Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
GALİP USLU (2022/78236)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kamudaki görevine iade edildikten sonra daha önceki yöneticilik görevine devam ettirilmesi talebinin reddine ilişkin işleme karşı açılan davada sonuca etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Gerekçeli karar hakkı (idare) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
GALİP USLU BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/78236) |
|
|
|
Karar Tarihi: 3/3/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Ali KOZAN |
|
Başvurucu |
: |
Galip USLU |
|
Vekili |
: |
Av. Sümeyye YILDIZ SABIR |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kamudaki görevine iade edildikten sonra daha önceki yöneticilik görevine devam ettirilmesi talebinin reddine ilişkin işleme karşı açılan davada sonuca etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. İstanbul'da bir ilkokulda okul müdürü, görevlendirme ile de ilçe millî eğitim şube müdür vekili olarak görev yapan başvurucu 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (675 sayılı KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun (OHAL Komisyonu) 18/6/2018 tarihli kararı gereğince görevine iade edilen başvurucunun 19/7/2018 tarihinde öğretmen olarak açıktan ataması yapılmıştır.
3. Başvurucu 25/3/2021 tarihinde atama işleminin düzeltilerek 675 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmadan önceki yöneticilik görevine iade edilmesi talebinde bulunmuştur. Dilekçesinde yöneticilik görevinde bulunmaktayken kamu görevinden çıkarılanların atamalarında söz konusu yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon ünvanlarının dikkate alınacağı yönündeki düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin 24/12/2019 tarihli ve E.2018/159, K.2019/93 sayılı kararıyla iptal edildiğini, dolayısıyla OHAL Komisyonu tarafından göreve iade edilenlerin önceki kadroya atanabileceklerini, yöneticilik kadrosuna atanması konusunda bir engel bulunmadığını belirtmiştir. İstanbul Valiliği İl Millî Eğitim Müdürlüğü 13/4/2021 tarihli kararıyla başvurucunun talebini reddetmiştir. Kararda 21/6/2018 tarihli ve 30455 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği'ne (Yönetmelik) göre eğitim kurumlarında ifa edilen müdürlüğün ikinci görev niteliğinde olduğu, bu nedenle göreve iade talebine ilişkin işlem tesis edilemediği ifade edilmiştir.
4. Başvurucunun anılan işlemin iptali istemiyle açtığı davada İstanbul 3. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 31/12/2021 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, OHAL Komisyonu kararı gereğince görevine iade edilen ancak sınıf öğretmeni olarak göreve başlatılmasına ilişkin idari işlemde kullanılan takdir yetkisinin görevinde başarısızlığı, disiplinsizliği veya liyakaten yetersiz olduğuna dair hukuken kabul edilebilir herhangi bir durumun tespitiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği fakat bu hususta herhangi bir somut tespit ve değerlendirme yapılmadan işlem tesis edildiği belirtilmiştir. Bu durumda idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmadığı sonucuna varıldığından başvurucunun görevden alınma gerekçesinin OHAL Komisyonu kararı ile hukuki dayanaktan yoksun olduğunun tespiti üzerine eski pozisyonunda göreve iade edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
5. İdarenin, başvurucunun Yönetmelik hükümlerine göre ikinci görev kapsamında yürüttüğü göreve atanmasında takdir yetkisinin olduğu, önceden görev yaptığı eğitim kurumuna doğrudan müdür olarak görevlendirme zorunluluğunun bulunmadığı vurgulanarak anılan karara karşı yaptığı istinaf başvurusu İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi (Daire) tarafından 9/6/2022 tarihinde oyçokluğuyla kabul edilerek Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
6. Kararın gerekçesinde, mevzuat ve Anayasa Mahkemesinin kararları hatırlatıldıktan sonra 18/6/2018 tarihinde kamu görevine iade edilirken asıl kadrosu olan öğretmenlik görevine atanan başvurucunun, öğretmen olarak atama ve/veya yönetici pozisyonunda görevlendirilmeme işlemlerinin iptali talebiyle dava açmadığı belirtilmiştir. Eğitim kurumlarının yönetici pozisyonlarında görev yapmaktayken kamu görevinden çıkarılıp ilgili Komisyon marifetiyle göreve iadesine karar verilen ve bu karar uyarınca öğretmen olarak ataması yapılan tüm ilgililerin doğrudan ikinci görev kapsamında olan yönetici pozisyonlarında görevlendirilmeleri konusunda idarelerin hukuki bir yükümlülüğünün bulunmadığı, Yönetmelik'te yer verilen usuller uygulanmaksızın doğrudan yönetici olarak görevlendirilmesinin zorunlu olmadığı vurgulanmıştır. Bu bağlamda idarenin başvurucuyu ikinci görev kapsamında yürüttüğü okul müdürlüğü görevine doğrudan atama zorunluluğu bulunmayıp başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerinde öngörülen ilke ve kurallar çerçevesinde değerlendirme yapması gerekeceğinden başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Karşıoy gerekçesinde ise ilgili mevzuatta yer alan kararın kaldırılma gerekçelerinin bulunmadığı, istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği açıklanmıştır.
