Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
SUNA KARABAY (2023/28565)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, yargı kararının icra edilmemesi nedeniyle kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Mahkemeye erişim hakkı (idare) | Başvurunun Reddi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
SUNA KARABAY BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/28565) |
|
|
|
Karar Tarihi: 29/1/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Volkan SEVTEKİN |
|
Başvurucu |
: |
Suna KARABAY |
|
Vekili |
: |
Av. Ali KIZILAY |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, yargı kararının icra edilmemesi nedeniyle kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. Bireysel Başvurudan Önceki Süreç
2. Başvurucu 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname gereği kapatılan Battalgazi Özel Eğitim ve Öğretim Hiz. Tic. San. A.Ş.de işçi olarak 1/9/2011-23/7/2016 tarihleri arasında çalışması nedeniyle alamadığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı ve yıllık izin ücretinden oluşan alacaklarının ödenmesi talebiyle 17/8/2016 tarihli ve 29804 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 5. maddesi kapsamında Kayseri Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosuna (İl Bürosu) başvuruda bulunmuştur. İl Bürosu tarafından başvurunun 12/3/2018 tarihinde reddedilmesi üzerine başvurucu Kayseri 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 15/2/2021 tarihinde işlemin iptali ile hak ettiği işçilik alacaklarının fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
3. Mahkeme 12/10/2021 tarihinde dava konusu işlemin iptaline, işçilik alacaklarına ilişkin maddi tazminat talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"…Uyuşmazlıkta davalı idare vekilince sunulan savunma dilekçesinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, irtibatı, iltisakı olduğu, başvurusunun mevzuat hükümleri gereğince reddedildiği ileri sürülmüş ise de, dava dosyasına buna ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada, davacı hakkında yapılan bir ceza yargılaması ya da verilen bir mahkûmiyet kararının olmadığı, kapatılan Battalgazi Özel Eğitim Hiz. Tic. San. A.Ş.'de SGK kaydının bulunduğunun görüldüğü, bu durumun ise davacının kapatılan kurumda çalışan olduğunu ve bu kurumdan işçilik alacağı olabileceğini ortaya koyduğu anlaşılmış olup dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Davacının, hak ettiği işçilik alacaklarının akdin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden ise;
Davacının talebinin değerlendirmeye alınmaması yukarıda yer verildiği üzere hukuka aykırı bulunduğundan, davacının kapatılan kuruluştan olan alacak talebi yönüyle İl KHK İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca, hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması koşulları yönüyle değerlendirme yapılmak suretiyle talep hakkında İl KHK İşlemleri Bürosu veya Maliye Bakanlığınca bir karar verilmesi gerektiğinden, dolayısıyla kapatılan kuruluştan olan istihkak ve alacaklara ilişkin davacının talebiyle birlikte tüm talepler bir arada değerlendirilerek bir karar verileceğinden, davacının işçilik alacağının olup olmadığı ve miktarı idarece yapılacak araştırma ve değerlendirme sonucunda ortaya çıkacağından bu aşamada davacının parasal hak talebi hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır."
4. Başvurucu anılan karar üzerine 27/10/2021 tarihinde İl Bürosuna yeni bir başvuruda bulunarak başvurunun reddine konu idari işlemin Mahkemece iptal edildiğini belirterek işçilik alacaklarının ödenmesini istemiştir.
5. Bu arada davalı idarenin istinaf başvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin (İstinaf Dairesi) 9/12/2021 tarihli kararıyla Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle kesin olarak reddedilmiştir.
6. Bu süreçte İl Bürosu 13/1/2022 tarihli yazı ile yargı kararlarının yerine getirilebilmesi ve bu tür alacakların miktarının tespit edilebilmesi için hizmet satın alınarak adliyede bilirkişilik yapanlar arasından seçilen bir bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin görüş üzerine bilirkişi görevlendirmesine karar vermiştir.
