İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

AYDIN BİLGİN (2023/103809)

  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
  • Kapsam dışı haklar
  • Suçta ve cezada kanunilik

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanık ve gizli tanıkların başvurucu (sanık) tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza)İhlalYeniden yargılama
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Makul sürede yargılanma hakkı (ceza)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Kapsam dışı haklarKapsam dışı (hak)Konu Bakımından Yetkisizlik—
Suçta ve cezada kanunilikSuçta ve cezada kanunilikİncelenmesine Yer Olmadığı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AYDIN BİLGİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/103809)

 

Karar Tarihi: 22/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Yunus Emre BAĞLAR

Başvurucu

:

Aydın BİLGİN

Vekili

:

Av. Betül BİLGİN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanık ve gizli tanıkların başvurucu (sanık) tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır.

3. Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması talebiyle 27/4/2017 tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamede başvurucunun örgütle bağlantısına dair bazı şüphelilerin, tanık ve gizli tanıkların beyanları, Bank Asya hesap hareketlerine dair bilirkişi raporu, örgütle bağlantısına dair otel konaklama ve yurt dışı çıkış kayıtları, örgütle iltisaklı derneğe bağışta bulunma, örgütle iltisaklı okula çocuğunu gönderme hususları gözönünde bulundurularak üzerine atılı suçu işlediği ileri sürülmüştür.

4. İddianamenin kabulüyle açılan dava Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme tarafından 17/5/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip tutanağında diğerlerinin yanı sıra iddianamede ve dosya kapsamında kod isimleri geçen gizli tanıklar Murat, Erdal, Turgut, Alperen'in dinlenmesi için gerekli işlemlerin yapılmasına karar verilmiştir.

5. İkinci celsede başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu, savunmasında örgüt üyesi olmadığını, hakkındaki suçlama ve beyanları kabul etmediğini ifade etmiştir. Mahkeme, ara kararla diğerlerinin yanı sıra "Gizli tanıklar Murat, Erdal, Turgut, Alperen'e sorulması istenen sorular ile ilgili sanık ve müdafiine yazılı olarak beyanda bulunmak üzere 10 günlük süre verilmesine, gizli tanıkların heyetçe bilahare dinlenmesine, Aydın ilinde ses ve görüntü değişikliği yapılabilecek teknik imkân bulunmaması, sanıklar ve müdafiilerine soru sorma hakkının yazılı olarak tanınmış olması nazara alınarak tarafların hazır bulunduğu oturumda gizli tanıkların dinlenilmesi yönündeki taleplerin reddine" karar vermiştir. Bu celse beyanları başvurucu aleyhine hükme esas alınan dosyanın diğer sanıkları U.K. ve M.A. başvurucunun hazır olduğu duruşmada dinlenmiştir.

6. Yedinci celse gizli tanık dinlenmesi için açılan özel duruşmada dinlenen gizli tanık Alperen özetle;

"… Sanığın Aydın Körfez Dershanesinin avukatlığını yaptığı, kendisiyle yaptığı görüşmede sürekli cemaati savunduğu, kendisinden kurban, bağış adı altında para istediği..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

7. On birinci celse gizli tanık dinlenmesi için açılan özel duruşmada dinlenen gizli tanık Erdal özetle;

"Sanığın üst mütevellilerin bir alt grubunda bulunan mütevellilerden olduğu, mütevellilerin her yıl himmet ödediklerini, kurban, burs vb. maddi yardımlar topladıkları, sanığın cemaat içerisinde halen etkin olduğu, sohbet toplantılarına katıldığı" şeklinde beyanda bulunmuştur.

8. On dördüncü celse gizli tanık dinlenmesi için açılan özel duruşmada dinlenen gizli tanık Murat özetle;

   "Sanığın cemaatin sohbet hocalarından olduğu" şeklinde beyanda bulunmuştur.

9. On dokuzuncu celse gizli tanık dinlenmesi için açılan özel duruşmada dinlenen gizli tanık Turgut özetle;

"Sanığın cemaatin toplantılarına katıldığı, cemaatin aktif ve önde gelen mensuplarından olduğu, faaliyetlerinin cemaatin avukatlığını yapmak ile sınırlı olmadığı" şeklinde beyanda bulunmuştur.

10. Yirminci celsede Mahkeme, ara kararla diğerlerinin yanı sıra K.A.nın tanık sıfatı ile beyanının alınabilmesi için adresinin bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılmasına karar vermiştir.

