Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
A.B. (2023/17728)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
- İfade özgürlüğü
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; bulundurulan yayınlar sebebiyle terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûm edilme nedeniyle ifade özgürlüğünün, koşulları oluşmasına karşın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına gerekçesiz olarak karar verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Gerekçeli karar hakkı (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| İfade özgürlüğü | Terör örgütüne yardım etme (TCK.220/7) | İhlal Olmadığı | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
A.B. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/17728) |
|
|
|
Karar Tarihi: 18/5/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Kenan YAŞAR Metin KIRATLI Şaban KAZDAL |
|
Raportör |
: |
Tolga BAŞBOZKURT |
|
Başvurucu |
: |
A.B. |
|
Vekili |
: |
Av. Vedat ÖZKAN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; bulundurulan yayınlar sebebiyle terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûm edilme nedeniyle ifade özgürlüğünün, koşulları oluşmasına karşın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına gerekçesiz olarak karar verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Mersin'in Akdeniz ilçesinde 5/5/2015 tarihinde kolluk güçleri tarafından yapılan kontroller sırasında başvurucunun çantasında "Özgür Halk" isimli derginin Nisan 2015 tarihli 24 adet nüshası ele geçirilmiş ve bu nüshalara el konulmuştur. Mersin 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin (Sulh Ceza Hâkimliği) 5/5/2015 tarihli kararıyla elkoyma işleminin onanmasına karar verilmiştir.
3. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucunun 6/5/2015 tarihinde ifadesine başvurmuştur. Başvurucu ifadesinde; engelli olduğu için iş bulamadığını, bu nedenle dergileri satarak kendisine gelir elde ettiğini, dergileri Halkların Demokratik Partisi Akdeniz ilçe teşkilatından aldığını beyan etmiştir. Başvurucu ayrıca söz konusu dergileri satmanın suç olduğunu bilmediğini, dergileri satmadan yakalandığını ve hiçbir siyasi partiye üyeliğinin de bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu, ifadesinin alınmasının ardından Başsavcılık tarafından serbest bırakılmıştır.
4. Başsavcılık dergi nüshalarında yaptığı inceleme sonucunda; içeriğinde terör örgütü elebaşı ile örgütün üst düzey yöneticilerinin notlarına ve yazılarına yer verildiğini, bu yazılar üzerinden örgüte talimatlar verilerek örgüt tabanının bilinçlendirilerek yönlendirildiğini, örgüt mensupları ve faaliyetlerinin kahramansı bir dille anlatılarak terör örgütüne katılımın teşvik edildiğini ve propagandasının yapıldığını tespit etmiştir. Bu doğrultuda dergilerin tüm nüshalarına el konulmasına ve toplatılmasına karar verilmesi için 8/5/2015 tarihinde Sulh Ceza Hâkimliğinden talepte bulunmuştur. Sulh Ceza Hâkimliği yaptığı değerlendirme sonucunda 12/5/2015 tarihli ve 2015/1132 D.İş sayılı kararıyla söz konusu derginin 15/4/2015 tarihli nüshalarının tamamına 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca el konulmasına ve toplatılmasına karar vermiştir.
5. Başvurucu hakkında terör örgütüne yardım etme suçundan 1/6/2015 tarihinde Başsavcılık tarafından iddianame tanzim edilmiştir. İddianamede, PKK silahlı terör örgütü hakkında genel bilgilere değinilmesinin ardından yakalanan dergi içerikleri hakkındaki tespitlere yer verilmiştir.
6. İddianamenin kabulüne karar veren Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 16/9/2015 tarihli duruşmada başvurucunun savunmasına başvurmuştur. Başvurucu savunmasında, söz konusu dergilerin yasaklı olduğunu bilmediğini, satmadan yakalandığını belirtmiştir. Başvurucu savunmasında ayrıca dergilerin içeriklerinde PKK silahlı terör örgütü lideri A.Ö.ye ait görüntülerin olduğunu bildiğini ancak toplatma kararı olmadığı için dergileri satmanın suç olmayacağını düşündüğünü ifade etmiştir.
7. Mahkeme aynı celse yargılamayı sonlandırarak başvurucu hakkındaki kararını açıklamıştır. Her ne kadar terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan iddianame tanzim edilmişse de Mahkeme başvurucunun terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği sonucuna ulaşarak 2 yıl hapis cezasıyla tecziyesine karar vermiştir.
