesinin 18/2/2026 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu; Bölge İdare Mahkemesi tarafından silahın rayiç bedelinin ne şekilde tespit edileceği hususunda hukuki yorum yapılmadığını, silahı satın alırken MKE'ye silahın gerçek değerinin üçte biri oranında ödeme yaptığını, MKE'ye yaptığı ödeme üzerinden silahın rayiç bedelinin hesaplanmasının hatalı olduğunu, indirimli bedelin iadesi hâlinde silahın aynen iadesi durumuyla karşılaştırma yapıldığında mağduriyetin ortaya çıkacağını belirtmiştir. Bu kapsamda başvurucu; kanun hükmü uyarınca silahın gerçek rayiç bedelinin tespit edilerek tarafına ödeme yapılması gerektiğini, aksi yöndeki Bölge İdare Mahkemesi kararının yerinde olmadığını vurgulayarak adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde; örgütlü suçlarla mücadele alanında kamu makamlarının geniş takdir yetkisinin bulunduğu ve somut olayda şikâyet edilen işlemin niteliği ile bu işleme ilişkin olarak başvurucuya sağlanan güvenceler dikkate alındığında müdahalenin başvurucuya aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, mevcut başvuruda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir.

27. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında iptal davasında ilk derece yargılaması devam ederken davalı İdarece rayiç bedel araştırması yapılarak kendisine 1.807,17 Amerikan doları ek ödeme yapıldığını, İdarenin bu suretle silahın gerçek rayiç bedelinin 2.526,54 Amerikan doları olduğunu zımnen kabul ettiğini ancak Bölge İdare Mahkemesi tarafından 719,37 Amerikan dolarının neden silahın rayiç bedeli olarak kabul edildiği hususunda gerekçe belirtilmeksizin davanın reddine karar verilmesi nedeniyle silahın rayiç bedelinin yaklaşık üçte ikisine tekabül eden 1.807,17 Amerikan dolarını tekrar İdareye yatırmak zorunda kaldığını belirtmiştir.

B. Değerlendirme

28. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetinin özü, silahın rayiç bedelinin ödenmemesine yöneliktir. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerinin mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

31. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31). Olayda başvurucunun belirli bir bedel ödeyerek satın aldığı silahın mülk teşkil ettiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin Varlığı ve Türü

32. Malikin mülkünü kullanma, mülkün semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Anayasa'nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği hatırlatılmalıdır (Anayasa'nın 35. maddesinin yapısı ve içerdiği üç kural ile ilgili olarak bkz. Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).

33. Anayasa Mahkemesi müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi tedbirlerinin uygulanmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini daha önce kabul etmiştir. Bu kararlarda bu türden müdahalelerin mülkten yoksun bırakma sonucuna yol açmakla birlikte mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrol edilmesi amacını gözettiği dikkate alınmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 54-58; Arif Güven [2. B.], B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 42-48; Torsan Orman San. ve Tic. Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2014/13677, 20/9/2017, §§ 50, 51).

34. Eldeki olayda başvurucuya ait silahın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi ve standart dışı silah olarak satılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Müdahalenin mülkiyetin kullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

c. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

36. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62). Bu durumda öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

37. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (Ford Motor Company [2. B.], B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49).

38. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

39. Bununla beraber Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında da belirtildiği üzere kanunla düzenleme zorunluluğu, hakka yapılacak müdahalenin uygulamasının kanunun çerçevesini aşmayacak şekilde tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelge gibi yürütme organının çıkaracağı ikincil düzenlemelerle yapılmasına mani değildir (Tahsin Erdoğan [2. B.], B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60). Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin konularda temel esaslar, ilkeler ve genel çerçeve kanunla belirlendikten sonra uzmanlığa ve idare tekniğine ilişkin hususların yürütme organınca çıkarılacak düzenleyici işlemlerle tanzim edilmesi mümkündür (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).

40. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, § 60). Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, müdahaleye ilişkin yeterince erişilebilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

41. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının ve özellikle müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin yorumlanması yargılama makamlarının takdirindedir. Yargılama makamlarınca, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu ifade edilen hükümlerle ilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte yargılama makamlarının yorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişki içinde olduğu veya kanun metni dikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı hâllerde mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür (Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. (4) [GK], B. No: 2017/36186, 28/12/2022, § 91; Hasköy Aya Paraskevi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı [2. B.], B. No: 2016/2250, 2/11/2022, § 70; Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı [GK], B. No: 2018/25252, 27/10/2022, §§ 72-76; mahkemeye erişim hakkı yönünden benzer değerlendirme için bkz. Ziya Özden [1. B.], B. No: 2016/67737, 19/11/2019, § 59).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

42. 3713 sayılı Kanun'un ek 4. maddesinin ikinci fıkrasında silah ruhsatlarının iptal edilmesi sebeplerinin ortadan kalkması hâlinde mülkiyeti kamuya geçirilen silahların sahibine iade edileceği, silahın iadesinin mümkün olmaması hâlinde rayiç bedelin tespit edilerek sahibine ödeneceği hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda rayiç bedelin hesaplanmasında mal veya hizmetin değerleme anındaki piyasa değeri dikkate alınarak para ile ölçülebilen güncel karşılığının tespit edilmesi gerektiği açıktır.