7. Başvurucu bu defa 21/1/2022 tarihinde açtığı ikinci davada 27/10/2021 tarihli başvurusuna cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedildiğini belirterek işlemin iptali ile işçilik alacaklarına karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın akdin fesih tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
8. İl Bürosu 17/2/2022 tarihli yazısında bilirkişinin ödenecek bedeli belirlemesine müteakiben başvurucuya ödeme yapılacağı bildirilmiştir.
9. Bu arada İl Bürosunun belirlediği hukukçu bilirkişi 5/5/2022 tarihli bilirkişi raporunu düzenlemiş ve bu raporda dosyada bulunan sınırlı sayıdaki belge ve bilgilere göre işçilik alacakları ve alacak faiz tutarlarının hesaplandığı belirtilmiştir.
10. İl Bürosunun 20/2/2023 tarihli yazısında bilirkişinin hesapladığı işçilik alacaklarının ve buna dair faize ilişkin ödemenin kapatılan kurumun nakit varlıklarının borçları karşılayamaması nedeniyle henüz gerçekleştirilemediği, anılan kurumun taşınmaz varlıklarının nakde çevrilmesi işlemleri tamamlandığında gerekli ödemenin yapılacağı belirtilmiştir.
11. Başvurucu vekili 24/2/2023 tarihli miktar artırım dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada dosya içerisine idarece alınan ve yanlı olan bilirkişi raporunda hesaplama hatalarının mevcut olduğunu, bu nedenle hesaplanan miktarı kabul etmediklerini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla talep miktarını toplam 30.000 TL'ye artırmıştır.
12. Mahkeme 28/2/2023 tarihinde davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"…Uyuşmazlıkta, Mahkememizin 27.01.2023 tarihli ara kararı ile davalı idareden, dava konusu alacaklara ilişkin davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasına, buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin aslı ya da onaylı-okunaklı örneğinin Mahkememize gönderilmesinin istendiği, ara karara cevaben davalı idarece sunulan 28.02.2023 tarihli yazıda, ‘...büromuz kayıtları incelenmiş ve davacı Suna KARABAY adına tayin edilen bilirkişinin ilgili raporu Büromuza teslim ettiği, raporda Suna KARABAY'ın kıdem tazminatının net 8.003,02-TL ve buna ait yasal faizin 6.190,30-TL, ihbar tazminatı alacağının net 2.589,91-TL ve buna ait yasal faizin 966,85-TL, yıllık izin alacağının 2.197,02-TL ve buna ait yasal faizinin 820,52-TL ve bakiye ücret alacağının 902,72-TL ve buna ait yasal faizin ise 501,90-TL olduğu belirtilmiş olsa da kapatılan kurumun nakit varlıklarının borçları karşılayamaması nedeniyle ödemenin henüz gerçekleşmediği, kurumun taşınmaz varlıklarının nakte çevrilmesi için gerekli işlemler başlatılmış olup tamamlandığında kişiye gerekli ödemelerin yapılacağı’ şeklinde ifadelere yer verilmiştir.
Bakılan davada; davacının kapatılan kuruluştan olan alacak talebi yönüyle İl KHK İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca, hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması yönlerinden değerlendirilerek davalı idarece bir karar verilmesi gerektiğinin açık olduğu, diğer yandan […] tasfiye sürecinde kuruluşun aktifinin kalıp kalmayacağı hususunun belirsiz olduğu, bu durumun tasfiyeden sonra netlik kazanacağı, KHK'nın emredici hükümleri doğrultusunda kapatılan kuruluşun borçları sebebiyle idareye ek mali yükümlülük getirilemeyeceği, bu sebeple tasfiye sürecinin sona ermesinden sonra emanet hesabında aktif kalırsa öncelikli borçların tediye edileceği, bu tediyeden sonra artık aktif değer kalması halinde kapatılan kuruluşta çalışanların alacaklarının tazminine geçileceği ve davalı idarece […] mal varlıkları tasfiye edildikçe ödemelerin yapıldığı dikkate alındığında bu aşamada davacının parasal haklarının tamamının ödenmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgelerle yukarıda aktarılan yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; Mahkememizce verilen iptal kararı üzerine işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle […] tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ve dolayısıyla dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından ödenmeyen işçilik alacaklarına karşılık olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi tazminatın akdin fesih tarihi olan 23.07.2016 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduatı faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebinin de reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, […]’nin tasfiye sürecinin sonunda kuruluşun aktif mal varlığının kalması ve davalı idarece ödeme yapılmaması veya eksik ödeme yapılması durumunda yeniden dava açılabileceği de tabiidir."
