İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

S.G. (2022/9437)

  • Yaşam hakkı
  • Kötü muamele yasağı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, menşe ülkesine sınır dışı edilmesinde sakınca görülen yabancının güvenli üçüncü ülkeye sınır dışı edilmesine karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Yaşam hakkıYaşamsal tehlikeye rağmen sınır dışıİhlalYeniden yargılama, Sınırdışı edilmeme
Kötü muamele yasağıKötü muamele riskine rağmen sınır dışıİhlalYeniden yargılama, Sınırdışı edilmeme

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

S.G. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/9437)

 

Karar Tarihi: 21/4/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Merve ARSLANTÜRK

Başvurucu

:

S.G.

Vekili

:

Av. Salih EFE

​

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, menşe ülkesine sınır dışı edilmesinde sakınca görülen yabancının güvenli üçüncü ülkeye sınır dışı edilmesine karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/2/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, İran İslam Cumhuriyeti vatandaşı 1979 doğumlu bir kadındır.

6. 21/9/2016 tarihinde yasal olmayan yollarla Türkiye'ye giriş yapan başvurucu, 13/10/2016 tarihinde Manisa İl Göç İdaresi Müdürlüğüne (Göç İdaresi) müracaat ederek uluslararası koruma başvurusunda bulunmuş; belirlenen ikamet ilini izinsiz terk ettiği gerekçesiyle Manisa Valiliğinin 2/3/2020 tarihli oluru ile uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılmasına karar verilmiştir.

7. Başvurucu, uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılmasına ilişkin karara karşı Manisa 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) iptal davası açmıştır. İdare Mahkemesi 12/11/2020 tarihinde yükümlülükleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen başvurucunun izinsiz olarak ikamet ilini terk ettiği ve ileri sürdüğü mazereti doğrulayan belge sunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Başvurucunun istinaf başvurusu, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince 2/3/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

8. Uluslararası koruma başvurusu geri çekilmiş sayılan başvurucu hakkında Göç İdaresince 14/10/2021 tarihinde 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (i) bendi (uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar) uyarınca sınır dışı etme kararı verilmiştir. Bu kararın ardından 15/10/2021 tarihinde ise aynı Kanun’un 57. maddesi kapsamında altı ay süreyle idari gözetim kararı alınmıştır. Sınır dışı etme kararında, başvurucunun menşe ülkesine gönderilmesinin 6458 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 55. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında sakınca olduğu tespit edilmiş; bu nedenle güvenli üçüncü bir ülkeye sınır dışı edilmesine veya gönüllü olması hâlinde menşe ülkesine çıkışının sağlanmasına karar verilmiştir.

9. Başvurucu, hakkında alınan sınır dışı etme kararının iptali talebiyle İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, İran'da eski eşinden din değiştirerek Hristiyan olduğu için şiddet gördüğünü, eşinin bu durumu çevresine ve yetkililere bildirerek kendisini hedef hâline getirdiğini, yetkililere yaptığı başvurulardan sonuç alamadığını ve aşağılayıcı muameleye maruz kaldığını, bu nedenlerle 2016 yılında iki çocuğuyla birlikte Türkiye'ye kaçtığını beyan etmiştir. İran'da Hristiyanlara yönelik ağır baskılar olduğunu, menşe ülkesinde kendisini ve çocuklarını koruyacak bir mekanizmanın olmadığını belirtmiş; menşe ülke raporlarına atıf yaparak İran'a gönderilmesi hâlinde kötü muameleye veya ölüm cezasına maruz kalacağını ileri sürmüştür.