8. Başvurucu, mahkûmiyet hükmünü temyiz etmiştir. (Kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesi 10/4/2018 tarihli kararıyla hükmün bozulmasına karar vermiştir. Yargıtayın bozma kararında, başvurucunun eylemlerinin terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçuna teşebbüs kapsamında kalacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek karar verildiği belirtilmiştir. Bununla birlikte bozma kararında -sanık aleyhine temyiz talebi olmadığından- sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına da karar vermiştir.
9. Bozma kararı üzerine dosyayı yeniden ele alan Mahkeme yaptığı değerlendirme sonucunda silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçuna teşebbüs ettiği kanaatiyle başvurucunun 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme daha önceden sabıkasının bulunması ve kişilik özelliklerini birlikte değerlendirerek başvurucunun yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat elde edilemediğini belirterek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) takdiren yer olmadığını belirtmiştir. Mahkeme gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Mersin 2. Sulh Ceza Hakimliginin 2015/1773-D.İş sayılı önleme amaçlı arama kararı kapsamında, 05.05.2015 tarihinde Mersin ili Çankaya Mahallesi Silifke caddesi üzerinde [...] giyim mağazası önünde duran sanığın durmundan şüphelenilmesi üzerine yanında bulunan sırt çantası içerisinde yapılan kontrolde 15 Nisan 2015 tarih ve Yıl:2 Sayı:2 Özgür Halk İsimli toplam 24 adet derginin ele geçirildiği, söz konusu dergilerin incelenmesinde;
- Derginin kapak sayfasında PKK/KCK terör örgütünün sözde bayraklarının açıldığı kalabalık bir grubun resminin bulunduğu,
- Derginin 2. sayfasında Terör örgütü elebaşı [A.Ö.]’ın 7 Nisan 1995 tarihinde yazdığı En Güzel Yürüyüşler Nisan Yürüyüşleridir başlıklı örgütsel içerikli yazının bulunduğu,
- Derginin 4. sayfasında Terör örgütü PKK/KCK’nın üst düzey yöneticilerinden olan [D.K.]’ın yazdığı Tarihi Özgürlük Yürüyüşü başlıklı örgütsel içerikli yazının bulunduğu,
- Derginin 9. sayfasında Terör örgütü PKK/KCK’nın üst düzey yöneticilerinden olan [D.K.]’ın ve örgüt içerisinde silahlı faaliyet gösteren 14 örgüt mensubunun yer aldığı fotoğrafın bulunduğu,
- Derginin 10. sayfasında Terör örgütü PKK/KCK’nın üst düzey yöneticilerinden olan [D.K.]’ın ve örgüt içerisinde silahlı faaliyet gösteren kadın örgüt mensubunun birlikte çekildiği fotoğrafın bulunduğu,
- Derginin 12. sayfasında Terör örgütü PKK/KCK’nın üst düzey yöneticilerinden olan [M.K.]’nun yazdığı Demokratik Siyasetin Zaferi İçin Seferberliğe başlıklı örgütsel içerikli yazının bulunduğu,
- Derginin 16. sayfasında Terör örgütü PKK/KCK’nın üst düzey yöneticilerinden olan [D.K.]’ın yazdığı 1949 Nisanında doğmak başlıklı örgütsel içerikli yazının bulunduğu,
- Derginin 19. sayfasında Terör örgütü elebaşı [A.Ö.]’ın fotoğrafının bulunduğu,
- Derginin 21. sayfasında Terör örgütü elebaşı [A.Ö.]’ın ve yanında silahlı 7 örgüt mensubunun bulunduğu fotoğrafının yer aldığı,
- Derginin 23. sayfasında Terör örgütü PKK/KCK’nın içerisinde faaliyet yürüten [B.E.] kod isimli örgüt mensubunun yazdığı Önderlik Gerçeğinde Özgürleşen Kadın başlıklı örgütsel içerikli yazının bulunduğu,
- Derginin 25. sayfasında Terör örgütü elebaşı [A.Ö.]’ın ve yanında silahlı kadın örgüt mensubunun bulunduğu fotoğrafının yer aldığı,
- Derginin 31. sayfasında Terör örgütü PKK/KCK’nın üst düzey yöneticilerinden olan [R.A.]’un yazdığı Ortadoğu’nun Yeniden Yapılandırılması Sürecinde Kürtlerin Rolü başlıklı örgütsel içerikli yazının bulunduğu,
- Derginin 35. sayfasında Terör örgütü PKK/KCK’nın Suriye bölgesinde faaliyet yürütülen kolu olan PYD’nin askeri kanadını oluşturan ve silahlı faaliyet gösteren eylemlerini gerçekleştiren yapılanma olan YPG nin (Yekitiye Parastina Gel) bayrağının ve üç örgüt mensubunun yer aldığı resmin bulunduğu,
- Derginin 42. sayfasında Terör örgütü elebaşı [A.Ö.]’ın Kürt Halk Önderi [A.Ö.]’ın Ermeni Halkına Gönderdiği Mektup başlığı altında imralı cezaevinden 30 Ocak 2014 tarihinde gönderilen mektubun yer aldığı başlıklı örgütsel içerikli yazının bulunduğu,
- Derginin 43. sayfasında [H.Ü.] ismini kullanan şahsın 4 Nisan ve Tanrıçaların Dönüşü başlıklı örgütsel içerikli yazının bulunduğu,
