İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

BİRCAN YORULMAZ (2022/86748)

  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
  • İfade özgürlüğü
  • Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
  • Eğitim hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, ceza infaz kurumu kararında kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Masumiyet karinesi (Ceza)İhlalManevi tazminat
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—
İfade özgürlüğüCeza infaz kurumunda ifadeAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıMahkumiyete bağlı tutmaAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Eğitim hakkıCeza infaz kurumunda eğitimAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BİRCAN YORULMAZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/86748)

 

Karar Tarihi: 8/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Selahaddin MENTEŞ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Bircan YORULMAZ

Vekili

:

Av. Ayşen AKÇAY SENEM

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumu kararında kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunan başvurucu; savunmalarını, dilekçelerini, edebiyat ve kültür yazılarını yazmak için ailesi veya avukatı tarafından getirilecek bilgisayar ya da daktilonun kendisine verilmesini talep etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (Kurul) 25/5/2022 tarihinde talebin reddine karar vermiştir. Kararda 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 67. maddesi ile 29/3/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik'in 75. maddesi hatırlatıldıktan sonra başvurucunun hükümlü ve silahlı terör örgütü mensubu olması ayrıca eğitim anlamında bilgisayar gerektirecek bir okulda okuyor olmaması nedenleriyle talebin reddedildiği vurgulanmıştır.

3. Başvurucu, anılan karara karşı şikâyet yoluna başvurmuştur. Başvurucu şikâyet dilekçesinde; talebin reddine dayanak olarak gösterilen mevzuat hükümlerinin terör örgütü mensubu ve yöneticisi hükümlülere ilişkin olduğunu, kendisinin ise hakkında anılan suçlardan kesinleşen bir cezasının bulunmadığını ve tutuklu olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu vurgulayarak ilgili mevzuatın kendisine uygulanamayacağını, kararın hukuki dayanağının mevcut olmadığını belirtmiştir. Ayrıca Anadolu Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümünde öğrenci olduğunu, eğitim anlamında bilgisayarın gerekli olduğunu, gerekçenin bu duruma ilişkin bölümünün de durumuna uygun düşmediğini ifade etmiştir. Bununla birlikte çok sayıda mektup, savunma, öykü yazdığını, bunların el yazısıyla yazılmasının işkenceye dönüşeceğini, internet bağlantısı olmayan tuşlu, klavyeli bir yazı aracı istediğini vurgulamıştır.

4. Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 25/7/2022 tarihinde şikâyetin reddine karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şu şekildedir:

   "Tutuklu vekili, tutuklunun savunmalarını ve dilekçelerini yazmak, edebiyat ve kültür yazılarını yazmak için ailesi yada avukatları tarafından getirilecek bilgisayar ve daktilonun verilmesini talep etmiş ise de; 5275 sayılı Kanunun 67/3. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların odalarında bilgisayar bulundurmalarının yasal olarak mümkün olmadığı, Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik gereğince bilgisayar ve daktilonun oda, koğuş ve eklentilerinde bulundurabilecek eşyalardan olmadığı, bu nedenle kurum eğitim kurulu başkanlığının 25/05/2022 tarih ve 2022/121 sayılı kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığından şikayetin reddine..."

5. Başvurucunun bu karara itirazı Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 9/8/2022 tarihinde reddedilmiştir.

6. Başvurucu, nihai kararı 10/8/2022 tarihinde öğrendikten sonra 5/9/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

7. Başvurucu; ceza mahkemeleri tarafından verilmiş kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmadığını, hakkındaki kovuşturmanın derdest olduğunu, ceza infaz kurumunda tutuklu statüsünde bulunduğunu belirtmiştir. Bu duruma rağmen Ceza İnfaz Kurumunun ilgili kararında hakkında hükümlü ve silahlı terör örgütü mensubu şeklinde ifadeler kullanılmasının masumiyet karinesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına atıf yapılarak idari ve adli makamların suç isnadı altındaki kişilerle ilgili verdiği kararların bütün hâlinde dikkate alınarak kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığı hususunun Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşulları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında iddialarını yinelemekle birlikte hakkında silahlı terör örgütü üyesi ve yöneticisi olmak suçundan yapılan yargılamada 5/11/2022 tarihinde tahliye kararı verildiğini, Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesince 16/5/2024 tarihinde de beraat kararı verildiğini ifade etmiştir.

9. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

10. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Anılan karineye göre hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez; suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol [2. B.], B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır (Galip Şahin [1. B.], B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 38). Güvencenin birinci yönü kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlal edilmesi söz konusu olabilir (Galip Şahin, § 39). Masumiyet karinesinin ikinci yönü ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (Galip Şahin, § 40).

11. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığıdır. Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci bir mahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat ifade edilmiş olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sona ermesine rağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade edilmesi durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir. Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Akın [1. B.], B. No: 2013/2696, 9/9/2015, §§ 38, 39).

