İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

HARUN REŞİT ANARAL (2023/29195)

  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Gerekçeli karar hakkı (ceza)İhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HARUN REŞİT ANARAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/29195)

 

Karar Tarihi: 22/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Yunus Emre BAĞLAR

Başvurucu

:

Harun Reşit ANARAL

Vekili

:

Av. Serkan İNCEKAŞ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. Müşteki, başvurucunun düzenlediği çekin karşılıksız çıkması nedeniyle 14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca cezalandırılması için 9/8/2022 tarihinde şikâyetçi olmuştur.

3. Dava, İstanbul Anadolu 24. İcra Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Yargılama toplam üç celse sürmüştür. Birinci celsede Mahkeme, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine müzekkere yazarak 2022/811 esas sayılı kısıtlamaya dair kararın gönderilmesini istemiştir.

4. İkinci celsede Mahkeme, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine yazılan müzekkere cevabının beklenmesine karar vermiştir. Üçüncü celsede İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine yazılan müzekkereye ikmalen cevap verildiğini duruşma zaptında belirtmiştir. Mahkeme, başvurucunun 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca çekle ilgili karşılıksız işlem yapılmasına neden olma suçundan 96.400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir:

   "…Şikayet dilekçesi, bankaya yazılan müzekkere cevabı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabı, çek fotokopisi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; […] Şubesine Ait 26/07/2022 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli [...] seri numaralı çek yönünden çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu nedeniyle müşteki tarafça İİK 347. Maddesi uyarınca yasal süresi içerisinde şikayette bulunulduğu, mahkememizce gerekli yazışmalar yapılarak delillerin toplandığı ve sanığın [başvurucu], yetkilisi olduğu şirket tarafından keşide edilmiş olan çekin karşılığını bankada hazır bulundurmadığı ve konkordato davasının suç tarihinden sonra açılmış olması nedeniyle dava sonucunun beklenilmesine gerek görülmediği tespit edilmiş olmakla sanığın cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…"

5. Başvurucunun vasisi B.A. karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde 7/6/2022 tarihli sağlık kurulu raporu gereği İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/811 esas sayılı dosyasındaki 30/6/2022 tarihli kararla kısıtlanan başvurucuya E.Ç.nin vasi olarak atandığını, aynı dosyada alınan 15/12/2022 tarihli ek kararla vasi değişikliği yapılarak kendisinin vasi olarak atandığını, başvurucuya vasi atandığı ilgili dosyaya bildirilmiş olmasına rağmen yargılamanın başvurucu kısıtlandıktan sonra devam edebilmesi için vasisine bildirim yapılması zorunlu olduğu hâlde kendisine bildirim yapılmaksızın yargılamaya devam edildiğini, hükmün bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, alınan rapor uyarınca başvurucunun çekin keşide edildiği tarihte hukuki ve cezai ehliyeti bulunmadığını, çek sahibi bankanın da 16/6/2022 tarihli cevabi yazısında başvurucunun hesaplarına tedbir şerhi işlediğini Mahkemeye bildirdiğini, başvurucunun kısıtlandığı bankaya haber verilmesine ve tedbir şerhi işlenmiş olmasına rağmen banka tarafından çek hakkında karşılıksız işlem tesis edildiğini ileri sürmüştür.

6. Başvurucunun vasisi B.A. ayrıca istinaf dilekçesine İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından kısıtlı adayı başvurucunun emekli maaşı haricinde bütün hesaplarına vesayet tedbir şerhi konulmasına ilişkin Türkiye Bankalar Birliğine 26/5/2022 tarihinde yazılan müzekkere örneğini, başvurucunun banka nezdinde bulunan hesaplarına tedbir şerhi uygulandığına ilişkin banka tarafından İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine 16/6/2022 tarihinde yazılan müzekkere örneğini, başvurucu hakkında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesince aldırılan 7/6/2022 tarihli bilirkişi raporunu eklemiştir.

7. Başvurucu hakkında düzenlenen 7/6/2022 tarihli bilirkişi raporunda başvurucunun akli melekelerinin yetersiz olduğu, kanuni ehil olmadığı, bellek kusuru ve demans mevcut olduğu, akıl sağlığının bağımsız karar vermeye yetmeyeceği, başvurucu hakkında vasi tayin edilmesi gerektiği hususlarında tespitler yer almaktadır.

8. İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/811 esas sayılı dosyasında 30/6/2022 tarihli gerekçeli kararla 7/6/2022 tarihli alınan rapor gözönünde bulundurularak başvurucunun kısıtlanmasına ve E.Ç.nin başvurucuya vasi atanmasına karar verilmiştir. 15/12/2022 tarihli ek kararla ise E.Ç.nin vasi olarak atanmasına ilişkin karar kaldırılarak B.A.nın başvurucuya vasi olarak atanmasına karar verilmiştir.