10. İdare Mahkemesi 3/1/2022 tarihinde davayı kesin olarak reddetmiş; kararda, başvurucunun ikamet ilini izinsiz terk etmesi sebebiyle uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayıldığını ve başvurucunun bu işleme karşı açtığı davanın reddine dair önceki kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, sınır dışı edilecek ülkenin başka bir işlemle tespit edilebileceğini, bu nedenle bu hususun davanın konusunu oluşturmadığı ifade etmiştir. Ayrıca 6458 sayılı Kanun'un 55. maddesinde hakkında sınır dışı kararı alınamayacak özel hâllerin düzenlendiğini ancak başvurucunun bu kapsamda kaldığını ortaya koyacak herhangi bir bilgi veya belge sunmadığını tespit etmiştir. Bu gerekçelerle uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılması nedeniyle başvurucunun güvenli üçüncü bir ülkeye sınır dışı edilmesine veya gönüllü olması hâlinde menşe ülkesine çıkışının sağlanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

11. Başvurucu, nihai kararı 12/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Anayasa Mahkemesinin 21/4/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.   Adli Yardım Talebi

13. Anayasa Mahkemesi tarafından adli yardım talebinin kabul edilebilmesi için gerekli şartlar Mehmet Şerif Ay ([2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013, § 23) kararında, yabancıların adli yardım talepleri konusunda benimsenen ilkeler ise Nadali Agheli Kohne Shahri ([1. B.], B. No: 2014/12633, 9/9/2015, §§ 17, 18) kararında yer almaktadır. Anılan ilkelere göre adli yardım için gerekli şartlar mevcutsa karşılıklılık şartı gerçekleşmese bile yabancının adli yardım talebi kabul edilmelidir. Somut başvuruda yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B.   Yaşam Hakkı ve Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

14. Başvurucu; İran vatandaşı olup Hristiyanlığa geçtiğini, bu nedenle ülkesine iade edilmesi hâlinde din değiştirme ve Hristiyanlığı yayma faaliyetleri nedeniyle İran ceza mevzuatında öngörülen idam cezası da dâhil olmak üzere ağır cezalara, işkenceye veya insanlık dışı muameleye maruz kalma riski olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu; İran İslam Cumhuriyeti Anayasası ile İslam Ceza Kanunu'nda din değiştirme, misyonerlik ve rejim karşıtı faaliyetlerin suç olarak düzenlendiğini, bu suçların cezalarının ağır olduğunu ve fiilen uygulandığını, ülke raporları ile uluslararası insan hakları belgelerinin de bu durumu doğruladığını belirtmiştir. Ayrıca İran'da Hristiyanlığa geçen kişilere yönelik sistematik baskı, gözaltı, yargılama ve idam uygulamalarının yaygın olduğunu, bu kapsamda kişisel durumu ve geçmiş faaliyetleri itibarıyla ciddi risk altında olduğunu belirterek yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

15. Bakanlık görüşünde, başvurucunun iddialarının değerlendirilmesinde Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda benimsediği ilkelerin dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

16. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

18. Yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet etmeleri ve ülkeden çıkarılmaları uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere devletin egemenlik yetkisi kapsamındadır (birçok karar arasından bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 54).

19. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında kötü muamele yasağı güvence altına alınmıştır. Bu yasakla ilgili herhangi bir istisna da kabul edilmemiştir. Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15. maddesinde ise savaş, seferberlik hâlleri veya olağanüstü hâllerde de savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağı ifade edilmiştir. Kötü muamele yasağının mutlak niteliğini ortaya koyan sözü edilen düzenlemelere göre bir yabancının sınır dışı edileceği ülkede Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçeleri gösterdiği hâllerde sınır dışı edilmesi kötü muamele yasağını ihlal edebilir zira böyle bir durumda yabancının kötü muamele riskiyle karşıya kalması devletin tutumunun doğrudan bir sonucudur (A.A. ve A.A., §§ 55, 56, 59; Poorya Parva [1. B.], B. No: 2018/27830, 23/10/2024, § 16). Dolayısıyla devlet bu hâllerde yabancıyı o ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğü altındadır (Masoud Talebı [2. B.], B. No: 2023/26088, 19/3/2024, § 64). Bu yükümlülük, yabancıların riskin bulunduğu ülkeye dolaylı olarak gönderilmemelerini de kapsar (A.D. [1. B.], B. No: 2014/19506, 3/4/2019, § 55).

