Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
AHMAD BAKEER (2023/54458)
- Yaşam hakkı
- Kötü muamele yasağı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; sınır dışı etme işlemine karşı yargı yoluna başvurulması beklenmeden rızaya aykırı olarak sınır dışı edilme nedeniyle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Yaşam hakkı | Yaşamsal tehlikeye rağmen sınır dışı | Süre Aşımı | — |
| Kötü muamele yasağı | Kötü muamele riskine rağmen sınır dışı | Süre Aşımı | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
AHMAD BAKEER BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/54458) |
|
|
|
Karar Tarihi: 3/3/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Merve ARSLANTÜRK |
|
Başvurucu |
: |
Ahmad BAKEER |
|
Vekili |
: |
Av. Ertuğrul YILMAZ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; sınır dışı etme işlemine karşı yargı yoluna başvurulması beklenmeden rızaya aykırı olarak sınır dışı edilme nedeniyle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında üç günlük zorlama hapsine mahkûm edilen Suriye uyruklu başvurucu, tahliyesinin ardından hakkında gerekli işlemlerin yapılması için İzmir İl Göç İdaresi Müdürlüğüne (Göç İdaresi) teslim edilmiştir. Göç İdaresi 19/5/2023 tarihinde başvurucu hakkında 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi (kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar) uyarınca sınır dışı etme ve idari gözetim kararı almıştır. Sınır dışı etme kararında başvurucunun menşe ülkesine gönderilmesinin 6458 sayılı Kanun'un 4. maddesi ve 55. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında sakınca olduğu tespit edilmiş, bu nedenle güvenli üçüncü bir ülkeye gönderilmesine veya gönüllü olması hâlinde menşe ülkesine çıkışının sağlanmasına karar verilmiştir.
3. Başvurucu 23/5/2023 tarihinde parmak izi basmak suretiyle gönüllü geri dönüş formunu imzalamıştır. Ayrıca bir başka belgede başvurucunun kendi isteğiyle ülkesine dönmek istediği, sınır dışı etme ve idari gözetim kararlarına karşı başvuru yollarından feragat ettiği ifade edilmiştir. Tercüman ve başvurucu belgeyi imzalamıştır. Başvurucu, gönüllü geri dönüş formuna istinaden 24/5/2023 tarihinde Kilis Öncüpınar Kara Hudut Kapısı'ndan çıkış yapmış; Göç İdaresi de 31/5/2023 tarihinde sınır dışı etme kararını kaldırmıştır.
4. Başvurucu 25/5/2023 tarihinde sınır dışı etme kararının iptali talebiyle İzmir 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Dava dilekçesinde gönüllü geri dönüş formunun bilgilendirme yapılmadan imzalatıldığını, geri dönüş için makul bir gerekçesi olmamasına rağmen forma parmak basmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Türk vatandaşı olan çocuklarının mağdur olduğunu belirterek işlemin iptalini talep etmiştir.
5. İdare Mahkemesi başvurucunun Türkiye'den çıkış yaptığı, Göç İdaresinin de sınır dışı kararını kaldırdığı gerekçesiyle 20/6/2023 tarihinde davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına kesin olarak karar vermiştir.
6. Başvurucu 21/7/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğuna ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılan yabancı uyruklu başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
A. Yaşam Hakkı ve Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
9. Başvurucu; ülkesinde terör olaylarının devam ettiğini, yeterli bilgilendirme yapılmadan gönüllü dönüş formunun zorla imzalatılarak sınır dışı edilmesi nedeniyle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun iddialarının değerlendirilmesinde Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda benimsediği ilkelerin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında iddialarını yinelemiştir.
11. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında kötü muamele yasağı güvence altına alınmış, yasakla ilgili herhangi bir istisna da kabul edilmemiştir. Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15. maddesinde ise savaş, seferberlik hâlleri veya olağanüstü hâllerde de kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağı ifade edilmiştir. Kötü muamele yasağının mutlak niteliğini ortaya koyan sözü edilen düzenlemelere göre bir yabancının sınır dışı edileceği ülkede Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçeleri gösterdiği hâllerde sınır dışı işleminin icrası kötü muamele yasağını ihlal edebilir zira böyle bir durumda yabancının kötü muamele riskiyle karşıya kalması devletin tutumunun doğrudan bir sonucudur (bazı değişikliklerle birlikte bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 55, 56). Dolayısıyla bir yabancının sınır dışı edileceği ülkede öldürüleceği veya kötü muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşılaşacağına inanılması için esaslı gerekçeler bulunması durumunda devlet, bu yabancıyı sınır dışı etmeme yükümlülüğü altındadır (Masoud Talebı [2. B.], B. No: 2023/26088, 19/3/2024, § 64).
