İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

OSMAN YARBAŞ (2022/82383)

  • Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
  • Maddi ve manevi varlığın korunması hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, Cumhuriyet savcısı başvurucunun hukuka aykırı şekilde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıTutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni)İhlal Olmadığı—
Maddi ve manevi varlığın korunması hakkıŞeref ve itibarın korunması (İfade özgürlüğü hariç)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

OSMAN YARBAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/82383)

 

Karar Tarihi: 18/5/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Aydın DEMİREL

Başvurucu

:

Osman YARBAŞ

Vekili

:

Av. Sinan TUMLUKOLÇU

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, Cumhuriyet savcısı başvurucunun hukuka aykırı şekilde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Bireysel Başvuruya İlişkin Süreç

 2. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından 1/7/2022 tarihinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği iddia edilen Cumhuriyet savcısı başvurucu hakkında yurt dışına çıkmama şeklinde adli kontrole hükmedilmesi talep edilmiştir.   Aynı gün Adana 5. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun yokluğunda talebin kabulüne karar verilmiştir.

 3. Başvurucu 21/7/2022 tarihinde Antalya Adliyesinde gözaltına alınmıştır.

4. Başsavcılıkça 22/7/2022 tarihinde başvurucunun sonuncusu 13/5/2022 tarihinde gerçekleşen yedi farklı olaya ilişkin savunması alınmıştır. İfade sırasında diğer hususların yanı sıra;

Başvurucunun Antalya'dan Adana'ya getirdiği aracın 28/9/2021 tarihinde C.A. ve M.B.Y. tarafından uyuşturucu maddenin Konya'ya naklinde kullanıldığına ilişkin tespitler,

3/10/2021 tarihinde uyuşturucu maddenin parasını almak için Konya'ya gittiği değerlendirilen C.A. ile farklı bir araçla Konya'ya giden başvurucu arasındaki WhatsApp mesajlaşmalarına ilişkin tespitler,

15/10/2021 tarihinde başvurucu ile diğer uyuşturucu madde ticareti şüphelilerinin Konya'ya gittiklerine ve buradan Antalya'ya geçtiklerine ilişkin tespitler,

iv. 28/10/2021 günü uyuşturucu madde naklinde kullanılan aracın öncesinde başvurucunun sevk ve idaresinde olduğuna ilişkin tespitler,

v. 29/10/2021 günü C.A.nın Konya'da uyuşturucu madde ile yakalanması olayında kullanılan aracın başvurucunun babası tarafından 10/10/2021 tarihinde resmî devir olmaksızın satın alındığına, aracı başvurucunun diğer şüpheli S.K.ya resmî devir olmaksızın sattığına, S.K. ile C.A. arasında WhatsApp görüşmeleri bulunduğuna ilişkin tespitler okunmuştur.

5. Başvurucu, kendisine yönelik tespitleri kabul etmediğini ve atılı suçu işlemediğini ifade etmiştir.

6. Aynı gün uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından başvurucunun tutuklanması talep edilmiştir. Sevk yazısına göre başvurucunun Antalya'dan getirdiği araçların diğer şüpheliler tarafından uyuşturucu maddenin sevk ve naklinde kullanıldığı, başvurucunun inkârına dayanak teşkil eden diğer şüphelilerle arasındaki ticari ilişkilerin resmî olmayan belgelere dayandırıldığı, iddia edilen ticari ilişkilerdeki bütün para alışverişinin elden yapıldığı, diğer şüphelilerin Antalya ve Konya'ya sıklıkla birlikte gittikleri belirtilerek başvurucunun organizasyonun başında yer aldığı, şüphelilere emir ve talimatlar vererek organizasyonu yönettiği iddia edilmiştir.

7. 22/7/2022 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliği kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği ve önemi, mevcut delil durumu, PTS [plaka tanıma sistemi] görüntü kayıtları, HTS İnceleme ve Araştırma Tutanağı ile Baz Bilgileri, whatsap üzerinden yapılan görüşmeler, yazışma içerikleri, HTS detay döküm inceleme tutanağı, eksport inceleme tutanağı, araştırma tutanağı, ele geçen uyuşturucu maddenin bulunduğu araç ile uyuşturucu maddenin miktarı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, suçun katalog suçlardan olması, şüphelinin kaçma, delilleri karartma ve yok etme ihtimalinin bulunması, yüklenen suça öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı, tutuklamanın ölçülü olacağı dikkate alınarak CMK'nın 100., 101. ve devam eden maddeleri gereğince şüphelinin TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"

8. Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesi başvurucunun 28/7/2022 tarihli tutukluluğa ilişkin itirazını 2/8/2022 tarihinde kesin olarak reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Tutuklu şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği ve önemi, mevcut delil durumu, PTS görüntü kayıtları, HTS inceleme ve Araştırma Tutanağı ile Baz bilgileri, Whatsapp üzerinden yapılan görüşmeler, yazışma içerikleri, HTS detay döküm inceleme tutanağı, eksport inceleme tutanağı, araştırma tutanağı, ele geçen uyuşturucu maddenin bulunduğu araç ile uyuşturucu maddenin miktarı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, suçun katalog suçlardan olması, şüphelinin kaçma, delilleri karartma ve yok etme ihtimalinin bulunması, soruşturmanın halen devam ediyor olması, yüklenen suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı dikkate alındığında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı nazara alınmakla şüpheli hakkında verilen tutuklama kararında isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla İTİRAZIN REDDİNE... [kesin olarak karar verildi.]"

9. Başvurucu, nihai kararı 4/8/2022 tarihinde öğrendikten sonra 17/8/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Bireysel Başvuru Sonrasındaki Süreç

10. 12/10/2022 tarihinde düzenlenen iddianame ile başvurucunun cezalandırılması istenmiştir. İddianamede, başvurucunun 21/10/2021 (5. eylem) ve 29/10/2021 (6. eylem) tarihlerinde gerçekleşen olaylar dışında 13/5/2022 günü Konya'ya yaklaşık 17 kilogram uyuşturucu madde götürülmesi olayı (7. eylem) nedeniyle sorumlu olduğu ifade edilmiştir. İddianamenin başvurucuya ilişkin kısmı şu şekildedir:

"... Aslen Antalyalı olan, Adana Adliyesinde C. Savcısı olarak görev yapan ve Adana ilinde ikamet eden Örgüt lideri Osman YARBAŞ’ın 1,2,3,4. olaylarında yer alan tespitlerden ve 5,6 ve 7. olaylarda gerçekleşen yakalamalar sonucu elde edilen 43 kilo 600 gram eroin maddesinden sorumlu olduğu, örgüt içerisinde belli bir hiyerarşik yapılanmanın olduğu, bu bağlamda örgüt lideri Osman YARBAŞ’in sürekli olarak örgütün yöneticiliğini yapan [C.K.], [S.K.] ve [C.A.] ile irtibat halinde olduğu, örgüt içerisinde yer alan diğer üyelerin bazıları ile doğrudan görüşme yapmadığı ancak [M.K.] ve [M.B.Y.] gibi bazı örgüt üyeleri ile doğrudan görüşme yaptığı, bu şahıslar ile zaman zaman aynı araç içerisinde seyahat ettiği, örgüt lideri Osman YARBAŞ’ın Konya iline nakledilecek uyuşturucu maddeleri yönetici [C.K.] aracılığı ile yine [C.K.]'nın ayarlamış olduğu öncüler ve kuryeler vasıtası ile doğu illerinden önce Adana ve Mersin illerine, bu illerden de Konya'ya naklettirerek, Konya'da uyuşturucu maddenin dağıtımından sorumlu olan [B.T.] ve [G.T.] isimli örgüt üyelerine teslim ettirdiği, nakledilen uyuşturucu maddelerin parasının toplanması ve toplanan paranın kendisine ulaştırılması aşamasında yönetici [C.K.]’nın sorumlu olduğu, sevkiyatı yapılan uyuşturucu maddeler karşılığında yapılan ödemelerin çoğu zaman suçun ortaya çıkartılmasını önlemek amacıyla herhangi bir banka hesabından yapılmayıp elden alındığı ya da örgüt lideri ve üyeleri tarafından ayarlanan örgüt üyesi olmayan şahıslara ya da diğer örgüt üyeleri üzerine araç devri yapmak suretiyle gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir.

OLAY 2'de; örgüt üyeleri tarafından 27.09.2021 günü Konya'da bulunan [B.T.] ve [G.T.]ye uyuşturucu madde sevkiyatı yapıldığı değerlendirilen olayda Konya'ya uyuşturucu madde naklinde kullanılan 07 MHT ... plakalı aracı 12.09.2021 günü Antalya ilinden Adana iline getirerek Konya'ya uyuşturucu madde naklinin sağlanması için araç temin ettiği,

OLAY 3'de; örgüt üyeleri tarafından 03.10.2021 günü Konya'da bulunan [B.T.] ve [G.T.]ye yapılan uyuşturucu madde sevkiyatı ile ilgili olarak para aldıkları değerlendirilen olayda alınan paranın örgüt üyelerinden teslim almak için Antalya ilinden yanında bulunan örgüt yöneticisi konumundaki [S.K.] ile birlikte Konya'ya giderek [C.K.] ile buluştuğu,

