İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ERCAN ERDOĞAN (2022/99759)

  • Yaşam hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, özel bir bakımevinde bulunan engelli bireyin ihmal sonucu ölümü hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Yaşam hakkıÜçüncü kişiler arası eylemler sonucu ölüm/Ağır yaralanma - Usul yükümlülüğüBaşvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ERCAN ERDOĞAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/99759)

 

Karar Tarihi: 2/9/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yüksel GÜNARSLAN

Başvurucu

:

Ercan ERDOĞAN

Vekili

:

Av. Emre DAĞLI

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, özel bir bakımevinde bulunan engelli bireyin ihmal sonucu ölümü hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucunun 2001 doğumlu oğlu A.C.E. hakkında düzenlenen 21/1/2010 tarihli sağlık kurulu raporunda orta derecede mental retardasyon (zekâ geriliği) ve epilepsi (günlük aktivitelerini engelleyen sık nöbet) tanılarıyla %82 oranında engelli olduğu belirtilmiştir.

3. A.C.E., Özel K.B.M. isimli bir bakımevine 2/7/2020 tarihinde kabul edilmiştir. Kabul esnasında sosyal hizmet uzmanı tarafından yapılan görüşme neticesinde düzenlenen değerlendirme raporunda engelli bireyin kendisini ifade edemediği, sık sık saldırgan tavırlar sergilediği, kendisine ve çevresine zarar verebildiği ve dikkat edilmesi gerektiği tespitlerine yer verilmiştir.

4. Bakımevinde bulunduğu 15/4/2021 tarihinde fenalaşan A.C.E. 112 Acil Çağrı Merkezi görevlilerince saat 23.03 sıralarında İnegöl Devlet Hastanesine getirilmiş, aynı gün saat 23.20 sıralarında yaşamını yitirmiştir.

5. İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) konuya ilişkin olarak derhâl soruşturma başlatmıştır. Bu kapsamda Cumhuriyet savcısı ve adli tabibin katılımıyla ceset üzerinde ölünün adli muayenesi ve otopsi işlemleri yapılmıştır.

6. Cumhuriyet savcısının talimatına istinaden Bakımevine ait kamera kayıtları temin edilerek incelenmiştir. Kolluk görevlileri tarafından düzenlenen Görüntü İnceleme ve Çözüm Tutanağı'nda; olay yerini doğrudan gören bir kamera bulunmadığı, görüntülerin olay yerinin bulunduğu koridora ait olduğu, 21.00-23.59 saat aralığına ilişkin görüntü kaydına zaman zaman Bakımevi çalışanları ile burada kaldığı değerlendirilen kişilerin girdiği, saat 22.38 sıralarında Bakımevi personeli S.Ç.nin koridordaki odaların kapılarını açıp içeriye baktığı, bir erkek şahsın haber vermesi üzerine saat 22.40 sıralarında Bakımevi personeli M.A.T.nin koşarak olay yerine geldiği, saat 22.43 sıralarında Kurum Müdürü B.K.nın da olay yerine ulaştığı, saat 22.48 sıralarında 112 Acil Çağrı Merkezi görevlilerinin olay yerine geldiği tespitlerine yer verilmiştir.

7. Bakımevi Müdürü B.K. ile kurum çalışanları S.Ç. ve M.A.T.nin ifadeleri 26/4/2021 tarihinde kolluk görevlileri tarafından bilgi sahibi sıfatıyla alınmıştır. S.Ç. ifadesinde olay günü saat 22.30 sıralarında hastaların odalarını kontrol ederken A.C.E.nin odasına girdiğini, A.C.E.yi tuvaletin zemininde baygın hâlde gördüğünü, bu sırada herhangi bir yerinden kan gelmediğini, kaldırmak için kolundan çektiği esnada ağzından su geldiğini, bunun üzerine M.A.T.ye haber verdiğini ve ambulans çağırdıklarını beyan etmiştir. S.Ç. ayrıca A.C.E.nin daha önce de bir defa nöbet geçirip hastaneye kaldırıldığını ifade etmiştir.