20. Sınır dışı edilmesi hâlinde kötü muameleye uğrayacağını iddia eden yabancı, ilke olarak sınır dışı edileceği ülkede kötü muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı nedenler bulunduğunu kanıtlayabilecek delilleri idari merciler ile yargı mercilerine sunmalıdır. Bu doğrultuda yabancı, sınır dışı edileceği ülkede var olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı; varsa bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri ibraz etmelidir (A.A. ve A.A., § 68).

21. Yabancı; sınır dışı edileceği ülkedeki kamu makamlarının etnik kökenleri, dinî inançları, siyasi görüşleri ya da belirli bir gruba mensubiyetleri gibi nedenlerle kişilere sistematik olarak kötü muamelede bulunduklarını iddia ediyorsa uygulamanın varlığı ile risk altında olduğu iddia edilen gruba mensup olduğuna inanılması için ciddi nedenler olduğunu ortaya koymalıdır. Geri gönderileceği ülkedeki riskin kamu görevlisi olmayan kişi veya gruplardan kaynaklandığı ileri süren yabancı, hem riskin gerçekliğini hem de söz konusu ülkenin kamu makamlarının bu riski ortadan kaldırmak konusunda yeterli korumayı sağlamakta yetersiz kalacaklarını kanıtlamalıdır. Bununla birlikte sınır dışı edileceği ülkede uzun süredir devam eden genel siyasi istikrarsızlık ya da ülkenin tamamına yayılmış iç karışıklık nedeniyle kötü muameleye maruz kalacağını ileri sürmüşse anılan ülkenin genel koşullarının nesnel olarak kötü muamele yasağına aykırılık oluşturmayacağı idari ve yargısal makamlar tarafından ortaya konulmalıdır (A.A. ve A.A., §§ 66-69).

22. İspat külfetinin başvurucuya ait olduğu ve başvurucunun bu külfetten doğan yükümlülüğü yerine getirdiği hâllerde idari ve yargı mercileri gerçek riskin varlığı konusunda titiz bir inceleme yapmalıdır. Bu incelemeyi yaparken yabancının sınır dışı edilmesinin öngörülebilir sonuçlarını, sınır dışı edileceği ülkenin genel durumunu, kişisel durumunu ve uğrayacağını iddia ettiği muamelenin kötü muamele yasağı için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığını dikkate almalıdır. Riskin varlığı araştırılırken ulusal veya uluslararası kurum ve kuruluşların düzenledikleri raporlardan ya da somut olay hakkında bilgi edinilmesini sağlayacak başka kaynaklardan yararlanılması mümkündür (A.A. ve A.A., §§ 62-64).

23. Gerçek riskin varlığıyla ilgili değerlendirmede kural olarak sınır dışı kararının verildiği tarihteki koşullar dikkate alınmalı ancak yapılacak değerlendirmenin sonucunu doğrudan etkileyecek önemli gelişmeler de gözönünde tutulmalıdır (A.A. ve A.A., § 70).

24. Başvurucunun sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı ve sınır dışı edileceği ülkede Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçeleri gösterdiği bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin rolü, kural olarak başvurucuyu doğrudan veya dolaylı olarak kötü muamele riskiyle karşılaşacağı ülkeye gönderilmesine karşı koruyan etkili usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığını tespit etmektir. Usul güvencelerinin sağlandığı durumlarda geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riski olup olmadığı ayrıca değerlendirilir (A.A. ve A.A., § 71; M.A. [2. B.], B. No: 2023/104230, 20/11/2024, § 19). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, somut olayın özel koşulları altında gerekli gördüğü hâllerde geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riski bulunup bulunmadığını istisnai olarak ilk elden kendisi de inceleyebilir (A.A. ve A.A., § 72).

