İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

HÜRMET ALPAY VE MEHMET KAMİL KÖSEOĞLU (2023/10290)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru; kamulaştırma bedelinin taşınmazın kültürel varlığına ilişkin eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaksızın düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıKamulaştırma bedeli, kamu yararıİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HÜRMET ALPAY VE MEHMET KAMİL KÖSEOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/10290)

 

Karar Tarihi: 22/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucular

:

1. Hürmet ALPAY

2. Mehmet Kamil KÖSEOĞLU

Vekili

:

Av. Burak GÜNEŞ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin taşınmazın kültürel varlığına ilişkin eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaksızın düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Vakıflar Genel Müdürlüğü (İdare) tarafından başvuruculara ait olan ve Kayseri'nin Melikgazi ilçesi Camikebir Mahallesi'nde bulunan 375 ada 9 parsel sayılı 14 m² taşınmazın Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu (Koruma Kurulu) kararıyla korunması gereken kültür varlığı olduğundan bahisle 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 15. maddesi gereği kamulaştırılmasına karar verilmiştir. İdare, başvuruculara karşı Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır.

3. Mahkemece keşif yapılmış ve bilirkişi raporları alınmıştır. Bilirkişi raporunda (hükme esas alınan) belirtilen hususlar şöyledir:

i. Koruma Kurulu kararıyla dava konusu taşınmazın korunması gereken tarihi eser vasfında olduğu tespit edilmiştir. Pamukhan olarak bilinen eser içinde bulunan taşınmaz dükkân ve depolama alanı olarak kullanılmaktadır.

ii. İmar planına dâhil olduğu anlaşılan taşınmazın konumu, çevresindeki yapılaşmalar, belediye ve diğer kamu hizmetlerinden faydalanıyor olması nedeniyle arsa vasfında olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple taşınmazın kamulaştırma bedeli 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında emsal taşınmazlarla mukayese edilerek belirlenmelidir.

iii. Dava konusu taşınmazla aynı parselde bulunan ve emsal olduğu belirtilen taşınmazlar satış işlemlerinde piyasa değerinin yansıtılmaması sebebiyle emsal olarak kabul edilmemiştir.

iv. Kayseri'nin Melikgazi ilçesi Tacettin Veli Mahallesi 5019 ada 3 parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmaz emsal olarak alınmıştır. Emsal taşınmazın 15/1/2007 tarihli satış işleminde belirtilen satış değeri dikkate alındığında dava tarihi itibarıyla m² birim değeri 2.366,04 TL'dir.

v. Dava konusu taşınmaz Cumhuriyet Meydanı'na, Kazancılar Çarşısı'na ve Kapalı Çarşı'ya yakın konumda olup kesici ev aletlerinin satıldığı bölgededir. Taşınmaz, her türlü belediye ve kamu hizmetinden yararlanmaktadır. Emsal taşınmaz ise İnönü Bulvarı'na, Yoğunburç Caddesi'ne ve Kayseri Lisesine yakın olup ticari iş merkezlerinin yakın olduğu bölgededir. Taşınmaz, her türlü belediye ve kamu hizmetinden yararlanmaktadır. Dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın konumları, ticari vasıfları, merkezi yerlerde ve çarşı içinde bulunmaları gibi özelliklerinin karşılaştırılması neticesinde emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu anlaşılmıştır. Buna göre dava konusu taşınmazın dava tarihleri itibarıyla m² birim değeri %40 oranında düzenleme ortaklık payı (DOP) düşülerek 2.250 TL'dir. Böylece taşınmazın arsa değeri 29.925 TL olarak hesaplanmıştır. Taşınmazın üzerindeki yapıların tarihi eser niteliğinde olduğu dikkate alındığında yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığının tebliğine göre 5. sınıf D grubu yapı sınıfına dâhil olduğu görülmüştür. Yapının %70 yıpranma payı gözetildiğinde m² birim fiyatı 2.040 TL olup yapıların toplam değeri 8.568 TL'dir. Böylece dava tarihi itibarıyla taşınmazın toplam değeri 38.493 TL'dir.

4. Mahkemece söz konusu bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararda, dava konusu taşınmazın başvurucuların dâhil olduğu davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ve taşınmazın Mazbut Veziri Azam Bayram Paşa Vakfı (Mevlevihane/Vakıf) adına tesciline hükmedilmiş, kamulaştırma bedeli 38.493 TL olarak belirlenmiştir.

5. Karara karşı yalnızca İdare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) İdarenin istinaf başvurusu reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.

6. Başvurucular, nihai kararı 29/12/2022 tarihinden öğrendikten sonra 30/1/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucular, maliki oldukları tarihi Pamukhan'da bulunan taşınmaza ilişkin olarak Mahkemece m² birim fiyatının emsal taşınmazlar için açılan davalarda tespit edilen değerden daha düşük belirlendiğini ileri sürmüştür. Taşınmazın yapı değeri tespit edilirken 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince enderlik, eskilik ve sanat değerinin dikkate alınmadığını, böylece taşınmazın gerçek değerinin tespit edilemediğini, yargılamada anılan düzenlemenin taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesine engel olması nedeniyle Anayasa'ya aykırı olduğunun ileri sürüldüğünü ancak bu iddianın değerlendirilmediğini ifade etmiştir. Sonuç olarak mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu davaya ilişkin İdareden temin edilen bilgi ve belgelerin dikkate alınması, ayrıca Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşullarının gözönünde bulundurulması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddiaları yinelemiştir.

10. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

11. Başvuruya konu olayda başvurucular, istinaf kanun yoluna başvurmamıştır. Bununla birlikte başvuruya konu taşınmazın bulunduğu bölgede yer alan ve aynı kamulaştırma işlemi kapsamında kamulaştırılan taşınmazlara ilişkin olarak aynı iddialarla Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru dosyalarında istinaf kanun yoluna gidildiği ancak Bölge Adliye Mahkemesince başvurucuların taşınmazlarının yapı değeri tespit edilirken 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince enderlik, eskilik ve sanat değerinin dikkate alınmadığına dair itirazları hakkında olumlu bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 3/6/2020 tarihli ve E.2019/1312, K.2020/563; 4/6/2021 tarihli ve E.2020/479, K.2021/1246; 1/7/2021 tarihli ve E.2019/3020, K.2021/1491; 23/2/2023 tarihli ve E.2022/706, K.2023/399 sayılı kararları). Bu kapsamda istinaf kanun yolunun başvurucular açısından etkili bir yol olduğunun söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Anayasa Mahkemesi dava konusu taşınmaz ile aynı yerde bulunan taşınmazlar ile ilgili olarak benzer nitelikteki iddialarla yapılan başvuruya ilişkin Hürmet Alpay ve diğerleri ([GK], B. No: 2020/27651, 18/9/2025) kararında, konuyu detaylı olarak incelemiş ve uygulanması gereken anayasal ilkeleri belirlemiştir. Kararda, başvurucuların öncelikle kamulaştırma bedellerinin emsal nitelikteki taşınmazlar için açılan bedel ve tescil davalarında tespit edilen kamulaştırma bedellerine göre daha düşük belirlendiğine yönelik iddiaları bakımından değerlendirme yapmış ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan incelemede başvuruculara ait taşınmazlar için asliye hukuk mahkemelerince belirlenen m² birim değerinin tespit edilen değer aralığında yer aldığını belirterek başvurucuların kamulaştırma bedelinin emsal taşınmazlara göre düşük belirlendiğine yönelik iddialarının temelinin bulunmadığını ifade etmiştir. Başvurucuların diğer şikâyeti olan kamulaştırma bedeli tespit edilirken 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince eskilik, enderlik ve sanat değerinin dikkate alınmaması nedeniyle kamulaştırma bedelinin gerçek değerin altında belirlendiğine ilişkin iddiaları yönünden ise 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenleme gereği dava konusu taşınmazların eskilik, enderlik ve sanat değerinin kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, başvurucuların taşınmazların değerine etki etse dahi eskilik, enderlik ve sanat değerinin kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınması ihtimalini ortadan kaldıran düzenleme nedeniyle Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan gerçek bedel güvencesinden mahrum bırakıldığını açıklamıştır. Bu kapsamda başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri çerçevesinde Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşmış; son olarak ihlalin söz konusu düzenlemeden kaynaklandığını vurgulamıştır (Hürmet Alpay ve diğerleri, §§ 55-61).

13. Başvuruya konu olayda başvuruculara ait taşınmazın Koruma Kurulu kararıyla korunması gerekli kültür varlığı niteliği taşıdığının tespiti üzerine İdare tarafından kamulaştırma bedeli ve tescil davaları açılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın arsa vasfında olduğu belirlenmiş, kamulaştırma bedeli emsal olarak belirlenen taşınmazla kıyaslanarak tespit edilmiştir. Son olarak raporda taşınmazın üzerindeki yapının değeri 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince yaşına ve sınıfına uygun şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan listelere göre yıpranma payı düşülerek saptanmış ve yapının tarihi eser niteliğine göre eskilik, enderlik ve sanat değerinin dikkate alındığına dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.

14. Başvuruculara ait taşınmazın kamulaştırma bedeli tespit edilirken 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince eskilik, enderlik ve sanat değerinin dikkate alınmaması nedeniyle kamulaştırma bedelinin gerçek değerin altında belirlendiğine dair iddiası bakımından Hürmet Alpay ve diğerleri kararındaki ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı ve dolayısıyla başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri çerçevesinde Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı değerlendirilmiştir.

15. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

16. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 15.000.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

17. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

18. Başvuruya konu olayda Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin doğrudan 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır (Hürmet Alpay ve diğerleri, § 60).

19. Hürmet Alpay ve diğerleri başvurusunda Anayasa Mahkemesi, kararın Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine karar verdiği (Hürmet Alpay ve diğerleri, § 68) anlaşıldığından bu hususta yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisine çağrı yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

20. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

21. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2015/14, K.2018/299) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, HÜRMET ALPAY VE MEHMET KAMİL KÖSEOĞLU, B. No: 2023/10290, 22.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 118–122

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.