11. Yirmi ikinci celsede S.O.nun etkin pişmanlık beyanlarının dosyaya gönderildiği ve okunarak dosyaya dâhil edildiği, yine K.A.nın dinlenmesi için yazılan talimata ikmalen cevap verildiği ve okunarak dosyaya dâhil edildiği anlaşılmıştır. Bu celse iddia makamı tarafından esas hakkındaki mütalaa sunulmuştur. Mahkemece başvurucu ve müdafiine esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını hazırlamaları için süre verilmesine karar verilmiştir.

12. Yirmi üçüncü celsede başvurucu ve müdafi esas hakkında savunma yapmıştır. Mahkeme başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 8 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucu, istinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra S.O.ya ve gizli tanıklara soru soramadığını, K.A.nın istinabeyle dinlendiği hususlarını belirtmiştir. Mahkûmiyet kararı Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 29/6/2021 tarihli kararıyla bozulmuştur.

13. Bozma sonrası Mahkeme başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"… sanığın örgütün finans kurumu olan Bank Asya'da örgüt lideri Fetullah Gülen'in talimatları sonrasında katılım hesabı açması ve diğer şüpheli hesap hareketleri, örgütün amaçları doğrultusunda kurulan sözde yardım kuruluşu Kimse Yok Mu? isimli derneğe bağışta bulunması ve sanığın FETÖ/PDY bağına ilişkin olarak alınan tanık ve gizli tanık beyanları, FETÖ/PDY soruşturma ve kovuşturmalarında etkin pişmanlıkta bulunanların dosyamıza gönderilen beyanları, işbu dosyada etkin pişmanlıkta bulunan sanıkların beyanları dikkate alındığında; sanığın bu eylemlerinin, silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyması, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin bulunduğu, silahlı terör örgütü suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu…"

14. Başvurucu, temyiz başvuru dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra S.O., K.A. ve gizli tanıklara soru yöneltemediğini ileri sürmüştür. Yargıtay 3. Ceza Dairesinde yapılan temyiz incelemesi neticesinde 22/5/2023 tarihinde başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiş ve hüküm kesinleşmiştir.

15. Başvurucu, nihai kararı 22/11/2023 tarihinde öğrendikten sonra 28/11/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu, beyanları mahkûmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan tanık ve gizli tanıkların duruşmada dinlenmemesi nedeniyle soru sorma imkânı elde edemediğini belirterek tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formunda dile getirdiği itirazlarını yinelemiştir.

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

20. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46; AZ. M. [2. B.], B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67; Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).

21. Tanık sorgulama hakkına ilişkin testin birinci aşaması kapsamında tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığının ortaya konulması gerekliliği esasen -anayasal düzeyde bir ilke olan- hükme temel alınan delillerin hâkim huzurunda ikame edilmesi zorunluluğunu ifade eden doğrudan doğruyalık ilkesinin bir sonucudur. Bu kapsamda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan doğrudan doğruyalık ilkesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilecek ve bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilecektir. Bu bağlamda ceza yargılamasında kural olarak özellikle tanık beyanlarının esas hakkında kararı verecek hâkim/mahkeme tarafından alınması, tanık beyanlarının bu hâkim/mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekir (Erdal Sonduk [GK], B. No: 2020/23093, 15/2/2024, §§ 43-46).

22. Sanığın, aleyhinde beyanda bulunan tanıklarla esas hakkında kararı verecek hâkimin huzurunda yüz yüze gelmesi, onların güvenilirliğini bu esnada test etme fırsatı elde etmesi adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı bakımından da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sanığın suçluluğu konusunda karar verecek hâkim, sağlıklı gözlem yapabilmek ve sadece iddia makamının yorum şekliyle değil savunma makamının iddia ve itirazlarını da değerlendirerek doğru bir vicdani kanaate ulaşabilmek için anlatımlarıyla sanığın hukuki durumunu önemli ölçüde etkileyecek tanıkları huzurda dinlemelidir. Dolayısıyla tanıkların duruşma öncesinde veya haricindeki dinlenmeleri sırasında düzenlenmiş tutanakların veya yazılı açıklamaların duruşmada okunması huzurda dinlemenin eş değeri olarak değerlendirilemez (bazı farklılıklar ve eklemelerle birlikte bkz. Erdal Sonduk, § 45).

