Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
İST MADENCİLİK PETROL İNŞAAT NAKLİYAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (2022/96328)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
- Suçta ve cezada kanunilik
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, maden sahası arama ruhsatı ihalesinin başvurucu üzerinde bırakılması sonrasında keyfî ve subjektif değerlendirmelerle ihalenin uygun bulunmaması kararı nedeniyle açılan iptal davasında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Gerekçeli karar hakkı (idare) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Suçta ve cezada kanunilik | Suçta ve cezada kanunilik | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-idare) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
İST MADENCİLİK PETROL İNŞAAT NAKLİYAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/96328) |
|
|
|
Karar Tarihi: 20/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Volkan SEVTEKİN |
|
Başvurucu |
: |
İST MADENCİLİK PETROL İNŞAAT NAKLİYAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. |
|
Vekili |
: |
Av. Ahmet GÜL |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, maden sahası arama ruhsatı ihalesinin başvurucu üzerinde bırakılması sonrasında keyfî ve subjektif değerlendirmelerle ihalenin uygun bulunmaması kararı nedeniyle açılan iptal davasında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/11/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, Ankara 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 7/3/2022 tarihinde açtığı davada 1/9/2021 tarihinde 15,37 hektar alanın madencilik faaliyetleri kapsamında ihaleye çıkarılması talebiyle Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne (MAPEG) başvuruda bulunduğunu, söz konusu başvurunun MAPEG tarafından uygun bulunarak 14/12/2021 tarihinde Hatay ili hudutlarında bulunan ER:3413994 sayılı II. Grup maden sahasının ihaleye çıkartıldığını belirtmiştir. Dava dilekçesinde ayrıca, yapılan ihale sonucunda istekliler arasında en yüksek teklifi vererek ihaleyi almaya hak kazandığını, ihale bedeli olan 1.325.000 TL’yi 22/12/2021 tarihinde ödediğini ve süresinde işletme talepli projesini 20/1/2022 tarihinde idareye teslim ettiğini ifade etmiştir.
6. Dilekçesinde aynı zamanda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bağlı, İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonu (Taşınmaz Komisyonu) tarafından 1/3/2022 tarihli kararla maden arama ruhsatı ihalesinin uygun bulunmadığını ve ihalenin iptal edilerek maden sahasının tekrar ihalelik konuma getirildiğini ifade eden başvurucu, işlemin gerekçesinin olmadığını belirtmiştir. Yine dava dilekçesinde başvurucu, benzer bir davada Ankara 7. İdare Mahkemesinin (E.2021/542, K.2021/1200 sayılı kararı), Taşınmaz Komisyonunun takdir yetkisi kapsamında işlem tesis etme yetkisi bulunmakta ise de işlemin somut gerekçesinin bulunmadığı, ihale onayının uygun bulunmamasını gerektiren hukuki ve fiilî durumun ortaya konulmadığı vurgulanarak idareye tanınan takdir yetkisinin objektif ve kamu yararı doğrultusunda kullanılmadığı gerekçesiyle tesis edilen işlemin iptaline karar verildiğini dile getirmiştir. Sonuç olarak Taşınmaz Komisyonunun 1/3/2022 tarihli işleminin gerekçesi olmadığı gibi işlemin Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 17. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek söz konusu işlemin iptalini istemiştir.
7. Mahkeme 24/5/2022 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“…Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, maden sahası arama ruhsatına hak kazananların ihale yöntemiyle belirleneceği kanunla düzenlenmiş; ihale onay süreci hakkında kanunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiş; 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile, kamu kurumlarının mülkiyetinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarının satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir ve benzeri her türlü tasarrufa yönelik işlemlerinin bakan yardımcısı başkanlığında teşkil ettirilen komisyonlar vasıtasıyla yerine getirilmesi öngörülmüş; maden sahalarına yönelik arama ruhsat ihalelerinin sonuçlandırılması 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamındaki tasarruflar arasında değerlendirilerek ihale komisyonu tarafından sonuçlandırılan ihalelerin uygunluğunu değerlendirme yetkisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Olur'u ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bağlı, İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonu'na verilmiş; Taşınmaz Komisyonu'nda maden sahası ihalelerinin onay makamı olan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü'ne de yer verilmiştir.
