İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

Z.C. (2022/86967)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
  • Eğitim hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, başvurucunun diploma denkliği verilmemesi işlemine karşı açtığı davada iptal kararı verilmesinden sonra Yükseköğretim Kurumu tarafından başvurucunun isteminin farklı bir sebeple reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ve kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Mahkemeye erişim hakkı (idare)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Eğitim hakkıEğitimAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Z.C. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/86967)

 

Karar Tarihi: 8/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Selahaddin MENTEŞ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Fatma Gülbin ÖZTÜRK

Başvurucu

:

Z. C.

Vekili

:

Av. Ahmet CAN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, başvurucunun diploma denkliği verilmemesi işlemine karşı açtığı davada iptal kararı verilmesinden sonra Yükseköğretim Kurumu tarafından başvurucunun isteminin farklı bir sebeple reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ve kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Adalet Ön Lisans programından 2014 yılında mezun olmuştur. Başvurucu 2015 yılında kendi imkânları ve ders transferi yolu ile Kosova'da bulunan bir yükseköğretim kurumu olan Iliria Kraliyet Üniversitesinde (Iliria Royal University) hukuk öğrenimine başlamıştır. Başvurucu, burada öğrenimine devam ederken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) bulunan Uluslararası Kıbrıs Üniversitesine yatay geçiş yapmış ve hukuk öğrenimini burada tamamlayarak 31/1/2018 tarihinde mezun olmuştur.

3. Başvurucu, mezuniyetinin ardından 29/3/2019 tarihinde lisans diplomasına denklik belgesi verilmesi talebiyle Yükseköğretim Kurumuna (YÖK) başvuru yapmıştır. Başvurucunun bu talebi YÖK tarafından 23/9/2020 tarihli işlemle reddedilmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki Yükseköğretim Kurumlarından Mezun Olanlar İçin Tanıma ve Denklik Başvuru Süreçlerine İlişkin Usul ve Esasların (Usul ve Esaslar) "T.C. vatandaşlarının ön lisans ve lisans programları için aranan YKS/ÖSYS yerleşme veya baraj puanı, yüksek lisans programları için LES/ALES puanı, yatay geçişler için ilgili yılda ilan edilen kıstasları sağlayamayan mezunların diploma denklik başvuruları reddedilir." şeklindeki 8. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında tesis edilen ret kararı, başvurucunun yurt dışında eğitim gördüğü kurumun sıralandırma kuruluşlarında belirtilen sıralamalarda yer almadığı, başvurucunun öğrenime başladığı tarihte Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan Yükseköğretime Giriş Sınavına (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavına (LYS) girmediği, ÖSYM tarafından düzenlenen kılavuzlarda belirtilen muadil belgelerin başvurucu tarafından hazırlanan denklik dosyasına sunulmadığı gerekçelerine dayalı olarak verilmiştir.

4. Başvurucu 23/9/2020 tarihli ret işleminin iptali için 4/1/2021 tarihinde Ankara 16. İdare Mahkemesinde iptal davasını açmıştır (1. iptal davası). Başvurucu, iptal davası yargılaması devam ederken YÖK'ün 23/9/2020 tarihli ret işleminin düzeltilmesi istemi ile talebini 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında bir üst merciye taşımış ve bu isteminin de durumunu değiştirecek bir hususun bulunmadığı belirtilerek 29/1/2021 tarihinde reddine karar verilmiştir. Başvurucu, YÖK tarafından aynı gerekçe ile tesis edilen bu ret kararına karşı da Ankara 3. İdare Mahkemesi nezdinde 8/2/2021 tarihinde ayrıca iptal davası açmıştır (2. iptal davası). Her iki dava aralarındaki bağlantı nedeniyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi kararıyla Ankara 16. İdare Mahkemesinde görülmeye devam etmiştir.

5. Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından görülen 1. iptal davasında 31/3/2022 tarihinde E.2021/9, K.2022/776 sayılı kararla işlemin iptaline karar verilmiştir. Gerekçeli kararda; 16/1/2009 tarihinde imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukukuna Göre Kurulmuş Olan Üniversitelerin Karşılıklı Tanınmasına Dair Milletlerarası Anlaşma'nın "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hukukuna göre kurulmuş olan üniversitelerin ön lisans ve lisans diplomaları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bakımından denklik işlemine tabi tutulmaksızın Türkiye Cumhuriyeti'nde de geçerlidir. Ancak bunun için, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan kişilerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hukukuna göre kurulmuş olan bir üniversitedeki lisans veya ön lisans programına, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerindeki lisans ve ön lisans programlarına öğrenci yerleştirmeye ilişkin olarak Türkiye Cumhuriyeti hukukuna göre her yıl yapılan sınav sonuçlarına göre yerleştirilmiş olmaları şarttır." şeklindeki 2. maddesine ve "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üniversitelerinde öğrenim gören Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bakımından, ön lisans ve lisans öğretimindeki yatay ve dikey geçişlerle ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş kriter ve esaslar uygulanır." şeklindeki 6. maddesine yer verilerek KKTC'de kurulmuş olan bir yükseköğretim kurumunun lisans programından mezun olan başvurucunun ilgili üniversite ve programa, kendi imkânıyla ve ders transferi yoluyla yerleştiği ve bu sebeple diplomasına doğrudan denklik verilmesini talep etme hakkı bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarından aldıkları ön lisans eğitimlerini saydırarak yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarının lisans programlarına kayıt olan ve sonrasında ülkemizde ve KKTC'de bulunan yükseköğretim kurumlarına yatay geçiş yapan T.C. uyruklu öğrenciler yönünden YGS ve LYS sınavlarında hukuk ve tıp gibi alanlarda başarı sırası ve taban puanı sağlama şeklindeki şartların ilk defa 2018 yılı ÖSYS/YKS Kılavuzu'nda getirildiği belirtilerek başvurucunun 2018-2019 eğitim öğretim yılından önce 2015 yılında yurt dışındaki yükseköğretim kurumundan KKTC'de bulunan yükseköğretim kurumuna yatay geçiş yaptığı ve yatay geçişe ilişkin olarak belirlenen söz konusu kıstaslara tabi olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca ret şeklindeki idari işlemin Usul ve Esasların 8. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında tesis edildiği ancak söz konusu Usul ve Esasların 5/12/2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Tanıma ve Denklik Yönetmeliğine (5/12/2017 tarihli Yönetmelik) dayanılarak çıkarıldığı, başvurucunun yurt dışındaki yükseköğretim kurumuna 2015 yılında yerleştiği ve KKTC'de bulunan yükseköğretim kurumuna yatay geçiş yaptığı tarihin ise 2016 olduğu dikkate alındığında kayıt ve yatay geçiş tarihinden sonra yürürlüğe giren bir düzenlemeye göre başvurucunun müracaatının reddedilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Tüm bu değerlendirmeler ışığında başvurucunun denklik talebinin yurt dışında öğrenim gördüğü kurumun sıralandırma kuruluşlarında belirlenen sıralamalarda yer almadığı, anılan yılda başvurucunun ÖSYM tarafından yapılan YGS ve LYS'ye girmediği, kılavuzda belirtilen muadil belgelerin denklik dosyasında bulunmadığı şeklindeki koşullar haricinde 5/12/2017 tarihli Yönetmelik'e göre incelenerek YÖK tarafından yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği vurgulanmıştır.

6. YÖK başvurucunun yaptığı yatay geçişin mevzuatta öngörülen şartlara aykırılık oluşturduğunu, dolayısıyla denklik talebinin Usul ve Esasların 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca reddedilmesinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu ileri sürülerek kararı istinaf etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi neticesinde 26/5/2022 tarihinde YÖK'ün istinaf istemi oyçokluğu ile esastan reddedilmiştir.

