Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
SELMA TOPAL (2023/28510)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
- Suçta ve cezada kanunilik
- Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Gerekçeli karar hakkı (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Suçta ve cezada kanunilik | Suçta ve cezada kanunilik | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı | Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) | Süre Aşımı | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
SELMA TOPAL BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/28510) |
|
|
|
Karar Tarihi: 22/7/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL Şaban KAZDAL |
|
Raportör |
: |
Yunus Emre BAĞLAR |
|
Başvurucu |
: |
Selma TOPAL |
|
Vekili |
: |
Av. Kürşad KARADENİZ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.
2. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) üye olma suçundan soruşturma başlatmıştır.
3. Başvurucu; soruşturma aşamasında müdafi huzurunda verdiği ifadesinde sınava kısa bir süre kala polis memuru O.Ş.nin yanlarına gelerek kendisini, eşi ve M.S.Ç.nin birlikte bulundukları bir ortamda komiser yardımcılığı sınavına yönelik bir çalışma ortamına davet ettiğini, O.Ş. ile birlikte bu çalışma ortamına katılmak üzere eşi, kendisi ve M.S.Ç.nin sınava az bir zaman kala Balıkesir il merkezinde bir eve gittiklerini, laptop ve projeksiyon cihazı ile duvara yansıtılarak kendilerine birtakım sorular gösterilmeye başlandığını, soruların gösterildiği sırada o evde bulunan şahsın yansıdaki soruların geçmiş yıllarda sorulan sorular olduğunu söylediğini, burada iki saat kadar çalışmaya devam ettiklerini, daha sonra Balıkesir il merkezinden ayrıldıklarını beyan etmiştir.
4. Başvurucunun eşi S.T. soruşturma aşamasında müdafi eşliğinde verdiği ifadesinde; eşi Selma Topal’ın da bulunduğu Balıkesir’deki bir evde sınav sorularının kendilerine gösterildiğini, Kur'an-ı Kerim'e el bastırarak orada olanların kimseye anlatılmaması söylenerek yemin ettirildiğini, bu soruların iki veya üç tanesi hariç diğerlerinin sınavda çıktığını beyan etmiştir.
5. Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 14/10/2016 tarihli iddianameyi düzenlemiştir. İddianamede; komiser yardımcılığı sınavı öncesinde soruların örgüt tarafından başvurucuya verilmesiyle komiser yardımcısı olduğu gözönüne bulundurularak üzerine atılı suçu işlediği ileri sürülmüştür.
6. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Yargılama toplamda 45 celse sürmüştür. Başvurucu beşinci celsede alınan savunmasında özetle; örgütün geçmiş yıllarda sohbetlerine, toplantılarına veya bir etkinliğine katılmadığını, O.Ş. adındaki meslektaşının kendisine Balıkesir'de komiser yardımcılığı sınavına girecek olan meslektaşların hazırlandığı yine kendi kaynak kitaplarından, geçmiş yıllara ait sorulardan derlenmiş bir hazırlık çalışması olduğunu söylediğini, eşiyle ve M.A.yla birlikte bu hazırlık çalışmasına gittiğini, gittiği evde masanın üstünde bir sürü soru bankası ve fotokopi kağıtlarında geçmiş yıllarda derlenmiş soruların olduğunu, kendisine bu sorulara benzer soruların çıkabileceğinin söylendiğini, soruların yansıtılarak gösterildiğini, gösterilen soruların aynısının veya benzerlerinin sınavda çıkmadığını, terör örgütü üyesi olmadığını beyan etmiştir.
7. Beşinci celsede başvurucunun eşi olan S.T. savunmasında özetle; O.Ş.nin sınava hazırlığa yönelik bir programın olduğunu söylemesi üzerine eşi olan başvurucu ile birlikte Balıkesir’e geldiklerini, M.A.yla buluştuklarını, M.A.nın soruları kendilerine bir evde gösterdiğini beyan etmiştir.
8. Diğer yandan Başsavcılık 14/10/2019 tarihinde başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması talebiyle iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle; başvurucunun komiser yardımcılığı sınavından önce diğer örgüt mensuplarından soru ve cevapları elde ederek haksız bir şekilde sınavı kazandığını ve akabinde komiser yardımcısı olarak atandığını, usulsüz atandığı kamu görevi nedeniyle haksız şekilde maaşlar alarak kamuyu zarara uğrattığı gözönünde bulundurularak üzerine atılı suçu işlediğini ileri sürmüştür.
9. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Mahkemenin 2019/471 esas numarasına kaydedilmiştir. Mahkeme tarafından tensiple birlikte başvurucu yönünden 2016/261 esas sayılı dosya ile birleştirilmek üzere tefrikine ve yeni esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. Devamında Mahkemenin 2019/478 sayılı dosyasında tensiple birlikte Mahkemenin 2016/261 esas sayılı dosyasında başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle görülmekte olan dava olduğu, her iki dava arasında hukuki ve fiilî irtibat bulunduğu ve usul ekonomisi bakımından dosyaların birleştirilmesi gerektiği gerekçesiyle birleştirme kararı verilmiştir.
10. Yargılamanın otuz sekizinci celsesinde başvurucunun birleşen dosya kapsamında savunması alınmıştır. Savunmasında; 2011 yılı komiser yardımcılığı sınav sorularının kendisine hukuka aykırı şekilde verilmediğini, bu yapı dâhilinde soruları almadığını, mesaiden arta kalan zamanda ve mesai içindeki boşluklarda çalışarak kendi hakkıyla bu sınavı kazandığını, FETÖ/PDY ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Bu celsede tanık sıfatıyla dinlenen M.A. ise; yapıya ait çalışma evinde başvurucunun da hazır bulunduğu ortamda 2011 yılı komiser yardımcılığı sınav sorularının projeksiyon cihazı ile duvara yansıtıldığını, bu olayın dışarıda anlatılmaması için herkese yemin ettirildiğini beyan etmiştir.
11. Yargılama aşamasında istinabeyle tanık sıfatıyla ifadesi alınan başvurucunun eşi S.T.; O.Ş.nin Balıkesir'de sınava hazırlığa yönelik bir program olduğunu söylediğini, bunun üzerine eşiyle beraber Balıkesir’e gittiklerini, kendilerini M.A.nın karşıladığını, gittikleri evde projeksiyon cihazından soruların gösterildiğini, bu sorular gösterilirken sınav sorusu denilmediğini, bu ve benzeri soruların çıkabileceğinin söylendiğini beyan etmiştir.
12. Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 1 yıl 3 ay hapis ve 2.460 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kısmı şöyledir:
“…Sanık [başvurucu] soruşturma aşamasındaki beyanlarında 2011 yılına kadar 2 defa Komiser Yardımcılığı sınavına girdiğini ve başarısız olduğunu, 2011 yılında yapılacak olan Komiser Yardımcılığı sınavına kendi imkanları ve ciddi gayret göstererek çalıştığını, bu dönemde Bandırma İlçe Emniyet Müdürlüğü Polis Merkezi Amirliğinde görevli olduğunu, sınavlara çalıştığına o dönemde birlikte çalıştıkları kişiler ve çocuklarının bakıcısı olan şahsın şahit olduklarını, çalışmış olduğu işyerine [O.Ş.] isimli Polis Memurunun geldiğini, bu şahsı şahsen tanımadığını, [O.Ş.] isimli şahsın FETÖ/PDY örgüt elemanı olup olmadığı hakkında fikrinin olmadığını, kendisi ile bir samimiyetinde olmadığını, eşi [S.T.nin de] kendisi ile aynı ciddiyet ve gayret ile Komiser Yardımcılığı sınavına çalıştığını, sınava kısa bir süre kala [O.Ş.] isimli Polis Memurunun yanlarına gelerek kendisi, eşi ve [M.S.Ç.nin] birlikte bulundukları bir ortamda “sınava çok iyi hazırlandınız, bu sınav ile ilgili Balıkesir il Merkezinde deneme sınavlarının yapıldığı bir çalışma ortamı var isterseniz sizde bu çalışma ortamına katılın, sizler için faydalı olur” dediğini, bunun üzerine kendisine nasıl bir çalışma olacağını sorduklarını, “bu sınava girecek meslektaşlarımızın kaynakları ile ortak çalışmaları olduğunu bunlardan yaralanıp deneme sınavları yapılacağı” şeklinde açıklama da bulunduğunu, daha sonra [O.Ş.] ile birlikte bu çalışma ortamına katılmak üzere eşi, kendisi ve [M.S.