Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
KUZEYYELİ İNŞAAT TAAHHÜT MÜHENDİSLİK SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. (2023/51307)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; ara buluculuk anlaşma tutanağının iptali talebiyle açılan davada delillerin hatalı değerlendirilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-hukuk) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Gerekçeli karar hakkı (hukuk) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
KUZEYYELİ İNŞAAT TAAHHÜT MÜHENDİSLİK SANAYİ VE TİCARET |
|
LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/51307) |
|
|
|
Karar Tarihi: 3/9/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Nuray KOVANCI |
|
Başvurucu |
: |
Kuzeyyeli İnşaat Taahhüt Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. |
|
Vekili |
: |
Av. Taha Tengiz ÇAYKUŞ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; ara buluculuk anlaşma tutanağının iptali talebiyle açılan davada delillerin hatalı değerlendirilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu alt işverendir. Davacı işçi, başvurucu aleyhine ara buluculuk anlaşma tutanağının iptali talebiyle 18/12/2020 tarihinde Bursa 8. İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Davacı işçi dava dilekçesinde, alt işveren olan başvurucunun Bursa 15. İş Mahkemesinin 2020/439 esas sayılı dava dosyasına ikinci cevap dilekçesi ekinde 2019/93327 ihtiyari ara buluculuk tutanağının suretlerini sunduğunu, kendisinin ara buluculuk başvurusunun olmadığını, ilgili tutanakları görmediğini ifade etmiştir. Davalı işyerinde elden ödeme yapılmadan önce okuma/inceleme fırsatı sunulmadan birçok evrakın işçilere imzalatıldığını, ilgili tutanağın da muhtemelen bu şekilde imzalatıldığını, irade fesadı hâllerinden hile ve gabinin söz konusu olduğunu belirterek ihtiyari ara buluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Mahkeme davanın kabulü ile 2019/93327 numaralı ihtiyari ara buluculuk tutanağının iptaline karar vermiştir. Karar gerekçesinde; iş sözleşmesinin 7/8/2019 tarihinde sona erdiğini ve 8/8/2019 günü ara buluculuk tutanağı düzenlendiğini tespit etmiştir. Tutanak içeriğinden ara bulucuya kim tarafından, hangi tarihte, nasıl başvurulduğunun anlaşılamadığına işaret etmiştir. Konunun ara buluculuğa ilişkin mevzuat yanında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Buna göre işveren ve işçi arasında, işçilik alacakları konusundaki uyuşmazlığa ilişkin ara buluculuk tutanağının düzenlendiği tarihin tutanak içeriği dikkate alındığında ara buluculuk tutanağının davacının üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir zamanda iş akdinin sona erdiği günün hemen ertesi günü, işçinin başvurusu bulunmadan ibra niteliğinde düzenlendiğini değerlendirmiştir. Davacı asilin 20/1/2022 tarihli duruşmada alınan beyanında ara buluculuk görüşmesine davet edilmediğini, herhangi bir ara buluculuk görüşmesi yapmadığını, emeklilik sebebi ile ayrıldığını, emekli olmadan önce kendisine gösterilen evrakları imzaladığını, WhatsApp üzerinden herhangi bir ara buluculuk görüşmesi yapmadığını beyan ettiğine değinmiştir.
4. Mahkeme; kararında ara buluculuk görüşmesinin kimlik tespiti yapılmak suretiyle WhatsApp uygulaması üzerinden görüntülü konuşularak yapıldığının bildirildiğini, ara bulucu olarak görev yapan T.C. tarafından tarafların ara buluculuk görüşmesine davet edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını belirtmiştir. 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (8) numaralı fıkrasında "Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar." şeklinde düzenlemenin yer aldığını ifade etmiştir. Bursa'da ikamet eden ve çalışan davacının Ankara'dan ne şekilde seçildiği, belirlendiği dosya kapsamından anlaşılamayan ara bulucu ile iş akdinin feshinin hemen ertesi günü telekonferans yöntemiyle ihtiyari ara buluculuk görüşmesi yaptığı iddiasının ara bulucunun bağımsız ve tarafsız bir ara bulucu olup olmadığı yönünde şüphe doğurduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, ara bulucu tarafından davacının usulüne uygun görüşmelere davet edilmediğini ve yüz yüze iletişim sağlanmadığını, ara buluculuğun hukuki sonuçları konusunda davacı tarafa bilgilendirme yapılmadan ara buluculuk son tutanağının birtakım belgelerle birlikte içeriği bilinmeden davacıya imzalatıldığını, ara buluculuk sürecinin davacının hür iradesi ile gerçekleşmediğini belirterek ihtiyari ara buluculuk belgesinin iptaline hükmetmiştir.
