Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
HARUN BAŞARAN (2022/87695)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Gerekçeli karar hakkı (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı (tebligat, mehil verme vs.) (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
HARUN BAŞARAN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/87695) |
|
|
|
Karar Tarihi: 21/4/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Yunus Emre BAĞLAR |
|
Başvurucu |
: |
Harun BAŞARAN |
|
Vekili |
: |
Av. Enes Rasim KARAÇAM |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.
2. Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucunun müştekilerin ikametinden silah tehdidiyle eşyalarını alması şeklindeki eylemleri nedeniyle soruşturma başlatmıştır.
3. Olay yeri inceleme ekipleri müştekilerin ikametinde gerekli incelemeleri yaparak rapor düzenlemiştir. Düzenlenen raporda; çocuk odasının penceresinin açık ve üzerinde zorlama izlerinin olduğu, yatak odasının karıştırılmış vaziyette ve yatak üzerinde bir adet sarı saplı tornavidanın bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir. Ayrıca yatak odasındaki çelik kasanın dış yüzeyinden ve bir karton kutu üzerinden vücut izleri tespit edilmiştir.
4. Bingöl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 20/6/2016 tarihli ekspertiz raporunda, olay yerinden elde edilen kâğıt çanta üzerinde yapılan incelemede herhangi bir vücut izi elde edilemediği tespit edilmiştir.
5. Bingöl Emniyet Müdürlüğü, olay yerinden elde edilen vücut izlerine yönelik 29/6/2016 tarihli ekspertiz raporu düzenlemiştir. Rapora göre olay yerinden elde edilen 2 vücut izinin mukayeseye elverişli olmadığı, bir adet vücut izinin müşteki M.B. isimli kişiye ait olduğu, diğer iki vücut izinin ise mukayeseye elverişli olmasına ve müştekilerden farklı bir kişiye ait olmasına rağmen veri tabanında yapılan incelemede kime ait olduğunun tespit edilemediği belirlenmiştir. Van Jandarma Kriminal Laboratuvarında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 29/8/2016 tarihli uzmanlık raporunda da vücut izlerinin kime ait olduğu hususunda bir tespit yapılamamıştır.
6. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 23/9/2016 tarihli uzmanlık raporunda; olay yerinden elde edilen sarı saplı tornavida üzerinde kan lekesi bulunmadığı, sarı saplı tornavida üzerinden epitel hücre olabileceği değerlendirilerek alınan sürüntü örneğinin genetik incelemelere cevap vermediği tespit edilmiştir.
7. Başvurucu, soruşturma aşamasında savcı huzurunda, müdafi eşliğinde alınan ifadesinde suçlamayı kabul etmemiştir. Ayrıca ifade sırasında, hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan soruşturma yürütülen V.T. isimli kişinin kuyumcuya sattığı vav şeklindeki kolyeyi V.T.ye başvurucunun kendisinin mi sattığına yönelik soru yöneltilmiştir. Başvurucu; kendisine ait olan çeyrek altını V.T. isimli kişiye yaklaşık 3-4 ay önce kendisinin verdiğini, bunun dışında bir kolye veya başka bir şey vermediğini beyan etmiştir.
8. Hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan soruşturma yürütülen V.T. soruşturma aşamasında savcı huzurunda müdafi eşliğinde alınan ifadesinde; kuyumcuya sattığı kolyeyi başvurucudan almadığını, Mardin'e götürdüğü bir yolcudan ücret karşılığı aldığını, çeyrek altını ise başvurucudan aldığını beyan etmiştir.
9. Başsavcılık başvurucunun silahla yağma suçundan cezalandırılması talebiyle 17/2/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir.
10. İddianamede; başvurucunun mağdur F.B.ye silah doğrultup mağdurların evinden bir adet vav şeklinde kolye, bir adet altın alyans, bir adet altın kolye, bir adet altın küpe, bir adet kalın altın yüzük ve 3.500,00-4.000,00 TL parayı alarak uzaklaştığı, hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan soruşturma yürütülen V.T.nin suça konu çalınan altın kolyelerden birkaçını bir kuyumcuda bozdururken fark edildiği, V.T.nin suça konu kolyeleri başvurucudan aldığını söylediği, mağdur F.B.nin de kendisine silah doğrultan şahsın başvurucu olduğunu teşhis ettiği hususları gözönüne bulundurularak üzerine atılı suçu işlediği ileri sürülmüştür.
11. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 6/3/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemlerini yapmıştır. Tensip tutanağında müştekiler, sanık ve tanık M.B.nin beyanlarının alınması için gerekli usul işlemlerinin yapılmasına karar verilmiştir.
12. Birinci celsede başvurucu savunmasında; V.T. isimli kişiye çeyrek altın verdiğine dair ifadesinden dönmüş ve üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan yargılama yapılan V.T. savunmasında; kuyumcuda bozdurduğu çeyrek altını başvurucudan aldığını, kuyumcuda bozdurduğu vav şeklindeki altını başvurucudan almadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Mağdur M.B. beyanında; V.T. isimli kişinin vav şeklindeki kolyeyi kendisinin kuyumcuya sattığını söylediğini, kimden aldığını sorduğunda hiç düşünmeden başvurucunun ismini söylediğini ifade etmiştir. Diğer mağdur F.B. ise alınan beyanında özetle; olay günü evde gördüğü silahlı kişinin eşkâl olarak huzurda bulunan başvurucuya çok benzediğini, kaş ve gözü ile vücut yapısı ve boyunun başvurucuya benzediğini ifade etmiştir.
13. Kuyumcuda çalışan tanık M.B. mahkeme huzurunda; iş yerine eşkâlini hatırlamadığı ve şu an mahkeme salonunda huzurda bulunup bulunmadığını söyleyemeyeceği bir şahsın geldiğini, bu kişinin vav şeklinde irice bir kolye ve toplu mavi boncuklu bir kolye bozdurduğunu, bu iki kolyenin fotoğrafını çekip müştekilere gönderdiğini ve onların da teşhis ettiğini beyan etmiştir. Bu celse Mahkeme, esas hakkındaki mütalaasını sunması için dosyayı Başsavcılığa tevdi etmiştir.
14. İkinci celse iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Mahkeme başvurucunun nitelikli yağma suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“...Sanıkların alınan savunmaları, mağdur ve tanık beyanları, mağdur [F.nin] sanık Harun'u [başvurucu] teşhisi, sanık [V.nin] ticari taksine ilişkin alınan PTS kayıtları, araştırma, görüntü inceleme ve yakalama tutanağı ile tüm dosya kapsamı itibariyle suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, aralarında husumet bulunmadığı sanıklarca ikrar edilen mağdurların sanıklara iftira etmesini gerektirir bir nedenin olmadığı, sanık [V.nin] daha önceden aynı suçtan birlikte yargılandığı sanık Harun'dan aldığı eşyanın suç eşyası olduğunu bilememesinin mümkün olmadığı, kaldı ki mağdur Muhammed'e bu hususta ikrarda bulunduğu ancak bu durumun sanık [V.nin] yağma suçuna yardım eden yahut müşterek fail olarak iştirak ettiğini göstermediği, böylece sanıkların üzerlerine atılı nitelikli yağma ve suç eşyasının satın alınması suçunu işlediği…”
15. Başvurucu vekili Mahkemenin mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde özetle; teşhis işleminin usulüne uygun yapılmadığını, başvurucunun suçu işlediğini gösterir somut delil bulunmadığını, parmak izine ilişkin alınan ekspertiz raporunun başvurucunun suçu işlemediğini gösterdiğini, fazla ceza tayin edildiğini ileri sürmüştür. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi), 29/11/2017 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir. İstinaf Dairesinin kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…Sanık Harun [başvurucu] hakkında Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiş, Yağma suçunun, TCK’nın 149/1. maddesinin (a, b, d ve h) bentlerine aykırı biçimde, silahla, konutta, kendini tanınmayacak bir hale koyarak ve gece vakti işlenmesine karşın, 'b' bendinin değerlendirmeye esas alınmaması ve aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca, temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması aleyhe istinaf talebi bulunmadığından davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmaması,
Eleştiri dışında mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmelerin yerinde olduğu,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE…”
16. Başvurucu vekili, İstinaf Dairesi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde; başvurucunun suçu işlediğini gösterir parmak izi, kamera kaydı gibi somut delil bulunmadığını, hakkaniyete aykırı olarak ceza verildiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 6/7/2022 tarihinde temyiz isteminin esastan reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada CMK'nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN ONANMASINA…”
17. Başvurucu vekili, nihai kararı 16/8/2022 tarihinde öğrenmiş ve 13/9/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu, olay yerinden alınan parmak izi ve tornavida üzerinden alınan epitel hücre üzerinde inceleme yapılmadığına ve müşteki F.nin kendisini net bir şekilde teşhis etmediğine yönelik itirazlarına rağmen karar sonucuna etki edecek esaslı iddialara gerekçede yer verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
22. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
23. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
24. Somut olayda Mahkeme; mahkûmiyet kararında mağdur M.B.nin beyanını, mağdur F.B.nin beyan ve teşhisini, hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan yargılama yapılan V.T.nin aracının Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtlarını esas almıştır (bkz. § 14). Başvurucu ise suçu işlediğini gösterir parmak izi, kamera kaydı gibi somut delillerin bulunmamasına rağmen ceza verildiğini ileri sürmüştür (bkz. § 16).
