Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
DİLEK MUTLUM VE DİĞERLERİ (2022/85565)
- Yaşam hakkı
- Kötü muamele yasağı
- Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, tutuklunun durumunun ciddiyetinin tıbbi raporlarla sabit olmasına rağmen tahliye edilmemesi nedeniyle yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Yaşam hakkı | Koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin diğer iddialar | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Kötü muamele yasağı | Tutulanın sağlık durumunun tutulmayla uyumsuzluğu | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı | İnfaz, koşullu salıverme | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
DİLEK MUTLUM VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/85565) |
|
|
|
Karar Tarihi: 18/6/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Fatih ULAŞAN |
|
Başvurucular |
: |
1. Dilek MUTLUM 2. Elif Melek MUTLUM 3. Rana MUTLUM |
|
Vekili |
: |
Av. Ayten İZMİRLİ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, tutuklunun durumunun ciddiyetinin tıbbi raporlarla sabit olmasına rağmen tahliye edilmemesi nedeniyle yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvuru, başvurucuların miras bırakanı K.M. tarafından yapılsa da K.M. 23/11/2022 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucuların başvuruyu devam ettirme konusundaki iradelerini bildirmeleri ve başvuruya devam etmelerini haklı kılabilecek maddi menfaatleri ile başvurunun sonuçlandırılması bakımından manevi menfaatlerinin bulunması nedeniyle bireysel başvuru açısından başvurucu sıfatı artık başvuruyu devam ettirmek isteyen mirasçılara aittir (Bireysel başvuruyu yapmalarının ardından ölen başvurucular adına başvurunun devam ettirilmesi konusunda yapılan değerlendirme için bkz. Özlem Güner Gürlek ve Mehmet Bartu Gürlek [GK], B. No: 2020/2003, 18/9/2025, § 22). Ne var ki anlatım kolaylığı açısından K.M.den başvurucu olarak söz edilecektir.
3. Başvurucu Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 26/11/2020 tarihli kararıyla anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Cumhurbaşkanına suikast, yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme, bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından altmış sekiz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, dokuz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, yüz on iki kez on sekiz yıl hapis, seksen altı kez on sekiz yıl hapis, yirmi iki kez on beş yıl hapis, yedi yıl altı ay hapis cezaları ile cezalandırılmıştır. Mahkeme, başvurucunun hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
4. Başvurucuya beyin malign neoplazmı (kötü huylu beyin tümörü) tanısı konulmuştur.
5. Başvurucu 2/8/2022 tarihinde tedavi nedeniyle nakil kapsamında Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevkedilmiştir.
6. Başvurucu vekili, müvekkilinin ciddi sağlık sorunları olduğunu, ceza infaz kurumunun koşullarının bu durumla uyumlu olmadığını, hijyen ve bakım imkânlarının yetersiz kaldığını, tek başına günlük yaşam aktivitelerini sürdüremediğini, bu şartlar altında ceza infaz kurumunda tutulmasının sağlık bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabileceğini ileri sürerek sağlık durumu ceza infaz kurumunda kalmasına engel olmayacak şartlar oluşuncaya kadar tahliyesine karar verilmesini Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğinden talep etmiştir.
7. Başvurucunun tahliye edilme talebi 26/7/2022 tarihinde Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğinin kararıyla reddedilmiştir. Gerekçede, başvurucunun hükümlü değil tutuklu statüsünde olması nedeniyle hastalık sebebiyle infazın ertelenmesi veya ev hapsi gibi hükümlerin kendisi hakkında uygulanamayacağı, tahliye veya adli kontrol taleplerini değerlendirme yetkisinin infaz hâkimliğinde değil asıl yargılamayı yapan mahkemede olduğu belirtilerek başvurunun görevsizlik nedeniyle esasa girilmeden reddine karar verilmiştir.
8. Başvurucu, bunun üzerine Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuştur. 19/8/2022 tarihinde Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi itirazı kesin olarak reddetmiştir. Ayrıca Mahkeme başvurucunun 1/8/2022 tarihli tahliye talebi üzerine 23/9/2022 tarihli ek kararıyla başvurucu hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına takdiren yer olmadığına ve hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu vekilinin teslim tarihi 26/9/2022 olarak görünen tedbir talebi dilekçesinde anılan karara değindiği ve ekinde sunduğu anlaşılmakla birlikte, söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvurulduğuna veya bu hususta verilen nihai kararın bireysel başvuruya eklendiğine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belge sunulmamıştır.
