Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
MUSTAFA ÖZLÜTÜRK (2023/33119)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; kamulaştırma bedelinin taşınmazın kültürel varlığına ilişkin eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaksızın düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırma bedeli, kamu yararı | İhlal | Yeniden yargılama, 152. Madde |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MUSTAFA ÖZLÜTÜRK BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/33119) |
|
|
|
Karar Tarihi: 6/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Nur Hilal MERMER |
|
Başvurucu |
: |
Mustafa ÖZLÜTÜRK |
|
Vekili |
: |
Av. Burak GÜNEŞ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin taşınmazın kültürel varlığına ilişkin eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaksızın düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Vakıflar Genel Müdürlüğü (İdare) tarafından başvurucunun hissedar malik olduğu, Kayseri'nin Melikgazi ilçesi Camikebir Mahallesi'nde bulunan 375 ada 6 parsel sayılı 32 m² yüz ölçümlü taşınmazın Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu (Koruma Kurulu) kararıyla korunması gereken kültür varlığı olduğuna karar verilmesi sebebiyle 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 15. maddesi gereği kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
3. İdare, başvurucu ve diğer maliklere karşı Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 4/5/2015 tarihinde kamulaştırma bedel ve tescil davası açmıştır.
4. Mahkemece taşınmaza ilişkin üç farklı heyetle keşifler yapılmış ve bilirkişi raporları alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen hususlar şöyledir:
i. Koruma Kurulu kararıyla dava konusu taşınmazın korunması gerekli tarihî eser vasfında olduğu tespit edilmiştir. Pamukhan olarak bilinen eser içinde bulunan taşınmaz, dükkân olarak kullanılmaktadır.
ii. İmar planına dâhil olduğu anlaşılan taşınmazın konumu, çevresindeki yapılaşmalar, belediye ve diğer kamu hizmetlerinden faydalanıyor olması nedeniyle arsa vasfında olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple taşınmazın kamulaştırma bedeli 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında emsal taşınmazlarla mukayese edilerek belirlenmelidir.
iii. Dava konusu taşınmazla aynı parselde bulunan ve emsal olduğu belirtilen taşınmazların satış işlemlerinde piyasa değerinin yansıtılmaması sebebiyle emsal olarak kabul edilmemiştir.
iv. Kayseri'nin Melikgazi ilçesi Tacettin Veli Mahallesi 5019 ada 3 parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmaz emsal olarak alınmıştır. Emsal taşınmazın 15/1/2007 tarihli satış işleminde belirtilen satış değeri dikkate alındığında dava tarihi itibarıyla m² birim değeri 2.481,71 TL'dir.
v. Dava konusu taşınmaz Cumhuriyet Meydanı'na, Kazancılar Çarşısı'na ve Kapalı Çarşı'ya yakın konumda olup kesici ev aletlerinin satıldığı bölgededir. Taşınmaz her türlü belediye ve kamu hizmetinden yararlanmaktadır. Dava konusu taşınmazın ve emsal taşınmazın konumları, ticari vasıfları, merkezî yerlerde ve çarşı içinde olması gibi özellikleri yönünden yapılan mukayese neticesinde dava konusu taşınmazın emsal taşınmazdan daha değerli olduğu anlaşılmıştır. Buna göre dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla m² birim değeri %40 oranında düzenleme ortaklık payı düşülerek 2.136 TL'dir. Böylece taşınmazın arsa değeri 68.352 TL olarak hesaplanmıştır. Taşınmazın üzerindeki yapının tarihî eser niteliğinde olduğu dikkate alındığında yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığının tebliğine göre 5. sınıf D grubu yapı sınıfına dâhil olduğu anlaşılmıştır. Yapının %70 yıpranma payı gözetildiğinde m² birim fiyatı 2.040 TL olup yapının toplam değeri 19.584 TL'dir. Böylece dava tarihi itibarıyla taşınmazın toplam değeri 87.936 TL'dir.
5. Mahkemece söz konusu bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararda dava konusu taşınmazın başvurucunun dâhil olduğu davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ve taşınmazın Mazbut Veziri Azam Bayram Paşa Vakfı (Mevlevihane/Vakıf) adına tesciline hükmedilmiş, kamulaştırma bedeli 87.936 TL olarak belirlenmiştir.
6. Karar taraflarca istinaf edilmiştir. Başvurucu istinaf dilekçesinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu Pamukhan'daki diğer taşınmazlar için açılan davalarda kamulaştırma bedelinin daha fazla belirlendiğini ancak bu hususta sunulan bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını belirtmiştir. Taşınmazın üzerindeki yapının değerinin 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmadan hesaplanmasının taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesine engel olduğu vurgulanmıştır. Anılan maddenin Anayasa'ya aykırı olması sebebiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması da talep edilmiştir.
7. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) faize ilişkin kısım yönünden düzeltme yapılmak suretiyle davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin 87.936 TL olarak tespitine ve taşınmazın Vakıf adına tesciline karar verilmiştir. Kararda taşınmazın arsa vasfında kabul edilmesinin ve buna göre emsal araştırılması yapılıp tespit edilen emsallerle kıyaslama yapılarak taşınmazın değerinin tespit edilmesinin doğru olduğu belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesine göre taşınmazın üzerindeki yapının değeri 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince yaşına ve sınıfına uygun şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan listelere göre yıpranma payı düşülerek tespit edilmiştir. Bu sebeple hükümde düzeltilen hususlar hariç olmak üzere başvurucunun istinaf itirazları yerinde değildir. Kararda Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olduğu belirtilmiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 15/3/2023 tarihinde öğrendikten sonra 13/4/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucu, maliki olduğu tarihi Pamukhan'da bulunan taşınmaza ilişkin Mahkemece başvuru konusu davada dava konusu taşınmazların m² birim fiyatının emsal taşınmazlar için açılan davalarda tespit edilen değerden daha düşük belirlendiğini ileri sürmüştür. Taşınmazın yapı değeri tespit edilirken 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince enderlik, eskilik ve sanat değerinin dikkate alınmadığını, böylece taşınmazın gerçek değerinin tespit edilemediğini dile getirmiştir. Başvurucu, yargılamada anılan düzenlemenin taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesine engel olması nedeniyle Anayasa'ya aykırı olduğunun ileri sürüldüğünü ancak bu iddianın değerlendirilmediğini ifade etmiş; sonuç olarak mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinden yakınmıştır.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu davaya ilişkin olarak İdareden temin edilen bilgi ve belgelerin, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddiaları yinelemiştir.
12. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
14. Anayasa Mahkemesi dava konusu taşınmaz ile aynı yerde bulunan taşınmazlar ile ilgili olarak benzer nitelikte iddialarla yapılan başvuruyu Hürmet Alpay ve diğerleri ([GK], B. No: 2020/27651, 18/9/2025) kararında incelemiş ve uygulanması gereken anayasal ilkeleri belirlemiştir. Kararda, başvurucuların öncelikle kamulaştırma bedellerinin emsal nitelikteki taşınmazlar için açılan bedel ve tescil davalarında tespit edilen kamulaştırma bedellerine göre daha düşük belirlendiğine yönelik iddiaları bakımından değerlendirme yapılmış ve yapılan incelemede başvuruculara ait taşınmazlar için Asliye Hukuk Mahkemelerince tespit edilen m² birim değerinin tespit edilen değer aralığında yer aldığı belirtilerek başvurucuların kamulaştırma bedelinin emsal taşınmazlara göre düşük belirlendiğine yönelik iddialarının temelinin bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucuların diğer şikâyeti olan kamulaştırma bedeli tespit edilirken 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince eskilik, enderlik ve sanat değerinin dikkate alınmaması nedeniyle kamulaştırma bedelinin gerçek değerin altında belirlendiğine ilişkin iddiaları yönünden ise 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenleme gereği dava konusu taşınmazların eskilik, enderlik ve sanat değerinin kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmasının mümkün olmadığı, taşınmazların değerine etki etse dahi eskilik, enderlik ve sanat değerinin kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınması ihtimalini ortadan kaldıran düzenleme nedeniyle Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan gerçek bedel güvencesinden mahrum kalındığını ifade etmiştir. Bu kapsamda başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri çerçevesinde Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak ihlalin söz konusu düzenlemeden kaynaklandığı da vurgulanmıştır.
15. Başvuruya konu olayda başvurucuya ait taşınmazın Koruma Kurulu kararıyla korunması gerekli kültür varlığı niteliği taşıdığının tespiti üzerine İdare tarafından kamulaştırma bedel ve tescil davaları açılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın arsa vasfında olduğu belirlenmiş, kamulaştırma bedeli emsal olarak belirlenen taşınmazla kıyaslanarak tespit edilmiştir. Son olarak raporda taşınmazın üzerindeki yapının değeri 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince yaşına ve sınıfına uygun şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan listelere göre yıpranma payı düşülerek tespit edilmiş ve yapının tarihî eser niteliğine göre eskilik, enderlik ve sanat değerinin dikkate alındığına dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.
16. Başvurucu tarafından kamulaştırma bedelinin, emsal nitelikteki taşınmazlar için açılan bedel ve tescil davalarında tespit edilen kamulaştırma bedellerine göre daha düşük belirlendiği iddia edilmişse de başvurucuya ait taşınmaz için Mahkemece tespit edilen m² birim değerinin emsal nitelikteki taşınmazlar için açılan davalarda tespit edilen değer aralığında yer aldığı görülmüştür. Böylece başvurucuya ait taşınmaz için belirlenen kamulaştırma bedeliyle aynı yapı içerisinde olduğu anlaşılan taşınmazlar için mahkemelerce takdir edilen kamulaştırma bedelleri arasında önemli ölçüde fark bulunmadığı anlaşılmış, bu kapsamda başvurucunun kamulaştırma bedelinin emsal taşınmazlara göre düşük belirlendiğine yönelik iddiası bakımından Hürmet Alpay ve diğerleri kararında varılan sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı değerlendirilerek söz konusu iddianın temelinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
17. Başvurucunun kamulaştırma bedeli tespit edilirken 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince eskilik, enderlik ve sanat değerinin dikkate alınmaması nedeniyle kamulaştırma bedelinin gerçek değerin altında belirlendiğine dair iddiası bakımından da belirtilen karardaki ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı ve dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri çerçevesinde Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı değerlendirilmiştir.
18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
19. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile 5.000.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
20. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer almaktadır.
21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
22. Başvuruya konu olayda Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin doğrudan 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır (Hürmet Alpay ve diğerleri, § 60).
23. Hürmet Alpay ve diğerleri başvurusunda Anayasa Mahkemesinin kararın Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine karar verdiği (Hürmet Alpay ve diğerleri, §§ 63-68) anlaşıldığından bu hususta yeniden TBMM'ye çağrıda bulunulmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bununla birlikte Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca ilgili kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulabileceği veya Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasının uygulanabileceği dikkate alındığında yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesine (E.2022/706, K.2023/399) iletilmek üzere Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2021/211, K.2022/48) GÖNDERİLMESİNE,
Ç. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
D. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MUSTAFA ÖZLÜTÜRK, B. No: 2023/33119, 06.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 633–637
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.