Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
MURAT KORKMAZ (2) (2023/104282)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında ihtiyati haciz kararı verilmesi ve ihtiyati haczin uzun süredir devam etmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Geçici hukuki koruma (İhtiyati tedbir, haciz, ihtiyati haciz) | İhlal Olmadığı | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MURAT KORKMAZ BAŞVURUSU (2) |
|
(Başvuru Numarası: 2023/104282) |
|
|
|
Karar Tarihi: 22/7/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL Şaban KAZDAL |
|
Raportör |
: |
Ayça GANİDAĞLI |
|
Başvurucu |
: |
Murat KORKMAZ |
|
Vekili |
: |
Av. Ayten İZMİRLİ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında ihtiyati haciz kararı verilmesi ve ihtiyati haczin uzun süredir devam etmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. FETÖ/PDY Yapılanmasına ve Darbe Girişimine İlişkin Genel Bilgiler
2. Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanmasına (PDY/FETÖ) ve darbe girişimine ilişkin genel bilgiler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-36; FETÖ/PDY'nin mali yapılanmasına ilişkin genel bilgiler için bkz. Hamdi Akın İpek [2. B.], B. No: 2015/17763, 24/5/2018, § 15.
B. Bireysel Başvuruya Konu Süreç
3. Millî Savunma Bakanlığı (MSB) başvurucunun da aralarında bulunduğu 230 kişiye karşı 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirdikleri darbe girişimi sırasında neden oldukları, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla meydana gelen 643.425,00 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesi için Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 7/2/2019 tarihinde dava açmıştır. Dava kapsamında MSB 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. ve devamı maddeleri gereğince davalıların mal varlığı değerleri üzerine teminatsız ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
4. Dava dilekçesinde haksız eylem nedeniyle zarar oluştuğu ve tespit edilecek zarara yönelik fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ifade edilmiştir. MSB ayrıca başvurucunun da aralarında bulunduğu davalılar adına kayıtlı taşınır, taşınmaz mallar, kara, hava ve deniz taşıtları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile varsa emekli ikramiyeleri ve şirket hisseleri üzerine 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20/A maddesi gereğince konulan tedbir kararının devamı niteliğinde teminatsız olarak ihtiyati haciz şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
5. Mahkeme 12/2/2019 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz talebinin teminatsız olarak kabulü ile 2004 sayılı Kanun'un 257. ve 264. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, kara, deniz ya da hava ulaşım araçları ile yardımlaşma sandık ve kurumlarından olan alacakları üzerine, dava değeri olan 643.425,00 TL ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz şerhi konulmasına karar vermiştir.
6. İhtiyati haciz kararına itiraz edilmişse de Mahkeme 24/1/2020 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu davalıların ihtiyati haciz kararına itirazlarının reddine karar vermiştir.
7. İhtiyati hacze itirazın reddi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi (Daire) 20/4/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.
8. Başvurucu 30/11/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, başvurucunun adli yardım talebinin kabulü ile adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına yönelik başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
C. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç
9. Mahkeme 8/2/2024 tarihli ara kararı ile başvurucunun ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar vermiştir.
10. Başvurucunun da içinde bulunduğu davalıların bir kısmı ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin taleplerin reddine dair 7/2/2024 (2 Adet), 8/2/2024, 6/3/2024, 26/3/2024, 1/4/2024, 2/5/2024, 3/5/2024, 6/5/2024, 17/5/2024 tarihli ara kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Daire 27/6/2024 tarihli karar ile istinaf başvurularının reddine karar vermiştir.