43. İncelenen olayda başvurucu; kendisine ait olan ancak daha sonra mülkiyeti kamuya geçirilen ve standart dışı silah olarak satılan, bu nedenle tarafına iadesi mümkün olmayan silahının rayiç bedelinin ödenmesini İdareden talep etmiştir. İadesi mümkün olmayan silahın rayiç bedelinin ne şekilde hesaplanacağı yönünde mevzuatta bir hüküm bulunmadığını tespit etmesi üzerine İdare, ilgili Bakanlıklardan görüş istemiştir (bkz. § 9). İdare, Bakanlıkların görüşlerini dikkate alarak silahın satın alındığı tarihteki TCMB döviz satış kuruna karşılık gelen tutarın oluşturulan Tasnif Komisyonunca tespit edilecek kondisyon puanı düşülerek ve güncel döviz kuruyla çarpılarak hesaplanacak bedelin rayiç bedel olduğunu kabul etmiş, bu hesaplama doğrultusunda bulunan değeri de başvurucuya ödemiştir (bkz. § 10).

44. Başvurucu, silahın rayiç bedelinin hesaplama yönteminde piyasa değerinin dikkate alınmaması nedeniyle kanunda gösterilen rayiç bedele göre çok düşük bir bedelin kendisine ödendiğini belirterek işlemin iptali için dava açmış; Mahkeme standart dışı silah olarak tasnif edilerek başkasına satılan ve iadesi mümkün olmayan silahın rayiç bedelinin başvurucuya ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme bu kapsamda idarenin piyasa araştırması yapabileceğini, bilirkişi incelemesi veya alanında uzman kişilerden görüş alarak silahın rayiç bedelini tespit etmesinin mümkün olduğunu vurgulamış, piyasa değeri dikkate alınmadan belirlenen değerin başvurucuya ödenmesine yönelik işlemin iptaline karar vermiştir (bkz. § 12).

45. İdarenin bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge İdare Mahkemesi, İdarenin belirlediği yöntemle hesaplanan silahın rayiç bedelinin başvurucuya ödenmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararını kaldırmış ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir.

46. 3713 sayılı Kanun'un ek 4. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen rayiç değerin hesaplanmasında silahın güncel piyasa değerinin dikkate alınması gerektiği açıktır. Nitekim Mahkeme piyasa değeri dikkate alınmaksızın yapılan hesaplamanın kanunun lafzına uygun düşmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar vermiş, rayiç değerin hesaplanmasında benzer nitelikteki silahların piyasa değerleri arasında kıyas yapılarak bilirkişi veya uzman görüşünden faydalanmak suretiyle bedelin hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin bu kararını gözeten İdare belirtilen şekilde piyasa araştırması yaparak silahın rayiç değerini tespit etmiş ve bu değeri başvurucuya ödemiştir (bkz. § 13).

47. Bununla birlikte Bölge İdare Mahkemesi silahın rayiç bedelinin ne şekilde hesaplanacağı yönünde herhangi bir değerlendirmeye yer vermeksizin Mahkeme kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiş, kanunun lafzında yer alan rayiç değer ifadesinin anlamına aykırı olacak biçimde belirlenen yöntemin hukuka aykırı olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

48. İdarece belirlenen yöntem kapsamında hesaplanan rayiç bedelin Mahkemenin işlemin iptali kararından sonra yine İdarece başka bir yöntem uygulanarak tespit edilen rayiç bedelden oldukça farklı olduğu, iki bedel arasında ciddi fark bulunduğu gözlemlenmektedir (bkz. § 13). Başvurucu da Bakanlık görüşüne karşı beyanında, son hâliyle belirlenmiş olan rayiç bedelin yaklaşık üçte ikisine tekabül eden kısmını Bölge İdare Mahkemesi kararı sonrasında İdareye iade etmek zorunda kaldığını belirtmiştir.

49. Başvuruya konu olayda İdare tarafından iade olunması imkânı kalmayan silahın yalnızca alım bedeli ve mevcut kondisyonu kıstas alınarak piyasa koşulları dikkate alınmaksızın değerinin belirlenmesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunun açık lafzıyla bağdaştığı söylenemez. Ayrıca rayiç bedelin ne şekilde hesaplanacağına ilişkin standart bir belirleme usulünün bulunmadığı da gözetildiğinde İdare tarafından belirlenen hesaplama yönteminin başvurucu açısından öngörülebilir nitelikte olduğunun söylenmesi de mümkün gözükmemektedir.

50. Bu itibarla başvurucunun el konulan ve daha sonra elden çıkarılan silahının 3713 sayılı Kanun'un ek 4. maddesinin ikinci fıkrası gereğince rayiç değerinin ödenmesi gerekirken yargılama makamlarının silahın rayiç değerinin hesaplanması konusunda benimsedikleri yöntemin kanunun açık lafzıyla bağdaşmaması nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sonuca göre müdahalenin meşru bir amacının veya ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

52. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 5.806,90 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

53. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

54. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine (E.2023/2108, K.2023/3308) iletilmek üzere Ankara 14. İdare Mahkemesine (E.2022/1832, K.2023/356) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 2.220,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 42.220,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, EMRE KILIÇ, B. No: 2023/71934, 18.02.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 450–459

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.