12. Anayasa Mahkemesinin İsmet Karabulut (2) ([2. B.], B. No: 2020/24390, 5/10/2023) kararında da ilk derece mahkemesince mahkûmiyet kararı verilen fakat hükmün kanun yolları aşamasında olduğu bir hükümözlünün benzer şikâyetlerine ilişkin hakkında yargılama devam ettiğinden karar kesinleşmedikçe kararın hangi aşamada (ilk derece, istinaf yahut temyiz) olduğunun masumiyet karinesi yönünden bir öneminin olmadığı belirtilmiş, başvurucu hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla açılan ceza davasında verilen mahkûmiyet kararı henüz kesinleşmeden başvurucunun aktif örgüt üyesi olarak nitelendirilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (anılan kararda bkz. §§ 45-51).

13. Somut olayda başvurucu hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmadığı ve başvurucunun ceza infaz kurumunda tutuklu sıfatıyla bulunduğu sabittir. Bu duruma rağmen Kurul başvurucu hakkında ilgili mevzuata atıf yaptıktan sonra hükümlü ve silahlı terör örgütü mensubu olması şeklinde ifadeye yer vermiştir. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen Kurulun başvurucunun suçluluğuna dair bir kanaat oluşturacak şekilde ifadeler kullandığı açıktır. Bu durumda ceza yargılaması devam eden tutuklu başvurucu hakkında Kurul kararında hükümlü ve terör örgütü mensubu olduğuna dair ifadelere yer verilmesi nedeniyle anılan içtihatlardan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmadığı anlaşılmıştır.

14. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

15. Başvurucu; bilgisayar veya yazı makinesi verilmesini savunmasını hazırlamak, eğitiminde ve edebî yazılarını yazmakta kullanmak için talep ettiğini belirterek talebinin karşılanmaması nedeniyle savunma ve eğitim hakları ile ifade hürriyetinin, idarenin uygulamasının tutukluluğun sınırlarını genişleten yoruma dayanması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Bakanlık görüşünde silahların eşitliğine ilişkin Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına atıf yapılarak somut olaya özgü koşulların bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında iddialarını tekrarlamıştır.

17. Anayasa Mahkemesi Erhan Çaha (3) ([2. B.], B. No: 2020/15324, 4/2/2025, §§ 31-33) kararında savunmanın el ile yazılmasının neden mümkün olmadığının ortaya konulmadığı gerekçesiyle silahların eşitliği ilkesi yönünden kabul edilmezlik kararı vermiştir. Somut olayda da başvurucunun savunmasını el ile hazırlamasının mümkün olmadığına dair makul bir açıklamasının olmadığı gözetildiğinde anılan kararda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir neden görülmemiştir.

18. Bununla birlikte Abdulmenaf Osman ([1. B.], B. No: 2015/5483, 10/5/2018, §§ 15-17) kararında Anayasa Mahkemesi, edebî eserleri yazmak için ceza infaz kurumundan talep edilen bilgisayarın verilmemesini ifade özgürlüğü kapsamında görerek yaptığı değerlendirmede, ceza infaz kurumunun mahpusların bilgisayar ve benzer teknik araçlara erişimi konusunda geniş takdir hakkına sahip olduğu, ayrıca kanun koyucunun bilgisayar kullanımını eğitim ve iyileştirme faaliyetleriyle sınırlandırmayı tercih ettiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda edebî eserlerin el yazısıyla yazıldıktan sonra daktilo ya da bilgisayar ile yazılmasının sağlanabileceği dolayısıyla başvurucudan düşünce açıklamasını başka yollarla gerçekleştirmesinin beklenilmesinin makul olduğu belirtilerek kabul edilemezlik kararı verilmiştir. Somut olayda da anılan karar ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı anlaşılmıştır.

19. Öte yandan eğitim hakkı, devleti belli eğitim kurumlarını kurma ve destekleme yükümlülüğü altına sokmamaktadır. Bununla birlikte, kurulan ve desteklenen bir eğitim kurumuna etkili bir şekilde erişimi sağlamak devlet için bir yükümlülüktür. Ancak başvurucunun uzaktan eğitim kapsamında Bakanlığın bilgisayar odası kurmadığı ya da ceza infaz kurumunun eğitime erişim olanakları sağlamadığı yönünde bir iddiası olmadığı gibi koğuşunda bilgisayar bulundurmasının eğitim açısından neden zorunlu olduğu hakkında da yeterli açıklama yapmadığı anlaşıldığından bu iddia yönünden de kabul edilmezlik kararı verilmesi gerekir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, §§ 75-86).

20. Ayrıca kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının başvurucu tarafından yeterince temellendirilmediği, Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

22. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

23. Başvurucunun 5/11/2022 tarihinde tahliye olduğu anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

24. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alındığında başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiğine karar verilmesi gerekir.

IV.   HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

 2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğine (E.2022/3753, K.2022/4467), Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2022/3258 D.İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, BİRCAN YORULMAZ, B. No: 2022/86748, 08.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 618–622

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.