9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) 7/2/2023 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

   "…Sanığın [başvurucu] yetkilisi olduğu şirket tarafından keşide olunan 100.000 TL bedelli, 26/07/2022 keşide tarihli çekin 29/07/2022 tarihinde bankaya ibraz edildiği, çekin yasal unsurları haiz kambiyo senedi niteliğinde olduğu ve bankaya ibrazında banka tarafından karşılıksız kaldığının belirlenmesine göre sanığın mahkûmiyetine dair verilen kararda isabetsizlik görülmediğinden, sanık vasisinin istinaf nedenleri yerinde bulunmamakla, CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren mahal Mahkemesine gönderilmesine…"

10. Başvurucu, nihai kararı 18/3/2023 tarihinde öğrendikten sonra 10/4/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu, Mahkeme kararının gerekçesinde kısıtlılığı ve cezai ehliyetinin olup olmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yer almadığını, bu bağlamda karar sonucuna etki edecek esaslı iddialara gerekçede yer verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

14. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

16. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

17. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

18. Somut olayda Mahkeme, başvurucunun yetkilisi olduğu şirket tarafından 26/7/2022 tarihinde keşide edilmiş olan çekin karşılığını bankada hazır bulundurmadığı gerekçesiyle başvurucunun cezalandırılmasına karar vermiştir (bkz. § 4). Başvurucu ise alınan rapor uyarınca çekin keşide edildiği tarihte hukuki ve cezai ehliyeti bulunmadığını, çek sahibi bankanın da 16/6/2022 tarihli cevabi yazısında hesaplarına tedbir şerhi işlendiğini Mahkemeye bildirdiğini ileri sürmüştür (bkz. § 5). Ayrıca istinaf başvuru dilekçesine İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından kısıtlı adayı başvurucunun emekli maaşı haricinde bütün hesaplarına vesayet tedbir şerhi konulmasına ilişkin Türkiye Bankalar Birliğine 26/5/2022 tarihinde yazılan müzekkere örneğini, başvurucunun banka nezdinde bulunan hesaplarına tedbir şerhi uygulandığına ilişkin banka tarafından İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine 16/6/2022 tarihinde yazılan müzekkere örneğini, başvurucu hakkında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesince aldırılan 7/6/2022 tarihli bilirkişi raporunu eklemiştir (bkz. § 6).

19. Düzenlenen çekin karşılıksız çıkmasına ilişkin bir hukuki uyuşmazlıkta, çekin keşide edildiği tarihte çekte imzası olan kişinin kısıtlı olup olmadığı ve cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı esasa etki edebilecek nitelikte önemli bir unsurdur. Bu bağlamda çekte imzası bulunan kişinin çekin keşide edildiği tarihte İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından kısıtlanarak kendisine vasi atandığına, cezai ehliyetinin bulunmadığına yönelik itirazlar davanın sonucunu etkileyebilecek niteliktedir.

20. Mahkeme, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine müzekkere yazarak 2022/811 esas sayılı kararın gönderilmesinin istenmesine karar vermiş ve üçüncü celsede müzekkere cevabının geldiğini duruşma zaptında belirtmiştir. Buna karşın Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucunun çekin keşide tarihinden önce kısıtlanmasının ve başvurucuya vasi atanmasının, alınan bilirkişi raporundaki başvurucunun akli melekelerinin yetersiz olduğuna, akıl sağlığının bağımsız karar vermeye yetmeyeceğine ilişkin tespitlerin yer almasının suçun oluşumuna etkisi yönünden ayrı ve açık bir değerlendirme yapılmamıştır. Başvurucu, istinaf dilekçesinde bu hususta ilgili belgeleri sunmuş olmasına rağmen İstinaf Dairesince de bahsedilen hususlar ayrı ve açık bir şekilde tartışılmamıştır.

21. Başvurucunun iddiasını destekleyebilecek mahiyette itirazlar sunmasına rağmen Mahkemece bu durum gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak değerlendirilmemiş ve başvurucunun iddialarına cevap verilmemiştir. Netice itibarıyla yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında -somut olayın özel koşullarında- Mahkemenin davanın sonucuna etkili hususlar hakkında yeterli bir yanıt vermediği anlaşılmıştır. Bu itibarla kararda yeterli gerekçenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

23. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden, kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 96.400 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

27. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 24. İcra Ceza Mahkemesine (E.2022/116, K.2022/277) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, HARUN REŞİT ANARAL, B. No: 2023/29195, 22.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 133–137

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.