Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
İHTİSAM AKTO (2023/25454)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı (tebligat, mehil verme vs.) (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
İHTİSAM AKTO BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/25454) |
|
|
|
Karar Tarihi: 21/4/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Yunus Emre BAĞLAR |
|
Başvurucu |
: |
İhtisam AKTO |
|
Vekili |
: |
Av. Ramazan TURAN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.
2. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucunun karıştığı trafik kazasında C.P.nin yaralanması olayı nedeniyle soruşturma başlatmıştır. Soruşturma kapsamında 6/11/2020 tarihinde alınan bilirkişi raporunda; başvurucunun asli kusurlu olduğu, müştekinin ise kural ihlalinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başsavcılık, başvurucunun taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması talebiyle 9/8/2021 tarihli iddianameyi düzenlemiştir. İddianamede; başvurucunun olay tarihinde araç ile çevre yolunda seyir hâlinde iken sağa dönüş yaptığı esnada bisiklet yolundan bisikletle gelmekte olan müştekiye çarparak taksirle yaralanmasına neden olduğu, tanzim edilen bilirkişi raporuna göre olayda başvurucunun asli kusurlu olduğu, CD Çözümleme Tutanağı'nın içeriğinin olayı doğrular mahiyette olduğu hususları gözönünde bulundurularak üzerine atılı suçları işlediği ileri sürülmüştür.
4. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 27/8/2021 tarihinde duruşma hazırlığı işlemlerini yapmıştır. Tensip tutanağında; diğerlerinin yanı sıra başvurucunun duruşmada hazır edilmesi için gerekli usul işlemlerinin yapılmasına, Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak müştekinin mevcutlu olarak Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevkinin sağlanıp suça konu yaralanması hususunda kesin raporun düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
5. İkinci celsede başvurucu savunmasında; soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunu kabul etmediğini, kaza mahallinde herhangi bir uyarıcı levha bulunmadığını, mağdurun kendisine çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca duruşmalardan bağışık tutulmak istediğini beyan etmiştir.
6. Diğer yandan müştekinin vefat etmesi üzerine Başsavcılık, taksirle ölüme neden olma suçundan soruşturma başlatmıştır. Bu soruşturmada Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 9/3/2022 tarihli raporunda; müştekinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, bunlara bağlı yatalak kalma ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, müştekinin 12/3/2019 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanmasıyla ölümü arasında illiyet bağı olduğu tespit edilmiştir.
7. Bu soruşturma kapsamında Başsavcılık 29/4/2022 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede; müştekinin tedavi gördüğü hastanede vefat ettiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan raporda müştekinin maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanmasıyla ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun tespit edildiği, yargılaması devam eden taksirle yaralama olayı ile arasında illiyet bağının bulunduğu, bu sebeple her iki dosyanın da birleşmesi gerektiği, başvurucunun bu şekilde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek müştekinin ölümüne sebebiyet verdiği ileri sürülmüştür. Mahkeme 13/5/2022 tarihinde tensiple beraber her iki yargılama dosyasının birleştirilmesine karar vermiştir.
8. Üçüncü celsede başvurucu müdafii birleşen dosya kapsamında savunmasının alınması için başvurucuyu hazır edeceğini beyan etmiştir. Mahkeme başvurucunun birleşen dosya kapsamında savunmasının alınması için duruşma gün ve saatinde hazır bulundurulması hususunda başvurucu müdafiine talebi doğrultusunda süre verilmesine karar vermiştir.
9. Dördüncü celsede başvurucu savunmasında; ikinci celsede alınan savunmasını tekrar ettiğini, kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun olmadığını, bilirkişi raporunu ve suçlamayı kabul etmediğini, duruşmalardan bağışık tutulmak istediğini beyan etmiştir. Mahkeme, dosyanın Ankara Adli Tıp Kurumuna tevdii ile müteveffanın ölümü ile sonuçlanan kaza nedeni ile tarafların kusur durumunun tespitinin istenilmesine karar vermiştir.
10. Beşinci celsede başvurucu ve müdafii duruşmada hazır bulunmamıştır. Ankara Adli Tıp Kurumuna yazılan yazıya cevap verilmiş, başvurucu hakkında adli rapor düzenlenerek Mahkemeye gönderilmiştir. Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 1/11/2022 tarihli raporunda; başvurucunun gerçekleşen kazada asli kusurlu olduğu, vefat edenin ise kusurunun bulunmadığı belirlenmiştir.