25. Başvurucunun aşamalardaki itirazlarına göre ayrı ve açık yanıt verilmesini beklediği olgu, olay yerinden alınan parmak izi ile tornavida üzerinden alınan epitel hücre üzerinde inceleme yapılmasına ve F.B. isimli mağdurun başvurucuyu teşhisine ilişkindir.
26. Yağma suçundan yürütülen muhakeme sürecinde olay yerinden elde edilen bulgular üzerinde yaptırılacak kriminal inceleme sonucunda elde edilecek deliller, esasa etkili nitelikte önemli bir unsur olarak kabul edilmelidir. Yine ceza yargılamasında mahkûmiyete giden süreçte olayı bizzat yaşayan mağdurun sanığı duruşmada teşhis etmesi, esasa etki eden diğer önemli bir unsurdur. Kamera görüntüsünün bulunmadığı bir olayda, mağdurun olayın sanığını teşhis etmesinin daha da önemli hâle geleceği özellikle vurgulanmalıdır.
27. Somut olayda olay yerinden elde edilen vücut izlerinin kriminal raporu alınmış ve inceleme sonucunda bu izlerin kime ait olduğu hususunda bir tespit yapılamamıştır (bkz. § 5). Olay yerinden elde edilen sarı saplı tornavida üzerinde de gerekli kriminal inceleme yapılmış ve tornavida üzerinden epitel hücre olabileceği değerlendirilerek alınan sürüntü örneğinin genetik incelemelere cevap vermediği tespit edilmiştir (bkz. § 6). Bu şekilde muhakeme sürecinde olay yerinden elde edilen vücut izleri ve sarı saplı tornavida üzerinden elde edilen sürüntü örneği yargılama makamları tarafından dikkate alınmış, üzerinde gerekli uzmanlık incelemeleri yaptırılmış ve başvurucu aleyhine hükme esas alınmamıştır.
28. Kovuşturma aşamasında mağdur F.B., başvurucuyu aynı celsede birlikte hazır bulunduğu sırada teşhis etmiştir (bkz. § 12). Kamera görüntüsünün bulunmadığı, kriminal incelemelerden somut bir sonucun alınamadığı bir yargılamada; olayın mağdurunun başvurucuyu bizzat beraber hazır bulundukları celsede teşhis etmesinin Mahkemenin mahkûmiyet kararına esas alınması makul gözükmektedir.
29. Somut olayda mağdurların evinden alınan kolyenin başvurucuyla aynı yargılama dosyasında hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan yargılama yapılan V.T. isimli kişi tarafından kuyumcuda bozdurulması da önemli bir olgu olarak değerlendirilmelidir. V.T. isimli kişi; aşamalarda kuyumcuya sattığı kolyeyi başvurucudan almadığını, Mardin'e götürdüğü bir yolcudan ücret karşılığı aldığını ileri sürmüştür (bkz. § 8). Mahkeme gerekçeli kararında, V.T.ye ait ticari taksinin Mardin'e giriş çıkış yapıp yapmadığının tespiti amacıyla PTS kayıtlarını incelemiştir. Buna göre 2016 yılı içerisinde ticari taksinin 23/8/2016 tarihinde saat 13.51'de Diyarbakır Lice istikametinden Genç ilçesine giriş yaptığı, bu veri dışında ticari taksinin ilçeye herhangi bir giriş çıkış kaydının bulunmadığı belirlenmiştir. Bu şekilde -yargılamanın bütünü gözönüne alındığında- esasa etki edebilecek nitelikte önemli bir olguya ilişkin savunmaların Mahkeme tarafından gerekçeli kararda somut verilerle karşılandığı görülmektedir.
30. Mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Somut olayda yargılamanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaların tartışılarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
32. Başvurucunun; savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiği iddiasının Erol Aydeğer ([1. B.], B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 46) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, HARUN BAŞARAN, B. No: 2022/87695, 21.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 383–388
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.