İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

KROMLÜKS MUTFAK CİHAZLARI İMALAT VE TİCARET A.Ş. (2023/43226)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, temyiz başvuru süresinin gerekçesi açıklanmayan kararın tefhim edildiği tarihten başlatılarak temyiz talebinin süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Mahkemeye erişim hakkı (hukuk)İhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

KROMLÜKS MUTFAK CİHAZLARI İMALAT VE TİCARET A.Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/43226)

 

Karar Tarihi: 29/1/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Volkan SEVTEKİN

Başvurucu

:

Kromlüks Mutfak Cihazları İmalat ve Ticaret A.Ş.

Vekili

:

Av. İdris ATALAY

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, temyiz başvuru süresinin gerekçesi açıklanmayan kararın tefhim edildiği tarihten başlatılarak temyiz talebinin süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Asıl davada üçüncü kişi T. Başkanlığı (İdare) takip alacaklısı başvurucu Şirket aleyhine açtığı davada 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 96. vd. maddelerine dayalı olarak istihkak iddiasında bulunmuş ve haczin kaldırılmasını istemiştir.

3. Başvurucu Şirket; davaya cevabında dava konusu hacizlerin İdareye ait inşaat sahasında gerçekleştirildiğini, davalı borçlu D. Ltd. Şti.nin yüklenici A. İnşaat … A.Ş.nin alt taşeronu olduğunu, dolayısıyla borçlu ve üçüncü kişinin malı birlikte ellerinde bulundurduğunu, mahcuzların takip borçlusu şirkete kendileri tarafından satıldığını ve haczin yapıldığı şantiyeye teslim edildiğini belirtmiştir. Başvurucu, ayrıca davacı İdare ile yüklenici şirket arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre işin anahtar tesliminin yapılmakta olduğunu, bu durumda inşaatın teslimine kadar mülkiyetin İdareye geçmesinin söz konusu olmadığını savunarak asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Başvurucu Şirket birleştirilen davalarda ise dava açma ve ispat külfeti istihkak iddiasında bulunan A. İnşaat …A.Ş.ye (üçüncü kişi) ait olmakla beraber, borçlu D. Ltd. Şti.nin, yüklenici A. İnşaat …A.Ş.nin alt taşeronu olduğunu belirterek üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.

4. Ankara Batı 1. İcra Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) 15/9/2015 tarihli kararı ile asıl davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, birleştirilen davaların süre yönünden reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; asıl davada söz konusu mahcuzların İdareye ait inşaat şantiyesinde haczedildiği, 3/2/2014 tarihli hakediş raporuna göre bedelinin İdare tarafından yüklenici A. İnşaat... A.Ş.ye ödendiği, dolayısıyla mahcuzların mülkiyetinin İdareye geçtiği, ödeme tarihinden sonra yapılan haciz işleminin mülkiyeti iktisap eden İdareye karşı hüküm ifade etmeyeceği belirtilmiştir. Birleştirilen davalarda ise üçüncü kişi A. İnşaat...A.Ş.nin istihkak iddiası üzerine, icra dairesince 2004 sayılı Kanun'un 97. maddesinin birinci fıkrası uyarınca istihkak iddiasıyla ilgili olarak icra takibinin taliki veya devamı hususunda karar verilmesi için takip dosyasının mahkemeye gönderildiği, mahkemece takibin talikine karar verildiği ancak alacaklı başvurucunun istihkak davasını yedi günlük dava açma süresinden sonra açtığı belirtilmiştir.

5. Anılan kararı asıl davada davalı, birleştirilen davalarda da davacı olan başvurucu Şirket temyiz etmiştir.

6. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin (Daire) 15/10/2018 tarihli kararı ile asıl dava yönünden eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiği gerekçesiyle ve birleştirilen davalarda ise vekâlet ücreti yönünden karar bozulmuştur. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Asıl dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına, birleşen davalar ise alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.

