Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
ATİLLA ATAÇ VE DİĞERLERİ (2023/6175)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, hükmedilen bedelin geç ödenmesi nedeniyle kararın icrası hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırma bedeli, kamu yararı | İhlal | Yeniden yargılama |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
ATİLLA ATAÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/6175) |
|
|
|
Karar Tarihi: 8/4/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Selahaddin MENTEŞ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Nur Hilal MERMER |
|
Başvurucular |
: |
1. Atilla ATAÇ 2. Aykut AYDOĞAN 3. Gökhan AYDOĞAN 4. Meliha AYDOĞAN 5. Ergin AYDOĞAN 6. Erkan YANIK 7. Esin AYDOĞAN 8. Esin TUNCA 9. Ferruh MERT 10. Gülser YANIK 11. Levent YANIK 12. Sermin YANIK 13. Seval ATAÇ 14. Tufan MERT |
|
Vekili |
: |
Av. Adem Furkan DEMİRCİ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, hükmedilen bedelin geç ödenmesi nedeniyle kararın icrası hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucular; İstanbul'un Pendik ilçesi, Kurna Mahallesi'nde bulunan 576 parsel sayılı ve 5.860 m² yüz ölçümlü olan taşınmazın hissedar malikleridir. Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) tarafından başvuruculara ait taşınmazın 2.027,40 m²lik kısmının Kuzey Marmara Otoyolu Projesi kapsamında kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Taraflar arasında kıymet takdiri sonucunda belirlenen bedele ilişkin uzlaşma sağlanamaması üzerine İdare 22/12/2017 tarihinde İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) başvurucular aleyhine kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır.
3. Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 5/8/2019 tarihli raporda, taşınmazın arsa vasfında olduğu dikkate alınarak emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle taşınmazın m² birim değeri 1.100 TL, kamulaştırma kapsamında kalan alanın değeri ise 2.230.140 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece söz konusu rapor hükme esas alınarak davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin 2.230.140 TL olarak tespitine karar verilmiştir.
4. Karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından kararın faize ve vekâlet ücretine ilişkin kısımları düzeltilerek yeniden karar verilmiştir. Karara karşı taraflarca yapılan temyiz başvurusu da Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Yargıtay Dairesince) 17/11/2022 tarihinde reddedilmiş ve karar onanarak kesinleşmiştir.
5. Başvurucular, nihai kararı 21/12/2022 tarihinde öğrendikten sonra 16/1/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvurucular vekili bireysel başvuruda bulunmadan önce 5/1/2023 tarihinde Yargıtay Dairesince aynı bölgede ve aynı kamulaştırma kapsamında kamulaştırılan başka taşınmaza yönelik verilen 15/11/2022 tarihli bozma kararını sunarak bozma kararındaki tespitlerin dava konusu taşınmaz bakımından uygulanmaması nedeniyle maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunmuşsa da Yargıtay Dairesince 6/6/2023 tarihinde talep reddedilmiştir.
8. Başvurucu Aytün Aydoğan'ın 1/3/2024 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçıları Meliha Aydoğan, Aykut Aydoğan ve Gökhan Aydoğan başvuruya katılma talebinde bulunmuştur.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucular, aynı bölgede yer alan ve aynı kamulaştırma kapsamında davanın açıldığı Mayıs 2018 itibarıyla m² birim değeri 1.100 TL olarak belirlenen bir başka taşınmaza yönelik olarak Yargıtay Dairesinin daha önce onanarak kesinleşen kararlarda belirlenen tutarlardan daha düşük tutarda değer biçilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozma kararı vermesine karşın Aralık 2017 tarihinde m² birim değeri 1.100 TL olarak belirlenen dava konusu taşınmaz yönünden onama kararı vermesinin mülkiyet hakkının ihlaline sebep olduğunu ileri sürmüş; yargılamanın makul sürede tamamlanmadığından ve kamulaştırma bedelinin taraflarına geç ödendiğinden yakınmıştır.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucuların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Anayasa Mahkemesi kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.
13. Başvurucular, aynı bölgede aynı kamulaştırma kapsamında kamulaştırılan bir başka taşınmaza yönelik olarak Yargıtay Dairesince verilen bozma kararından hareketle Aralık 2017 tarihi dikkate alınarak taşınmazlarına takdir edilen 1.100 TL/m² birim değerinin düşük belirlendiğinden yakınmaktadır. Başvurucuların emsal olarak gösterdiği kararda Mayıs 2018 tarihinde 1.100 TL/m² olarak belirlenen birim değerin aynı bölgede Ocak ve Mart 2016 tarihlerinde 1.500 TL/m² olarak belirlenen ve onanarak kesinleşen değerlerden aradan geçen zamana rağmen düşük belirlenmesinin hatalı bulunmasına değinildiği görülmüştür (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 15/11/2022 tarihli ve E.2022/6534, K.2022/16096 sayılı kararı). Yargıtay Dairesince işbu kararın başvuruya konu davada verilen nihai karara yakın bir tarihte verildiği de belirtilmelidir (bkz. § 7). Dolayısıyla Yargıtay Dairesince daha önce onanarak kesinleşen dosyalarda belirlenen m² birim değeri üzerinden yapılan değerlendirmenin Aralık 2017 tarihi dikkate alınarak belirlenen başvuruya konu taşınmazın değeri yönünden de dikkat alınabilir nitelikte olmadığı söylenemez.
14. Somut olayda yargılama makamlarınca kamulaştırma bedelini önemli oranda etkileyen emsal taşınmazların m² birim değerlerinin başvuruya konu taşınmaz bakımından dikkate alınmasının, bu kapsamdaki değerlendirmelerin ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulmasının Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen gerçek değerin belirlenmesi bakımından önemli olduğu açık olup bu kapsamda başvurucuların mülkiyet hakkı ile müdahalenin dayandığı kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu değerlendirilmiştir.
15. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Kararın İcrası Hakkının ve Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Anayasa Mahkemesi Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Aynı maddeye göre anılan tarih itibarıyla derdest olan mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla yapılan başvuruların da Tazminat Komisyonunca incelenebilmesi mümkün kılınmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
18. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile tür ve miktar belirtmeksizin tazminat talebinde bulunmuştur.
19. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
20. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
21. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Kararın icrası hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine (E.2021/286, K.2022/689) iletilmek üzere İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/504, K.2020/160) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
E. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, ATİLLA ATAÇ VE DİĞERLERİ, B. No: 2023/6175, 08.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 714–718
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.