- Derginin 49. sayfasında [Ş.K.] ismini kullanan şahsın Gençleri Buluşmayan Halkların Gelecekleri Ortaklaşamaz başlıklı örgütsel içerikli yazının bulunduğu,
- Derginin 51. sayfasında örgüt açısından önem atfeden Beritan filminin çekilmesini sağlayan 2008 yılında örgüt içesinde faaliyet yürüttüğü sırada hayatını kaybeden [H.D.] isimli örgüt mensubunun silahlı resminin bulunduğu,
- Derginin 52. sayfasında [A.A.] kod isimli örgüt mensubunun yazdığı Baş Eğdiren Bir Kadın Gerilla başlıklı tamamen örgütsel içerikli ve silahlı kadın örgüt mensubunun resminin bulunduğu,
- Derginin 54-55. sayfasında [Ş.A.] kod isimli örgüt mensubunun yazdığı Gecelerin En Parlayan Yıldızı Sensin Ey Hevalcan başlıklı tamamen örgütsel içerikli ve silahlı kadın örgüt mensubunun resminin bulunduğu,
Derginin tamamıyla örgütsel amaçlı ve içerikli bir dergi olduğu, örgüt elebaşı ve örgüt mensuplarının sahiplenilerek propagandalarının yapıldığı görülmüştür.
Her ne kadar sanık, bozma ilamı sonraki beyanlarında dergi satışı yapmadığını ya da satış yapma hazırlığı içinde bulunmadığını beyan etmiş ise de, ele geçen dergilerin sayısı, ele geçen dergilerin tamamının aynı tarih ve sayılı dergiler olması, sanığın, bozma ilamı öncesinde yapılan yargılama aşamasındaki, söz konusu dergileri para karşılığında sattığına yönelik beyanı karşısında sanığın bu savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek sanık savunmasına itibar edilmemiş, sanığın eyleminin söz konusu dergilerinin satışını yapmaya yönelik olduğu kanaatine varılmıştır...."
10. Mahkûmiyet kararının başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi 6/12/2022 tarihli kararı ile kanun maddesindeki yapılan yazım hatasını düzeltmek suretiyle hükmün onanmasına karar vermiştir.
11. Başvurucu, nihai kararı 19/2/2023 tarihinde öğrendikten sonra 7/3/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
12. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucu, ele geçirildiği tarihte elkonulma ve toplatma kararı bulunmayan dergiler nedeniyle hakkında yürütülen ceza davası sonucunda terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûm edilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, konuya ilişkin yargısal içtihatlara değindikten sonra ihlal iddiaları değerlendirilirken somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
15. Başvuru, ifade özgürlüğü kapsamında incelenmiştir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Ş.K. [1. B.], B. No: 2017/32720, 30/6/2021, § 34; Ayhan Ölmez ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/15090, 11/2/2021, § 29; Cahit Baybariz ve Edep Tekin [1. B.], B. No: 2015/15091, 22/7/2020, § 25).
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. Başvurucunun yanında bulundurduğu/taşıdığı çantada bulunan dergiler nedeniyle terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaledir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Ş.K., §§ 37-38; Cahit Baybariz ve Edep Tekin, § 27; Ayhan Ölmez ve diğerleri, § 31). Anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlalini teşkil edecektir. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
18. Müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
19. Müdahalenin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin (7) numaralı fıkrasına dayandığı ve kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (Hanifi Yaliçli [GK], B. No: 2014/5224, 10/6/2021, §§ 57-105). Müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen millî güvenlik, kamu düzeninin korunması ve suçların önlenmesi meşru amaçlarını taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bundan sonra müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ölçütü yönünden incelenmesi gerekir.
20. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 73; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
21. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekir (Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 58; Ferhat Üstündağ, § 46; bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir (Ferhat Üstündağ, § 48; bazı farklılıklarla birlikte bkz. Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit [2. B.], B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68). Bir olayda meşru amaçların bulunmasının hakkı ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 74; Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit, §§ 58, 61, 66).
