Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
MUSTAFA ÇAĞAN (2023/33320)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, ceza kovuşturması sonunda verilen müsadere kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Müsadere ve elkoyma | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MUSTAFA ÇAĞAN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/33320) |
|
|
|
Karar Tarihi: 4/3/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan y. |
: |
Yusuf Şevki HAKYEMEZ |
|
Üyeler |
: |
Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Ahmet Faruk TANYILDIZI |
|
Başvurucu |
: |
Mustafa ÇAĞAN |
|
Vekili |
: |
Av. Şeref TİMOÇİN |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza kovuşturması sonunda verilen müsadere kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/5/2023 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. 17/3/2022 tarihinde başvurucuya ait bulundurma ruhsatlı silahı başvurucunun oğlu A.Ç.nin üzerinde taşıdığının kolluk görevlilerince tespit edilmesi üzerine 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır. Yapılan soruşturma kapsamında 17/3/2022 tarihinde başvurucunun bilgi sahibi sıfatıyla beyanı alınmıştır. Başvurucu, evde muhafaza ettiği ruhsatlı silahının oğlu tarafından izinsiz olarak alındığını polislerin oğlunu yakalaması sonucu öğrendiğini beyan etmiştir. Bakırköy 6. Sulh Ceza Hâkimliğince 18/3/2022 tarihinde başvurucuya ait silaha el konulmasına karar verilmiştir.
6. Başsavcılık tarafından 12/10/2022 tarihinde iddianame düzenlenerek başvurucunun oğlu A.Ç.nin 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca başvurucuya ait silahın müsadere edilmesi talep edilerek kamu davası açılmıştır.
7. Bakırköy 22. Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 7/2/2023 tarihinde sanık A.Ç.nin 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB), beş yıl süreyle sanığın denetime tabi tutulmasına, suça konu silahın 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesi uyarınca müsadere edilmesine karar vermiştir.
8. Anılan karar 15/2/2023 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
9. Başvurucu 27/2/2023 tarihinde müsadere kararına itirazda bulunmuştur. Başvurucu, itirazında iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek müsadere koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme 6/3/2023 tarihli ek kararında talepte bulunan sıfatıyla başvurucunun itirazını değerlendirmiş; talepte bulunanın yargılama sırasında itirazını dile getirmediğini, HAGB kararına itiraz edilmeden de kararın kesinleştiğini belirterek itirazın reddine karar vermiştir.
10. Başvurucu, anılan karara 22/3/2023 tarihinde aynı gerekçelerle itiraz etmiş; itirazı inceleyen Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince (Ağır Ceza Mahkemesi) 31/3/2023 tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; müsadere kararının kaldırılması hususunun itiraz mercilerince değerlendirilemeyeceği, ek kararın usul ve kanuna uygun olduğu, mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir.
11. Nihai karar 9/4/2023 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
12. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Süleyman Başmeydan [GK], B. No: 2015/6164, 20/6/2019, §§ 23-36.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Anayasa Mahkemesinin 4/3/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
14. Başvurucu; müsadere kararının esasının denetlenmediğini, itiraz incelemesi sonunda verilen kararın gerekçesiz olduğunu, iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, müsadere kararı verilmesinde kamu yararı bulunmadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
15. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
17. Somut olayda müsadereye konu silahın başvurucuya ait olduğu tartışma konusu değildir. Bu durumda söz konusu silahın ekonomik değeri yönüyle başvurucu açısından mülk teşkil ettiği hususu tartışmasızdır.
b. Müdahalenin Varlığı ve Türü
18. Anayasa Mahkemesince müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi tedbirlerinin uygulanmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği daha önce birçok kararda kabul edilmiştir. Bu kararlarda bu türden müdahalelerin mülkten yoksun bırakma sonucuna yol açmakla birlikte mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrol edilmesi amacını gözettiği dikkate alınmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 54-58; Arif Güven [2. B.], B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 42-48). Somut olayda da başvurunun konusu müsadereye ilişkin olduğundan anılan ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmayıp müdahale, belirtilen üçüncü kural çerçevesinde incelenmiştir.
c. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
19. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
20. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahale kanuna dayanmalı, kamu yararı amacı taşımalı ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılmalıdır (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).
