İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

AYHAN ÇARIK (2022/86948)

  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, kapalı görüşlerin dinlenerek kaydedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıCeza infaz kurumu uygulamalarıİhlalYeniden yargılama, Manevi tazminat
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıHaberleşme-ceza infaz kurumu uygulamaları (sakıncalı mektup hariç)İhlalYeniden yargılama, Manevi tazminat
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıHaberleşme-İletişimin tespiti, dinlenmesiBaşvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AYHAN ÇARIK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/86948)

 

Karar Tarihi: 18/2/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Ali Erdem ŞAHİN

Başvurucu

:

Ayhan ÇARIK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kapalı görüşlerin dinlenerek kaydedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu ihlal iddiasına konu ettiği idari uygulama tarihleri itibarıyla Elâzığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

3. Başvurucu, kapalı görüşlerin dinlenerek kaydedilmesi uygulamasına son verilmesi talebiyle 25/5/2022 tarihinde Elâzığ İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliğince 24/6/2022 tarihinde şikâyetin reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, böyle bir tedbirin başvurucuya uygulanmadığına ilişkin 30/5/2022 tarihli Ceza İnfaz Kurumu yazısına atıf yapılmıştır. Anılan yazıda kapalı görüşlerin dinlenmesi ve kaydedilmesini düzenleyen 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 83. maddesinin (4) numaralı fıkrasına yer verildikten sonra başvurucuya Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı süre boyunca herhangi bir kapalı görüş ziyaretçisinin gelmediği ve kapalı görüşle ilgili bir ses kaydının mevcut olmadığı belirtilmiştir.

4. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin söz konusu kararına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz dilekçesinde, Ceza İnfaz Kurumu yazısının gerçeği yansıtmadığını ve 1/4/2022 tarihinde ağabeyi ve ailesinin, 28/6/2022 tarihinde ise babası ve kardeşinin kapalı görüşe geldiklerini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından Eşref Köse ([1. B.], B. No: 2017/38098, 3/6/2020) başvurusunda somut olaya benzer bir konuda özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verildiğini ifade etmiştir. Elâzığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi), İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek başvurucunun itirazını reddetmiştir.

5. Başvurucu, nihai kararı 3/8/2022 tarihinde öğrendikten sonra 16/8/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

A. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı ile Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

8. Başvurucu; kapalı görüşlerin fiziksel temas olmadan ziyaretçiyle telefonla konuşularak yapıldığını, bu görüşlerin sürekli ve sistematik olarak dinlenip kayda alınmasının aileleriyle rahat konuşma imkânını ortadan kaldırdığını ve aile hayatının mahremiyetini ihlal ettiğini belirtmiştir. Nihayetinde anılan uygulamanın haberleşme hürriyetini, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında başvuru formunda yer alan iddia ve taleplerini yinelemiştir.

9. Başvuru, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir.

10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

11. Anayasa Mahkemesi, kapalı görüş sırasında aile bireyleriyle telefon vasıtasıyla yapılan görüşmelerin teknik araçla dinlenmesine ve kaydedilmesine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğu ve anılan denetleme yönteminin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetine müdahale oluşturduğuna karar vermiştir (Eşref Köse, §§ 54-59).

12. Müdahalenin dayanağı olan 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinin (4) numaralı fıkrasının kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır. Belli türde suçtan hükümlü veya tutuklu olanların kapalı görüşlerinin dinlenmesi ve kaydedilmesi şeklindeki müdahalenin kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla gerçekleştirildiği anlaşıldığından meşru amaç taşıdığı değerlendirilmiştir (Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri [GK], B. No: 2021/54500, 23/10/2025, §§ 42-45).

13. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45; Çetin Arkaş ve Nasrullah Kuran [2. B.], B. No: 2016/371, 13/1/2021, § 73; İzge Hakan Günal (2) [2. B.], B. No: 2018/25425, 27/11/2024, § 15). Bu itibarla müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu yönünden inceleme yapılacaktır.

14. Somut olayda İnfaz Hâkimliği kararına esas alınan 30/5/2022 tarihli Ceza İnfaz Kurumu yazısına göre 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında kurumda kapalı görüşlerin dinleme ve kaydedilmesi işlemlerinin gerçekleştirildiği, başvurucuya ise kurumda bulunduğu süre zarfında kapalı görüş için ziyaretçi gelmemesi nedeniyle bu tedbirin uygulanmadığı anlaşılmaktadır.   Bununla birlikte başvuru dosyasında yer alan Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının (Kurul) 18/8/2021 tarihli ve 2021/1453 sayılı yazısına göre kurumun yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olması ve barındırılan kişilerin terör suçları, örgütsel suçlar ve tehlikeli hâlde bulunan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından mahkûm olan hükümlü ve tutuklulardan oluşması nedeniyle tüm mahpuslara bu tedbirin uygulanmasına karar verildiği görülmektedir. Dolayısıyla kapalı görüşlerle ilgili söz konusu tedbirin Ceza İnfaz Kurumunda genel, olağan ve sürekli bir uygulama olarak benimsendiği ve idarenin 30/5/2022 tarihli yazısına göre tedbirin uygulanması için ayrıca bir değerlendirmeye gerek duyulmaksızın kapalı görüş yapılmasının yeterli kabul edildiği anlaşılmaktadır.