7. Karşıoy kullanan üye, istinaf isteminin esastan reddine ilişkin karara farklı gerekçe ile katıldığını belirtmiştir. Karşıoy gerekçesinde; başvurucunun Iliria Kraliyet Üniversitesinde hukuk eğitimine başladığı 2015 yılında YÖK Genel Kurulunun 12/2/2015 tarihli toplantısında alınan kararla 2015 yılı ÖSYS Kılavuzu'na yurt dışında eğitime başlama koşulu olarak başarı sırası şartının eklendiğini ifade etmiştir. Bu düzenlemeye göre tıp, hukuk, mimarlık ve öğretmenlik gibi bazı bölümler için yurt dışında eğitime başlayacak öğrencilerin YGS/LYS sınavına girerek belirli bir başarı sıralamasına ulaşmaları şartının koşulduğuna işaret etmiştir. Bununla birlikte öngörülen bu koşulun YÖK Genel Kurulunun 28/7/2016 tarihli kararı ile geri alındığını ve denklik başvurularının kazanım ve yeterlilikler dikkate alınarak değerlendirileceğinin karara bağlandığını dile getirmiştir. Öte yandan YÖK Yürütme Kurulunun 1/3/2017 tarihli kararı ile bu şartın 2017-2018 eğitim öğretim yılından itibaren yeniden uygulanmasına karar verildiğine değinmiştir. Başvurucunun Iliria Kraliyet Üniversitesinde hukuk eğitimine başladığı tarihe göre kazanım ve yeterlilik dikkate alınarak denklik başvurusu hakkında bir karar verilmesi gerekirken 2015 yılına ilişkin başarı sıralaması şartının 28/7/2016 tarihli karar ile geri alındığı gözetilmeden şartın tatbik edildiğini vurgulamış ve işlemin bu sebeple hukuka uygun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

8. Ankara 16. İdare Mahkemesi 31/3/2022 tarihinde 1. iptal davasında belirttiği aynı gerekçe ile ikinci davada da iptal kararı vermiştir. Karar, YÖK tarafından istinaf edilmiştir. Başvurucu 1/6/2022 tarihinde YÖK'ün istinaf talebine cevap dilekçesi sunmasına müteakip 15/6/2022 tarihinde dosyaya davadan ve istinaf isteminden feragat ettiğine ilişkin dilekçe sunmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi 17/6/2022 tarihinde feragat nedeniyle istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davadan feragat talebi hakkında ek karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu karar üzerine Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından 8/9/2022 tarihinde feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

9. 1. iptal davası yönünden verilen ve istinaf aşamasından geçerek kesinleşen iptal kararı kapsamında başvurucunun diploma denklik talebi YÖK tarafından yeniden ele alınmış ve Denklik Komisyonunca yapılan inceleme neticesinde başvurucunun hukuk alanında lisans kazanımlarını elde edebilmesi için eğitime devam süresinin yetersiz olduğu değerlendirilerek 5/12/2017 tarihli Yönetmelik'in 7. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendi kapsamında YÖK Yürütme Kurulunun 20/4/2022 tarihli toplantısında başvurucunun isteminin reddine karar verilmiştir. Karar 29/4/2022 tarihli yazı ile başvurucuya bildirilmiştir.

10. Karar 10/5/2022 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 31/8/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurucu 29/4/2022 tarihli yazı ile kendisine bildirilen denklik talebinin reddine yönelik işleme karşı 8/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmadan önce iptal davası açmıştır. Ankara 2. İdare Mahkemesi 30/12/2022 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararda; Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından bakılan her iki dava sürecine de yer vermiş, her ne kadar davalardan biri karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlanmışsa da konuları aynı olan davalardan birinin iptal kararı ile sonuçlandığını ve bu kararın geçerliliğini koruduğunu belirtmiştir. KKTC hukukuna göre kurulmuş üniversitelerden alınan lisans diplomalarının denklik işlemine tabi tutulmaksızın Türkiye'de geçerli olabilmesi için ilgili lisans programına Türkiye'deki üniversitelere öğrenci yerleştirmeye yönelik yapılan sınav sonuçlarına göre yerleştirilmesi gerektiğini değerlendirmiştir. Ayrıca KKTC hukukuna tabi üniversitelerden alınan yükseköğretim diplomalarının başka bir üniversite veya programdan yatay geçişle elde edilmesi hâlinde denklik değerlendirmesine tabi olacağı, bu değerlendirmede ilgili yönetmelik hükümlerinin dikkate alınacağını vurgulamıştır. Bu kapsamda söz konusu diplomalara doğrudan denklik verilmeyeceğini ve denklik başvurularında YÖK tarafından yapılan incelemelerde eğitim süresi ile kazanımların Türk yükseköğretim programlarıyla eş değer olup olmadığının ve öğrencinin yurt dışında geçirdiği sürenin yeterliliğinin dikkate alınmasının zorunlu olduğunu ifade etmiştir. Somut olayda başvurucunun 2015-2018 yılları arasında hukuk eğitimi aldığı dönemde toplamda 86 gün yurt dışında bulunduğunun tespit edildiğini açıklamıştır. Başvurucunun eğitim gördüğü süre boyunca yurt dışında kaldığı gün sayısının Türkiye'deki üniversitelerde uygulanan %70 devam zorunluluğu kriterine göre yetersiz olduğu ve bu nedenle hukuk lisans eğitiminin gerektirdiği kazanımları elde etmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu değerlendirmeler doğrultusunda başvurucunun diplomasına denklik belgesi verilmesi talebinin reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetmiştir. Başvurucu, karara karşı istinaf isteminde bulunmuştur. Başvurucunun bu talebini Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi 6/7/2023 tarihli kararı ile kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz talebinde bulunmuşsa da istinaf merci 20/9/2023 tarihinde başvurucunun temyiz isteminin reddine dair karar tesis etmiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı temyiz talebini ise Danıştay Sekizinci Dairesi yapılan temyiz incelemesi neticesinde 31/5/2024 tarihinde reddetmiş ve istinaf mercinin 6/7/2023 tarihli kararı onanmıştır.

