İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ZAFER ZAL (2022/87743)

  • Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, istinaf kararında temyiz dilekçesinin gerekçeli olması gerektiğinin açıkça belirtilmemesine karşın gerekçeli temyiz dilekçesi verilmediğinden bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıTutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni)Süre Aşımı—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Mahkemeye erişim hakkıİhlalYeniden yargılama
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Makul sürede yargılanma hakkı (ceza)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıMahkumiyete bağlı tutmaAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ZAFER ZAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/87743)

 

Karar Tarihi: 21/4/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yunus Emre BAĞLAR

Başvurucu

:

Zafer ZAL

Vekili

:

Av. Hamdi TURGUT

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, istinaf kararında temyiz dilekçesinin gerekçeli olması gerektiğinin açıkça belirtilmemesine karşın gerekçeli temyiz dilekçesi verilmediğinden bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. Van Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, askerî tesisleri tahrip, kasten adam öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından soruşturma başlatmıştır.

3. Başsavcılık başvurucunun anılan suçlardan cezalandırılması talebiyle 8/3/2013 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede; başvurucunun PKK/KONGRA-GEL terör örgütü yöneticilerinin talimatları doğrultusunda hareket eden grubun içinde yer aldığı, maktullerin ölümü, mağdurların yaralanması ile sonuçlanan silahlı eyleme iştirak ettiği gözönünde bulundurularak üzerine atılı suçu işlediği ileri sürülmüştür.

4. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, kamu güvenliği nedeniyle yargılama dosyasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar vermiştir. Bu karar doğrultusunda yargılama dosyası Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir.

5. Yargılama otuz dört celsede tamamlanmıştır. Mahkeme, başvurucunun terör örgütü faaliyeti çerçevesinde nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, 6136 sayılı Kanun'un 12. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki ateşli silah ve mermileri taşıyıp kullanma suçlarından cezalandırılmasına karar vermiştir.

6. Başvurucu müdafii Mahkemenin mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) 19/6/2020 tarihinde hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir. İstinaf Dairesinin gerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:

“…Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumuna beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, 19/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

7. İstinaf Dairesinin gerekçeli kararı, başvurucu müdafiine elektronik tebligat yoluyla 18/7/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu müdafii İstinaf Dairesinin kararına karşı 13/7/2020 tarihinde temyiz başvuru dilekçesi sunmuştur. Dilekçesinde; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, aşamalarda verdikleri tüm beyan, savunma ve dilekçelerini tekrar ettiğini, ileride ayrıntılı beyanda bulunma hakkını saklı tuttuğunu ve açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasını, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep etmiştir.

8. Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) 16/6/2022 tarihinde başvurucunun temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…sanık müdafiinin 13.07.2020 tarihli dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediği anlaşıldığından, gerekçeli kararın 18.07.2020 tarihinde sanık müdafiine tebliğ edilmesine rağmen CMK'nın 295. maddesinde öngörülen 7 günlük süre içerisinde ya da sonrasında gerekçeli temyiz dilekçesinin verilmemiş olmasına nedeniyle temyiz talebinin CMK'nın 298. maddesi gereğince REDDİNE…”

9. Başvurucu vekili, nihai kararı 9/9/2022 tarihinde öğrenmiş ve 14/9/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Komisyon başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Başvurucu, istinaf kararında temyiz dilekçesinin gerekçeli olması gerektiğinin açıkça belirtilmemesine karşın gerekçeli temyiz dilekçesi verilmediğinden bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunan başvurucu, bireysel başvuru formunda dile getirdiği itirazlarını yinelemiştir.

13. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmiştir.

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

15. Anayasa Mahkemesi, Hüseyin Volkan Kurt ([GK], B. No: 2019/42687, 8/3/2023) kararında süresi içinde temyiz sebeplerinin bildirilmediği gerekçesiyle başvurucunun temyiz talebinin reddine karar verilmesi hâlinde mahkemeye erişim hakkı kapsamında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede süresinde temyiz sebeplerini gösterir dilekçe sunmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin başvurucunun mahkemeye erişim hakkına ağır bir müdahale teşkil ettiğine, müdahalenin kanuni dayanağının ve meşru amacının bulunduğuna, temyiz talebiyle ilgili karar verilmeden önce temyiz sebeplerinin bildirilmemesinin sonuçları hakkında başvurucunun bilgilendirilmemesinin mahkemeye erişim hakkını güçleştirdiği ve başvurucuya aşırı külfet yüklediği için orantısız olduğuna karar vermiştir.

16. Süresinde temyiz sebeplerini gösterir dilekçe sunmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin başvurucunun mahkemeye erişim hakkına ağır bir müdahale teşkil ettiği açıktır. Bu ağır müdahale karşısında mahkemelerin birtakım tedbirleri/imkânları devreye sokması başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bu ağır müdahaleyi dengeleyebilir. Örneğin, temyiz talebiyle ilgili karar verilmeden önce temyiz sebeplerinin bildirilmemesinin sonuçları hakkında başvurucunun bilgilendirilmesi bu ağır müdahaleyi dengeleyecek niteliktedir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Hüseyin Volkan Kurt, § 56).

17. Somut olayda İstinaf Dairesi, temyiz için genel süre mahiyetindeki on beş günlük süre bakımından ihtarda bulunmuş ancak temyiz başvuru dilekçesinin gerekçeli olması gerektiğine ilişkin bir ihtar yapmamıştır (bkz. § 6). Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesi, temyiz sürecini bir bütün olarak değerlendirmemiş; temyiz dilekçesinin gerekçeli olması gerektiği konusunda başvurucuyu eksik bilgilendirmiştir.

18. Ceza Dairesi de temyiz kanun yolu açısından eksik bilgilendirme içeren bir karara yönelik olarak başvurucunun temyiz talebini temyiz sebeplerini içermediği gerekçesiyle reddetmiştir (bkz. § 8). Bu durumda Ceza Dairesinin bazı dengeleyici tedbirleri/imkânları devreye sokmaksızın başvurucunun temyiz talebini reddetmesinin mahkemeye erişim hakkını güçleştirdiği ve başvurucuya aşırı külfet yüklediği için orantısız olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

20. Başvuruda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden, kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun -makul sürede yargılanma hakkı dışında- adil yargılanma hakkının, aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiği iddialarının kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

21. Başvurucunun; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle; suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32) ve Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle; mahkûmiyete bağlı tutulduğu süreç yönünden kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ç.Ö. ([GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §§ 36-39) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

22. Başvurucu; yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.   

23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

24. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

25. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.   

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

 2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Makul sürede yargılanma hakkı dışındaki adil yargılanma hakkının, aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiği iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/72, K.2019/51) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ZAFER ZAL, B. No: 2022/87743, 21.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 389–393

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.