12. Sınır dışı etme işleminin icra edilmesi hâlinde anılan yükümlülüğün ihlal edileceğine ilişkin bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin rolü, başvurucuyu doğrudan veya dolaylı olarak kötü muamele riskiyle karşılaşacağı ülkeye gönderilmesine karşı koruyan etkili usul güvencelerinin başvurucuya sağlanıp sağlanmadığını tespit etmektir. Bu güvenceler; sınır dışı etme kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesini, bu denetim süresince sınır dışı etme kararlarının icra edilmemesini ve yargılama sürecine başvurucunun etkili katılımının sağlanmasını içerir. Anayasa Mahkemesi, usul güvencelerinin sağlanmadığını değerlendirdiğinde ikincillik ilkesi gereği kural olarak yeniden yargılama yapılması amacıyla ihlal kararı verir. Usul güvencelerinin sağlandığı durumlarda ise geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riski bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, somut olayın özel koşulları altında gerekli gördüğü hâllerde geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riski olup olmadığını istisnai olarak ilk elden kendisi de inceleyebilir. Bu durumda yabancının sınır dışı edilmesi hâlinde devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki sınır dışı etmeme yükümlülüğünü ihlal edip etmeyeceği de ayrıca incelenir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. A.A. ve A.A., §§ 62, 71, 72).
13. İdari makamlar başvurucunun menşe ülkesine sınır dışı edilmesinde sakınca görerek gidebileceği güvenli bir üçüncü ülkeye sınır dışı edilmesine veya gönüllü olması hâlinde menşe ülkesine çıkışının sağlanmasına karar vermiş ancak başvurucu -6458 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının “Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.” şeklinde son cümlesine rağmen- hakkında verilen sınır dışı etme kararının iptali istemiyle açtığı dava derdestken menşe ülkesine sınır dışı edilmişse başvurucunun kötü muamele riskiyle karşılaşacağı ülkeye gönderilmesine karşı koruyan etkili usul güvencelerinin başvurucuya sözü edilen yargılamada sağlandığı söylenemez. Zira açılan dava, sınır dışı işlemlerini durduramamıştır. Dolayısıyla başvurucu, rızasına aykırı olarak menşe ülkesine gönderilmişse (sınır dışı edilmişse) devlet, başvurucunun sınır dışı edildiği tarihte yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Bu tarihten sonra idari yargı mercilerince yapılan yargılamanın sınır dışı işlemine karşı başvurucuya koruma sağlaması mümkün değildir. Sözü edilen yükümlülüğün ihlal edilmesi karşısında başvurucunun etkisini kaybetmiş yargılamanın sonucunu beklemesinde hukuki yararı bulunmamaktadır (İ.İ. [1. B.], B. No: 2024/29600, 26/2/2025, §§ 19, 20).
14. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.
15. Başvurucu 24/5/2023 tarihinde gönüllü dönüş formuna istinaden Türkiye'den çıkış yapmıştır. Başvurucunun bu tarih itibarıyla sınır dışı işlemini öğrendiği açıktır. Başvurucunun başvuruyu en geç 23/6/2023 tarihinde yapması gerekirken bu süreden sonra 21/7/2023 tarihinde yaptığı başvuruda süre aşımı olduğu sonuca varılmıştır.
16. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
17. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının yabancıların ülkeye girişleri, ülkede kalışları ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin uyuşmazlıkların suç isnadı ya da medeni hak ve yükümlülük kapsamında olmaması nedeniyle Aıgul Mavlıanova ([1. B.], B. No: 2016/6293, 9/11/2017, § 27) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle, idari gözetim altında tutmanın hukuka aykırı olması sebebiyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının idari gözetimin sona ermiş olması ve tazminat yolunun tüketilmemesi nedeniyle B.T. ([GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, § 73) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, çalışma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının bu hakkın Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanına girmemesi nedeniyle Serkan Acar ([1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 22-25) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının ise söz konusu iddianın yargılama sürecinde ileri sürülmemesi nedeniyle Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt ([2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, AHMAD BAKEER, B. No: 2023/54458, 03.03.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 173–176
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.