İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

ERTUĞRUL İŞLEYEN (2022/94304)

  • Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
  • Kötü muamele yasağı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıTutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni)Süre Aşımı—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı (tebligat, mehil verme vs.) (ceza)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Gerekçeli karar hakkı (ceza)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Kötü muamele yasağıYakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımıBaşvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı (ceza)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ERTUĞRUL İŞLEYEN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/94304)

 

Karar Tarihi: 8/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Selahaddin MENTEŞ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Yunus Emre BAĞLAR

Başvurucu

:

Ertuğrul İŞLEYEN

Vekili

:

Av. Büşra LEVENT

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca başkaca ihlal iddiaları da bulunmaktadır.

2. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) komiser yardımcısı olarak görev yapan başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan soruşturma başlatmıştır.

3. Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 2/3/2018 tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamede özetle Bank Asyada bulunan mevduatını aktif bir şekilde kullandığı, H.A.nın beyanı uyarınca örgütün toplantılarına katıldığı hususları gözönünde bulundurularak üzerine atılı suçları işlediği ileri sürülmüştür.

4. İddianamenin kabulüyle açılan dava Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 28/3/2018 tarihinde yetkili olmadığı gerekçesiyle dosyanın İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

5. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, karşı yetkisizlik kararı ile yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesine karar vermiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 9/10/2018 tarihinde Mahkemenin yetkisizlik kararının kaldırılmasına hükmetmiştir. Bu şekilde yargılama Mahkemede görülmeye başlanmıştır.

6. Diğer yandan Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı; başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik suçlarından soruşturma başlatmıştır. Başvurucu, Cumhuriyet savcısı huzurunda ve müdafii eşliğinde alınan ifadesinde etkin pişmanlık içeren beyanlarda bulunmuştur. Beyanında özetle Hakkâri de öğretmen olarak görev yapan bir kişinin 2010 yılı komiser yardımcılığı sınavının yaklaştığı dönemde yanına gelerek A4 kâğıdına çekilmiş, içinde yüzlerce sorunun bulunduğu çalışma notunu kendisine verdiğini, sınavdaki soruların kendisine verilmiş olan soruların benzeri ve aynılarının olduğunu ve sınavda işaretlediğini ifade etmiştir. Başvurucu müdafii ise Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğünün arşivinde yer alan kişiler üzerinde gerekli işlemlerin yapılabilmesi için başvurucunun emniyete sevkinin sağlanmasını talep etmiştir. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı 22/2/2019 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Başsavcılığa göndermiştir.

7. Yetkisizlik kararından sonra Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması istemiyle Mahkemede görülen davayla birleştirme talepli 2/1/2020 tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamede özetle başvurucunun dosya kapsamında etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini beyan ederek atılı suçlamaları kabul ettiği, FETÖ/PDY hiyerarşisine dâhil olduğu, veri inceleme raporunda A4 derecesiyle derecelendirildiği, A4 derecesinin FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişiyi ifade ettiği, 2010 yılı komiser yardımcılığı sınavında soruların verilmesiyle ilgili olarak bilirkişi raporu alındığı, şüphelinin alınan bilirkişi raporunda çok kuvvetli şüpheli olarak belirtildiği gözönünde bulundurularak üzerine atılı suçları işlediği ileri sürülmüştür.

8. Mahkemede görülen yargılama, toplamda on üç celse sürmüştür. Birinci celse alınan savunmasında başvurucu özetle üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. Başvurucu, sekizinci celse birleşen dosya kapsamında alınan savunmasında özetle bir kişinin 2008 yılında kendisine fotokopi şeklinde ve yaklaşık otuz sayfadan ibaret içinde sorular olan çıktıyı verdiğini, fotokopi sayfalarını incelediğinde burada yer alan soruların A.D. ve M.K.T. tarafından yazılan soru kitapçığından alınma sorular olduğunu gördüğünü, bahsettiği kitap içindeki yaklaşık on sorunun çıktığını, Hakkâri'deki ifadesinde de savunmasını bu şekilde verdiğini, ifadesini okumadığı için farklı şekilde tutanaklara yansıdığını ileri sürmüştür.

9. Dokuzuncu celse savunmasında başvurucu; Hakkâri'de kendisine verilen soruların sınavda çıkan sorular olmadığını, bu soruların sınavlara hazırlık kitapları içinde yer alan sorular olduğunu, dolandırıcılık suçunu kabul etmediğini iddia etmiştir.