22. Yargı mercileri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Şüphesiz somut olayda olduğu gibi terör örgütünün propagandasının yapıldığı kabul edilen yayınların bireylere, bir kamu görevlisine ya da toplumun bir kesimine karşı şiddete teşvik mahiyetinde olması durumunda kamu otoritelerinin ifade özgürlüğüne müdahale konusunda takdir marjları çok daha geniştir. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir müdahalenin ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığına karar vermede yetki sahibi olan (iç hukuktaki) son mercidir (diğer çok sayıdaki karar arasından bkz. Ali Kıdık [2. B.], B. No: 2014/5552, 26/10/2017, § 41; Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57; Ayşe Çelik [2. B.], B. No: 2017/36722, 9/5/2019, § 39).
23. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken yargı mercilerinin yerini almak değil onların takdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısından uygunluğunu denetlemektir. Anayasa Mahkemesi bunu yaparken eldeki başvurunun koşulları ile beraber özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları da gözönüne almaktadır (Ayşe Çelik, § 41; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 76; Sırrı Süreyya Önder, § 57). Gerçekten de somut olayda olduğu gibi başvurucunun yardım etmekle suçlandığı PKK, yaklaşık kırk yıldır yurdun doğu ve güneydoğu bölgelerinde yoğun olmak üzere ülkenin tümünde pek çok sivil vatandaş ile güvenlik gücünün ölümüne sebep olmuş şiddet eylemlerinin faili bir terör örgütüdür. Bu doğrultuda ülkemizde terörle mücadelenin oldukça hassas nitelikte bulunduğunun ve aynı doğrultuda terörle mücadele eden birimlerin geniş takdir yetkisine sahip olduğunun da kabul edilmesi gerekir (Metin Birdal [GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019, § 74).
24. Eldeki başvuruda, başvurucu örgütsel yayın olarak kabul edilen dergileri satmak üzereyken yakalanması nedeniyle terör örgütüne yardım etme suçuna teşebbüsten cezalandırılmış, bu karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Başvuruda ele alınması gereken ilk husus, söz konusu dergiler hakkında verilen elkonulma ve toplatma kararının başvurucunun mahkûmiyeti üzerindeki rolü olacaktır. Zira başvurucu gerek yargılama safhasında gerekse bireysel başvuru formunda söz konusu dergiler hakkında yakalandığı tarihte toplatma kararı bulunmadığını, bu nedenle söz konusu dergileri bulundurmanın ve satışını yapmanın suç olduğunu bilmediğini ileri sürmüştür. Bu doğrultuda dergiler hakkında elkoyma ve toplatmaya yönelik tedbir kararının 5/5/2015 tarihinde başvurucudan elde edilmesinin ardından Başsavcılığın talebi üzerine Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/5/2015 tarihli kararıyla alındığı açıktır. Dolayısıyla bahse konu elkoyma ve toplatma kararının başvurucu hakkında yürütülen soruşturma sürecinde alındığı anlaşılmaktadır (bkz. § 4). Anayasa Mahkemesi kararlarında defaten vurguladığı üzere dergi, kitap gibi yayınların yasaklanması ve toplatılmasına yönelik koruma tedbirlerine ilişkin kararların tatbik edildiği anda hukuki kesinlik ölçüsünde bir haklılık değil görünüşte bir haklılık içerdiğini ve uyuşmazlığın tümüyle çözümlendiği anlamına gelmeyeceğini belirtmektedir (Ş.K., § 50; Ayhan Ölmez ve diğerleri, § 43; Cahit Baybariz ve Edep Tekin, § 39; Hülya Kar [GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 24; prima facie kararlar hakkındaki açıklamalar için bkz. Ali Kıdık, §§ 57, 62, 63). Bu itibarla Sulh Ceza Hâkimliğince verilen kararın bir tedbir kararı olduğu ve başvurucunun mahkûmiyeti için doğrudan bir sonuç doğurmayacağı dikkate alındığında toplatma kararı verilmemiş olması nedeniyle müsnet suçun oluşmayacağına dair başvurucunun savunmasına yargı makamlarının itibar etmemesinin temelden yoksun bir değerlendirme olduğu söylenemez.