2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Taşınmaz Komisyonu'na ve Maden Sahaları İhale Yönetmeliği'nin 22. maddesi ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü'ne ihale komisyonu tarafından sonuçlandırılan ihaleleri onaylama ya da onaylamayarak iptal etme konusunda tanınan yetki, ihale işlemlerinin sadece mevzuata uygunluğunu denetlemeye yönelik olmayıp, aynı zamanda ihale konusu işin özelliklerini, benzer işlere ilişkin diğer ihalelerin sonuçlarını ve ihalede oluşan fiyatın piyasa şartlarına uygun olup olmadığını en iyi bilebilecek durumda bulunması nedeniyle ihale yetkilisinin yerindelik denetimi yaparak kamu menfaatini koruması amacına yönelik olup son kez genel bir değerlendirme yapılarak kamu menfaatini kollamak üzere ihale kararlarını uygun bulma veya uygun bulmayarak maden sahalarına ilişkin ihalelerin iptalini sağlama amacı taşımaktadır.
Dolayısıyla, maden arama ruhsatı ihalelerinde ihale yetkilisi olan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü'nün de üyesi olduğu Taşınmaz Komisyonu'nun ihale komisyonunca verilen nihaî kararları uygun bulma veya bulmama konusunda takdir yetkisi bulunmakta olup, bu yetki kullanılırken hukuken geçerli seçenekler arasından tercihte bulunulması ve ihale kararının uygun bulunup bulunmadığına ilişkin olarak mâkûl ve meşrû sebepler dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.
…
Bu durumda davalı idare tarafından gönderilen cevabi yazıların içeriği ile aktarılan mevzuat ve ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, maden sahalarına yönelik arama ruhsat ihalelerini sonuçlandıran ihale komisyonu kararlarının hukukiliğini ve yerindeliğini denetlemek üzere yetkilendirilen Taşınmaz Komisyonunca uygun bulunmamasına, 2 isteklinin katıldığı dava konusu ihalede, isteklilerden birinin birinci açık artırmada ihaleden çekilmesi üzerine ihalenin davacı şirket uhdesinde bırakılması durumunun, ihalede yeterli rekabet koşullarının oluşmadığı olgusunu açıklayan bir gerekçe niteliğinde olduğu ve bu tür bir rekabet eksikliğinin ihale kararının uygunluğunu denetleyen makam tarafından fiyatın ekonomik olmaması nedeniyle ihale kararının uygun bulunmaması için yeterli bir sebep olarak değerlendirilebileceği kanaatine varılmaktadır.
Bu itibarla, katılımcı sayısının 2 (iki) ve sonuç itibarıyla açık artırma kısmında diğer isteklinin çekilmesi neticesinde 1 (bir) olması nedeniyle yeterli rekabetin gerçekleşmemesinin yanı sıra, ara kararı cevabında belirtilen ‘sahanın mahiyeti, teklif miktarı ve teklifin kamu yararına uygun olmaması’ olguları da göz önünde bulundurularak bir karara varılmasının idarenin bu konuda sahip olduğu takdir yetkisi kapsamında olduğu dikkate alındığında, ihaleyi sonuçlandıran ihale komisyonu kararının uygun bulunmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
8. Başvurucu anılan karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki benzer iddialarının yanında, söz konusu ihalede ihale komisyonunun teklif edilen bedeli uygun gördüğünü ve bu süreçte idarece rekabet koşullarının oluşmadığı ve/veya kamu yararının sağlanmadığına ilişkin herhangi bir tespitinin bulunmadığını, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, keyfî ve subjektif değerlendirmeler içerdiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, yeterli rekabetin gerçekleşmemesinin yanı sıra, ara kararı cevabında belirtilen sahanın mahiyeti, teklif miktarı ve teklifin kamu yararına uygun olmadığı iddia edilerek, idarece sonradan gerekçe oluşturulduğunu ifade etmiştir.
9. Danıştay Onüçüncü Dairesinin (Daire) 14/9/2022 tarihli kararıyla Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu, ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle başvurucunun temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına kesin olarak karar verilmiştir.
10. Başvurucu, nihai hükmü 12/10/2022 tarihinde öğrenmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat
11. 12/9/2018 tarihli ve 30533 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nin ilgili kısmı şöyledir:
“Kamu kurum ve kuruluşları (belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait şirketler, kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarıyla ilgili olarak; kamu kurum ve kuruluşları, vakıf, dernek veya bunların şirketlerine, gerçek veya tüzel kişilere; satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir ve benzeri her türlü tasarrufa yönelik işlemlerini, bakanlıklar ile bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşlarında bakan yardımcısı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında üst yönetici başkanlığında teşkil ettirilen komisyonlar vasıtasıyla yapacaklardır.
Söz konusu komisyonlarca izin başvuru ve sonuçları Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında Cumhurbaşkanlığına bildirilecektir. ..."