5. Başvurucunun karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) başvurunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Karar gerekçesinde, ara bulucunun bağımsız ve tarafsız bir ara bulucu olup olmadığı yönünde kuvvetli şüphe oluştuğunu kabul etmiştir. Bu kabulünü tarafların ara buluculuk görüşmesine usulüne uygun davet edildiği hususunun belirsiz olmasına, davacı asilin içeriğini bilmeden birtakım evraklar imzaladığı yönündeki beyanına, Bursa'da ikamet eden ve çalışan davacının Ankara'dan ne şekilde seçildiği, belirlendiği dosya kapsamından anlaşılamayan ara bulucu ile iş akdinin feshinin hemen ertesi günü telekonferans yöntemiyle ihtiyari ara buluculuk görüşmesi yapmış olmasına dayandırmıştır. Başvurucunun tanığı H.nin anlatımına göre ara buluculuk sürecinin işyerinde ve şirket yetkilisinin kontrolünde yürütüldüğü gözönüne alındığında ara buluculuk sürecinin işyerinde ve işveren baskısı altında yürütüldüğüne, davacının özgür iradesinden bahsedilemeyeceğine, davacının iradesi sakatlandığından dolayı işçilik alacaklarının tahsili amacıyla 4/11/2019 tarihinde dava açtığına işaret etmiştir.
6. Bölge Adliye Mahkemesinin söz konusu kararını başvurucu temyiz etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermiştir. Başvurucu, ek kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir.
7. Başvurucu, nihai kararı 12/6/2023 tarihinde öğrendikten sonra 12/7/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilemez olduğu hususunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
8. Başvurucu; davacının dosyaya herhangi bir delil sunmadığını ve iddialarının soyut olduğunu, kendisinin dosyaya tüm delillerini sunduğunu, delillerinin ve dinlettiği tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, sadece davacının beyanlarına itimat edilerek hüküm kurulduğunu belirterek adil yargılanma hakkı ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
10. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda yargılama mercilerinin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci, Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).
11. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin, mahkemelerin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 83).
12. Uyuşmazlıkta başvurucu aleyhine irade fesadı iddiasında bulunularak ara buluculuk anlaşma tutanağının iptali talebiyle dava açılmıştır. Mahkeme; Bursa'da ikamet eden ve çalışan davacının Ankara'dan ne şekilde seçildiği, belirlendiği dosya kapsamından anlaşılamayan ara bulucu ile iş akdinin feshinin hemen ertesi günü telekonferans yöntemiyle ihtiyari ara buluculuk görüşmesi yaptığı iddiasının ara bulucunun bağımsız ve tarafsız bir ara bulucu olup olmadığı yönünde şüphe doğurduğunu kabul etmiştir. Ara bulucu tarafından davacının usulüne uygun görüşmelere davet edilmediği ve yüz yüze iletişim sağlanmadığı, ara buluculuğun hukuki sonuçları konusunda davacı tarafa bilgilendirme yapılmadan ara buluculuk son tutanağının birtakım belgelerle birlikte içeriği bilinmeden davacıya imzalatıldığı, ara buluculuk sürecinin davacının hür iradesi ile gerçekleşmediği gerekçesiyle dava konusu ihtiyari ara buluculuk belgesinin iptaline hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ayrıca başvurucunun tanığı H.nin anlatımına göre ara buluculuk sürecinin işyerinde ve şirket yetkilisinin kontrolünde yürütüldüğü dikkate alındığında ara buluculuk sürecinin işyerinde ve işveren baskısı altında yürütüldüğünü, davacının özgür iradesinden bahsedilemeyeceğini, davacının iradesinin sakatlandığını değerlendirmiştir.
13. Ara buluculuk anlaşma tutanağının geçerli olup olmadığını tespit etmek, hukuk kurallarını öncelikle yorumlama yetkisini haiz olan yargı mercilerinin takdirindedir. Anayasa Mahkemesinin görevi, yargı mercilerinin yorumlarının açıkça keyfî veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemekten ibarettir.
