İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

KAMİL TEK VE YETER TEK (2022/95981)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru; şirkete yatırılan paranın iadesi ve şirket ortağı olunmadığının tespiti talebiyle açılan davanın usulden reddedilmesi ve bu sebeple alacağın tahsil imkânının ortadan kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının, uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıMülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkıİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

KAMİL TEK VE YETER TEK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/95981)

 

Karar Tarihi: 18/2/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Mehmet ALTUNDİŞ

Başvurucular

:

1. Kamil TEK

2. Yeter TEK

Vekili

:

Av. Mustafa ALEMDAR

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; şirkete yatırılan paranın iadesi ve şirket ortağı olunmadığının tespiti talebiyle açılan davanın usulden reddedilmesi ve bu sebeple alacağın tahsil imkânının ortadan kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının, uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. K. Holding A.Ş. (K. Holding) 22/11/1995 tarihinde Konya'da kurulmuştur. K. Holdinge ait şirket ünvanı 5/6/2017 tarihinde Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil edilerek B. Holding A.Ş. (B. Holding) olarak değiştirilmiştir.

3. Başvurucular 17/12/2019 tarihinde Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi) B. Holding aleyhine şirket ortağı olunmadığının tespitine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 avronun devlet bankalarınca 1 yıl vadeli avro cinsinden açılacak vadeli hesaplara uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi talebiyle dava açmıştır.

4. Ticaret Mahkemesi 8/7/2020 tarihinde davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Kanun'la 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a eklenen geçici 4. maddeye göre başvurucular ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulduğu, davalıya yapılan ödemelerin pay karşılığı yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, ortaklık ilişkisinin kurulmadığının iddia edilemeyeceği, başvurucuların 3332 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra tespit ve alacak davasını açmasında hukuki yarar bulunmadığı, hukuki yararın 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendi gereğince dava şartı olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre de her aşamada ve resen gözönünde bulundurulması gerektiği anlaşıldığından başvurucuların davasının (talebinin) hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

5. Başvurucular, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde 5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırılığı üzerinde durulmuştur. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 27/9/2021 tarihinde istinaf talebinin kabulüne, Ticaret Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına ve açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde özetle davanın 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesiyle 3332 sayılı Kanun'a eklenen geçici 4. madde yürürlüğe girdikten sonra açıldığı, bu madde uyarınca başvurucuların şirket ortağı olduğu, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 379. maddesinin (1) numaralı fıkrası (29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 329. maddesinin birinci fıkrası) uyarınca anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak kabul edemeyecekleri, 6102 sayılı Kanun'un 480. maddesinin (3) numaralı fıkrası (6762 sayılı mülga Kanun'un 405. maddesinin ikinci fıkrası) uyarınca hissedarların sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu durumda başvurucuların hissedarı olduğu davalı şirketten hisselerini dava yoluyla isteyemeyeceği, 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü uyarınca aynı Kanun'un 115. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

6. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 26/9/2022 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına oyçokluğuyla karar vermiştir. Karara muhalif kalan üye karşıoy yazısında 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesiyle 3332 sayılı Kanun'a eklenen geçici 4. maddenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ve bu maddede öngörülen karar alma hakkıyla birlikte ele alındığında Anayasa'nın 36. maddesinde hükme bağlanan hak arama hürriyetini ihlal ettiğini ve anılan Kanun'un 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesi uyarınca itiraz yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini açıklamıştır.

7. Başvurucular, nihai kararı 27/10/2022 tarihinde öğrendikten sonra 7/11/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

9. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve ayrıca anılan Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik gereği 12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

10. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkı İle Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Turgay Kılıç ([2. B.], B. No: 2020/21022, 14/12/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılan başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III.   GİDERİM

12. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 1.000.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

13. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

14. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 2. Mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesine (E.2019/732, K.2020/548) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, KAMİL TEK VE YETER TEK, B. No: 2022/95981, 18.02.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 435–438

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.