12. 21/9/2017 tarihli ve 30187 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Maden Sahaları İhale Yönetmeliği’nin:
i. “İhalenin sonuçlanması” başlıklı 21. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) İhale komisyonu, teklif edilen ihale bedelini uygun görmesi halinde; ihaleyi kazanan ilgiliye, ihale bedelini yatırması için on iş günü, ihaleye birden fazla kişinin katılması halinde ikinci ve sonraki teklif sahiplerine beşer iş günü süre verir. İhale bedeli yatırma takip çizelgesi sıralamasında kendisinden önceki müracaatçının yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda, ihale bedelini yatırma sırası gelen müracaatçı, teklif ettiği ihale bedelini beş iş günü içinde ilgili yerlere yatırmak zorundadır. … ”
ii. “İhale işleminin kesinleşmesi” başlıklı 22. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) İhale, Genel Müdürlük Makamının onayı ile kesinleşir. … ”
B. Danıştay Kararı
13. Danıştay Onüçüncü Dairesinin 9/12/2021 tarihli ve E.2021/3473, K.2021/4480 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“…
İdare Mahkemesi'nce, Taşınmaz Komisyonu kararında sebep unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; Dairemizin 14/10/2021 tarihli ara kararı üzerine davalı idare tarafından gönderilen cevabi yazının içeriği ile aktarılan mevzuat ve ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, maden sahalarına yönelik arama ruhsat ihalelerini sonuçlandıran ihale komisyonu kararlarının hukukîliğini ve yerindeliğini denetlemek üzere yetkilendirilen Taşınmaz Komisyonu'nun ‘katılımcı sayısı ve rekabet koşulları’ gerekçesinin dava konusu ihaleye sadece iki (2) isteklinin katılması ve bu istekliler arasında istenen düzeyde bir yarışın gerçekleşmemiş olması olgusunu açıklayan bir gerekçe niteliğinde olduğu; bu tür bir rekabet eksikliğinin ihale kararının uygunluğunu denetleyen makam tarafından fiyatın ekonomik olmaması nedeniyle ihale kararının uygun bulunmaması için yeterli bir sebep olarak değerlendirilebileceği açıktır.
Bu itibarla, katılımcı sayısı ve tekliflerinin yarışması bakımından yeterli rekabetin gerçekleşmemesinin yanı sıra, ara kararı cevabında belirtilen ‘sahanın mahiyeti, teklif miktarı ve teklifin kamu yararına uygun olmaması’ olguları da göz önünde bulundurularak bir karara varılmasının idarenin bu konuda sahip olduğu takdir yetkisi kapsamında olduğu dikkate alındığında, ihaleyi sonuçlandıran ihale komisyonu kararının aktarılan gerekçelerle uygun bulunmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin 18/06/2021 tarih ve E:2021/542, K:2021/1200 sayılı kararının BOZULMASINA,
3. DAVANIN REDDİNE, … ”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
14. Anayasa Mahkemesinin 20/5/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
15. Başvurucu; ihalenin iptali işleminde gerekçeye yer verilmediğini, Mahkemenin adeta idareyi gerekçe oluşturmaya zorladığını ve gerekçesiz mahkeme kararları ile davasının haksız şekilde reddedildiğini ileri sürmüştür.
16. Bakanlık görüşünde ise başvurucunun şikâyetlerine ilişkin olarak yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru dilekçesindekine benzer iddialarını yinelemiştir.
2. Değerlendirme
17. Başvurunun bu kısmının adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
18. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmaz. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
19. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
20. Mahkeme, idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanıldığı sonucuna varırken maden sahasının mahiyeti, teklif miktarı ve teklifin kamu yararına uygun olmaması olgularını gözönünde bulundurarak, başvurucu hakkında tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğunu kabul etmiştir. Ayrıca, ihalede verilen teklif sayısına göre yapılan değerlendirmenin ihalede yeterli rekabet koşullarının oluşmadığı olgusunu açıklayan bir gerekçe olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, vardığı sonuca hangi nedenle ulaştığını ve delillerin değerlendirilmesinin başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçe ile ortaya koymuştur. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; takdir yetkisine dayalı işlemlerin objektif, makul ve geçerli nedenlerle tesis edilmesi gerektiğini ancak dava konusu işlemin keyfî ve subjektif nedenlerle tesis edildiğini belirtmiştir. Ayrıca ihale sürecinde rekabet koşullarının oluşmadığı ve/veya kamu yararının sağlanmadığına ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığını, yalnızca ihalede verilen teklif sayısı esas alınarak ihalede rekabetin sağlanıp sağlanmadığına yönelik yapılan değerlendirmelerde hukuka uyarlılık bulunmadığını iddia etmiştir. Sonuç olarak; en yüksek teklifi vererek ihaleyi almaya hak kazandığı ve ihale bedelini de ödemesine rağmen, maden sahası arama ruhsatı ihalesinin Taşınmaz Komisyonu tarafından keyfî ve subjektif değerlendirmelerle uygun bulunmayarak, iptal edilmesi üzerine açtığı iptal davasının reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 17. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