14. Başvuru konusu davada yargılama mercilerinin iptali talep edilen ihtiyari ara buluculuk tutanağını, ara buluculuk sürecinin yürütülmesine ilişkin olarak temin edilen delilleri, taraflarca sunulan delilleri ele alarak ilgili mevzuat kapsamında bir inceleme yaptığı görülmüştür. Sonuca hangi nedenle ulaşıldığı, başvurucu ve üçüncü kişilerin objektif olarak anlamasına imkân verecek yeterli gerekçeyle ortaya konulmuştur. Başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların yargılama mercilerince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, yargılama mercilerinin kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Kenan YAŞAR bu sonuca katılmamıştır.
B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Başvurucu; davanın seyrini değiştirebilecek nitelikteki delillerinin neden kabul edilmediğinin kararda gerekçelendirilmediğini, istinaf ve temyiz aşamalarında ara bulucuların şehir dışından da işlem yürütebileceklerini belirttiklerini, ancak mahkeme kararlarında hiçbir gerekçe açıklanmadığını ve yalnızca ara bulucunun Ankara'da olmasının tarafsızlığını nasıl etkilediğinin izah edilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
17. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
18. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
19. Mahkeme, karar gerekçesinde tutanak içeriğinden ara bulucuya kim tarafından, hangi tarihte, nasıl başvurulduğunun anlaşılamadığını ifade etmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesiyle birlikte değerlendirme yaptığını belirterek işçilik alacakları konusundaki ara buluculuk tutanağının düzenlendiği tarihin tutanak içeriği dikkate alındığında tutanağın davacının üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir zamanda iş akdinin sona erdiği günün hemen ertesi günü, işçinin başvurusu bulunmadan ibra niteliğinde düzenlendiğini değerlendirmiştir. Mahkeme; kararında ara buluculuk görüşmesinin kimlik tespiti yapılmak suretiyle WhatsApp uygulaması üzerinden görüntülü konuşularak yapıldığının bildirildiğini, ara bulucu olarak görev yapan T.C. tarafından tarafların ara buluculuk görüşmesine davet edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını belirtmiştir. Bursa'da ikamet eden ve çalışan davacının Ankara'dan ne şekilde seçildiği, belirlendiği dosya kapsamından anlaşılamayan ara bulucu ile iş akdinin feshinin hemen ertesi günü telekonferans yöntemiyle ihtiyari ara buluculuk görüşmesi yaptığı iddiasının ara bulucunun bağımsız ve tarafsız bir ara bulucu olup olmadığı yönünde şüphe doğurduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, ara bulucu tarafından davacının usulüne uygun görüşmelere davet edilmediğini ve yüz yüze iletişim sağlanmadığını, ara buluculuğun hukuki sonuçları konusunda davacı tarafa bilgilendirme yapılmadan ara buluculuk son tutanağının birtakım belgelerle birlikte içeriği bilinmeden davacıya imzalatıldığını belirterek ara buluculuk sürecinin davacının hür iradesi ile gerçekleşmediğini kabul etmiştir.
20. Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde tarafların ara buluculuk görüşmesine usulüne uygun davet edildiği hususunun belirsiz olduğunu, davacı asilin içeriğini bilmeden birtakım evraklar imzaladığı yönünde beyanda bulunduğunu, Bursa'da ikamet eden ve çalışan davacının Ankara'dan ne şekilde seçildiği, belirlendiği dosya kapsamından anlaşılamadığını ifade ettiği ara bulucu ile iş akdinin feshinin hemen ertesi günü telekonferans yöntemiyle ihtiyari ara buluculuk görüşmesi yapmış olduğunu belirtmiştir. Bu hususlardan hareketle ara bulucunun bağımsız ve tarafsız bir ara bulucu olup olmadığı yönünde kuvvetli şüphe oluştuğunu kabul etmiştir. Başvurucunun tanığı H.nin anlatımını da değerlendirmiştir. Buna göre anılan tanığın beyanına göre de ara buluculuk sürecinin işyerinde ve şirket yetkilisinin kontrolünde yürütüldüğünü gözönüne almak suretiyle ara buluculuk sürecinin işyerinde ve işveren baskısı altında yürütüldüğüne, davacının özgür iradesinden bahsedilemeyeceğine, davacının iradesi sakatlandığından dolayı işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açtığına işaret etmiştir.