12. Başvurucu istinaf isteminin kesin olarak reddinin ardından bu karara karşı eğitim hakkı, özel hayata saygı hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiaları ile 15/8/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 2023/76148 numarasıyla kaydedilen bu başvuru 24/10/2024 tarihinde kabul edilemez bulunmuştur.

13. Eldeki başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kararın İcrası Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu; YÖK'ün diploma denklik başvurusunun reddine ilişkin kararının Ankara 16. İdare Mahkemesinin iki kararı ile iptal edildiğini belirtmiştir. Başvurucu, iptal kararlarının ardından YÖK tarafından yapılan değerlendirmede bu kez de yurt dışında kalış süresinin yetersiz olması sebebiyle denklik isteminin reddine karar verildiğini belirterek iptal kararlarının gereği gibi yerine getirilmediğini, mahkeme kararlarının etkisizleştirildiğini ifade ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvuruya ilişkin olarak YÖK Başkanlığından temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucunun şikâyetlerine dair yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere bireysel başvuru dosyasına sunulduğunu ifade etmiştir. Bakanlık, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

16. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiası yönünden Bakanlık görüşüne karşı cevap vermemiştir.

17. Somut olayda başvurucunun temel iddiası, mahkemece verilen iptal hükmünün uygulanmadığı yönündedir. Bu nedenle başvurucunun iddiasının adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararın icrası hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

18. Hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için devletin her türlü işlem ve eyleminin yargı denetimine açık olması gerekir. Nitekim Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” denilmek suretiyle bu husus anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Ancak hukuk güvenliğinin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulması yeterli olmayıp yargı mercileri tarafından verilen kararların gecikmeksizin uygulanması da gerekir. Yapılan yargısal denetim neticesinde bir işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündeki kararın uygulanmaması, devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil bunların tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir (Nevzat Kaya [2. B.], B. No: 2021/45805, 8/1/2025, § 28).

19. Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasına göre yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu hükümde mahkeme kararlarına uyma ve bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organları ile idare lehine herhangi bir istisnaya yer verilmemiştir. Yargı kararlarının ilgili kamu makamlarınca zamanında yerine getirilmediği bir devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olmaz. Dolayısıyla devlet, yargı kararlarının zamanında icra edilmesini sağlayarak bireyler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamu otoriteleri ile hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla yükümlüdür. Bu sebeple Anayasa'nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını koruma adına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında icra edilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Arman Mazman [2. B.], B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 61).

20. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138. maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Arman Mazman, § 57).

21. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (Nevzat Kaya, § 31).

22. Kararın icrası hakkı, mahkemeye erişim hakkı ve karar hakkı ile birlikte adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkeme hakkının bir unsurunu oluşturmaktadır (Filiz Fırat [1. B.], B. No: 2014/10305, 5/12/2017, § 29). Mahkeme kararlarının uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikte onu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle yargı kararlarının uygulanması mahkeme hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenleme ve uygulamalar bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi hâllerinde mahkeme hakkı da anlamını yitirecektir (Mustafa Ekşi [1. B.], B. No: 2014/7711, 24/1/2018, § 27).