25. İkinci olarak Anayasa Mahkemesi başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün yargı mercilerince zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ve ikna edici bir biçimde ortaya koyup koymadığını inceleyecektir (Ş.K., § 48; Ayhan Ölmez ve diğerleri, § 41; Cahit Baybariz ve Edep Tekin, § 37). Zira terör örgütüne yardım gibi ciddi bir suçtan ceza mahkemeleri tarafından mahkûmiyet hükmü kurulurken suça konu esas delil olan dergilerin içeriğine ilişkin tespit yapılmadan ve bu içeriğin neden terör örgütünün amaçlarına ulaşmasını kolaylaştırıcı bir niteliğe sahip olduğu ortaya konulmadan cezalandırma yoluna gidilmesi düşünülmez (İbrahim Ete [1. B.], B. No: 2022/2271, 16/9/2025, § 29). Bu doğrultuda yargı mercileri tarafından dergiler üzerinde yapılan içerik denetiminde terör örgütü propagandası niteliğindeki ifadelerin kim tarafından söylendiği, hangi sayfalarda yer aldığı ve ne şekilde aktarıldığına yönelik detaylı tespitlere yer verildiği anlaşılmaktadır. Hakeza Mahkeme, kararında dergi içeriğinde kullanılan görsellere de dikkat çekerek terör örgütünü simgeleyen bayrağa ve örgüt lideri A.Ö. ile üst düzey yöneticilere ait görüntülere yer verildiğini de vurgulamıştır (bkz. § 9). Mahkeme yaptığı bu tespitler doğrultusunda söz konusu içeriklerin terör örgütünün propagandası kapsamında olduğu sonucuna ulaşmıştır. Öte yandan başvurucunun yargılama süreci içinde verdiği -son savunma hariç- savunmalarında söz konusu dergileri satacağına yönelik ikrarı da dikkate alınarak başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır.
26. Bu itibarla Mahkemenin başvuruya konu olayı birçok yönüyle değerlendirdiği ve terör örgütü propagandası içeren görsel ve yazıların bulunduğu bahse konu dergilerin terör örgütüne yardım etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde ne şekilde ve hangi gerekçelerle delil olarak kullanıldığını açıkladığı görülmüştür. Zira Mahkeme başvurucunun eyleminin terör propagandasını geniş kitlelere yayarak terör örgütünün amacını gerçekleştirmeye hizmet ettiğini göstermiştir. Bu durumda yargı mercilerinin başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin hangi toplumsal ihtiyaç baskısı altında gerçekleştiğini ve ulaşılmak istenen meşru amaçlarla ifade özgürlüğü arasındaki adil dengenin ne şekilde kurulduğunu ikna edici biçimde ortaya koyduğunun kabulü gerekir.
27. Sonuç olarak yargı mercileri, eylem ve davranışlarıyla şiddete ve demokratik olmayan yöntemlerin yaygınlaştırılmasına hizmet eden başvurucunun demokratik yaşam için ciddi bir tehdit oluşturduğu kanaatine ulaşmıştır. Dolayısıyla PKK terör örgütünün yöntem olarak benimsediği şiddet eylemlerinin ortadan kaldırılması, demokratik yaşam için ciddi bir tehdit oluşturan şiddetin devamına ve artmasına destek olacak tarzda hareket eden başvurucunun 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılması acil bir toplumsal ihtiyacı karşılamaktadır. Terör suçlarının birey, toplum ve devlet üzerindeki vahim sonuçları düşünüldüğünde hükmedilen cezanın toplumun terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile başvurucunun ifade özgürlüğü arasında kurulması zorunlu olan adil dengeyi sağlamaya hizmet ettiği ve bu sebeple de -kamu makamlarının takdir alanı da hesaba katıldığında- orantılı olduğu değerlendirilmiştir.
28. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
29. Başvurucu, yargı mercileri tarafından hakkında HAGB talebinin değerlendirilmeksizin karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekir. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48; Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
31. Mahkeme başvurucuyu terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçuna teşebbüsten 2 yıl hapis cezasına mahkûm etmiş ve başvurucu hakkında HAGB müessesesinin uygulanmamasına karar vermiştir. Buna dair gerekçesinde Mahkeme başvurucunun daha önce suç işlemiş olmasını ve kişilik özelliklerini dikkate alarak ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaatinin oluşmadığını belirtmiştir (bkz. § 9). Dolayısıyla başvurucunun iddialarının aksine Mahkeme, başvurucunun HAGB talebini değerlendirmiş ve başvurucunun bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığı gerekçesiyle bu uygulamaya gitmemiştir. Bu itibarla kanun yolu incelemesi kapsamında Mahkeme hükmünün ve gerekçesinin uygun bulunduğu da dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığı anlaşılmıştır.
32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
33. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
34. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve ayrıca anılan Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik gereği 12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, A.B., B. No: 2023/17728, 18.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 176–184
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.