21. Eldeki başvuruda yargı mercilerinin ara buluculuk sürecinin işleyişinde tespit ettikleri hususları birlikte değerlendirmek suretiyle sürecin davacının hür iradesi ile gerçekleşmediği gerekçesine dayandıkları görülmüştür. Yargı mercileri, varılan sonuca hangi nedenle ulaştığını ve delillerin değerlendirilmesini başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçeyle ortaya koymuştur. Yargı mercilerinin yaptığı yorum hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasına yönelik olup bu yorumun bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir unsur içermediği anlaşılmıştır.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Kenan YAŞAR bu sonuca katılmamıştır.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Kenan YAŞAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Kenan YAŞAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 3/9/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucu; ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali istemiyle açılan davada sunduğu delillerin ve tanık anlatımlarının değerlendirilmediğini, davacının soyut iddialarına üstünlük tanı-narak karar verildiğini ve davanın sonucuna etkili itirazlarının karşılanmadığını belirterek hakkani-yete uygun yargılanma ve gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiş-tir. Aşağıda açıklanan gerekçelerle bu görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Anayasa Mahkemesinin görevi, derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlama ve delilleri değerlendirme biçimini denetleyen bir kanun yolu incelemesi yapmak değildir. Bununla birlikte mahkemelerin temel haklara ilişkin güvenceleri etkisiz kılan, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren değerlendirmeleri bireysel başvuru kapsamında incelenebilir. Temel haklara müda-hale bulunduğu durumlarda derece mahkemelerinin değerlendirmelerinin Anayasa’daki güvence-lere etkisini nihai olarak inceleyecek merci Anayasa Mahkemesidir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53; Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149).
3. Gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin tarafların bütün iddia ve itirazlarına ayrıntılı biçimde cevap vermesini gerektirmez. Ancak davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanması zorunludur. Kararın sonucuna hangi maddi ve hukuki nedenlerle ulaşıldığının taraflar ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılabilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34; Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
4. Somut olayda uyuşmazlık, tarafların imzalarını taşıyan ihtiyari arabuluculuk anlaşma bel-gesinin irade fesadı iddiasıyla iptal edilmesine ilişkindir. Derece mahkemeleri; işçinin arabulucuya başvurmadığı, görüşmeye usulüne uygun biçimde davet edilmediği, tutanağın içeriğini bilmeden imzaladığı ve sürecin işverenin baskısı altında yürütüldüğü sonucuna ulaşmıştır. Bu sonuca esas olarak işçinin beyanı, iş sözleşmesinin sona ermesinden bir gün sonra tutanak düzenlenmesi, arabu-lucunun Ankara’da, işçinin ise Bursa’da bulunması ve sürecin işyerinde gerçekleştirilmesi olgula-rına dayanılmıştır.
5. Bununla birlikte iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki gün arabuluculuk anlaşması ya-pılması, tarafların farklı şehirlerde bulunması veya görüşmenin uzaktan iletişim araçlarıyla gerçek-leştirilmesi tek başına arabuluculuk sürecinin geçersiz olduğunu ya da işçinin iradesinin sakatlan-dığını göstermemektedir. Aynı şekilde görüşmenin işyerinde yapılması da başkaca somut bulgular-la desteklenmedikçe işveren baskısının varlığını kendiliğinden kanıtlamaz. Bu olgular şüphe doğu-rabilirse de irade fesadının gerçekleştiği yönünde kesin bir sonuca ulaşılması için yeterli değildir.
6. Derece mahkemeleri, işçinin imzasını taşıyan anlaşma belgesinin hangi koşullarda düzen-lendiğini ve imzalandığını bütün delillerle birlikte açıklığa kavuşturmakla yükümlüdür. Bu kap-samda arabulucunun beyanına başvurulup vurulmadığı, görüşmenin gerçekten yapılıp yapılmadığı, tarafların kimliklerinin nasıl doğrulandığı, tutanağın işçiye hangi şekilde ulaştırıldığı ve belgenin imzalanmasından önce içeriğinin işçiye açıklanıp açıklanmadığı belirlenmeliydi. Ayrıca başvuru-cunun sunduğu belgeler ile tanık anlatımlarının neden hükme esas alınmadığı somut biçimde açık-lanmalıydı.