OLAY 4'de; örgütsel yapı tarafında Konya'da bulunan [B.T.] ve [G.T.]ye temin edilmiş olan uyuşturucu madde karşılığında 15.10.2021 günü para yerine [G.T.] adına kayıtlı 34 SE ... plakalı aracın teslim alınmak için [C.K.] ve [M.K.] ile birlikte Konya'ya gittiği,

OLAY 6'da; 29.10.2021 tarihinde 24 kilo 600 gram eroin maddesini Konya'ya nakleden 07 MSP ... plakalı aracı 10/10/2021 tarihinde Osman YARBAŞ’ın, babası [M.Y.] adına sözleşme ile satın aldığı ve aynı aracı 27/10/2021 tarihinde [S.K.] isimli şahsa sözleşme ile sattığı, Konya'ya nakledilen uyuşturucu maddesine öncülük yaptığı değerlendirilen 34 SE ... plakalı Renault Megane marka aracın yakalama tarihinden bir gün öncesinde yani 28/10/2021 günü sabah ve öğle saatlerinde Osman YARBAŞ’ın kullanımında bulunduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca [C.A.] ve [N.A.]nın Konya iline nakledecekleri uyuşturucu maddesini [C.K.]dan teslim aldığı sırada [M.B.Y.]nin örgüt lideri Osman YARBAŞ’ın talimatı ile Adana ilinden araç kiralayarak Osman YARBAŞ’ı kiraladığı araçla muhtemel suç eşyasının naklinde örgüt liderine şoförlük yaparak ana yol güzergâhlarını kullanmayarak ara köy ve ilçe yollarını kullanmak suretiyle örgüt lideri Osman YARBAŞ’ı Adana ilinden Antalya iline götürdüğü tespit edilmiştir. (Bu olayda [C.K.] ile [C.A.] tarafından, [M.B.Y.] tarafından kiralanan aracın bagajına yüklü miktarda uyuşturucu madde konulduğu, bu uyuşturucu maddenin Osman YARBAŞ ve [M.B.Y.] tarafından Antalya iline nakledildiği değerlendirilmiştir.)

...

Şüpheli Osman YARBAŞ'ın suç örgütünü kurarak liderliğini yaptığı dolayısıyla TCK 220/1 maddesinde düzenlenen suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek suçunu işlediği,

Şüpheli Osman YARBAŞ'ın eylem 5, eylem 6 ve eylem 7'de ayrıntıları ile belirtilen suçları( ilk 4 eylemde uyuşturucu madde ele geçirilemediğinden bu eylemler açısından suç isnadında bulunulmamıştır.) örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediğinden TCK 188/3, 188/4-a, 188/5 ve 220/4-5 maddeleri ile aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez müsnet suçu işlediği anlaşıldığından hakkında TCK 43/1 maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiği... [belirtilmiştir.]"

11. Başvurucu 2/6/2023 tarihinde gerçekleştirilen duruşmada konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına alınarak tahliye edilmiş, 7/6/2024 tarihinde ise söz konusu adli kontrolün kaldırılmasına karar verilmiştir.

12. 9/1/2026 tarihinde Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan beraatine, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan yardım eden sıfatı ile mahkûmiyetine karar verilmiştir. Yargılama temyiz kanun yolunda derdesttir.

13. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu, mesleki güvencelerine aykırı şekilde suç üstü hâli olmaksızın ve şartları bulunmaksızın tutuklama kararı verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

15. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre tutuklama tedbirinin uygulandığı yargılama neticesinde verilen kararın kesinleşmiş olması hâlinde başvurucu tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında tazminat davası açabilecektir (birçok karar arasından bkz. Reşat Ertan [1. B.], B. No: 2013/5700, 15/4/2015, § 26; Ömer Köse [2. B.], B. No: 2014/12036, 16/11/2016, § 34; Eyyüp Güneş [GK], B. No: 2017/28308, 21/10/2021, § 88; Murat Ağırel ve diğerleri [GK], B. No: 2020/11655, 7/4/2022, §§ 23-26). Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılama temyiz kanun yolunda derdesttir. Dolayısıyla açıkça dayanaktan yoksun olmayıp kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

16. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale, temel hak ve özgürlüklerin olağan dönemde sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halas Aslan [1. B.], B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54; Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 60).

17. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri belirtilmiştir (Halas Aslan, § 57). Buna göre tutuklama ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamada meşru bir amacın olması için ön koşul, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bu husus, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay [1. B.], B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

18. Eldeki olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100. ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmıştır.

19. Başvurucu öncelikle hakkındaki soruşturmanın mesleki güvencelerine aykırı şekilde yürütüldüğünden şikâyet etmektedir.

20. 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 93. maddesine göre hâkimler ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, görev yapılan yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Aynı Kanun'un 94. maddesine göre ise hâkimlerin ve savcıların ağır ceza mahkemesinin görevine giren ve suçüstü hâli bulunan eylemlerine ilişkin soruşturma genel hükümlere göre yürütülür.