Ç.nin] sınava az bir zaman kala Balıkesir İl Merkezine gittiklerini, Balıkesir il merkezine gittiklerinde [O.Ş.] isimli şahsın terminal gibi bir yerde araçtan indiğini, indiği yerde araçlarına Polis olduğunu bildiği ancak şu an eşkal bilgilerini hatırlayamadığı ve ismini bilmediği bir şahsın kendileriyle geldiğini, Balıkesir il Merkezinde bulunan ve Balıkesir’i iyi bilmediği için şu an konum olarak hatırlayamadığı bir eve gittiklerini, orada bir erkek şahsın daha olduğunu kimlik ve eşkal bilgilerini hatırlayamadığını, Laptop ve projeksiyon cihazı ile duvara sorular yansıtılarak kendilerine bir takım sorular gösterilmeye başlandığını, bu soruların sayısını tam olarak hatırlayamadığını, 400 veya 500 olabileceğini, soruların gösterildiği sırada o evde bulunan şahsın bunlar geçmiş yıllarda sorulan sorular olduklarını söylediğini, bu ev içerisinde 2 saat kadar bu çalışmaya devam ettiklerini, daha sonra Balıkesir il merkezinden ayrıldıklarını, 2011 yılı Komiser Yardımcılığı sınavından 81-85 puanları arasında bir puan alarak başarılı olduğunu beyan etmiştir.
Sanık kovuşturma aşamasında yapılan sorgusunda soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanlarını kabul etmediğini beyanla suçlamaları kabul etmemiştir.
Sanığın soruşturma aşamasındaki beyanlarının müdafi huzurunda alınması, ilgili beyanların ayrıntılı olması, bu ifadelere ve sorguya ilişkin tutanakların duruşmada okunarak çelişkinin giderilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde dosya kapsamı ile örtüşen soruşturma aşamasındaki beyanlarına itibar edilmekle suçlamayı inkar mahiyetinde olan kovuşturma aşamasındaki beyanlarına itibar edilmemiştir.
…
Gizli Tanık Garson'dan elde edilen verilerde sanığa ait bilgilerin de olduğu görülmekle söz konusu kodlamalar incelendiğinde;
Sanığın 'A4' olarak kodlandığı, bu kodlamanın 'FETÖ mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişileri' ifade ettiği anlaşılmıştır.
Sanığın soruşturma aşamasındaki beyanları ile Gizli tanık Garson'dan elde edilen bu veri birlikte değerlendirildiğinde; örgütün hiyerarşisinde bulunmayan bir örgüt üyesine hukuka aykırı şekilde elde edilmiş soruların verilmiş olması mümkün olmadığından bahse konu Gizli Tanık'tan elde edilen veriye itibar edilmekle sanığın örgütün Emniyet Mahrem Yapılanması içerisinde Yüksekokul olarak adlandırılan yapılanmada yer aldığı, bu hiyerarşide 'A4' olarak yani 'FETÖ mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişileri ifade ettiği' ifade eder şekilde örgütün mahrem imamları tarafından kodlandığı, bu şekilde sohbetlere katıldığı Mahkememizce sabit görülmüştür…”
13. Mahkemenin gerekçesinin nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin kısmı şöyledir:
“…Tüm bu bilgiler ışığında sanığın [başvurucu] üzerine atılı suça ilişkin deliller değerlendirildiğinde, sanığın örgüt tarafından 2011 yılı Komiser Yardımcılığına Geçiş sınavından önce temin edilen soruların verildiği eve gittiği, soruların verilmesinden önce yemin ettirildiği, sonrasında projeksiyon ile yansıtılmak suretiyle soruların verildiği, bu şekilde 2011 yılı Komiser Yardımcılığına Geçiş ... sınavını kazandığı, tanık [M.A.nın] beyanlarından, sanığın itibar edilen beyanlarından ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır…”
14. Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen HAGB kararı, itirazın reddi üzerine 13/8/2021 tarihinde kesinleşmiştir.