23. Başvurunun bu kısmının adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür.
24. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
25. Adil yargılanma hakkı, hukuk kuralının davanın başvurucu lehine sonuçlanmasını temin eden yorumunun esas alınmasını güvence altına almamaktadır. Uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kurallarının yorumlanması derece mahkemelerinin takdirindedir. Bununla birlikte derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlarken Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen ve Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesini gözönünde bulundurmaları gerekir. Esasen hukuk devleti ilkesi Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanmasında dikkate alınması zorunlu olan bir ilkedir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğinin yorumlanmasında da hukuk devletinin gerekleri gözetilmelidir (M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 84).
26. Başvurucuların medeni haklarıyla ilgili uyuşmazlıklarda uygulanan hukuk kurallarının açıkça keyfî veya hakkın tesliminden kaçınacak (adaleti hiçe sayacak) biçimde yorumlanması usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getireceğinden adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden söz edilebilir. Zira bu hâlde, derece mahkemesinin yorumunun başvurucu tarafından öngörülmesi mümkün olmayıp hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması hukuk devleti ilkesini örseler. Özellikle hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı hükümlerin geniş yoruma tabi tutulması keyfîliğe ve bireylerin kendilerini hukuk karşısında güvensiz hissetmelerine yol açar (M.B., § 86).
27. Somut olayın koşullarında yargılamanın bütünü kapsamında delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasının öngörülemez olup olmadığı ve usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediği hususlarının irdelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
28. Mahkeme kararının gerekçesinde; yeterli rekabetin gerçekleşmemesi ve sahanın mahiyeti, teklif miktarı ve teklifin kamu yararına uygun olmaması gerekçeleriyle ihaleyi sonuçlandıran ihale komisyonu kararının uygun bulunmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Başvurucu benzer bir davada idareye tanınan takdir yetkisinin objektif ve kamu yararı doğrultusunda kullanılmadığı gerekçesiyle tesis edilen işlemin iptaline karar verildiğini (bkz. § 6) belirtmişse de söz konusu idare mahkemesi kararının, mahkeme kararında vurgulanan benzer gerekçelerle Dairece bozularak, davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 13).
29. Sonuç olarak Mahkeme ve Daire kararlarının gerekçeleri dikkate alındığında delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasının öngörülemez olmadığı, usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiğinin söylenemeyeceği görülmektedir. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Diğer İhlal İddiaları
31. Başvurucu; idari vesayete ilişkin yetkilerin kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiğini, MAPEG'in işlemleri üzerindeki idari vesayet yetkisi kapsamında yürütme organının adsız düzenleyici işlemlerinden olan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne dayalı olarak tesis edilen, dava konusu Taşınmaz Komisyonu kararında yetki unsuru bakımından hukuka uygunluk bulunmadığını, başka bir ifadeyle idari işlemin kanuni dayanağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
32. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
33. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
34. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne dayalı olarak tesis edilen Taşınmaz Komisyonu kararında yetki unsuru bakımından hukuka uygunluk bulunmadığı hususu mevzuatın yorumlanması suretiyle tespit edilecektir. Söz konusu mevzuatın yorumlanması görevi ise öncelikle ilk derece mahkemeleri ve kanun yolu mercilerine aittir. Anayasa Mahkemesinin usul hükümlerini ilk elden yorumlama görevi bulunmadığı gibi usul hükümlerinin doğrudan Anayasa Mahkemesince yorumlanması bireysel başvurunun amacıyla da bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki görevi mahkemelerin yorumlarının etkilerini incelemekten ibarettir. Dolayısıyla idari işlemlere ilişkin usul hükümlerinin öncelikle olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde incelenmesi işin mahiyeti gereğidir. Aksi durum bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği ilkesine aykırıdır.
35. Somut olayda başvurucu; Taşınmaz Komisyonu kararında yetki unsuru bakımından hukuka uygunluk bulunmadığına -idari işlemin kanuni dayanağının bulunmadığına- ilişkin iddialarını ilk defa doğrudan bireysel başvuruda dile getirmiştir. Dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut ve etkili yargı yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Diğer ihlal iddialarının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, İST MADENCİLİK PETROL İNŞAAT NAKLİYAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş., B. No: 2022/96328, 20.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 463–470
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.