25. Anılan değerlendirmeler kuşkusuz sınır dışı edileceği ülkede gerçek bir ölüm riskiyle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçeler gösteren yabancılar için de geçerlidir (Abulikemu Helili [2. B.], B. No: 2021/7144, 13/5/2025, § 33).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

26. Anayasa Mahkemesi Hooman Hosseinpour ([GK], B. No: 2021/47168, 29/9/2022) başvurusunda menşe ülkesine sınır dışı edilmesinde sakınca görülen ve güvenli üçüncü ülke belirlenmeksizin hakkında sınır dışı etme kararı verilen yabancının gönderileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye veya insanlık dışı muameleye maruz kalıp kalmayacağının veya dolaylı olarak menşe ülkesine gönderilip gönderilmeyeceğinin yargı mercilerince değerlendirilemeyeceğini tespit etmiştir (anılan kararda bkz. § 67). Anayasa Mahkemesi M.E. ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2020/18186, 24/1/2024) başvurusunda güvenli üçüncü ülke yönünden herhangi bir belirleme yapılmadığı hâllerde idari yargı mercilerinin sınır dışı edilecek ülkede kötü muamele riski veya dolaylı geri gönderme ihtimalini değerlendirmelerinin mümkün olmadığını belirtmiş ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (anılan kararda bkz. § 31). M.A. başvurusunda ise sınır dışı etme kararında veya bu kararın ekindeki bir belgede ya da sınır dışı etme kararına karşı açılan dava dosyasında bulunan ve yabancının (davacının) erişimine kapalı olmayıp yetkili idari birimce düzenlenen bir belgede üçüncü ülke veya ülkeler tek tek sayılarak yabancının bu ülkelerden birine sınır dışı edilebileceği açıkça ifade edilmişse bu ülke dışında başka bir yere gönderilemeyeceğinin açık olduğunu belirtmiştir (anılan kararda bkz. § 21).

27. Somut olayda Göç İdaresi, başvurucunun menşe ülkesi olan İran'a gönderilmesini sakıncalı bulmuş; bu nedenle güvenli üçüncü bir ülkeye gönderilmesine veya gönüllü olması hâlinde menşe ülkesine çıkışının sağlanmasına karar vermiştir. Bununla birlikte güvenli üçüncü ülke ne sınır dışı işlemi sırasında ne de sonrasında belirlenebilmiştir. Bu durumda başvurucunun sınır dışı edileceği ülkenin menşe ülke veya risk durumu bilinmeyen başka bir ülke olma ihtimali devam etmektedir. İdare Mahkemesinin bu belirsizliği dikkate alarak başvurucunun maruz kalabileceği kötü muamele riskini bertaraf edecek nitelikte bir değerlendirme yapması gerekirken davayı reddetmesi usul yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.

28. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

V. GİDERİM

29. Başvurucu, ihlalin tespiti ile tazminat talebinde bulunmuştur.

30. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

31. İncelenen başvuruda, başvurucuyu kötü muamele riskiyle karşılaşacağı ülkeye gönderilmesine karşı koruyan etkili usul güvencelerinin sağlanmadığı sonucuna varılmış ve hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan yeniden yapılacak yargılama sürecinde başvurucunun sınır dışı edilmesi verilen ihlal kararını anlamsız hâle getirecektir. Bu sebeple ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için aynı zamanda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında yapılması gerekenlere de hükmedilmelidir. Bu doğrultuda sınır dışı etme kararıyla ilgili yargılama sonuçlanıncaya kadar başvurucunun sınır dışı edilmemesine karar verilmelidir.

32. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

33. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

C. Yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

Ç.   Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Manisa 1. İdare Mahkemesine (E.2021/810, K.2022/6) GÖNDERİLMESİNE,

E. Sınır dışı etme kararıyla ilgili yargılama sonuçlanıncaya kadar başvurucunun SINIR DIŞI EDİLMEMESİNE,

F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

G. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

Ğ.   Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

I. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, S.G., B. No: 2022/9437, 21.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 299–305

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.