13. Mahkemenin anılan kararının başvurucu vekili tarafından 24/3/2023 tarihinde öğrenilmesinden sonra başvurucu karara karşı 4/4/2023 tarihinde istinaf başvurusunda ve 10/4/2023 tarihinde de bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç
14. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden başvurucunun istinaf başvurusu İstinaf Dairesinin 12/10/2023 tarihli kararı ile kabul edilerek Mahkemenin kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"…24.02.2023 tarihinde davacı vekili tarafından dava dosyasına ıslah dilekçesi sunulması üzerine, mahkemece ıslah dilekçesinin karşı tarafa (davalı idareye) 24.02.2023 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 28.02.2023 tarihinde dava değeri 10.000-TL kabul edilmek suretiyle dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin olarak karar verilmiş ise de dava konusu tutarın 30.000-TL olduğu hususu gözetildiğinde davanın yirmi bin Türk lirasını geçmeyen bir uyuşmazlığa ilişkin olmadığı, bu bağlamda da istinaf incelemesine tabi olduğu hususunun açık olması karşısında Dairemizce istinaf incelemesine geçilmiştir.
…
Bu nedenle, Bölge İdare Mahkemesince, İdare Mahkemesi tarafından taleple bağlılık ilkesi dışında karar verildiğinin anlaşılması halinde, İdari Dava Dairesince uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmeyip bu konuda bir karar verilmek üzere, dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, kanunda öngörülen aşamalı yargılama sistemine uyulmamış olacağı açıktır.
Bu durumda, usul hukukunun temel ilkelerinden biri olan 'taleple bağlılık' ilkesi uyarınca, İdari Yargı mercilerinde açılan davalarda; idare mahkemeleri, davacının istemi ile bağlı olduğundan ve istemi genişletecek, daraltacak veya değiştirecek biçimde karar verilemeyeceğinden, İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmaması nedeniyle, istinaf incelemesine konu mahkeme kararının bu sebeple kaldırılması uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir."
15. Anılan karar başvurucu vekiline 20/11/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. İstinaf Dairesinin kararı sonrasında yapılan yargılama sonucu Mahkemece 19/12/2023 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"…Bakılan davada; davacının kapatılan kuruluştan olan alacak talebi yönüyle İl KHK İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca, hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması yönlerinden değerlendirilerek davalı idarece bir karar verilmesi gerektiğinin açık olduğu, diğer yandan […]’nin tasfiye sürecinde kuruluşun aktifinin kalıp kalmayacağı hususunun belirsiz olduğu, bu durumun tasfiyeden sonra netlik kazanacağı, KHK'nın emredici hükümleri doğrultusunda kapatılan kuruluşun borçları sebebiyle idareye ek mali yükümlülük getirilemeyeceği, bu sebeple tasfiye sürecinin sona ermesinden sonra emanet hesabında aktif kalırsa öncelikli borçların tediye edileceği, bu tediyeden sonra artık aktif değer kalması halinde kapatılan kuruluşta çalışanların alacaklarının tazminine geçileceği ve davalı idarece […]’nin mal varlıkları tasfiye edildikçe ödemelerin yapıldığı dikkate alındığında bu aşamada davacının parasal haklarının tamamının ödenmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgelerle yukarıda aktarılan yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; Mahkememizce verilen iptal kararı üzerine işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle 07.07.2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ve dolayısıyla dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından ödenmeyen işçilik alacaklarına karşılık olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00.-TL (ıslah sonucu=30.000,00-TL) maddi tazminatın akdin fesih tarihi olan 23.07.2016 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduatı faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebinin de reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, […]’nin tasfiye sürecinin sonunda kuruluşun aktif mal varlığının kalması ve davalı idarece ödeme yapılmaması veya eksik ödeme yapılması durumunda yeniden dava açılabileceği de tabiidir."
17. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı istinaf başvurusu İstinaf Dairesinin 30/4/2024 tarihli kararı ile kabul edilerek Mahkemenin kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ve başvurucunun parasal hak talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"…Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca, kapatılan kurumlarda geçen çalışmalara karşılık talep edilen işçilik alacaklarının; hiçbir şekilde kuruluşun devralınan varlıklarının değerini geçmemesi, Hazineye ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması koşulları yönüyle değerlendirme yapılmak suretiyle ve öngörülen öncelik sıralaması gözetilerek ödenebileceği açık olup, ödenmesine karar verilen borçların asıl alacak için yapılan idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte hesaplanacağı açıktır.
Bu bakımdan; davacı tarafından idarece aylık ücretinin eksik hesaplandığı ileri sürüldüğü hususu da gözetildiğinde, davacının işçilik alacaklarına konu kalemlerde günlük ücretinin gerekli görüldüğünde bu belgeler ilgili idarelerden temin edilerek (Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu, Sosyal Güvenlik Kurumunca düzenlenen hizmet belgesi gibi) brüt günlük ücretinin belirlenmesi suretiyle hesaplama yapılması gerekmekte olup, hesaplamanın 2016 yılı için ilan edilen brüt asgari ücret olan 1.647,00-TL üzerinden hesaplanmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, işçilik alacaklarının 7091 sayılı Yasa'nın yukarıya alınan hükümleri uyarınca asıl alacak için yapılan idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hesaplanması mümkün olup, davalı idarece kıdem tazminatı ile 23 günlük ücret alacağının mevduat faizi uygulanarak, ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağının ise yasal faiz uygulanarak hesaplattırıldığı açık ise de, Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesi nedeniyle yapılan ilk başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faizin hesaplanması gerekmektedir. Dolayısıyla, idarece hesaplattırılan faiz türleri için başlangıç tarihinin, davacının ilk başvurusu üzerine verilen cevabi yazı esas alınarak hesaplattırılmasında da hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacının Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 12/10/2021 tarih ve E:2021/215, K:2021/946 sayılı kararıyla iptal kararı verildiğinden bahisle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ödenmeyen 23 günlük maaşının ve yıllık izin ücreti karşılığı alacağının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddine karar veren idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davacının işçilik alacakları tutarının anılan hususlar gözetilmeksizin belirlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gibi, davalı idarece kapatılan kurumdan olan istihkak ve alacaklara ilişkin taleplerin tüm talepler bir arada değerlendirilerek, davacının işçilik alacağının ne kadarlık kısmının ödenebileceğine devralınan kurumun mal varlığını geçmeyecek ve Hazine'ye ek külfet getirmeyecek şekilde, nakit varlıklar nispetinde 7091 sayılı Yasa'da öngörülen sıralama gözetilerek karar verileceğinden, söz konusu durumun idarece yapılacak araştırma ve değerlendirme sonucunda ortaya çıkacağı açık olup, bu aşamada davacının parasal hak talebi hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır."