1-Davacı alacaklının birleşen davalara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

A) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı alacaklının aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

B) Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesinde: '... (2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur...' düzenlemesi yer almaktadır.

Anılan hüküm ve mahkemece birleşen davaların ön şart yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olması sebebiyle davalı 3. kişi yararına hükmedilebilecek vekâlet ücreti 500,00.-TL'yi geçmemelidir. Bu durumda; Mahkemece, davalı 3. kişi yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Davalı alacaklının asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir.

Dosya içerisinde yer alan hükme dayanak yapılan hukukçu ve makine mühendisi bilirkişi tarafından tanzim olunan raporlarda mahcuzların değer tespitlerinin yapılmakla yetinildiği, dava konusu mahcuzların bedelinin hak edişler kapsamında ödenip ödenmediğine ilişkin bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, mahkemece borçlu şirket ile yüklenici [A.] İnşaat...A.Ş. arasında imzalandığı beyan edilen taşeronluk sözleşmesinin celbinden sonra, mahallinde keşif yapılmak suretiyle, dosyanın 2 mali müşavir ve 1 inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilerek, borçlu şirket ile yüklenici [A.] İnşaat...A.Ş.'nin ticari defterleri de incelenmek sureti ile; taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin niteliği ve haciz tarihi de dikkate alınarak, dosyada bulunan hak ediş raporları, faturalar, yapılan iş ve işin ne kadarının tamamlandığı, ödenen para miktarları gibi hususlar değerlendirilerek, dava konusu menkullerin mülkiyetinin davacı 3. kişi İdareye geçip geçmediği noktasında uzman bilirkişi raporu düzenlettirilmesi, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin, dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir."

7. İdarenin karar düzeltme istemi anılan Dairenin 8/10/2019 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

8. Bozma kararı sonrası bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 15/4/2022 tarihli kararı ile asıl davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, birleştirilen davalarda başvurucu Şirketin istihkak iddialarının süre yönünden reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kısa kararı şöyledir:

"G.DÜŞ.//Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklanacağı üzere;

1-Mahkememizin asıl davasında davacı [T.] Başkanlığınca, davalı Kromlüks..A.Ş. aleyhine ileri sürülen istihkak davasının KABULÜNE, 11/03/2014 tarihinde talimatla yapılan haciz işleminde üzerine haciz konulan malların üzerindeki haczin KALDIRILMASINA,

2-Tazminat koşulları oluşmadığından [T.] Başkanlığının tazminat talebinin REDDİNE,

3-Birleşen dosyalar yönünden Kromlük..A.Ş.'nin ileri sürdüğü istihkak iddialarının süre yönünden REDDİNE,

4-Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına,

Dair, davacı [T.] Başkanlığı vekilinin, Birleşen dosya davacısı Kromlüks vekilinin, Birleşen dosya davalısı [A.] İnşaat vekilinin, yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda İİK'nın 363. maddesi uyarınca yüzüne karşı olan taraflara tefhim, yokluğunda karar verilen taraflara tebliğden itibaren 10 gün içinde Yargıtay yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/04/2022"

9. Mahkemenin 15/4/2022 tarihli gerekçeli kararında başvurucu aleyhine hükmedilen “vekâlet ücretine ilişkin” hüküm kısmı şöyledir:

"HÜKÜM: …

7-Davacı [T.] Başkanlığı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince toplam asıl alacak miktarı olan 93.955,00 TL üzerinden hesaplanan 12.875,72 TL nispi vekalet ücretinin davalı ve birleşen dosyalar davacısı Kromlüks ... A.Ş.den alınarak davacı [T.] Başkanlığına ödenmesine,

8-Birleşen dosyalar davalısı [A.] İnşaat A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 1.700,00 TL vekalet ücretinin davalı ve birleşen dosyalar davacısı Kromlüks ... A.Ş.den alınarak birleşen dosyalar davalısı [A.] İnşaat A.Ş.ye ödenmesine, …”

