İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2025 · İkinci Bölüm

ADEM KARAKOÇ VE DİĞERLERİ (2023/107668)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, taşınmaza kamulaştırma yapılmadan el atılması ve bunun karşılığında hükmedilen tazminatın düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıKamulaştırmada değer kaybıAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Mülkiyet hakkıKamulaştırmasız el atmaİhlalManevi tazminat

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ADEM KARAKOÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/107668)

 

Karar Tarihi: 23/12/2025

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucular

:

1. Adem KARAKOÇ

2. Haydar KARAKOÇ

3. Yasin KARAKOÇ

Vekili

:

Av. Yavuz KUZUCU

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, taşınmaza kamulaştırma yapılmadan el atılması ve bunun karşılığında hükmedilen tazminatın düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucular, Kırıkkale'nin Merkez ilçesi, Yukarımahmutlar köyü, 118 ada 30 sayılı parselde bulunan 985,35 m² yüz ölçümlü taşınmazın hissedar malikleridir. Başvurucular, maliki oldukları taşınmazda Karayolları Genel Müdürlüğünce (İdare) yol yapılmak suretiyle kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığı iddiasıyla 26/3/2021 tarihinde Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır.

3. Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, taşınmazın üzerinde tarımsal faaliyet yapılmasa da sulu tarım arazisi vasfında olduğu, bu kapsamda kapitalizasyon faizinin %4 olarak belirlendiği belirtilmiştir. Raporda münavebeye esas alınan ürünler bakımından iki farklı tarih (davanın açıldığı 2021 tarihi ve taşınmaza el atıldığı ifade edilen 1949 tarihi) baz alınarak hesaplama yapılmıştır. Bu kapsamda dava tarihine göre yapılan hesaplamada 2021 yılı verilerinin henüz kesinleşmediği ifade edilerek 2020 yılı verileri üzerinden buğday, silajlık mısır, arpa ve şeker pancarı münavebesi ve %20 oranında objektif değer artışı uygulanarak taşınmazın m² birim değeri 25,25 TL ve taşınmazın değeri ise 24.880,09 TL olarak hesaplanmıştır. 1949 yılı baz alınarak yapılan hesaplama neticesinde ise dava konusu taşınmazın m² birim değeri 329,66 TL olarak hesaplanmış ve hesaplamalarda kullanılan değerlerin günümüz şartlarında altı sıfır atılmadan önceki değerler olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak taşınmazın değeri 324.830,48 TL olarak tespit edilmiştir.

4. Mahkemece taşınmazın 9/10/1956 tarihinden önceki tek şerit yol üzerinde sınırlarının belirlenmesi ve yolun çift şeride çıkartılmasından sonra, yolun tek şeritli olarak kullanıldığı hâlinden başvuruculara ait taşınmazdaki yol kısmının genişleyip genişlemediğinin tespiti amacıyla fen bilirkişisi tarafından ek rapor düzenlenmesine karar verilmiştir. Düzenlenen ek bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın 1955, 1967, 2003 yıllarına ait hava fotoğrafları çakıştırılmış ve 1955 yılı görüntülerinde herhangi bir yol çalışmasının olmadığı, yol genişletme çalışmalarının 1967 yılında yapıldığı, bu yılda taşınmazın 480 m²lik kısmının yol genişletme çalışmaları içinde kaldığı, 2003 yılına ait görüntülerde ise taşınmazın tamamının yol ve yol şevi üzerinde kaldığının tespit edildiği ifade edilmiştir.

5. Mahkeme, bilirkişi raporunda taşınmazın 1949 yılındaki değerine yönelik hesaplamayı ve başvurucuların payına düşen miktarı baz alarak kamulaştırmasız el atma tazminatını toplam 162.415,24 TL olarak belirlemiş; davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar vermiştir.

6. Karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) karar kaldırılmış ve yeniden hüküm kurulmuştur. Kararda, dava konusu taşınmaza 2003 yılında yapılan yol genişletme işlemi sırasında el atıldığı ve taşınmaz hakkında geçerli bir kamulaştırma işlemi olmadığından el atılan taşınmazın bedeline karar verilmesinin doğru olduğu ifade edilmiş ancak el atma tarihindeki niteliklere göre taşınmaza dava tarihi esas alınarak bedel belirlenmesi gerektiği gözetilmeden hükme esas alınan bilirkişi raporunda nereden ve nasıl edinildiği anlaşılamayan 1949 yılına ilişkin olduğu ifade edilen tarım verileri uygulanarak ve Türk Lirasından altı sıfır atıldığı da dikkate alınmayarak arazi niteliğindeki taşınmaza, aynı bölge içindeki taşınmazlar hakkında açılan davalarda belirlenen bedel ile mukayese edilemeyecek şekilde 329 TL/m² bedeli üzerinden değer biçilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince karar verilmeden önce 2021 yılı resmî verileri uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Düzenlenen ek bilirkişi raporunda taşınmazın m² birim değeri %20 oranında objektif değer atış oranı da ilave edilerek 29,51 TL olarak hesaplanmıştır.