8. Bakımevinde sağlık personeli olarak çalışan M.A.T. ifadesinde olay günü saat 22.30 sıralarında S.Ç.nin durumu bildirmesi üzerine A.C.E.nin odasına gittiğini, bu kişiyi ters bir vaziyette zeminde yatar şekilde gördüğünü, yaptığı kontrol neticesinde nabzının attığını tespit ettiğini, gerekli müdahaleyi yapıp uygun pozisyona getirince 112 Acil Çağrı Merkezine haber verdiklerini beyan etmiştir. M.A.T. de A.C.E.nin daha önce benzer nöbetler geçirip yoğun bakımda yattığını ifade etmiştir. Kurum Müdürü B.K. ise ifadesinde A.C.E.nin sık sık epilepsi nöbetleri geçirdiğini ve durumdan M.A.T.nin telefonla bilgi vermesi üzerine haberdar olduğunu beyan etmiştir.

9. Adli Tıp Kurumu Bursa Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen 24/8/2021 tarihli otopsi raporunda kişinin ölümünün gıda aspirasyonuna bağlı solunum yollarının tıkanması sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Otopsi raporunda ayrıca ölenin midesinden plastik eldiven olduğu anlaşılan üç cisim çıkarıldığı ifade edilmiştir.

10. Başvurucu 17/9/2021 tarihinde Başsavcılığa sunduğu dilekçeyle kurumda akşam yemeklerinin 18.00 sıralarında yendiğini, oğlunun uyku zamanı olan olay saatinde yemek yemesinin mümkün olmadığını beyan ederek konunun araştırılmasını talep etmiştir.

11. Başsavcılık 4/3/2022 tarihinde soruşturma dosyasını Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kuruluna (İhtisas Kurulu) göndererek A.C.E.nin midesinde bulunan, sindirilmemiş üç plastik eldivenin gıda aspirasyonuna bağlı solunum yolları tıkanması sonucu meydana gelen ölüme herhangi bir etkisi olup olmadığına ve ölüme başkaca bir hususun etki edip etmediğine ilişkin rapor düzenlenmesini talep etmiştir.

12. Başvurucu 16/3/2022 tarihli dilekçeyle Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından olaya ilişkin olarak yürütülen tahkikat evrakının temin edilmesini talep etmiştir.

13. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 25/3/2022 tarihli İhtisas Kurulu mütalaasında kişinin travmatik tesirle veya zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, ölümün gıda aspirasyonuna bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana geldiği ve ölümün meydana geliş şekli itibarıyla midedeki eldivenlerle ölüm arasında illiyet bağı olmadığı belirtilmiştir.

14. Başsavcılık 19/4/2022 tarihinde olaya ilişkin olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Anılan kararda otopsi raporu, kurum çalışanlarının beyanları, başvurucunun 17/9/2021 tarihli dilekçesi ve İhtisas Kurulu mütalaası özetlendikten sonra ölümün gıda aspirasyonuna bağlı solunum yollarının tıkanması sonucu meydana geldiği, mideden çıkan eldivenlerle ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığı ve bu hâliyle soruşturmayı gerektirecek herhangi bir suç veya suç şüphesine rastlanmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, İhtisas Kurulunun değerlendirmelerine ve ulaştığı sonuçlara değinmek suretiyle bu karara itiraz etmiştir.

15. İnegöl Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) başvurucunun anılan karara yaptığı itirazı 26/9/2022 tarihinde kesin olarak reddetmiştir.

16. Başvurucu itirazın reddi kararını 17/10/2022 tarihinde öğrendikten sonra 16/11/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

17. Başvurucu; devletin denetim ve gözetimi altındaki bir bakımevinde bulunan oğlunun sorumlu personelin ihmali neticesinde şüpheli şekilde öldüğünü, konuya ilişkin olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini ileri sürmüştür. Başvurucuya göre Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce gerçekleştirilen idari tahkikat evrakını temin etmeyen ve bakımevi yemek listesi ile cesetten çıkan gıda artıklarını karşılaştırmayan Başsavcılık olayın aydınlatılması için gereken delilleri toplamamıştır. Başvurucu ayrıca somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına aykırı nitelikteki İhtisas Kurulu mütalaasının kendisine tebliğ edilmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karara esas alındığını, soruşturma mercilerinin bakımevi çalışanlarının dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarının ölümün meydana gelmesindeki etkilerini tartışmadan gerekçesiz bir şekilde karar verdiğini ifade ederek yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde somut süreci ve insan hakları yargısı içtihadı aktarılarak öncelikle kabul edilebilirlik koşullarının değerlendirilmesi, başvurunun esasına ilişkin olarak yapılacak değerlendirmede ise Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Bakanlık görüşü ekinde yer alan 22/4/2024 tarihli yazısında konuya ilişkin olarak görevlendirilen muhakkik tarafından hazırlanan inceleme raporunda kurumun  ve  kurum  personelinin  yapılması  gereken  iş  ve işlemleri  zamanında  ve  acil  olarak  yerine  getirdiği, herhangi  bir  görev  ihmali olmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