15. Başvurucu müdafii, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde; silahlı örgüte üye olduğuna dair hiçbir somut delil bulunmadığını, gizli tanık garsondan elde edilen kodlama verilerine itibar edilmemesi gerektiğini, komiser yardımcılığı sınav sorularının önceden alındığına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiğini, M.A. isimli kişinin başvurucu ve eşini Balıkesir'de karşıladığını, onları beyanında bahsi geçen eve götürdüğünü, başvurucuya sınavda çıkma ihtimali olan 500 kadar soru ve cevabın hızlı bir şekilde slayt olarak gösterildiğini, cemaate ait evde bulunduğu sürenin en fazla iki saat olduğunu, o günden sonra M.A. isimli kişiyi tekrar görmediğini, M.A.nın ifadelerinin gerçeğe uygun olmadığını, başvurucu hakkında gizli tanıktan elde edilen ve güvenilirliği tartışılır olan bir kod listesi ile samimi bir şekilde nasıl dâhil olduğunu anlattığı sınavda çıkma ihtimali olan soruların gösterilmesi olayından başka örgüt ile bağlantısına dair hiçbir somut delil olmadığını ileri sürmüştür.
16. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) 21/1/2022 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
17. Başvurucu ve müdafii İstinaf Dairesi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçelerinde; başvurucunun silahlı örgüte üye olduğuna dair hiçbir somut delil bulunmadığını, gizli tanık garsondan elde edilen kodlama verilerine itibar edilmemesi gerektiğini, komiser yardımcılığı sınav sorularının önceden alındığına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiğini, polis arkadaşının tavsiyesi üzerine örgütle bağlantısını bilmeksizin Balıkesir'deki çalışma kampının son gününde yapılacak soru-cevap şeklindeki çalışmaya katılmaya karar verdiğini, başvurucuya sınavda çıkacak soruların değil, çıkma ihtimali olan yüzlerce sorunun ve cevabının gösterildiğini, M.A.nın başvurucu ve eşini Balıkesir'de karşıladığını, onları beyanında bahsi geçen eve götürdüğünü, başvurucuya tanık tarafından sınavda çıkma ihtimali olan 500 kadar soru ve cevabın hızlı bir şekilde slayt olarak gösterildiğini, cemaate ait evde bulunduğu sürenin en fazla iki saat olduğunu, o günden sonra M.A. isimli kişiyi tekrar görmediğini, M.A.nın ifadelerinin gerçeğe uygun olmadığını, başvurucu hakkında gizli tanıktan elde edilen ve güvenilirliği tartışılır olan bir kod listesi ile samimi bir şekilde nasıl dâhil olduğunu anlattığı sınavda çıkma ihtimali olan soruların gösterilmesi olayından başka örgüt ile bağlantısına dair hiçbir somut delil olmadığını, başvurucunun yanılgıya düşüp örgüte ait bir eve götürülmesi ve orada kendisine birtakım soruların gösterilmesi dışında ne öncesinde ne sonrasında örgütle hiçbir teması olmadığını, soruların gösterilmiş olması ile örgüte sadakatle bağlı olmanın bir ilgisinin bulunmadığını, aksine örgütün bu şekilde örgüt üyesi olmayan kişileri kendi tarafına çekmeye çalıştığını, ancak başvurucuyla ilgili olarak başarıya ulaşamadıklarını, kodlamanın çelişkiler içerdiğini, garsondan elde edilen delilin hukuka aykırı olduğunu, gizli tanık garsona soru soramadığını ileri sürmüştür.
18. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 5/12/2022 tarihinde mahkûmiyet kararının onanmasına karar vermiştir.
19. Başvurucu, nihai kararı 17/3/2023 tarihinde öğrenmiş ve 5/4/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
20. Komisyon tarafından başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu, karar sonucuna etki edecek esaslı iddialara gerekçede yer verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
22. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunan başvurucu, başvuru formunda ileri sürdüğü itirazlarını yinelemiştir.
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
24. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
25. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
26. Somut olayda Mahkeme; silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden örgüt mensuplarınca 2011 yılındaki komiser yardımcılığı sorularının sınavdan önce başvurucuya verildiğini, başvurucunun gizli tanık Garson'dan elde edilen verilerde "A4" olarak kodlandığını, bu kodlamanın “FETÖ mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişileri" ifade ettiğini kabul ederek cezalandırma yoluna gitmiştir (bkz. § 12). Başvurucu ise silahlı örgüte üye olduğuna dair hiçbir somut delil bulunmadığını, gizli tanık garsondan elde edilen kodlama verilerine itibar edilmemesi gerektiğini, komiser yardımcılığı sınav sorularının önceden alındığına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür (bkz. § 17).