10. On üçüncü ve son celse Mahkeme, başvurucunun resmî belgede sahtecilik suçundan beraatine, FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 175 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna ilişkin kısmı şöyledir:

"…aşamalardaki savunmalarıyla söz konusu sınav sorularının bir kısmının aynılarını sınavdan önce örgüt tarafından temin ettiğini kabul ettiği, sınavdan önce sınav sorularının sanığa verildiğinin anlaşıldığı, bu hususların sanığın girmiş olduğu 2010 yılı komiser yardımcılığı sınavına ilişkin dosya kapsamındaki rapor ve belgeleri teyit eder nitelikte bulunduğu, bu haliyle sanığın 2010 yılı komiser yardımcılığı sınav sorularını mensubu olduğu FETÖ/PDY vasıtasıyla hileli yollarla önceden temin edip sınava girmek suretiyle, gerçek başarısının üzerinde performans gösterip bu şekilde elde ettiği sınav sonuç evrakı ile atamasının yapıldığı, hak etmediği maaş ve diğer ödemeleri aldığı,

Sanığın, aslında hak etmediği halde komiser yardımcılığı unvanını alarak ihraç edildiği tarihe kadarki her ay aldığı rütbe terfi farkından kaynaklanan kamu zararının emniyet evrakları ile tespit edildiği, toplam 1.694,40 TL kamu zararına sebebiyet verdiği, sanığın bu kamu zararını 03/03/2021 tarih, 2507 alındı numaralı makbuzundan da anlaşılacağı üzere kovuşturma başladıktan sonra giderdiği anlaşılmıştır.

   …

Tüm bu açıklamalar ışığında, dosya kapsamındaki tanık beyanları, sanığın ikrar içeren anlatımları, raporlar ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın 2010 yılı komiser yardımcılığı sınav sorularını FETÖ/PDY vasıtasıyla hileli yollarla sınavdan önce ele geçirdiği ve kanunun aradığı 'Hileli davranış' şartını gerçekleştirdiği, sanığın örgütün yardımı ile sınavı kazanarak 'onun veya başkasının zararına olarak, kendisinin veya başkasına bir yarar sağlayan kişi' şartını gerçekleştirdiği, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-e, son cümle bendinde düzenlenen Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Nitelikli Dolandırıcılık suçunu oluşturduğu…"

11. Mahkûmiyet kararına karşı başvurucu vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bu kapsamda başvurucu vekili dilekçesinde, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden özetle başvurucunun sınav kitapçığının getirtilerek inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin soyut nitelikte olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu da istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde benzer itirazları dile getirmiştir.

12. Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 30/9/2022 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararı yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine temyiz kanun yolu açık olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararı yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararının temyiz incelemesi devam etmektedir.

13. Bu başvuru, istinaf incelemesi neticesinde kesinleşen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararı yönünden incelenmiştir.

14. Başvurucu, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden nihai kararı 11/10/2022 tarihinde öğrendikten sonra 18/10/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

16. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu, karar sonucuna etki edecek esaslı iddialara gerekçede yer verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunan başvurucu, bireysel başvuru formunda dile getirdiği itirazlarını yinelemiştir.

19. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

20. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

21. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

22. Eldeki olayda Mahkeme 2010 yılı komiser yardımcılığı sınav sorularını FETÖ/PDY vasıtasıyla hileli yollarla sınavdan önce ele geçirdiği gerekçesiyle başvurucunun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğini kabul etmiştir (bkz. § 10). Başvurucu ise kendisine ait sınav kitapçığının getirtilerek inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin soyut nitelikte olduğunu ileri sürmüştür (bkz. § 11).

23. Sınav sorularının önceden ele geçirilmesi konusunda kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan yürütülen yargılamada, sınav kitapçığının getirtilerek inceleme yapılmadığına ve bilirkişi raporundaki tespitlerin soyut nitelikte olduğuna yönelik itirazlar davanın sonucunu etkileyecek niteliktedir.

24. Nitekim Anayasa Mahkemesi Mustafa Seyhan ([2. B.], B. No: 2021/58283, 1/10/2025) başvurusunda, FETÖ/PDY tarafından sızdırılan sınav sorularının sınavdan önce başvurucuya verildiğine yönelik kabulde soruların kim tarafından ve ne şekilde verildiğine ilişkin somut bir değerlendirmede bulunulmasını önemli görmüştür. Bu bağlamda başvurucunun sınav sorularını, sınavdan önce hileli bir davranışla elde ettiğini ortaya koyan delillerin mahkeme tarafından gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mustafa Seyhan, § 51).

25. Mahkemenin gerekçeli kararında dosya kapsamında sunulan bilirkişi raporu ile başvurucunun Cumhuriyet savcısı huzurunda ve müdafii eşliğinde verdiği ikrar içeren beyanları gözönünde bulundurularak bir değerlendirme yapılmış ve başvurucunun sınav sorularını, sınavdan önce hileli bir davranışla elde ettiğini ortaya koyan deliller Mahkeme tarafından gösterilmiştir. Dolayısıyla Mahkeme kararı, davanın temel sorunları ile başvurucu tarafından ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçeyi içermektedir. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu da dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığı anlaşılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

27. Başvurucunun gözaltı süreciyle ilgili kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının Ömer Aktaş ([1. B.], B. No: 2014/14915, 21/9/2016, §§ 38-39) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32) ve Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle, yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, §§ 43-46) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ve tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, kanuni hâkim güvencesinin ve bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Mustafa Başer ve Metin Özçelik ([1. B.], B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 119-133) ile Hüseyin Talaz ([1. B.], B. No: 2017/26769, 15/12/2020, §§ 78-81) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt ([2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ERTUĞRUL İŞLEYEN, B. No: 2022/94304, 08.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 651–655

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.