23. Kesin hükme saygı, uluslararası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul görmektedir. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Çünkü bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (Arman Mazman, § 65).

24. İncelenen olayda başvurucu, YÖK tarafından tesis edilen 23/9/2020 tarihli diploma denklik isteminin reddine ilişkin karara karşı iki ayrı dava açmış; bu davalardan biri iptal kararıyla, diğeri ise karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenmiştir. Konuları aynı olan her iki davadan iptal kararıyla sonuçlanan hükmün geçerliliğini koruduğu açıktır. Bu itibarla davalı idare aleyhine verilmiş ve icra edilebilir bir yargı kararının bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Ankara 2. İdare Mahkemesi tarafından görülen davada verilen 30/12/2022 tarihli kararda da bu husus ifade edilmiştir (bkz. § 11).

25. Bu tespit ışığında ele alınması gereken mesele Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından verilen ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen 31/3/2022 tarihli iptal kararının kararın icra edilip edilmediğine ilişkindir.

26. Kararın uygulanıp uygulanmadığının incelenmesinde davanın konusunun ve iptal kararının gerekçesinin tespiti önem taşımaktadır. Davanın konusunu, başvurucunun diploma denklik isteminin Usul ve Esasların "T.C. vatandaşlarının ön lisans ve lisans programları için aranan YKS/ÖSYS yerleşme veya baraj puanı, yüksek lisans programları için LES/ALES puanı, yatay geçişler için ilgili yılda ilan edilen kıstasları sağlayamayan mezunların diploma denklik başvuruları reddedilir." şeklindeki 8. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında reddine ilişkin işlem oluşturmaktadır. Kararın gerekçesinde; Usul ve Esasların 8. maddesinin ikinci fıkrasının başvurucunun yurt dışındaki yükseköğretim kurumuna yerleştiği ve KKTC'de bulunan yükseköğretim kurumuna geçiş yaptığı tarihten sonra yürürlüğe giren bir düzenleme olduğu dikkate alınarak istemin reddedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte başvurucunun diploma denklik isteminin karara bağlanmasında YÖK tarafından 5/12/2017 tarihli Yönetmelik'e göre -başvurucunun aldığı eğitimin kalitesinin denetimi kapsamında- ayrıca bir inceleme yapılabileceğine de dikkat çekilmiştir. Başka bir deyişle başvuruya konu iptal kararı YÖK'e başvurucunun diploma denklik talebinin kabul edilmesine yönelik bir karar olmayıp ret kararının tesisinde esas alınan sebebe ilişkindir (bkz. § 5).

27. Nitekim kararın kesinleşmesini müteakip YÖK tarafından başvurucunun diploma denklik istemi yeniden ele alınmış ve Denklik Komisyonunca yapılan inceleme neticesinde başvurucunun hukuk alanında lisans kazanımlarını elde edebilmesi için eğitime devam süresinin yetersiz olduğu değerlendirilerek 5/12/2017 tarihli Yönetmelik'in 7. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendi kapsamında 20/4/2022 tarihinde başvurucunun isteminin reddine karar verilmiştir.