10. Mahkeme, gerekçeli kararını 15/5/2022 tarihinde yazmıştır. Başvurucu vekili gerekçeli kararın 18/7/2022 tarihinde taraflara tebliğini talep etmiştir. Gerekçeli kararın başvurucuya 25/7/2022 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucu 4/8/2022 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

11. Mahkeme 9/9/2022 tarihli ek kararla başvurucunun temyiz talebinin süresinde olmadığını belirterek reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Somut olayda mahkememiz kararının davalı birleşen dosyalar davacısı Kromlüks ... LTD. ŞTİ. vekilinin 15/04/2022 tarihinde yüzüne karşı verildiği, temyiz başvurusunun ise davalı birleşen dosyalar davacısı Kromlüks ... LTD. ŞTİ. vekili tarafından yasal 10 günlük süre geçtikten sonra 04/08/2022 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla temyiz talebinin süre yönünden REDDİNE, …"

12. Bu defa başvurucu, söz konusu ek kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin (12. Hukuk Dairesi) 20/1/2023 tarihli kararında, vekâlet ücretine yönelik temyizin gerekçeli kararın tebliğ tarihine göre süresinde olduğu kabul edilerek 9/9/2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve yapılan temyiz incelemesi sonucu miktar yönünden vekâlet ücretine ilişkin temyiz dilekçesinin reddine; asıl davada haczin kaldırılması ve birleştirilen davalarda süre yönünden redde ilişkin temyiz istemlerinin ise süre aşımından reddine karar verilmiştir. 12. Hukuk Dairesinin kararının gerekçesi şöyledir:

"1- Mahkemece verilen 15.04.2022 tarihli kısa kararda vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmadığı, gerekçeli kararda ise alacaklı aleyhine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşıldığından, vekalet ücretine yönelik temyizin gerekçeli kararın tebliğ tarihine göre süresinde olduğu anlaşılmakla, mahkemenin 09.09.2022 tarih, 2019/638 Esas 2022/334 Karar nolu temyiz talebinin süre yönünden reddine dair kararının oybirliği ile kaldırılmasına karar verildikten sonra vekalet ücretine yönelik temyiz isteminin incelenmesine geçildi;

Temyiz, toplam 14.575,72 TL tutarındaki vekalet ücretine ilişkindir.

İİK'nın 4949 sayılı Kanun'la değiştirilen 363/1. maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı kanunun ek 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 01.01.2022 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında uyuşmazlık konusu değerin 16.860,00 TL'yi geçmediği anlaşıldığından mahkeme kararının temyiz kabiliyeti yoktur.

Alacaklının vekalet ücretine ilişkin temyiz dilekçesinin (REDDİNE),

2-Asıl davada haczin kaldırılmasına birleşen dosyalar yönünden ise süre yönünden redde ilişkin mahkeme kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde ise;

Kararın, temyiz edene 15/04/2022 tarihinde tefhim edildiği halde temyiz dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra 04/08/2022 tarihinde verilip kaydettirildiğinden, işbu kararlara ilişkin alacaklının temyiz dilekçesinin, süre aşımı bakımından (REDDİNE), 20.01.2023 gününde oy birliği ile karar verildi."

13. Başvurucunun anılan karara karşı karar düzeltme istemi 12. Hukuk Dairesinin 13/4/2023 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