7. Başvurucu, nihai kararı 12/7/2022 tarihinde öğrendikten sonra 10/8/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu; OHAL Komisyonunun göreve iade kararının terör örgütleriyle irtibat ve iltisakının olmadığı anlamına geldiğini, dolayısıyla meslekten çıkarma işleminin sebep unsurunun ortadan kalktığını, bu nedenle önceki göreviyle aynı pozisyonda bir göreve atanması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemenin hukuka ve hakkaniyete uygun karar vermesine rağmen Dairenin makul bir gerekçe belirtmeden kararı kaldırmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen 14/2/2022 tarihli ve E.2022/1, K.2022/4 sayılı Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın Giderilmesi İstemi Hakkında Karara yer verilmiştir. Anılan kararda "1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 7075 sayılı Kanun uyarınca, yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro unvanları dikkate alınarak tesis edilen atama işlemleri kesinleşenlerin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararına dayanarak eski yöneticilik görevlerine atama taleplerinde bulundukları belirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararının geriye yürümezliğinin hukuki uyuşmazlıkla ilgisi olmadığı ancak iptal kararı sonucunda yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, bu durumda başvuruların ileriye dönük olarak, ilgili mevzuat, başvurucuların atanma yeterliliğini taşıyıp taşımadığı ve boş kadro durumu yönlerinden değerlendirmesi ve haklarında işlem tesis etmesi gerekirken; işin esası hakkında değerlendirme yapılmaksızın başvuruların zımnen ya da Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği gerekçesiyle reddedilmesinde hukuki isabet görülmediği" ifade edilmiştir. Bakanlık anılan karar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarından hareketle Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin açık olduğu, olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan düzenlemeyi tespit ederek olaya uygulandığı belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
10. Başvuru, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
13. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
14. 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 10. maddesinin 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesiyle müdür yardımcısı veya daha üstü ile bunlara eş değer yöneticilik görevinde bulunmaktayken kamu görevinden çıkarılanların atamalarında, söz konusu yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon ünvanlarının dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi 24/12/2019 tarihinde anılan düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek iptal etmiştir.
15. Başvurucunun OHAL Komisyonunun göreve iade kararından sonra işlem tarihinde yürürlükte olan 7075 sayılı Kanun'un anılan düzenlemesine göre 19/7/2018 tarihinde öğretmen olarak atamasının yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak başvurucunun anılan atamanın iptali istemli bir dava açmadığı ve idari işlemin kesinleştiği, Anayasa Mahkemesinin 7075 sayılı Kanun ile ilgili iptal kararına dayanarak 25/3/2021 tarihinde yönetici olarak eski görevine iade talebinde bulunduğu görülmüştür. Bu talebin ise Yönetmelik kapsamında değerlendirilerek reddedildiği, bireysel başvurunun da anılan bu ret kararına ilişkin yargı yolunun tüketilmesinden sonra yapıldığı gözetildiğinde somut olayda 7075 sayılı Kanun'un iptal edilen hükümlerine göre işlem yapılmadığı söylenebilir.
16. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 7075 sayılı Kanun'a ilişkin iptal kararında, yönetici pozisyonundayken kamu görevinden çıkarılan ve OHAL Komisyonu kararı sonrasında yeniden kamu görevine dönen kişilerin atanmasında yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon ünvanlarının dikkate alınmasını öngören kuralın bu kişilerin üyelik, mensubiyet, aidiyet, iltisak veya irtibatlarına dair şüphelerin tam olarak ortadan kalkmadığı izlenimini oluşturacağı vurgulanmıştır (AYM, E.2018/159, K.2019/93, 24/12/2019, §§ 29-31). Bununla birlikte göreve iade edilenlerin eski görevlerine atama zorunluluğunun olmadığı, idarenin güncel mevzuat çerçevesinde yöneticilik kadrosuna atamada geniş takdir yetkisinin mevcut olduğu kabul edilebilir. Ancak anılan yetkinin sınırsız olmadığı, idarenin yetkisini hukuka ve hizmetin gereklerine uygun kullanması gerektiği açıktır. Bu bağlamda yargı makamlarından da kişinin sicili, hizmetin gereklilikleri ve kadro durumu gibi hususları güncel mevzuat ile birlikte değerlendirerek anılan yetkinin kullanımının denetlendiğini gösterecek nitelikte gerekçe sunması beklenir. Somut olaya uygun yeterli gerekçe ortaya konulmaması durumunda terör örgütüyle ilgisi olmadığı belirlenerek göreve iade edilen kişilerle ilgili yukarıda vurgulanan sakıncanın gündeme geleceği aşikardır.
17. Başvuru konusu olayda başvurucunun kamu görevinden çıkarılmadan önceki yöneticilik kadrosuna atama talebinin reddine ilişkin işlemde somut bir gerekçeye yer verilmediği, bu işlemin kişiye özgü gerekçe sunulmadığı tespit edilerek Mahkeme tarafından iptal edilmesine karar verilmiştir. Daire ise başvurucunun ikinci görev kapsamında olan yönetici pozisyonlarında görevlendirilmesi konusunda idarenin hukuki bir yükümlülüğünün bulunmadığını, Yönetmelik'te yer verilen usuller uygulanmaksızın doğrudan yönetici olarak görevlendirilmesinin zorunlu olmadığını vurgulayarak idari işlemi hukuka uygun bulmuştur. Ancak Dairenin benimsediği yaklaşımda başvurucunun neden tekrar yönetici olamayacağına dair sicil durumu ile hizmetin gereklilikleri gibi hususlar da gözetilerek yeterliliği ve kadro durumu kapsamında bir değerlendirme yapılmadığı, idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığına dair yeterli gerekçe sunmadığı görülmüştür. Bu durumda Daire tarafından başvurucunun terör örgütüyle iltisak veya irtibatına dair şüphenin tam olarak ortadan kalkmadığı izlenimini doğurmayacak nitelikte bireyselleştirilmiş bir gerekçe ortaya konulduğu söylenemez.
18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
19. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
20. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
21. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesine (E.2022/440, K.2022/1150) iletilmek üzere İstanbul 3. İdare Mahkemesine (E.2021/1067, K.2021/2126) GÖNDERİLMESİNE,
D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, GALİP USLU, B. No: 2022/78236, 03.03.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 92–97
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.