Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
GÖKHAN TÜRKMEN (2023/1537)
- Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kapalı görüşlerin dinlenerek kaydedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı | Haberleşme-ceza infaz kurumu uygulamaları (sakıncalı mektup hariç) | İhlal | Yeniden yargılama, Manevi tazminat |
| Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı | Ceza infaz kurumu uygulamaları | İhlal | Yeniden yargılama, Manevi tazminat |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
GÖKHAN TÜRKMEN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2023/1537) |
|
|
|
Karar Tarihi: 18/2/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Ali Erdem ŞAHİN |
|
Başvurucu |
: |
Gökhan TÜRKMEN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kapalı görüşlerin dinlenerek kaydedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, ihlal iddiasına konu ettiği olay ve idari uygulama tarihleri itibarıyla Sincan 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.
3. Somut olay 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 83. maddesine 17/6/2021 tarihinde eklenen (4) numaralı fıkra etrafında şekillenmiştir. Başvurucu, söz konusu fıkra kapsamında kapalı görüşlerin teknik araçlarla dinlenerek kaydedileceğine ilişkin Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının (Kurul) 15/9/2022 tarihli ve 2022/1557 sayılı kararı üzerine Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) uygulama hakkında şikâyette bulunmuştur. Başvurucu, anılan şikâyetine ek olarak 20/1/2019 tarihinde eşiyle yaptığı kapalı görüşün dinlendiğini ve görüşme içeriğinin kolluk kuvvetleriyle paylaşılması üzerine ertesi gün sorgulandığını belirterek bu durumun özel hayatı ve haberleşmenin gizliliğini ihlal ettiğinden yakınmıştır.
4. İnfaz Hâkimliğince şikâyetin reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, öncelikle Anayasa Mahkemesi tarafından verilen Eşref Köse ([1. B.], B. No: 2017/38098, 3/6/2020) kararının kapalı görüşlerin kanuni dayanak olmaksızın kayda alınmasının özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlali ile ilgili olduğu ifade edilmiştir. Ardından bu karar doğrultusunda 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesine (4) numaralı fıkranın eklenmesiyle konuya ilişkin yasal düzenlemenin yapıldığı belirtilmiştir. Son olarak idarenin uygulama hakkında tutuklu ve hükümlüleri önceden bilgilendirdiğine, uygulamanın hangi grubu kapsadığının açık olduğuna, görüş saatlerinin belli olduğuna ve uygulamanın ne kadar süre olacağının zımni olarak belirlendiğine dikkat çekilmiştir. Başvurucunun geçmiş tarihli bir görüşmesinin dinlendiğine ilişkin şikâyeti yönünden ise herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
5. Bununla birlikte kararın hüküm fıkrasında şikâyetin reddine denildikten sonra "Ancak, görüşmeleri kayıt altına almanın oldukça ağır bir müdahale olduğu gözetildiğinde bu uygulamanın ancak son çare olarak başvurulabilecek bir tedbir olması gerektiği, bu açıdan daha hafif araçlarla örneğin dinleme ile yetinilmesi durumunda aynı sonucun elde edilmesi hâlinde kayıt altına alma tedbirine başvurulmaması, kayıt altına alma yöntemine başvurulacaksa hükümlü/tutuklunun suçu ile ilişkilendirme yapılarak bilgilendirme yapılması, dosya kapsamına alınan bilgilendirme tebligatının bu açıdan yeterli olmadığı, kayıt altına alma tedbiri uygulanmadan önce her hükümlü ve tutuklu açısından ayrı ayrı yukarıda belirtildiği şekilde gerekçeleri gösterilerek bildirimde bulunulması" şeklinde bir paragrafa yer verilmiştir.
6. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin söz konusu kararına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararın usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek itirazı reddetmiştir.
7. Başvurucu, nihai kararı 28/11/2022 tarihinde öğrendikten sonra 26/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
10. Başvurucu, geçmişte eşiyle yaptığı kapalı görüşün dinlenerek paylaşılması ile 15/9/2022 tarihinde alınan kapalı görüşlerin dinlenmesine ilişkin idari karar nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında başvuru formunda yer alan iddia ve taleplerini yinelemiştir.
11. Başvuru, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir.
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. Somut olayda başvurucunun kapalı görüş için tahsis edilen telefonla yaptığı konuşmaların idare tarafından teknik araçla dinlenmesinin ve kaydedilmesinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetine müdahale oluşturduğu değerlendirilmiştir (aynı yönde değerlendirmeler için bkz. Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri [GK], B. No: 2021/54500, 23/10/2025, § 40; Eşref Köse, §§ 54-59).