21. Başvurucunun silahının 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesi uyarınca müsadere edilmesi suretiyle yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının olduğu açıktır. Müsadere ile suçla mücadelede caydırıcılığın sağlanması, yeni suçların işlenmesinin önüne geçilmesi ve tehlikelilik arz eden suça konu mülkün kullanılmasının ve dolaşımının engellenmesi hedeflenmektedir. Başvurucunun oğlu tarafından başvurucuya ait ruhsatlı silahın izinsiz olarak taşınması eyleminin 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu oluşturduğu kanaatine ulaşan Mahkeme silahın müsaderesine karar vermiştir. Dolayısıyla müsadere tedbirinin uygulanmasının kamu yararına dayalı meşru bir amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Başmeydan, § 54)
22. Bu durumda başvurucunun silahının müsadere edilmesi şeklinde gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda başvurucunun oğlu A.Ç. hakkında yapılan ceza kovuşturması sonucunda A.Ç.nin 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği kanaatine varan Mahkeme bu suçtan cezalandırılmasına, HAGB'ye, başvurucuya ait suça konu silahın ise müsaderesine karar vermiştir. Söz konusu karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
23. Başvurucu, kararın kesinleşmesinden bir süre sonra müsadere kararına itirazda bulunmuş; kendisinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme ek karar ile talepte bulunanın yargılama sırasında itirazını dile getirmediği, kararın da itiraz edilmeden kesinleştiği gerekçesiyle başvurucunun itirazını reddetmiştir.
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Ünsped Paket Servisi San. ve Tic. A.Ş./Bulgaristan, (B. No: 3503/08, 13/10/2015) kararında; başvurucunun cezai yargılamalar sonunda mülküne el konulmasına etkili bir şekilde itiraz etme fırsatına sahip olması hâlinde başvurucunun makul görülebilecek bireysel bir yük altına girmiş olacağını, aksi durumda mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulacağını belirtmiştir.
25. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; başvurucunun, oğlu A.Ç.nin sanık sıfatıyla yargılandığı ceza yargılamasında taraf sıfatı olmadığı, bu durumda başvurucunun yargılama sürecinden ve sonrasında mahkeme kararından haberdar olup olmadığı bilinmemektedir. Nitekim Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan incelemede başvurucunun A.Ç. hakkında başlatılan soruşturma sürecinde bilgi veren sıfatıyla bir kez beyanda bulunduğu ancak kovuşturma sürecinde beyanına başvurulmadığı gibi yargılamanın herhangi bir aşamasında yer almadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla suça konu silahın maliki olan başvurucunun haberdar olmadığı yargılama sürecinde itirazda bulunması ve yargılama sonunda verilen karara karşı da kanun yoluna başvurmasının beklenemeyeceği tartışmasızdır. Mahkeme, ek kararının gerekçesini başvurucunun yargılama aşamasında itirazını dile getirmemesine ve nihai karara karşı kanun yoluna başvurulmamasına dayandırmıştır. Mahkeme, başvurucunun şikâyetlerini gerekçesinde tartışmamış; bir başka deyişle başvurucunun müsadere kararının esasına dair itirazlarını değerlendirmemiştir.
26. Bu durumda başvurucunun müsaderenin keyfî veya kanuna aykırı olduğuna ya da makul biçimde uygulanmadığına yönelik itirazlarını ortaya koyabilme olanağının etkin bir şekilde tanınmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun silahının suçta kullanıldığı gerekçesiyle müsadere edilerek mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği, kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu, ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.
27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
VI. GİDERİM
28. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
30. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy 22. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2022/603, K.2023/58) GÖNDERİLMESİNE,
D. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MUSTAFA ÇAĞAN, B. No: 2023/33320, 04.03.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 414–418
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.