11. Mahkeme 19/12/2025 tarihli celse ara kararı ile Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesine müzekkere yazılarak E.2017/109 sayılı dosyanın Yargıtay bozma kararı sonrasında aldığı tüm yeni esas numaralarının bildirilmesine ve ilgili dosyaların kesinleşmesinin beklenilmesine, ilanen tebligat işlemlerinin sonucunun beklenilmesine ve duruşmanın 10/7/2026 tarihine bırakılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
12. Başvurucu; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında ihtiyati haciz kararı verilmesi ve ihtiyati haczin uzun süredir devam etmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının, kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti olmamasına rağmen tazminata konu fiillerden sorumlu tutulması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
13. Bakanlık görüşünde, yargılamanın devam etmesi sebebiyle verilen ihtiyati haciz kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ifade edilmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 259. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıkması durumunda borçlunun ve üçüncü kişilerin haciz sebebiyle uğradıkları zararlardan sorumluluğunun düzenlendiği, başvurucunun bahsedilen düzenleme uyarınca alacaklıya karşı tazminat davası açmaksızın bireysel başvuruda bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu, meşru ve ölçülü olduğu ifade edilmiş; yapılacak incelemede Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında bireysel başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
14. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
16. Anayasa Mahkemesi benzer bir davada verilen ihtiyati haciz kararına ilişkin yapılan bireysel başvuruları Ahmet Bican Kırker ve diğerleri ([1.B.], B. No: 2023/25236, 24/12/2025) kararında incelemiştir. Anılan kararda benzer şikâyet yönünden ihtiyati haczin kapsamı ve süresi itibarıyla başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediği, bu sebeple müdahalenin kamu yararı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine bozmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir. Kararda öncelikle başvurucuların ihtiyati hacze karşı iddia ve savunmalarını etkin bir biçimde ortaya koyabilme imkânına sahip oldukları belirtilmiştir. Başvuruya konu hukuk yargılamasının çok aktörlü olduğu, taraf teşkili ve zararın tespiti bakımından farklı boyutları olan karmaşık bir yapısının bulunduğu değerlendirilmiştir. Yapılan yargılamada her bir davalının sorumluluğunun tespitinde yaşanan zorlukların, tarafların yargılama sürecindeki tutumlarının ve yargılamaya katılımları ile taraf teşkilinin sağlanmasındaki güçlüklerin, ihtiyati haczin kapsamı ve uygulandığı mal varlığının tespiti ile bu kapsamda yapılması gereken işlemlerin süreç almasının yargılamanın ilerlemesi bağlamında olumsuz etkilerinin bulunduğu ifade edilmiştir. Kararın devamında tazminat davasıyla bağlantılı olarak başvurucuların da dâhil olduğu pek çok sanık hakkında açılan, yine pek çok suç sebebiyle çok aktörlü olarak yürütülen ve arka plan bilgisinin oldukça karışık olduğu anlaşılan ceza yargılamalarının devam ettiği, verilen mahkûmiyet hükümlerinin bir kısmının da henüz kesinleşmediği belirtilmiştir. Anılan yargılamalarda yapılacak tespit ve değerlendirmelerin tazminat davası açısından belirleyici unsurlar taşıyabileceği gözetilerek ihtiyati haciz süresinin uzunluğunun tek başına ölçüsüz olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kararda, söz konusu ihtiyati haczin sürecin niteliği gereği zorunlu bir müdahale aracı olduğu, yargı makamlarınca sürecin keyfî biçimde uzatılmadığı ve nihai olarak ihtiyati haczin haksızlığının tespiti hâlinde uğranılan zararın giderimine ilişkin bir tazminat yolunun da hukuk sisteminde var olduğu tespitlerine yer verilmiştir (Ahmet Bican Kırker, §§ 54-62).
17. Somut başvuruda da darbe girişimi sırasında verilen zararlar sebebiyle açılan tazminat davasında başvurucunun mal varlığı üzerinde 12/2/2019 tarihli ara kararı ile teminatsız şekilde dava değeri olan 643.425,00 TL ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz konulduğu ve ihtiyati haczin uygulanmaya devam ettiği anlaşılmakta olup başvuruda Ahmet Bican Kırker ve diğerleri kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
18. Sonuç olarak ihtiyati haczin kapsamı ve süresi itibarıyla başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediği, bu sebeple müdahalenin kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre ihtiyati haciz kararıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
Ç. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MURAT KORKMAZ (2), B. No: 2023/104282, 22.07.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 626–629
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.