11. İddia makamı başvurucunun TCK'nın 85/1, 53/6 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme başvurucunun taksirle ölüme neden olma suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“…Sanığın [başvurucu] sevk ve idaresindeki […] plaka sayılı araç ile Çevre Yolu Caddesi yan yolunu takiben [...] istikametinden gelip sağa Hadimi Caddesine dönüş yaptığı sırada aracının sol yan ön kısmı ile solundan gelen ve bisiklet yolunu takiben Yeni Sille Caddesi istikametinden gelen ve doğru seyreden müteveffanın kullandığı bisiklete çarptığı, kaza nedeni ile hayati tehlike geçiren, vücudunda ağır derecede kemik kırığı oluşan, yatağa bağımlı hale gelen müteveffanın kazadan yaklaşık 6 ay sonra hayatını kaybettiği, Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 09.03.2022 tarihli mütalaasına göre müteveffanın ölümünün, genel beden travmasına bağlı kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, bunlara bağlı yatalak kalma ve gelişen komplikasyonlar sonucu gerçekleştiği, müteveffanın 13.03.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun rapor edildiği, trafik kazası tespit tutanağına göre kazanın meydana gelmesinde sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/2 maddesinde yazılı "sağa veya sola dönüşlerde kurallara uygun olarak geçiş yapan yayalara, varsa bisiklet yolundaki bisikletlere ilk geçiş hakkını vermek kuralını ihlal ettiği", müteveffanın ise herhangi bir kural ihlalinin olmadığının tespit edildiği, soruşturma aşamasında alınan 06.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre ise kazanın meydana gelmesinde sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/f maddesinde yazılı "doğrultu değiştirme ve manevraları yanlış yapma" kuralını ihlal etmesi nedeni ile asli kusurlu olduğu, müteveffanın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının rapor edildiği, kovuşturma aşamasında Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor göre ise kazanın oluşumunda sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermesi, olay mahalli kavşaktan sağa dönüşe geçmeden önce; durarak istikametine göre sol tarafından bisiklet yolunu takiben gelen ve bisiklet yolu üzerinden bisikletine binili vaziyette karşıdan karşıya geçmeye çalışan müteveffa bisiklet sürücüsüne ilk geçiş hakkını vermesi, yolun müsait olduğu durumda sağa dönüşünü gerçekleştirmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, müteveffa bisiklet sürücüsüne dikkatsizce çarptığı olayın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu, müteveffanın ise olay mahalli yolda bisiklet yolunu kullanarak bisikletine binili vaziyette karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı sırada istikametine göre sağ tarafından gelerek kavşaktan sağa dönüşe geçen sanık sürücü idaresindeki aracın sadmesine maruz kaldığı olayın oluşumunda atfı kabil kusuru bulunmadığının rapor edildiği olayda; trafik kazası tespit tutanağı, ölü muayene tutanağı, bilirkişi raporları, Adli Tıp Kurumu mütalaası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu işlediği sabit görülmüştür. Dosya içeriğine göre meydana gelen olayda asli ve tam kusurlu olduğu tespit ve kabul edilen sanık hakkında, TCK.nun 85/1.maddesinde öngörülen iki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt sınırı da nazara alınmak suretiyle, uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği, asli ve tam kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla eylemine uyan TCK'nın 85/1 maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılmak sureti ile temel ceza belirlenmiş, sanığın sabıkasız geçmişi ve cezanın geleceği üzerindeki etkisi lehine değerlendirilerek verilen cezadan TCK'nın 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç ceza bulunmuş, TCK'nın 53/6 maddesi uyarınca sürücü belgesinin takdiren ve teşdiden 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…”
12. Başvurucu müdafii, Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde; duruşma saatinden 15-20 dakika önce duruşma salonu önünde hazır bulunduğunu, mübaşire arada kaç duruşma olduğu sorularak ve telefon numarası da bırakılarak birkaç dakika için lavaboya gidildiği esnada acele bir şekilde başvurucu hakkında müdafinin yokluğunda mahkûmiyet kararı verilmesinin savunma hakkını ihlal ettiğini, hazır bulunmadığı son celsede esas hakkında mütalaanın verildiğini, mütalaaya karşı da savunma yapma fırsatı bulamadığını, bilirkişi raporlarındaki kusur tespitlerini kabul etmediklerini, bilirkişi raporunun çelişkili ve eksik değerlendirme içerdiğini, başvurucunun dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun hareket ettiğini, kaza ile ölüm arasında geçen süre gözönüne alındığında müştekinin vefatı ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
13. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 30/1/2023 tarihinde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.