28. Bu itibarla YÖK'ün mahkemenin iptal kararına uyma iradesini gösterdiği ve iptal kararının ardından mahkemenin gerekçeli kararda ortaya koyduğu prensipleri de gözeterek yeniden işlem tesis ettiği dikkate alındığında kararın icrası hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Eğitim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu, diploma denklik istemi ile YÖK'e ilk başvuruda bulunduğu tarihte YÖK'ün denkliğe ilişkin incelenmesi gereken hususları mevcut mevzuat kapsamında tek bir seferde ele alması gerektiğini belirterek iptal kararının ardından yurt dışında kalış süresinin yetersizliği şeklinde yeni bir ret gerekçesi ileri sürülmesinin iyi yönetişim ilkesi ile bağdaşmadığını ifade etmek suretiyle eğitim hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvuru tarihi itibarıyla mezun olmasının ardından üç yılı aşkın süre geçmesine rağmen hukuk diplomasına denklik alamaması sebebiyle avukatlık ve arabuculuk mesleklerinin icrasına başlayamadığını belirten başvurucu, iptal kararı verilmesine rağmen diploma denklik talebinin reddedilmesi sebebiyle meslek hayatına başlayamadığını vurgulayarak özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde, başvuruya ilişkin olarak YÖK Başkanlığından temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucunun şikâyetlerine yönelik yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere bireysel başvuru dosyasına sunulduğunu ifade etmiştir. Bakanlık, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu cevap dilekçesinde Bakanlık görüşünün ekinde yer alan YÖK yazı ve belgelerinin gerçeği yansıtmadığını, özellikle Yükseköğretim Bilgi Sistemi (YÖKSİS) kayıtlarına ilişkin denetim ve yetki açıklamalarının fiili ve hukuki durumla çeliştiğini ileri sürmüştür. Başvurucu bu kapsamda; YÖKSİS verilerinin üniversitelerce serbestçe girilmediğini, aksine YÖK'ün kontrol ve denetimi altında olduğunu, nitekim kendi kaydında yer alan “muaf” ibaresinin sonradan değiştirildiğini ve üniversitenin de bu değişikliğin kendi tasarrufu olmadığını bildirdiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, Türkiye ile KKTC arasında imzalanan milletlerarası anlaşmalar uyarınca ÖSYS kapsamında yerleşilen KKTC üniversitelerinden alınan diplomaların denklik işlemine tabi tutulmaksızın doğrudan geçerli sayılması gerektiğini, uzun yıllar uygulamanın da bu yönde olduğunu ifade etmiştir. Buna karşılık mezuniyetinden sonra yürürlüğe giren 2018 tarihli Usul ve Esasların geriye yürütülerek diplomasının denklik incelemesine tabi tutulmasının hukuki güvenlik ve kanunların geriye yürümezliği ilkelerini ihlal ettiğini öne sürmüştür. Başvurucu, farklı idari makamların ve özellikle Bakanlığın kendi içinde çelişkili uygulamalar sergilediğini, aynı durumda olan kişilerden bazılarının denklik aranmaksızın kabul edilmesine rağmen kendisi yönünden aksi yönde işlem tesis edilerek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Son olarak başvurucu, YÖK'ün yargılama süreçlerinde eksik veya çelişkili bilgi sunduğunu, bazı karar ve belgelerin gizlendiğini veya sonradan değiştirildiğini dile getirerek bu durumun yargı mercilerini yanıltıcı nitelikte olduğunu ve temel haklarının ihlaline yol açtığını açıklamıştır.

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetinin özünün yurt dışında aldığı eğitimden ulusal düzeyde menfaat elde edebilmek için bu eğitimin ülkenin resmî makamlarınca tanınması diğer bir ifadeyle diplomasına denklik verilmesi talebinin mahkemece verilen iptal kararına rağmen farklı bir sebeple yeniden reddedilmesine ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

34. Eğitim, Anayasa tarafından doğrudan güvence altına alınmış bir haktır. Ayrıca eğitim, çok özel bir kamu hizmeti olarak sadece doğrudan faydaları olan bir hizmet değil geniş sosyal fonksiyonları da olan bir hizmettir. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamı için eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 66). Anayasa Mahkemesi; önceki kararlarında eğitim hakkının yükseköğrenim seviyesini de kapsadığına (Hikmet Balabanoğlu [2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28; İhsan Asutay [2. B.], B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 36), belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını güvence altına aldığına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 68), kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklinde bir negatif ödev yüklediğine (Adem Öğüt ve diğerleri [1. B.], B. No: 2014/20527, 22/11/2017, § 44; Yüksel Baran [2. B.], B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 36) karar vermiştir.

35. Bununla birlikte eğitim kurumlarına erişim hakkı, eğitim hakkının sadece bir yönünü oluşturmaktadır. Hakkın etkili olması için buna ilave olarak eğitim alan kişi aldığı eğitimden menfaat sağlama imkânına da sahip olmalıdır. Bu imkâna sahip olabilmek için ise bir ülkede yürürlükte olan kurallara uygun olarak tamamlanan eğitimin ülkenin resmî makamlarınca tanınması gerekmektedir (Rauf Bekiroğlu [1. B.], B. No: 2014/127, 19/7/2017, § 25; Şehmus Altuğrul [2. B.], B. No: 2017/38317, 13/1/2021, § 41).