18. Anılan karar başvurucu vekiline 13/6/2024 tarihinde tebliğ edilmiştir.
19. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
20. Başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamında aynı maddi olaya dayanılarak açılan başka davalarda verilen kararlardan aksi bir sonuca ulaşılarak davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ile Mahkemenin 12/10/2021 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermesine rağmen idarece işlem tesis edilmemesi suretiyle kararın icrası hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte başvurucu, bilirkişi raporu aldırılmadan ve miktar artırım dilekçesi de dikkate alınmadan kesin olarak ret kararı verilerek kanun yoluna başvuruya yönelik mahkemeye erişim hakkının ayrıca yeterli bilgi ve belge toplanmadan, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmadan iddia ve savunma hakkı kısıtlanarak karar verilerek hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
21. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvuru konusu işçilik alacaklarına ilişkin olarak ekte yer alan Kayseri Valiliğinden alınan cevabi yazıdan Mahkemenin kararı doğrultusunda hazırlanan bilirkişi raporunda belirtilen işçilik alacakları ve faiz tutarlarının başvurucu adına avukatının hesabına ödendiği ve ödemenin yapılmış olmasının başvurucu bakımından yapılacak kabul edilebilirlik (mağdur sıfatının kalmaması) incelemesinde dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Ayrıca bilirkişi raporu (bkz. § 9) doğrultusunda başvurucu vekili hesabına 2/9/2024 tarihinde 13.692,67 TL anapara ve 22.986,96 TL faizin güncel tutarı olmak üzere toplam 36.679,63 TL ödeme yapıldığına ilişkin ödeme belgesi sunulmuştur.
22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında alacaklarının maddi boyutu noktasında uyuşmazlığın devam ettiğini, idarenin dayanak kabul ettiği bilirkişi raporunda birçok eksiklikler olduğunu ve yapılan kısmi ödeme ile mağduriyetinin ortadan kalkmadığını ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca bireysel başvuru formundaki ihlal iddialarının dışında mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında başvuru formunda belirtilen bilgilerde ve başvuruyla ilgili koşullarda herhangi bir değişiklik olduğunda bunun Mahkemeye bildirilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Diğer yandan 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ile İçtüzük'ün 83. maddesi gereği başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilecek ve ilgilinin yargılama giderleri dışında 2.000 TL'den fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilebilecektir.
24. Genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılması bireysel başvuru alanında özel olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31; S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
25. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö., § 29).
26. Somut olayda başvurucu iptal kararının idarece uygulanmadığını, bilirkişi raporu aldırılmadan ve miktar artırım dilekçesi dikkate alınmadan kesin olarak karar verilerek kanun yoluna başvuramadığını ayrıca adil yargılanma hakkının birtakım usulü güvencelerine aykırı şekilde karar verildiğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmuştur. Ancak bireysel başvuru sonrasında kesin olarak verilen Mahkeme kararının İstinaf Dairesi tarafından kaldırıldığı ve yargılama sürecinin devam ettiği anlaşılmaktadır (bkz. §§ 14-17). Öte yandan başvurucuya bireysel başvuru sonrasında 2/9/2024 tarihinde 36.679,63 TL ödeme yapıldığı Bakanlık tarafından dosya kapsamında sunulan belgelerden anlaşılmıştır.
27. Başvurucu, bireysel başvuruda bulunmadan önce istinaf kanun yoluna başvurduğunu bireysel başvuru formunda belirtmediği gibi İstinaf Dairesi kararı ve sonraki yargılama sürecine ilişkin gelişmelerle ilgili olarak da Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemiştir. Ayrıca Bakanlık görüşünde bildirilen ve 2/9/2024 tarihinde yapıldığı anlaşılan ödemeye ilişkin bir bilgi de vermemiştir.
28. Bireysel başvurunun yapılmasından önceki ve sonraki gelişmeler, yargılama sürecinde başvurucu lehine verilen yeni kararlar (bkz. §§ 14-17) ve ayrıca işçilik alacakları kapsamında 2/9/2024 tarihinde başvurucuya yapılan ödeme başvurucunun özellikle mağdur statüsünün değerlendirilmesi veya ilgili diğer ihlal iddialarına yönelik kabul edilebilirlik ve esas incelemesi bakımından oldukça önem taşımaktadır. Buna karşılık başvurucu, İçtüzük'ün 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklerine açıkça aykırı bir şekilde yukarıda ifade edilen olgulara ilişkin olarak herhangi bir bildirimde bulunmamıştır.
29. Bu itibarla başvurucu, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan unsurlar hakkında bilgi vermediği, bu süreçte vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemek suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği sonucuna varılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, SUNA KARABAY, B. No: 2023/28565, 29.01.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 03, sayfa 53–60
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.