15. Anayasa Mahkemesi Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri kararında 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında uygulanan kapalı görüşlerin dinlenmesi ve kaydedilmesi şeklindeki tedbire ilişkin geniş açıklamalarda bulunmuştur. Anılan kararda öncelikle ziyaret hakkının dış dünyayla iletişim kurmanın ve aile birlikteliğinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasının önemli bir aracı olduğu ifade edilmiştir. Bunun yanında söz konusu hakkın gereği gibi kullanılmasının mahremiyet koşullarının oluşturulmasına ya da gereklilik hâlinde bu mahremiyete en az etki edecek yolun seçilmesine bağlı olduğu belirtilmiştir. Ardından dinleme ve kaydetme şeklindeki tedbire başvurulması ve bu tedbirin uygulanma süresi gibi hususların yasal sınırlar dâhilinde idarenin takdirinde olduğu vurgulanmıştır (Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri, §§ 50-52).

16. Bununla birlikte idarenin bu takdir yetkisini kullanırken ziyaret hakkının esasları ile ilgili mahpusların öznel durumları, suç türleri, tehlikelilik durumları gibi karara etki edebilecek tüm unsurları gözeterek, tedbirin gerekliliğini gösterir bireyselleştirilmiş, makul, öngörülebilir ve denetime imkân verecek nitelikte ilgili ve yeterli bir gerekçe sunması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca idarenin uygulanacak tedbiri somut olayın koşullarını dikkate alarak makul bir süreyle sınırlandırması ve müdahalenin devamına ihtiyaç duyulup duyulmadığının veya daha hafif araçlarla meşru amaca ulaşma olasılığının tespiti için kararlarını belirli aralıklarla gözden geçirmesinin müdahalenin ölçülü kabul edilebilmesi bakımından son derece önemli olduğu belirtilmiştir. Nihayetinde söz konusu ilkeler ışığında müdahalenin demokratik toplum gereklerine uygun olduğu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulamadığından başvurucuların özel hayata ve aile hayatına saygı hakları ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır (Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri, §§ 53-59).

17. Buna göre incelenen olayda Ceza İnfaz Kurumu uygulamasının tüm mahpusların kapalı görüşlerinin koşulsuz bir biçimde dinlenerek kaydedilmesini öngörmesine ve başvurucunun şikâyetinin esas itibarıyla bu uygulamaya yönelmesine rağmen yargı makamlarının bu konuda herhangi bir değerlendirme yapmadıkları anlaşılmıştır. Bu nedenle mevcut başvuruda Anayasa Mahkemesinin böyle bir durumda yapılmasını beklediği ve yukarıda sıraladığı açıklamalara uygun bir incelemenin yapıldığı söylenemez (bkz. §§ 15, 16).

18. Öte yandan yukarıda yer verilen değerlendirmelerin aksine bir an için başvurucuya kapalı görüş ziyaretçisi gelmemesi nedeniyle bu tedbirin uygulanmadığı üzerinden şikâyet değerlendirilse dahi başvurucunun itiraz yolunda idarenin yazısının hatalı olduğunu, 30/5/2022 tarihli idare yazısı öncesinde -1/4/2022- ve sonrasında -28/6/2022- ziyaret edildiğini ileri sürmesine rağmen Ağır Ceza Mahkemesince bu iddialar karşılanmaksızın itirazın reddine karar verildiği görülmüştür (bkz. § 3, 4). Dolayısıyla Ağır Ceza Mahkemesinin somut olayın bu yönü itibarıyla da ilgili ve yeterli gerekçe sunma yükümlülüğünü yerine getirdiğini kabul etmek mümkün olmamıştır.

19. Sonuç olarak eldeki başvuruda Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

21. Başvurucu mektuplarının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne kaydedilmesi ile telefon görüşmelerinin dinlenerek kaydedilmesi nedenleriyle haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucuların bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

23. Başvuru konusu olayda ise başvurucu tarafından şikâyet konuları ile ilgili olarak idari ve yargısal mercilere herhangi bir başvuru yapılmadığı anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu; ihlalin tespiti ile tüm sonuçlarının giderilmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca 250.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.

26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

27. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Elâzığ İnfaz Hâkimliğine (E.2022/3873, K.2022/4742) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Elâzığ 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2022/868 D.İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, AYHAN ÇARIK, B. No: 2022/86948, 18.02.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 430–434

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.