36. İdarenin iyi yönetişim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğünün olduğu Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında ifade edilmiştir (mülkiyet hakkı kapsamında bkz. Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım [1. B.], B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68; Ayten Yeğenoğlu [1. B.], B. No: 2015/1685, 23/5/2018, § 44; eğitim hakkı kapsamında bkz. Şehmus Altuğrul, § 54). İyi yönetişim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu bahis mevzusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (Şehmus Altuğrul, § 54).

37. Başvurucu, yurt dışında tamamladığı lisans eğitimi sonrasında diplomasına denklik verilmesi talebinde bulunmuş ancak bu talep YÖK tarafından reddedilmiştir. Başvurucu tarafından açılan idari dava sonucunda mahkemenin işlemi iptal etmiş olmasına rağmen YÖK farklı bir sebebe dayanarak diploma denklik talebini yeniden reddetmiştir. İptal kararı sonrasında yapılan bu ikinci ret işlemi, başvurucunun eğitim hakkına müdahale teşkil etmektedir.

38. Yukarıda anılan müdahale Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen şartları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 42. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın 42. maddesinde ya da ilgili diğer maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama şartlarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

39. Başvurucunun eğitim hakkına yönelik müdahale diplomasına denklik verilmesi isteminin reddi şeklinde gerçekleşmiş olup müdahalenin dayanağı olarak 5/12/2017 tarihli Yönetmelik'in 7. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendi gösterilmiştir. YÖK'e diploma denkliği başvurularıyla ilgili olarak usul ve esasları belirlemek üzere yönetmelik çıkarmak ve karar karar alma yetkisi 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasının (p) bendi ile tanınmıştır. Bu bağlamda müdahaleye dayanak teşkil eden hükmün 2547 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının (p) bendi olduğu görülmektedir. Bahsi geçen hüküm, diploma denkliğinin tespiti hususunda münhasıran YÖK'ü yetkilendirmekte ancak bu tespitin hangi usule göre yapılacağına ilişkin ayrıntı içermemektedir. Bununla birlikte üniversite sayısının her geçen gün artması, üniversitelerde verilen eğitimin kalitesinin değişiklik göstermesi, eğitim görülen alanların çeşidi ve kompleks yapısı gibi nedenler oldukça dinamik olan bu alanda usule ilişkin katı bir kanuni çerçeve çizmenin güç olduğunu yansıtmaktadır. Ayrıca diploma denkliğinin tespiti gibi devletin egemenlik yetkisinin ağır bastığı alanlarda bu ağırlığa paralel bir şekilde idarenin takdir yetkisinin de genişlediği kabul edilmelidir. Tüm bu gerekçelerle diploma denkliğinin tespiti hususunda münhasıran YÖK'ü yetkilendiren 2547 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (benzer yönde bir değerlendirme için bkz. Abdulaziz Kaya ve diğerleri [GK], B. No: 2018/35913, 9/10/2024, § 35).

40. Anayasa'da diğer haklardan farklı olarak eğitim hakkının sınırlanması hususunda kanun koyucuyu bağlayan belli bir meşru amaçlar listesi bulunmamakta dahası öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit edilip düzenleneceği belirtilmektedir. Dolayısıyla kanun koyucunun eğitim hakkının sınırlanması hususundaki takdir aralığının geniş olduğu ve bu bağlamda başvurucunun eğitim hakkına yönelik gerçekleştirilen müdahalenin meşru amacının ulusal ölçekte eğitim kalitesinin korunması olduğu sonucuna varılmıştır (benzer yönde bir değerlendirme için bkz. Özcan Zengin [2. B.], B. No: 2020/4244, 23/2/2022, § 77).

41. Eldeki olayda başvurucu hakkında Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından verilen ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen 31/3/2022 tarihli iptal kararının ardından YÖK tarafından bu sefer yurt dışında kalış süresinin yeterli olmadığı sebebine dayalı olarak diploma denklik talebinin reddedilmesine karar verilmiştir. Anılan meşru amaca ulaşmak için yurt dışında kalış süresi bağlamında yapılan müdahalenin elverişli ve gerekli olduğu değerlendirilmiştir.

