Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
AHMET OLGUN (2022/76401)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, avukat olan başvurucunun belge inceleme talebini reddeden noter hakkındaki şikâyetiyle ilgili disiplin soruşturması açılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Yargılamanın sonucuna ilişkin iddialar | Konu Bakımından Yetkisizlik | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
AHMET OLGUN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/76401) |
|
|
|
Karar Tarihi: 8/4/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Selahaddin MENTEŞ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Ali KOZAN |
|
Başvurucu |
: |
Ahmet OLGUN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, avukat olan başvurucunun belge inceleme talebini reddeden noter hakkındaki şikâyetiyle ilgili disiplin soruşturması açılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Konya Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan başvurucu, Konya 2. Noterliğine bir vekâletnameyi incelemek üzere başvurmuştur. Başvurucunun talebi, incelemek istediği belgeyle ilişkisini gösterecek şekilde vekâletname sunulmaması nedeniyle reddedilmiştir.
3. Başvurucu; Noterler Birliğine şikâyette bulunarak noterin sözlü ve yazılı talebine rağmen belge inceleme izni vermeyerek kanuna ve kurallara aykırı işlem yaptığını, mesleğin onur ve vakarına uygun davranmadığını vurgulamış, noterin cezalandırılmasını talep etmiştir. Noterler Birliği 25/2/2021 tarihinde işlemin mevzuata uygun olduğunu -aynı yönde görüş bildiren muhakkik raporuna dayanarak- kabul etmiş ve noterin disiplin kuruluna gönderilmemesine hükmetmiştir.
4. Başvurucu anılan kararın iptali talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesinde "Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekâletname ibrazına bağlıdır." düzenlemesine yer verildiğine değinmiştir. Anılan düzenlemeyle belge inceleme talebinde vekâletnameye gerek olmadığının açıkça düzenlendiğini, belge incelemek için vekâletname şartı getirilmesinin anılan Kanun'a aykırı olduğunu vurgulamıştır.
5. Ankara 7. İdare Mahkemesi (Mahkeme) davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde ilgili mevzuat ayrıntılı olarak aktarılmıştır. Bu kapsamda 1136 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan "kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak" düzenlemesi ile 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 94. maddesinde yer alan "Noterler tarafından yapılan işlemlerin örnekleri, ancak ilgililerine, kanuni mümessil veya vekillerine yahut da mirasçılarına verilir." kuralına vurgu yapılmıştır. Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun 11/10/2019 tarihli Genelgesinde (Genelge) de yer alan "Vekâletname ibraz etmeyen ve ileride işlem ilgilisinden vekâlet alacağı belirsiz olan avukatın noterlik işlemini inceleyemeyeceği; aksi davranışın, noterlik işlemlerinin hukuki güvenliğini zedeleyebileceği" düzenlemesine de yer verilerek 1512 sayılı Kanun'da vekâletname sunmaksızın avukatların inceleme yapabileceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği, noterin fiilinin mevzuata, noterin disiplin kuruluna gönderilmemesine ilişkin kararın da hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.
6. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı istinaf kanun yolu başvurusu da Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 16/6/2022 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
7. Başvurucu, nihai kararı 30/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 25/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilemez olduğu hususunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu, takip ettiği bir davasında bahsi geçen belgeyi inceleme talebinin 1136 sayılı Kanun'un 2. maddesine dayandığını ancak vekâletname sunmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, anılan Kanun'a göre belge incelemek için vekâletname ibraz etmeye gerek olmadığını, noterin avukatlara görevin yapmasında yardımcı olacağının açıkça düzenlendiğini belirtmiştir. 1512 sayılı Kanun'un bir istisna getirmediğini, Genelgenin de anılan mevzuata aykırı olduğunun gözetilmediğini dolayısıyla Mahkemenin mevzuat yorumunun hatalı olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca avukatın kanuni yetkisini kullanmasında hukuki güvenlik tartışmasının yapılmaması gerektiğini, avukatlık mesleğinin bu kadar zorlaştırılmasının bir gerekçesinin olamayacağını vurgulayan başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
10. Başvuru, adil yargılanma hakkı yönünden değerlendirilmiştir.
11. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz [1. B.], B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin ve buna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).
12. Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için ya başvurucunun medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).
13. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı suç isnadına bağlı yargılamaların yanında bir kimsenin medeni hak ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgili yargılamalarda da uygulanır. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasının medeni meselelerde uygulanabilmesi için ortada hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış veya en azından savunulabilir temeli bulunan bir hakkın bulunması gerekir. Bu hakkın Anayasa'da doğrudan veya dolaylı olarak tanımlanan ve güvence altına alınan bir hakka ilişkin olması zorunlu değildir. Bu bakımdan kanunla kişilere tanınan hak ve ayrıcalıklar da -mahkemelerde ileri sürülebilmesi koşuluyla- Anayasa'nın 36. maddesi bağlamında hak kavramına dâhildir. İkinci olarak bu hakla ilgili olarak ilgili kişinin menfaatini etkileyen bir uyuşmazlık mevcut olmalıdır. Öte yandan bu uyuşmazlık ihtilaf konusu hakkın tespiti ve bu haktan yararlanılması bakımından belirleyici bir nitelik arz etmelidir (Mehmet Güçlü ve Ramazan Erdem [2. B.], B. No: 2015/7942, 28/5/2019, § 28).
14. Başvurucu somut olayda belge incelemesine ilişkin talebini ilgili mevzuata aykırı olarak yerine getirmediğini iddia ettiği noter hakkında görevine uygun davranmadığından bahisle disiplin suçu kapsamında şikâyette bulunmuştur. Bireysel başvuruya dayanak olan davada uyuşmazlık konusu edilen işlem ise Noterler Birliğinin şikâyet edilen noteri disiplin kuruluna göndermeme kararıdır. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu sürecin ceza yargılamasına/bir suç isnadına ilişkin olmadığı söylenebilir.
15. Öte yandan adil yargılanma hakkı suç isnadına bağlı yargılamaların yanında bir kimsenin medeni hak ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgili bir uyuşmazlığın esasını karara bağlayan yargılamalarda da uygulanır. Ancak bu bağlamda bir inceleme yapılabilmesi için öncelikle hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış veya en azından savunulabilir temeli bulunan bir hakkın bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Buradan hareketle olay irdelendiğinde başvurucunun temel iddiasının noterde bulunan başkasına ait bir belgeyi 1136 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereği vekâlet sunmadan inceleme hakkının varlığına ilişkin olduğu görülmüştür.
16. Yargı makamları ise başvurucunun iddialarını 1136 sayılı Kanun'un 2. maddesinde diğer kanunlardaki özel hükümlerin saklı tutulmasından hareketle 1512 sayılı Kanundaki "Noterler tarafından yapılan işlemlerin örnekleri, ancak ilgililerine, kanuni mümessil veya vekillerine yahut da mirasçılarına verilir." şeklindeki özel düzenleme ile buna bağlı Genelge kapsamında değerlendirerek noterin görevine uygun davrandığına karar vermiştir (bkz. §§ 5, 6). İlgili mevzuat ve yargı makamlarının değerlendirmeleri birlikte dikkate alındığında hukuk düzeni tarafından başvurucuya noter nezdinde bulunan başkasına ait belgeyi vekâletname ibraz etmeksizin inceleyebileceğine dair açık bir hak tanındığını söylemek mümkün gözükmemektedir.
17. Ayrıca başvurucunun, noterin talebin reddine ilişkin işlemine karşı idari ve yargısal yollara başvurduğuna dair bir açıklama yapmadığı görülmüştür. Başvurucunun maruz kaldığını iddia ettiği işleme karşı işlemin iptali ile zararlarının tazminini sağlamaya elverişli hukuk yollarının olmadığı veya kapalı olduğuna dair bir iddiasının da bulunmadığı sabittir. Noter hakkındaki cezalandırma talebi içeren şikâyette ise, isnat edilen eylemin noterin görevi ve yetkileri bağlamında disiplin hukuku çerçevesinde disiplin suçu oluşturup oluşturmadığıyla sınırlı bir incelemeye tabi tutulacağı gözetildiğinde, tüketilen hukuksal sürecin uyuşmazlık konusu hakkın tespiti ve bu haktan yararlanılması bakımından belirleyici olduğu da söylenemez.
18. Sonuç olarak başvurucu, disiplin suçu işlediğini düşündüğü kişi hakkında disiplin soruşturması açılmasını sağlamak amacıyla suç duyurusunda bulunmuş olup talebi notere disiplin cezası verilmesiyle sınırlıdır. Bu açıklamalar çerçevesinde başvurucuya hukuk düzeni tarafından açıkça tanınmış savunulabilir bir hakkın bulunmadığı, ihlal iddiasının medeni hak ve yükümlülüklerin değerlendirildiği bir yargısal sürece ilişkin olmadığı ve başvurunun adil yargılanma hakkı kapsamına girmediği anlaşılmıştır.
19. Netice itibarıyla başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiası Anayasa'da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, AHMET OLGUN, B. No: 2022/76401, 08.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 607–610
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.