14. Başvurucu, nihai hükmü 1/3/2023 tarihinde öğrenmiş ve 30/3/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Savunma İçin Gerekli Zaman ve Kolaylıklara Sahip Olma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Başvuru, kendisinin ve müdafiinin yokluğunda, bilirkişi raporuna ve esas hakkında sunulan mütalaaya karşı beyanda bulunmasına fırsat verilmeden karar verilmesi nedeniyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
17. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı yönünden incelenmiştir.
19. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan [1. B.], B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
20. Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen değil gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altındaki kişi, savunma için yeterli imkâna yani gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmalıdır. Bu itibarla anılan güvence adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil ve bu hakkın doğal sonucudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendinde, bir suç ile itham edilen herkesin savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı düzenlenmiştir (Ufuk Rifat Çobanoğlu [2. B.], B. No: 2014/6971, 1/2/2017, § 37).
21. Gerekli zaman, yargılanan kişinin hakkındaki iddiaları öğrendikten sonra savunma için zorunlu hazırlıkları yapabileceği süreyi ifade etmektedir. Savunma için gerekli kolaylık kavramı ise şüpheliye/sanığa savunma için yardımcı olacak veya olabilecek zorunlu olan imkânları ifade etmekte ve silahların eşitliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Suç isnadı altındaki kişiye sağlanması zorunlu kolaylıklar, savunma için gerekli olanlardır. Kişinin beraat etmesini veya cezasının azaltılmasını sağlayabilecek delil niteliğindeki belgelere erişimine ve müdafiiyle görüşmesine izin verilmesi, gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve yargılama esnasında esaslı değişikliklerden haberdar edilmesi sağlanacak kolaylıklardır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Ufuk Rifat Çobanoğlu, §§ 43, 45). Savunma için gerekli kolaylıklardan biri de kovuşturma evresinde sanığın müdafii aracılığıyla deliller üzerine görüş sunmasına imkân verilmesidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Mahmut Deniz [1. B.], B. No: 2019/3512, 26/5/2021, § 28). Bu hak yönünden de somut olayın özelliklerinin belirleyiciliğinin büyük bir önemi vardır. Değerlendirme, yargılamanın bütünlüğü gözetilerek yapılmalıdır.
22. Somut olayda başvurucu, ikinci celsede savunmasını müdafii ile birlikte yapmıştır. Birleştirme kararının akabinde müdafinin talebi üzerine birleşen dosya kapsamında savunma yapabilmesi için Mahkeme tarafından süre verilmiş ve başvurucu dördüncü celsede birleşen dosya yönünden savunmalarını yine müdafii ile birlikte ileri sürmüştür. Başvurucunun bizzat duruşmada hazır bulunarak müdafii eşliğinde yaptığı ikinci ve dördüncü celselerdeki savunmalarında ayrıca duruşmalardan bağışık tutulmak istediğini de beyan etmiştir.
23. Yargılama dosyası kapsamında soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ile kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu, başvurucunun asli kusurlu olduğu şeklinde aynı sonucu içermektedir. İddia makamının esas hakkındaki mütalaasında da iddianame ile aynı doğrultuda değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Mahkeme, ikinci celsede başvurucunun duruşmalardan bağışık tutulmayı talep etmesine rağmen müdafinin talebi üzerine birleşen dosya kapsamında savunma yapmasına imkân tanımıştır. Ayrıca başvurucu müdafii de istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını ileri sürme fırsatı bulmuştur. Bu şekilde yargılamanın bütünü gözönünde bulundurulduğunda başvurucuya iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanındığı ve savunma hakkını önemli ölçüde zorlaştıran bir durumun söz konusu olmadığı kabul edilmelidir.
24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
25. Başvurucunun; yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, §§ 43-46) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle; gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Abdullah Topçu ([1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, §§ 74-79) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle; silahların eşitliği ve çelişmeli yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Yüksel Hançer ([1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle; mahkûmiyete bağlı tutulduğu süreç yönünden kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ç.Ö. ([GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §§ 36-39) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle; adli kontrol tedbirine ilişkin şikâyetler yönünden kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Galip Öğüt ([GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, §§ 34, 35) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle; ek beyan dilekçesinde ileri sürdüğü adil yargılanma hakkı, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı, mülkiyet hakkına yönelik şikâyetlerin Orhan Kahveci ([2. B.], B. No: 2014/17284, 30/10/2018, § 52) kararı doğrultusunda süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, İHTİSAM AKTO, B. No: 2023/25454, 21.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 430–435
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.