23. Nitekim 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesinin (1) numaralı fıkrası olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinleneceğini öngörmektedir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Anılan hükmün gerekçesinde de "Delillerin hükmü verecek mahkeme huzurunda ortaya konulması, tartışılması ve irdelenmesi adil yargılama ilkesinin temel gereklerindendir. Bu itibarla, duruşmada sanık ve tanığın ifadesine ait tutanakların okunması ile yetinilmesi, ancak zorunlu hâllerde kabul olunabilir." denilerek bu husus vurgulanmıştır (Erdal Sonduk, § 53). Kaldı ki Yargıtayın da bazı kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan, olayın delilinin tanık açıklamalarından ibaret olduğu durumlar hakkında genişletici bir yaklaşım benimsediği ve tanık ya da tanıkların beyanının tek değil belirleyici delil olduğu durumları da anılan hükmün kapsamında gördüğü anlaşılmaktadır (birçok karar arasından bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/3/2021 tarihli ve E.2019/9 MD.213, K.2021/118; Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 15/2/2021 tarihli ve E.2020/220, K.2021/1681; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 11/12/2024 tarihli ve E.2023/1657, K.2024/17714 sayılı kararları).

24. Ancak bazı olaylarda tanığın kim olduğunun sanıklar tarafından bilinmesi, tanığın kendisi veya yakınları için tehlike doğurabilir. Tanıklık yapacak olanların misillemeye uğramaktan korkmak için haklı sebepleri bulunabilir. Ayrıca örgütlü suçla mücadelede tanığın kimliğinin gizli tutulması hafife alınamaz. Örgütlü suçlardaki artış, bazı tedbirlerin alınmasını gerektirebilir. Bununla birlikte bir tanığın kimliği bu nedenle saklı tutulmuşsa savunma tarafının ceza yargılamalarında normal koşullarda bulunmayan zorluklarla karşı karşıya kalabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır (Baran Karadağ, § 57).

25. Bu durumda ilk olarak tanığın kimliğini gizlemek için makul gerekçelerin olup olmadığının ve ikinci olarak gizli tanık ifadesinin verilecek hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Gizli tanık beyanının mahkeme kararının dayandığı belirleyici delil olduğu bu şekilde tespit edildikten sonra üçüncü olarak savunma tarafına dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği de belirlenmelidir. Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılama detaylı incelemelere tabi tutulmalıdır. Eğer sanık veya müdafii tarafından güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanması amacıyla sorgulanmamış tanık delili, mahkeme kararının dayandığı esas veya belirleyici delilse ve dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemişse adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olabilir (Baran Karadağ, §§ 68, 72).

26. Somut olayda Mahkemede tanık S.O.nun başka bir soruşturmada alınan başvurucu aleyhindeki beyanı ile tanık K.A.nın istinabeyle alınan beyanı başvurucu ve müdafiine okunmuş ancak yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde tanıkların duruşmada dinlenmesine ilişkin herhangi bir çaba gösterilmemiştir. Gizli tanıklar açısından; “Aydın ilinde ses ve görüntü değişikliği yapılabilecek teknik imkân bulunmaması, sanıklar ve müdafilerine soru sorma hakkının yazılı olarak tanınmış olması nazara alınarak” gizli tanıkların tarafların hazır bulunduğu oturumda dinlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir (bkz. § 5). İlgili duruşma tutanağı ve gerekçeli kararda S.O. ve K.A.nın Mahkemede hazır edilememelerinin veya aynı anda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kullanılması suretiyle dinlenmemelerinin hangi geçerli nedene dayandığına ilişkin yeterli bir açıklamaya yer verilmediği görülmektedir. Diğer yandan gizli tanıkların tarafların hazır bulunduğu oturumda dinlenmesi yönünden ses ve görüntü değişikliği yapılabilecek teknik imkân bulunmamasının geçerli bir neden olarak kabulü mümkün görünmemektedir. Ancak buna dair geçerli bir nedenin ortaya konulmaması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak hükmün tek başına veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.

27. Testin ikinci aşaması uygulanırken delilin tekliğinden o delilin sanık aleyhine yegâne delil olması, delilin belirleyiciliğinden ise davanın sonucunu ağırlıklı olarak etkileme eğilimi olan delil anlaşılmalıdır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Baran Karadağ, § 65). Belirtilmelidir ki bir delilin belirleyici olup olmadığı sadece başvurucunun mahkûmiyeti yönünden değil temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi açısından da dikkate alınmalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Bati [2. B.], B. No: 2019/8419, 28/6/2022, §§ 33-35). Aksi hâlde suçun sübutu tespit edilerek mahkûmiyete karar verilmesi dışındaki sonuçlar yönünden adil yargılanma güvenceleri anlamsızlaşır. Bu bakımdan mahkûmiyet hükmünün yalnızca sorgulanmamış tanığın ifadesine dayandığı veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sadece sorgulanmamış tanığın ifadesine dayanıldığı bir durumda delilin tek olduğu söylenebilir. Buna karşılık mahkûmiyet hükmü kurulurken veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sorgulanmamış tanığın ifadesinin yanında başka delilin/delillerin de bulunduğu ancak bu delilin/delillerin ağırlığının sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha az olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğu ifade edilebilir. Diğer delillerin ispat gücünün sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha yüksek olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğunun kabulü mümkün olmayacaktır.