14. Müdahalenin dayanağı olan 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinin (4) numaralı fıkrasının kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır. Belli türde suçtan hükümlü veya tutuklu olanların kapalı görüşlerinin dinlenmesi ve kaydedilmesi şeklindeki müdahalenin kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla gerçekleştirildiği anlaşıldığından meşru amaç taşıdığı değerlendirilmiştir (Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri, §§ 42-45).
15. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45; Çetin Arkaş ve Nasrullah Kuran [2. B.], B. No: 2016/371, 13/1/2021, § 73; İzge Hakan Günal (2) [2. B.], B. No: 2018/25425, 27/11/2024, § 15). Bu itibarla müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu yönünden inceleme yapılacaktır.
16. Anayasa Mahkemesi Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri kararında 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında uygulanan kapalı görüşlerin dinlenmesi ve kaydedilmesi şeklindeki tedbire ilişkin geniş açıklamalarda bulunmuştur. Anılan kararda öncelikle ziyaret hakkının dış dünyayla iletişim kurmanın ve aile birlikteliğinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasının önemli bir aracı olduğu ifade edilmiştir. Bunun yanında söz konusu hakkın gereği gibi kullanılmasının mahremiyet koşullarının oluşturulmasına ya da gereklilik hâlinde bu mahremiyete en az etki edecek yolun seçilmesine bağlı olduğu belirtilmiştir. Ardından dinleme ve kaydetme şeklindeki tedbire başvurulması ve bu tedbirin uygulanma süresi gibi hususların yasal sınırlar dâhilinde idarenin takdirinde olduğu vurgulanmıştır (Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri, §§ 50-52).
17. Bununla birlikte idarenin bu takdir yetkisini kullanırken ziyaret hakkının esasları ile ilgili mahpusların öznel durumları, suç türleri, tehlikelilik durumları gibi karara etki edebilecek tüm unsurları gözeterek, tedbirin gerekliliğini gösterir bireyselleştirilmiş, makul, öngörülebilir ve denetime imkân verecek nitelikte ilgili ve yeterli bir gerekçe sunması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca idarenin uygulanacak tedbiri somut olayın koşullarını dikkate alarak makul bir süreyle sınırlandırması ve müdahalenin devamına ihtiyaç duyulup duyulmadığının veya daha hafif araçlarla meşru amaca ulaşma olasılığının tespiti için kararlarını belirli aralıklarla gözden geçirmesinin müdahalenin ölçülü kabul edilebilmesi bakımından son derece önemli olduğu belirtilmiştir. Nihayetinde söz konusu ilkeler ışığında müdahalenin demokratik toplum gereklerine uygun olduğu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulamadığından başvurucuların özel hayata ve aile hayatına saygı hakları ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır (Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri, §§ 53-59).
18. İncelenen olayda ise idarenin genel nitelikte bir karar almanın haricinde başvurucunun suç türüne veya tehlikelilik durumuna göre Kanun'da belirtilen hangi grupta yer aldığını açıklamadığı, başvurucuya hangi nedenlerle dinleme ve kayıt tedbirinin uygulanacağı ile bu uygulamanın gerekliliğini bireyselleştirmediği ve bu bağlamda bildirimde bulunulmaksızın ilgili tedbire başvurduğu anlaşılmıştır (aynı yönde bkz. Musa Küçükabacı [1. B.], B. No: 2018/27826, 6/10/2022, § 38). Tedbirin hukuka uygunluğunu denetleyen İnfaz Hâkimliği ise hüküm fıkrasında Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri kararında yer verilen ilkelere paralel açıklamalarda bulunmuşsa da (bkz. § 5) sonucu itibarıyla değerlendirmelerini kanunilik incelemesiyle sınırlı tutarak şikâyeti reddetmiştir. Dolayısıyla anılan mercilerin uygulamayı soyut olarak değerlendirmenin ötesinde Anayasa Mahkemesinin böyle bir müdahalede yapılmasını beklediği ve yukarıda sıraladığı açıklamalara uygun bir inceleme yaptıkları söylenemez (bkz. §§ 3-6).
19. Öte yandan şikâyet dilekçesine göre başvurucunun 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesiyle getirilen düzenleme öncesinde eşiyle yaptığı kapalı görüşün dinlenerek kaydedildiğinden yakındığı anlaşılmaktadır. Ancak yargı makamları bu şikâyete yönelik herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır. Dolayısıyla anılan mercilerin olayın bu yönü itibarıyla da ilgili ve yeterli gerekçe sunma yükümlülüğünü yerine getirdiklerini kabul etmek mümkün olmamıştır.
20. Sonuç olarak eldeki başvuruda Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
22. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 3 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
24. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğine (E.2022/6327, K.2022/6771) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, GÖKHAN TÜRKMEN, B. No: 2023/1537, 18.02.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 445–449
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.