21. Hakkındaki soruşturmanın yetkisiz makamlarca yürütüldüğüne dair açık bir şikâyeti bulunmayan başvurucunun işlediği iddia olunan uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarının kişisel bir suç niteliğinde olduğu, bu nedenle başvurucunun anılan suç dolayısıyla bir soruşturmaya tabi tutulmasının ve hakkında tutuklama koruma tedbirinin uygulanmasının herhangi bir idari mercin izin ya da kararına bağlı olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan başvurucunun kişisel suç niteliğindeki uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından tutuklanmasının önünde kanundan kaynaklanan bir engel mevcut değildir (silahlı terör örgütü üyeliği suçu yönünden benzer görüş için bkz. Yıldırım Turan [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, § 144).

22. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

23. Anayasa Mahkemesi; kişinin suçla itham edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeyde toplanmış olmasının mutlaka gerekli olmadığını zira tutukluluğun amacının yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmek olduğunu, buna göre suç isnadına esas teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir (Mustafa Ali Balbay, § 73; Mehmet Haberal [1. B.], B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 71). Öte yandan tutuklama aşamasında suçun sübutu gerekmediği için isnat edilen eylemin tutuklama kararında belirtilen suçtan başka bir suçu oluşturma ihtimali olması tutuklama kararını salt bu nedenle hukuka aykırı hâle getirmeyecektir.

24. Bu noktada tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdirinin öncelikle anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine ait olduğunun, zira bu konuda taraflarla ve delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercilerinin Anayasa Mahkemesine kıyasla daha iyi konumda olduğunun yeniden ifade edilmesi gerekir (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017 § 123).

25. Olayda uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği iddia edilen diğer şüphelilerle başvurucu arasında görüşmelerin ve ticari ilişkilerin bulunduğu, söz konusu uyuşturucu naklinde kullanılan araçların başvurucu tarafından temin edildiği, başvurucunun organizasyonun yönetiminden sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Bu iddialar PTS görüntü kayıtları, HTS inceleme ve araştırma tutanağı ile baz bilgileri, WhatsApp üzerinden yapılan görüşmeler, yazışma içerikleri, HTS detay döküm inceleme tutanağı, eksport inceleme tutanağı, araştırma tutanağı ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler üzerinden yapılan tespitlere dayandırılmıştır. Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun kendisine isnat edilen uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarını işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğunu belirterek başvurucu hakkında tutuklama kararı vermiştir (bkz. § 7). Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesi de benzer değerlendirmeler yaparak tutuklama kararına yönelik itirazı kesin olarak reddetmiştir (bkz § 8). Yapılan tespitler ışığında Anayasa Mahkemesi tarafından Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin kuvvetli suç şüphesinin var olduğuna dair tespitlerinden ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla belirtilen hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir.

26. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

27. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında tutuklama nedeni olarak öncelikle isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanun gereği "tutuklama nedeni varsayılabilen" suçlar arasında olmasına dayanılmış, ayrıca kaçma ve delilleri karartma ihtimali bulunan başvurucu açısından tutuklamanın ölçülü olduğu belirtilmiş ve adli kontrolün yetersiz kalacağına ilişkin gerekçeye yer verilmiştir (bkz. § 7).

28. Olayın özel koşulları, isnat edilen suçun niteliği, başvurucunun özel durumu ile Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma ve delilleri karartma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yıldırım Ataş [1. B.], B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

29. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bu tedbirin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır. Bu husus değerlendirilirken anayasal denetimin tutuklamaya ilişkin süreç ile tutuklama gerekçeleri üzerinden yapılması gerekir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Mehmet Baransu (2) [2. B.], B. No: 2015/7231, 17/5/2016, § 136).

30. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; benzer yöndeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi değerlendirmeleri için için bkz. Dinç ve Çakır/Türkiye, B. No: 66066/09, 9/7/2013, § 46; Kerinçsiz/Türkiye (k.k.), B. No: 59359/10, 23/6/2015, § 32).

31. Başvurucunun uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından tutuklandığı dikkate alındığında Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64).

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

33. Hakkındaki yargılama devam eden başvurucunun;

i. Adil yargılanma hakkına yönelik güvencelerin ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt ([2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16) ve Bayram Gök ([2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi,

ii. Dosyadaki kısıtlılık kararına rağmen basın yayın organlarının soruşturma dosyasından haberdar olarak yaptıkları açıklamalar, yazılar, haberler nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin Özlem Dalkıran ([GK], B. No: 2017/35203, 21/1/2021, §§ 126-131) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

 2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, OSMAN YARBAŞ, B. No: 2022/82383, 18.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 155–162

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.