28. Duruşmada sorgulanmayan tanıkların ifadesinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanıkların ifadelerinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin yaptığı değerlendirmenin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.

29. Gerekçeli karar içeriği ve hükme esas alınan delillere ilişkin Yargıtay uygulaması gözönüne alındığında başvurucunun örgütte sohbet hocalığı yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, mütevelli olarak görev yaptığına, örgütün avukatı olduğuna dair tanıklar S.O., K.A. ile gizli tanıklar Alperen, Erdal, Murat ve Turgut’un beyanlarının, başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönündeki kanaatin oluşmasında dikkate alındığı sonucuna ulaşmak mümkündür. Dolayısıyla Mahkemece sorgulama imkânı tanınmayan tanık ve gizli tanık anlatımlarının mahkûmiyet hükmü bakımından belirleyici nitelikte delil olarak esas alındığının kabul edilmesi gerekmektedir.

30. Yargılama sürecinde başvurucuya olayları kendi bakış açısına göre anlatma ve delillerini sunma imkânı tanınmıştır. Ancak Mahkemenin 5271 sayılı Kanun'un 180. maddesinin "...tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır." şeklindeki (5) numaralı fıkrasına rağmen tanıklar S.O. ve K.A.yı SEGBİS yoluyla neden dinlemediğine ilişkin olarak bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır. Tanıkların yazılı beyanları duruşmada okunmuş ise de başvurucu, tanıkların ve gizli tanıkların beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığından ses ve görüntü nakli yoluyla da olsa onları sorgulayamamıştır. Her ne kadar Mahkemece gizli tanıklara sorulması istenen sorular ile ilgili başvurucu ve müdafiine yazılı olarak beyanda bulunmak üzere süre verilmesine karar verilmiş olsa da bu durum savunma tarafının maruz kaldığı bu zorluğa karşı başvurucuya yeterli düzeyde dengeleyici güvence sağlamamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Baran Karadağ, §§ 72, 73). Bu yüzden tanık ve gizli tanıkların gösterdiği reaksiyonlar konusunda Mahkemenin dikkatini çekememiştir. Böylelikle tanık ve gizli tanıkların beyanlarının güvenilirliği test edilememiştir. Mahkeme de tanık ve gizli tanıklar beyanda bulunurken ve sorulara cevap verirken gösterdikleri reaksiyonlarla ilgili olarak izlenim edinememiş, doğruluğu test edilmiş tanık beyanlarını hükme esas alamamıştır.

31. Doğrudan doğruyalık ilkesine de aykırılık oluşturan bu durumun uyuşmazlığın aydınlatılmasında bir zafiyete yol açma riski bulundurduğu açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025, § 94). Sonuç olarak doğrudan doğruyalık ilkesi kapsamında güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş tanık ve gizli tanık ifadelerinin cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinde belirleyici ölçüde esas alındığı hâlde savunma tarafına karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin tanınmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayda hiçbir şekilde dinlenmemiş ve dinlenmesi için de yeterli bir çaba gösterilmemiş tanık ve gizli tanıkların duruşmada veya SEGBİS gibi vasıtaların kullanılması suretiyle dinlenmemesinin ve yazılı beyanlarının hükme esas alınmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

33. Başvuruda tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun -makul sürede yargılanma hakkı dışındaki- adil yargılanma hakkının ve suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddialarının kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

34. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, seyahat özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Sebahat Tuncel ([1. B.], B. No: 2012/1051, 20/2/2014, §§ 41-54) kararı, çalışma hürriyetinin ihlal edildiği iddiasının Serkan Acar ([1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 22-25) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

35. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 10.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

36. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

37. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

38. Tanık sorgulama hakkı tanığın yargılama evrelerindeki beyanlarının delil değeriyle ilgili bir derecelendirme yapılmasını güvence altına almamaktadır. Diğer bir ifadeyle bu hak, tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği yönünde bir güvence içermemektedir. Savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı ve sanığın diğer haklarına saygı gösterildiği sürece tanığın yargılama evresindeki beyanlarının hangisine itibar edileceği meselesi karar veren mahkemenin takdirindedir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Musa Yılmaz Acar [1. B.], B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 53).

39. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Makul sürede yargılanma hakkı dışındaki adil yargılanma hakkı ile suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2021/197, K.2021/265) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 2.220,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 42.220,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, AYDIN BİLGİN, B. No: 2023/103809, 22.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 157–164

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.