7. Oysa derece mahkemelerinin kararlarında başvurucunun sunduğunu belirttiği deliller ile tanık anlatımlarının içeriği tartışılmamış, bu delillerin neden davacının anlatımını çürütemediği ortaya konulmamıştır. Davacının arabuluculuk görüşmesine katılmadığı ve tutanağı içeriğini bil-meden imzaladığı yönündeki beyanına hangi somut delillerle üstünlük tanındığı da yeterli biçimde açıklanmamıştır. Arabuluculuk sürecindeki eksikliklere ilişkin şüphelerin doğrudan irade fesadının kanıtı olarak kabul edilmesiyle yetinilmiştir.
8. Öte yandan arabulucunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda şüphe bulunduğu belir-tilmişse de arabulucunun taraflardan biriyle hukuki, ekonomik veya kişisel bir ilişkisinin bulundu-ğuna ya da süreçte işveren yararına hareket ettiğine ilişkin somut bir olgu gösterilmemiştir. Arabu-lucunun farklı bir şehirde bulunması ve ne şekilde seçildiğinin anlaşılamaması, tek başına bağım-sızlık ve tarafsızlığının bulunmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli sayılamaz.
9. İhtiyari arabuluculuk, tarafların serbest iradelerine dayanır. İşçinin işveren karşısındaki za-yıf konumu gözetilerek iradesinin gerçek ve özgür olup olmadığının titizlikle incelenmesi gerekti-ğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak işçinin korunması amacı, imzasını taşıyan bir arabuluculuk anlaşmasının yalnızca soyut iddialar veya şüpheler üzerine geçersiz sayılmasını haklı kılmaz. Ko-ruma ile arabuluculuk sonucunda varılan anlaşmaların hukuki güvenilirliği arasında adil bir denge kurulmalıdır.
10. Tarafların imzalarını taşıyan arabuluculuk anlaşma belgelerinin, irade fesadını ortaya ko-yan somut ve yeterli deliller aranmaksızın iptal edilmesi arabuluculuk kurumunu da olumsuz etki-ler. Arabuluculuk sonunda varılan anlaşmaların kolaylıkla geçersiz kılınabileceği yönünde oluşacak bir uygulama, tarafların bu yola ve yapılan anlaşmaların bağlayıcılığına duyduğu güveni zedeler. Bu durum, uyuşmazlıkların hızlı, barışçıl ve taraf iradelerine dayalı biçimde çözülmesini amaçla-yan arabuluculuk müessesesinin öngörülebilirliğini ve etkinliğini azaltır; tarafları arabuluculuğa başvurmaktan veya bu süreçte uzlaşmaktan caydırabilir.
11. Kuşkusuz arabuluculuk kurumunun korunması, irade fesadı iddialarının incelenmemesini veya hukuka aykırı süreçlerin geçerli kabul edilmesini gerektirmez. Ancak anlaşma belgesinin ipta-li gibi ağır bir sonuca ulaşılırken irade fesadının somut olgularla ortaya konulması, karşı tarafın esaslı delil ve itirazlarının değerlendirilmesi ve ulaşılan sonucun ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açık-lanması zorunludur. Somut olayda bu anayasal gerekliliklerin yerine getirildiği söylenemez.
12. Kanun yolu mercii de başvurucunun delillerinin değerlendirilmediği ve davacının soyut beyanlarıyla sonuca ulaşıldığı yönündeki esaslı itirazlarını karşılamamış; ilk derece mahkemesinin değerlendirmelerini benzer gerekçelerle benimsemekle yetinmiştir. Bu nedenle yargılamadaki ek-siklik kanun yolu aşamasında da giderilmemiştir.
13. Sonuç olarak başvurucunun davanın sonucuna etkili olabilecek delil ve itirazlarının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanmaması, irade fesadının varlığının somut deliller yerine büyük ölçüde varsayım ve şüphelere dayandırılması yargılamanın hakkaniyetini zedelemiştir. Bu şikâyet-ler salt delillerin değerlendirilmesine veya hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin bir kanun yolu şikâyeti olarak nitelendirilemez.
14. Açıklanan gerekçelerle başvurunun kabul edilebilir bulunarak başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma ve gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle ço-ğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak edilmemiştir.
|
AYM, KUZEYYELİ İNŞAAT TAAHHÜT MÜHENDİSLİK SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ., B. No: 2023/51307, 03.09.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 11, sayfa 76–83
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.