14. Başvurucu, nihai kararı 12/5/2023 tarihinde öğrendikten sonra 9/6/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu, temyiz süresinin gerekçesi açıklanmayan kararın tefhim edildiği tarihten başlatılarak Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarına aykırı şekilde karar verilmek suretiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve ayrıca ilgili İdareden temin edilen görüş ve belgeler ile somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Anayasa Mahkemesi, somut başvuru ile aynı nitelikteki ihlal iddialarını incelediği Rüstem Gül ([2. B.], B. No: 2021/26038, 22/11/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi; gerekçesi açıklanmamış bir hükmün tefhim edilmiş bir hüküm olarak sayılmayacağını, gerekçeli karar tebliğ ya da tefhim edilmeden kanun yoluna başvurma süresinin başlamayacağını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi; başvurucunun kısa kararla birlikte kararın gerekçesini öğrenemediği, dolayısıyla karar gerekçesini bilmeyen başvurucudan kısa kararın tefhiminden itibaren istinaf kanun yoluna başvurmasını beklemenin başvurucuya ağır bir külfet yüklediği, bu durumda kanun yolu merciinin somut olayın şartlarında istinaf süresini, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi açıklanmadan tefhim tarihinden itibaren başlatmasına ilişkin yorumunun öngörülemez nitelikte olduğu, başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğu, müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşmıştır (aynı kararda bkz. §§ 41, 42).

19. Eldeki başvuruda Mahkemenin 15/4/2022 tarihli kısa kararında “Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklanacağı üzere” ve “Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına” şeklinde açıklamalarla başvurucu yönünden kararın tefhimden itibaren on günlük süre içinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verildiği belirtilmiştir (bkz. § 8). Gerekçeli kararın ise 15/5/2022 tarihinde yazıldığı ve başvurucuya 25/7/2022 tarihinde tebliği sonrasında başvurucunun kararı 4/8/2022 tarihinde temyiz ettiği ancak Mahkemenin 9/9/2022 tarihli ek kararla başvurucunun temyiz talebini süresinde olmadığından reddettiği anlaşılmaktadır (bkz. §§ 10, 11).

20. Bu defa söz konusu ek kararın temyizi üzerine 12. Hukuk Dairesinin başvurucunun “vekâlet ücretine yönelik temyiz istemleri” ile “asıl davada haczin kaldırılması ve birleştirilen davalarda süre yönünden redde ilişkin temyiz istemlerini” ayrı ayrı değerlendirerek karar verdiği anlaşılmaktadır.

21. Buna göre başvurucunun “vekâlet ücretine yönelik temyiz istemleri” gerekçeli kararın tebliğ tarihine göre süresinde olduğu kabul edilerek 9/9/2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve yapılan temyiz incelemesi sonucu miktar yönünden (14.575,72 TL'nin) vekâlet ücretinin [12.875,72 TL + 1.700 TL = 14.575,72 TL (bkz. § 9)] temyiz kesinlik sınırını (16.860 TL'yi) geçmediğinden Mahkeme kararının temyiz kabiliyeti bulunmadığı belirtilerek temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir (bkz. § 12).

22. Öte yandan başvurucunun “asıl davada haczin kaldırılması ve birleştirilen davalarda süre yönünden redde ilişkin temyiz istemleri” ise Mahkeme kısa kararının, başvurucuya 15/4/2022 tarihinde tefhim edildiği, temyiz süresi geçirildikten sonra 4/8/2022 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu gerekçesiyle temyiz isteminin süre aşımından reddine karar verilmiştir (bkz. § 12).

23. Bu tespitler ışığında başvurucunun bir kısım temyiz itirazlarının gerekçeli kararın tebliğ tarihine göre süresinde kabul edilmesi, diğer bir kısım temyiz itirazlarının ise kısa kararın tefhim edildiği tarihe göre süresinde kabul edilmemesine ilişkin 12. Hukuk Dairesinin uygulama ve yorumunun öngörülemez nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Gerekçesi açıklanmamış bir hükmün tefhim edilmiş bir hüküm olarak sayılmayacağı hususu da dikkate alındığında Rüstem Gül kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 12. Hukuk Dairesine (E.2023/3027, K.2023/2666) iletilmek üzere Ankara Batı 1. İcra Hukuk Mahkemesine (E.2019/638, K.2022/334) GÖNDERİLMESİNE,

D. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, KROMLÜKS MUTFAK CİHAZLARI İMALAT VE TİCARET A.Ş., B. No: 2023/43226, 29.01.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 03, sayfa 63–69

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.