42. Bununla birlikte müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi elzemdir. Bu doğrultuda müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamalı ve bireye orantısız bir külfet yüklenmemelidir.

43. Yukarıda da izah edildiği üzere 31/3/2022 tarihli kararın gerekçesi incelendiğinde mahkemenin iptal sebebi, başvurucunun kayıt ve yatay geçiş tarihinden sonra yürürlüğe giren bir düzenleme uyarınca müracaatının reddedilmesidir. Zira YÖK, başvurucunun kayıt ve yatay geçiş tarihinden sonra 2018 tarihinde yürürlüğe giren bir düzenlemeyi dikkate alarak başvurucunun diploma denklik müracaatını yurt dışında öğrenim gördüğü kurumun sıralandırma kuruluşlarında belirlenen sıralamalarda yer almadığı, anılan yılda başvurucunun ÖSYM tarafından yapılan YGS ve LYS'ye girmediği, kılavuzda belirtilen muadil belgelerin denklik dosyasında bulunmadığı sebebine dayalı olarak reddetmiştir. Yapılan bu incelemenin yurt dışında bulunan yükseköğretim kurumuna kayıt ve mezun olduğu yükseköğretim kurumuna geçiş prosedürüne ilişkin olduğu görülmektedir. Bir başka deyişle YÖK, iptale konu edilen işlemle öncelikle başvurucunun kayıt ve geçiş sürecini incelemiş ve bu hususta mevzuata aykırılık tespit ederek başvurucunun aldığı eğitimin kalitesine yönelik herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapmadan müracaatın reddine karar vermiştir.

44. Bu kapsamda YÖK'ün başvurucunun diploma denklik müracaatını öncelikle kayıt ve geçiş prosedürü açısından ele aldığı anlaşılmaktadır. Nitekim bu idari işleme dair iptal kararında da başvurucunun kayıt ve geçiş usulüne ilişkin hususlardaki noksanlıklara dikkat çekilerek hukuka aykırılık tespit edilmiş, aldığı eğitimin niteliğine yönelik bir değerlendirme yapılmamıştır. İptal kararının ardından ise kararda da işaret edildiği üzere 5/12/2017 tarihli Yönetmelik'e göre başvurucunun aldığı eğitimin niteliğine yönelik yeniden bir inceleme yapılmış ve başvurucunun yurt dışında kalış süresinin lisans alanında hukuk eğitimi için yeterli olmadığı değerlendirmesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Diğer bir ifadeyle bu ikinci idari işlemde başvurucunun aldığı eğitimin esasına ilişkin bir inceleme gerçekleştirilmiştir. İyi yönetişim ilkesi gereği kamu otoritelerinin bir müracaatı değerlendirirken tespit ettiği eksiklikleri tek seferde bildirmesi gerektiği söylenebilir. Bununla birlikte usule ilişkin bir noksanlık tespiti sebebiyle bir talebin esasına yönelik incelemeye geçilmemesi de yine iyi yönetişimin ilkelerinden olan zaman, emek ve kaynakların verimli kullanılması ilkesinin bir sonucudur.

45. Bu tespit ışığında YÖK'ün diploma denklik başvurusunda usule ilişkin noksanlık belirlemesi sebebiyle eğitimin niteliğine yönelik inceleme yapmaya gerek görmeyerek ilk başvuruyu ret kararı ile sonuçlandırmasının ardından iptal kararına müteakip ve hatta iptal kararı gereğince yaptığı incelemede eğitimin kalitesine ilişkin noksanlık tespit etmesi sonucunda ikinci kez ret kararı vermesinin iyi yönetişim ilkesi ile bağdaşmadığı söylenemez.

46. Tüm bu değerlendirmeler kapsamında başvurucunun denklik talebinin yurt dışında kalış süresinin yetersizliği sebebine dayalı olarak ikinci kez reddedilmesinin başvurucuya orantısız bir külfet yüklemediği, iyi yönetişim ilkesine aykırılık teşkil etmeyerek ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda bir ihlal bulunmadığı açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, § 24).

48. Açıklanan gerekçelerle eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, Z.C., B. No: 2022/86967, 08.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 623–633

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.