19. Başvurucu, olayın gerçekleştiği özel Bakımevinin devletin denetim ve gözetimi altında olduğunu belirtmiş ancak ölümün meydana gelmesinde ilgili kamu kurumlarının bu görevlerini ihmal ettiklerine ilişkin herhangi bir iddia ileri sürmemiştir. Başvuru formu ve eklerinden anlaşıldığı kadarıyla başvurunun özü Bakımevi çalışanları olan üçüncü kişilerin sorumluluğunu ortaya koyacak etkili bir ceza soruşturmasının yürütülmediğine ilişkindir. Bu nedenlerle başvuru, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği iddiasıyla sınırlı olarak incelenmiştir.

20. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını sağlayabilecek, yaşam hakkına yönelik müdahaleler ile bu müdahalelerden doğan sorumluluğu tespit edebilecek ve mağdurlara uygun telafi sunabilecek etkili bir yargısal sistem kurmakla da yükümlüdür (Asuman Şahin ve diğerleri [GK], B. No: 2021/14318, 23/10/2025, § 78; bazı değişikliklerle birlikte bkz. Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri [GK], B. No: 2019/25727, 28/7/2022, § 38).

21. Kasıtsız olarak ölüme sebebiyet verilmesi veya yaşamların kasıtsız olarak tehlikeye atılması durumunda mağdurlar için hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması, anılan yükümlülüğün yerine getirilmesi için yeterlidir (Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844, 1/12/2016, §§ 62, 63; Asuman Şahin ve diğerleri, § 79). Bununla beraber etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü kastın söz konusu olmadığı bazı istisnai hâllerde de ceza soruşturması yürütülmesini gerektirebilir. Buna;

i. Kamu makamlarının muhakeme hatası veya dikkatsizliği aşan bir kusurunun olduğu, yani olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların bireylerin yaşamı için oluşan riskleri bertaraf etmek için yetkileri dâhilinde gerekli ve yeterli önlemleri almadıkları durumlar (Mehmet Ali Emir ve diğerleri [2. B.], B. No: 2012/850, 7/11/2013, § 51; Dilek Genç ve diğerleri [GK], B. No: 2014/3944, 1/2/2018, § 63) ile kamu görevlisi olmayan kişilerin hukuki sorumluluklarını pervasızca ihmal etmeleri sonucu yaşamın tehlikeye atıldığı veya ölümün gerçekleştiği hâller (Asuman Şahin ve diğerleri, § 79),

 ii. Ölümün sağlık durumunun ciddiyeti bilinen ya da bilinmesi gereken hastaya gerekli acil sağlık hizmetinin sunulmaması sonucu meydana geldiği ya da sağlık hizmetlerinde var olan ve yetkililerce bilinen veya bilinmesi gereken ancak ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınmadığı sistemsel veya yapısal bir işlevsizliğin hastanın sağlık hizmetlerinden yoksun kalarak ölmesine neden olduğu durumlar (Ayhan Keçeli ve diğerleri [2. B.], B. No: 2019/24231, 23/2/2022, § 85; benzer yöndeki değerlendirme için ayrıca bkz. Kenan Sayın [1. B.], B. No: 2013/5376, 14/10/2015, § 47) örnek gösterilebilir.

22. Anılan yükümlülük, şüpheli ölüm vakasının söz konusu olduğu hâller ile yaşamı tehlikeye atan olayların gerçekleşme koşullarının belirsiz olduğu hâllerde de ceza soruşturması yürütülmesini gerektirir. Öte yandan bahsi geçen hâllerde yürütülen ceza soruşturmasında ölüm vakasının veya yaşamın tehlikeye atılmasının kasıtlı olarak meydana getirilmediği saptanırsa -önceki paragrafta belirtilen istisnai durumlardan biri olmadıkça ve kasıtlı olmayan eylemlerle yapılan müdahaleden doğan sorumluluk belirsiz bırakılmadıkça- mağdurlar için hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli kabul edilebilir (Asuman Şahin ve diğerleri, § 80).