9. Başvurucu 8/9/2022 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurmuş, hastalığının son derece ilerlemesine rağmen tahliye edilmediğini belirterek tutukluluk hâlinin sonlandırılması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
10. Anayasa Mahkemesinin 30/9/2022 tarihli tedbir talebi hakkında verdiği kararla, yoğun bakımdaki başvurucunun tahliye talebi reddedilmekle birlikte yaşam hakkı ile maddi ve manevi bütünlüğünün korunması amacıyla tedbir kararı verilmiştir. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla başvurucunun uygun bir sağlık kuruluşunda tedavisinin devam ettirilmesine, güvenlik koşulları gözetilerek aile bireyleriyle görüşmesinin sağlanmasına ve yanında refakatçi bulundurulmasına hükmederek ağır hasta tutukluların insani koşullarda tedavi görme hakkının önemini vurgulamıştır.
11. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
12. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
13. Başvurucu; ağır sağlık durumunun tıbbi raporlarla sabit olmasına rağmen tahliye edilmemesi ve mevcut rahatsızlığının ceza infaz kurumu koşullarında kalmasına engel teşkil etmesi nedeniyle yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; ağır hasta olan başvurucunun tutukluluk süresi boyunca revir ve tam teşekküllü hastanelerde düzenli olarak tedavi ve tetkik imkânına eriştiği, sağlık durumu ağırlaştığında R tipi (rehabilitasyon) ceza infaz kurumuna nakledildiği, son aşamada entübe durumdan vefatına kadar hastane şartlarında tıbbi bakımının yapıldığı belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında Bakanlığın görüşünü kabul etmediğini, başvuru dilekçesinde yer alan talepleri doğrultusunda ihlal kararı verilmesi ve mirasçılarına tazminat ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
15. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle iç hukukta düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
16. Olağan başvuru yolları, başvurucunun şikâyetleri açısından makul başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak anlaşılmalıdır. Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne de şeklî olarak uygulanabilir bir kuraldır. Bu kurala riayetin denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığı değil aynı zamanda bunların uygulanma şartları ile başvurucunun kişisel koşulları gerçekçi bir biçimde ele alınmalıdır. Bu nedenle başvurucunun başvuru yollarını tüketmesi noktasında kendisinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediği başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmelidir (S.S.A. [1. B.], B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28).
17. Bu çerçevede kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak tutukluluk veya hükmen tutukluluk hâlinin kaldırılmasına yönelik taleplerin bu konuda karar verme yetkisine sahip olan yargı mercilerine yöneltilmesi zorunludur.
18. Ceza infaz kurumlarındaki koşullara ilişkin şikâyetlerin infaz hâkimliği önünde ileri sürülmesi mümkün ise de özgürlüğü kısıtlayan tedbirin sona erdirilmesine yönelik talepler yargılamayı yürüten mahkemeler tarafından incelenmelidir.
19. Somut olayda başvurucunun Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğine yaptığı başvurunun içeriği itibarıyla ceza infaz kurumunun işleyişine yönelik bir şikâyetten ziyade tahliye talebi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun dilekçesinde ileri sürdüğü ağır hastalık, ceza infaz kurumunun koşullarının yetersizliği, tek başına yaşamını sürdürememesi gibi hususlar özgürlüğü kısıtlayan tedbirin kaldırılmasına dayanak yapılmıştır.
20. İnfaz hâkimlikleri 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu uyarınca ceza infaz kurumlarında yürütülen işlem ve faaliyetlerin hukuka uygunluğunu denetlemekle görevli olup tutuklu veya hükmen tutuklu kişilerin tahliyesine ya da adli kontrol altına alınmasına karar verme yetkisine sahip değildir.
21. Bu durumda başvurucunun tahliye talebini değerlendirme yetkisi infaz hâkimliğinde değil yargılamayı yürüten mahkemede bulunmaktadır. Ayrıca başvurucunun tahliye talebini Mahkemeye de yönelttiği ve Mahkemenin 23/9/2022 tarihli ek kararıyla hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar verdiği anlaşılmıştır. Ancak başvurucunun bu karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna ve başvurunun sonucuna ilişkin herhangi bir bilgi ya da belge sunmadığı görülmüştür.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Başvurucuların yakınının ölümü nedeniyle 30/9/2022 tarihinde verilen tedbir kararıyla ilgili olarak DEĞERLENDİRME YAPILMASINA GEREK OLMADIĞINA,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, DİLEK MUTLUM VE DİĞERLERİ, B. No: 2022/85565, 18.06.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 141–144
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.