7. Nihai olarak Bölge Adliye Mahkemesince ek bilirkişi raporunda taşınmaza %20 oranındaki objektif değer atış oranı %30 olarak uygulanmış ve taşınmazın m² birim değeri 33 TL olarak başvurucuların hisselerine tekabül eden toplam değer ise 16.258,24 TL olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede davanın kısmen kabulü ile kamulaştırmasız el atma tazminatının 16.258,24 TL olarak tespitine kesin olarak karar verilmiştir.

8. Başvurucular, nihai kararı 3/11/2023 tarihinde öğrendikten sonra 4/12/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucular, taşınmazlarına kamulaştırmasız olarak el atılmasının mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale olduğunu ve taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini belirterek adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu davaya ilişkin İdareden temin edilen bilgi ve belgelerin dikkate alınması, ayrıca Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddiaları yinelemiştir.

12. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

A. Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Başvuruya konu olayda İdare tarafından, ilgili yargılama sürecinden de anlaşılacağı üzere başvurucuların taşınmazına kamulaştırmasız olarak el atılmıştır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirlenmiş usul takip edilmeden başvurucuların mülkiyetinde bulunan taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da sabittir.

15. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Şevket Karataş ([GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018), Celalettin Aşçıoğlu ([1. B.], B. No: 2013/1436, 6/3/2014), Mustafa Asiler ([2. B.], B. No: 2013/3578, 25/2/2015) ile İbrahim Oğuz ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/5926, 6/10/2015) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede başvurucuların taşınmazlarına yapılan kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile 2942 sayılı Kanunda belirtilen usule uymadığı belirtilerek mülkiyet hakkına yapılan söz konusu müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Kamulaştırmasız El Atma Karşılığında Hükmedilen Tazminatın Düşük Belirlenmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Anayasa Mahkemesi kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.

18. Başvuruculara ödenmesi gereken tazminatın hesaplanmasında taşınmazın el koyma tarihindeki niteliklerinin esas alınması Anayasa'nın 35. maddesini ihlal etmemektedir (AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014). Anayasa Mahkemesinin norm denetimi kararlarında da kabul edildiği üzere taşınmazın müdahale anındaki değerinin hesaplanması dışındaki seçenekler taşınmaz değerinde sonradan meydana gelen artış veya azalmalar nedeniyle malikin haksız kazanç elde etmesine veya haksız yere zarara uğramasına yol açabilir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yaklaşımı da taşınmazın mülkiyetinin yitirildiği tarihteki değerinin verilmesi yönündedir (Arzu Kocakaya ve diğerleri [1. B.], B. No: 2018/34900, 13/1/2022, § 35).

19. Yine Anayasa Mahkemesince bireysel başvuru kararlarında da mülkiyet hakkından yoksun bırakılma biçimindeki müdahalelerde adil dengenin sağlanması için hükmedilmesi gereken tazminatın miktarının kural olarak taşınmazın müdahale anındaki değeri, bir başka deyişle taşınmazın mülkiyetinin yitirildiği tarihteki gerçek değeri olduğu kabul edilmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Arzu Kocakaya ve diğerleri, § 60; Hatice Kundakcı [1. B.], B. No: 2019/8727, 21/6/2023, § 57; Hasan Durmuş [GK], B. No: 2019/19126, 23/1/2025, § 57).

20. Başvuruya konu olayda da Bölge Adliye Mahkemesince kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminat miktarı, taşınmaza yol yapılmak suretiyle müdahale olunan tarihteki arazi niteliği esas alınarak taşınmazın dava tarihindeki değerine göre belirlenmiştir (bkz. §§ 6, 7). Bu kapsamda hükmedilen tazminatın Anayasa Mahkemesi kararlarında ortaya konulan hususlarla çelişen bir yönü bulunmamaktadır. Öte yandan başvurucular tarafından lehlerine hükmedilen tazminatın düşük belirlendiği ifade edilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınan hususların aksini ortaya koyan veya farklı yönde değerlendirme yapılmasını gerektiren herhangi bir bilgi ve belgenin de başvuru formu ve eklerinde sunulmadığı vurgulanmalıdır. Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesince ilgili ve yeterli gerekçe ile tazminat miktarının belirlendiği değerlendirilmiştir.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III.      GİDERİM

22. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile   her biri için ayrı ayrı 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

23. Kamulaştırmasız el atma şikâyeti nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Olayda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından etkin giderim yolu tazminat olarak görülmektedir. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvuruculara net 34.000 TL manevi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV.   HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara net 34.000 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ADEM KARAKOÇ VE DİĞERLERİ, B. No: 2023/107668, 23.12.2025. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 18, sayfa 358–362

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.