23. Bireysel başvuruya konu olayda A.C.E.nin ölümü üzerine Başsavcılık tarafından derhal soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda ölü muayene ve otopsi işlemleri yapılmış, olaya ilişkin kamera kayıtları temin edilmiş ve olay hakkında bilgi sahibi olduğu değerlendirilen kişilerin beyanlarına başvurulmuştur. Başsavcılık ölümün gıda aspirasyonuna bağlı solunum yollarının tıkanması sonucu meydana geldiği yönündeki otopsi raporunu yeterli görmeyerek ölünün midesinde bulunan plastik eldivenler ile ölüm arasında bir illiyet bağının olup olmadığı hususunda daha kapsamlı bir rapor temin etmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan İhtisas Kurulu mütalaasında kişinin travmatik tesirle veya zehirlenerek öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı, ölümün gıda aspirasyonuna bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana geldiği ve ölümün meydana geliş şekli itibarıyla midede bulunan eldivenlerle ölüm arasında illiyet bağı olmadığı belirtilmiştir. Her iki raporda ulaşılan sonuçların birbiriyle uyumlu olması karşısında başvurucunun İhtisas Kurulu mütalaasındaki tespitin somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uymadığı şeklindeki soyut itirazına ilişkin olarak daha kapsamlı bir araştırma yapılması gerekliliğinin ortaya çıktığını söylemek mümkün görünmemektedir. Bu bağlamda soruşturma mercilerinin ölüm olayını çevreleyen koşulları olabildiğince aydınlattığı ve ölüm nedenini elde edilen delillerle uyumlu bir şekilde belirlediği anlaşılmaktadır.

24. Soruşturma evresinde başvurucunun dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi kısıtlanmamış; başvurucu, dosyadaki delillere erişebilmiş ve itirazlarını öne sürebilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürdüğü İhtisas Kurulu mütalaasına ilişkin itirazlarını Hâkimliğe sunduğu itiraz kanun yolu dilekçesinde ileri sürme fırsatı bulduğu belirtilmelidir. Dolayısıyla başvurucunun soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmesi şeklindeki gerekliliğin karşılanmadığını söylemek mümkün değildir.

25. Başsavcılık tarafından yürütülen ceza soruşturmasında elde edilen deliller ve ulaşılan sonuç gözetildiğinde başvurucunun oğlunun ölümüne üçüncü kişilerin kasten neden oldukları izlenimi uyandıracak bir unsur bulunmadığı görülmüştür. Başvurucu da bu yönde bir iddiada bulunmamış, gerek soruşturma sürecinde gerekse bireysel başvuru formunda ölümün Bakımevi yetkililerinin/çalışanlarının ihmalî davranışları sonucu meydana geldiğini ileri sürmüştür. Soruşturma sürecinde alınan ve birbirini teyit eden Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarına göre A.C.E. gıda aspirasyonu sonucu ölmüştür. Dahası A.C.E.nin zehirlendiğine ilişkin tıbbi bir kanıt yoktur. Başsavcılıkça yürütülen soruşturmada kamera görüntüleri temin edilip konuyla ilgili iki kurum çalışanının ifadesi alınmıştır. Başvurucu, Bakımevinde çıkan yemekler ile A.C.E.nin midesinde çıkan yemeklerin karşılaştırılmadığını iddia etse de ATK raporlarına göre somut olayda zehirlenme delilinin bulunmadığı vurgulanmalıdır. Bu bakımdan olayın gerçekleşme koşullarının belirsiz bırakıldığını söylemek mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla başvurucunun temelde yakınının gıda aspirasyonu yaşamaması için gerekli tedbirlerin alınmasında ihmal gösterildiğine yönelik iddiası bağlamında etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü, bakımevi aleyhine açılacak bir tazminat davası yoluyla da yerine getirilebilir. Kaldı ki başvurucu soruşturma mercilerine isnat ettiği eksikliklerin veya ceza soruşturması neticesinde ulaşılan sonucun ölüm olayına ilişkin olarak açabileceği tazminat davasında ilgili kişi veya kurumların sorumluluğunun tespiti ile olaydan kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesi bakımından başarı şansını olumsuz etkilediğine dair bir açıklamada da bulunmamıştır.

26. İncelenen başvuruda başvurucu, tazminat davası yolunu tükettiği yönünde bir bilgi/belge sunmadığından ileri sürdüğü yaşam hakkı ihlali iddiası için yargısal başvuru yollarını tüketmediği sonucuna ulaşılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ERCAN ERDOĞAN, B. No: 2022/99759, 02.09.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 696–701

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.