27. FETÖ/PDY üyeliği suçundan yürütülen bir yargılama sürecinde, kişiye örgüt üyeleri tarafından henüz gerçekleşmemiş bir sınavın sorularının gösterilmiş olması esasa etkili önemli bir unsur olarak kabul edilmelidir.
28. Mahkemenin örgüt üyeliği suçu kapsamında sınav sorularının önceden başvurucuya verildiğine yönelik kabulünde dayandığı unsurlar, mahkemenin kararının gerekçesinin yeterli olup olmadığı hususunda önemli derecede belirleyici olacaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi Mustafa Seyhan ([2. B.], B. No: 2021/58283, 1/10/2025) başvurusunda, FETÖ/PDY tarafından sızdırılan sınav sorularının sınavdan önce başvurucuya verildiğine yönelik kabulde, soruların kim tarafından ve ne şekilde verildiğine ilişkin somut bir değerlendirmede bulunulmasını önemli görmüştür. Bu bağlamda başvurucunun sınav sorularını sınavdan önce hileli bir davranışla elde ettiğini ortaya koyan delillerin Mahkeme tarafından gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mustafa Seyhan, § 51).
29. Somut olayda Mahkeme, başvurucuya örgüt tarafından sınavdan önce 2011 yılı komiser yardımcılığı sınavının sorularının verildiğine yönelik başvurucunun soruşturma aşamasında müdafi eşliğinde verdiği ifadesini ve M.A. isimli kişinin bu yöndeki beyanını esas almıştır. M.A. başvurucunun da hazır olduğu duruşmada tanık sıfatıyla verdiği beyanında yapıya ait çalışma evinde başvurucunun da hazır bulunduğu ortamda 2011 yılı komiser yardımcılığı sınav sorularının projeksiyon cihazı ile duvara yansıtıldığını, bu olayın dışarıda anlatılmaması için herkese yemin ettirildiğini beyan etmiştir (bkz. § 10). Ayrıca başvurucunun eşi S.T.nin tanık sıfatıyla verdiği ifadesinin olay örgüsünü doğrular nitelikte olduğu vurgulanmalıdır (bkz. § 11).
30. Dolayısıyla Mahkemenin gerekçeli kararında 2011 yılı komiser yardımcılığı sınav sorularının sınavdan önce örgüt tarafından başvurucuya verildiğine yönelik kabulünde, soruların kim tarafından ve ne şekilde verildiğine ilişkin somut bir değerlendirmede bulunulduğu ve bu bağlamda başvurucunun sınav sorularını sınavdan önce hileli bir davranışla elde ettiğini ortaya koyan delillerin Mahkeme tarafından gerekçeli kararda gösterildiği kabul edilmelidir.
31. Diğer yandan başvurucu hakkında mahkûmiyet hükmüne esas alınan diğer bir delil ise gizli tanık Garson'dan elde edilen kodlama verileridir. Başvurucunun sınav sorularını sınavdan önce hileli bir davranışla elde ettiğini ortaya koyan delillerin Mahkemenin gerekçeli kararında gösterildiği gözönüne alındığında, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetinde gizli tanık Garson'dan elde edilen kodlama verilerinin tek delil olmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında Mahkeme, örgütün hiyerarşisinde bulunmayan bir örgüt üyesine hukuka aykırı şekilde elde edilmiş soruların verilmiş olması mümkün olmadığından gizli tanıktan elde edilen veriye itibar edildiğini açıkça belirtmiştir (bkz. § 12). Bu anlamda Mahkeme bu delilin itibar edilebilirliği hususunda dosya kapsamındaki diğer delillerle bağ kurmak suretiyle değerlendirmede bulunmuştur.
32. Dolayısıyla Mahkemece somut olay kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde sonuca etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaların tartışıldığı ve yine kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda da değerlendirme konusu hüküm ve gerekçenin uygun bulunduğu anlaşılmaktadır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
34. Başvurucunun yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, §§ 43-46) kararı doğrultusunda; suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının Mehmet Emin Karamehmet ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2017/4902, 28/1/2020, §§ 46-50) kararı doğrultusunda; tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasının Abdurrahim Balur ([2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80) kararı doğrultusunda; hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Şehdavut Demircan ([2. B.], B. No: 2014/12014, 11/12/2018, §§ 13-22) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle; suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32) ve Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 22/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, SELMA TOPAL, B. No: 2023/28510, 22.07.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 604–611
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.