Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
MEHMET NAZMİ ALGAN VE DİĞERLERİ (2022/73305)
- Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, yapılmak istenilen bir etkinliğin kolluk görevlilerince engellenmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı | Toplantı ve gösteri yürüyüşü | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MEHMET NAZMİ ALGAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/73305) |
|
|
|
Karar Tarihi: 18/5/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Kenan YAŞAR Metin KIRATLI Şaban KAZDAL |
|
Raportör |
: |
Hasan HÜZMELİ |
|
Başvurucular |
: |
1. Mehmet Nazmi ALGAN 2. Osman KÜÇÜKOSMANOĞLU 3. Pınar Mualla SAİP |
|
Vekili |
: |
Av. Oya ÖZNUR |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, yapılmak istenilen bir etkinliğin kolluk görevlilerince engellenmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. İstanbul Tabip Odası, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında Taksim Cumhuriyet Anıtı (Anıt) önünde bir etkinlik düzenlemek istemiştir. Bu amaçla Beyoğlu Kaymakamlığına (Kaymakamlık) sunulan dilekçede 14/3/2022 tarihinde saat 11.00'de Anıta çelenk bırakılacağı, saygı duruşunda bulunulacağı ve 14 Mart Hekim Bildirgesi'nin okunacağı bildirilmiştir.
3. Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğünün 28/3/2022 tarihli yazısına göre kolluk görevlileri; ellerinde Türk Tabipler Birliği ve İstanbul Tabip Odasına ait çelenk bulunan yaklaşık on beş kişilik gruba çelenk bırakabileceklerini ancak Kaymakamlık talimatı gereğince basın açıklaması yapmalarına izin verilmeyeceğini bildirmiştir. Bunun üzerine grup "Emeğimiz, haklarımız, sağlığımız ve geleceğimiz için 14-15 Mart’ta G(ö)revdeyiz" başlıklı metni okumakta ısrar etmiş; ardından Anıta doğru yürüyüşe geçmiştir. Kolluk görevlilerinin yürüyüşü engellemesi üzerine grup, polis barikatını itmiş; Anıtın dış bariyerlerine çelenk bıraktıktan sonra ise kendiliğinden dağılmıştır.
4. Olay tarihinde hekim ve aynı zamanda İstanbul Tabip Odası yöneticisi olan başvurucular, meslek kuruluşunun yönetici ve üyelerinden oluşan bir grupla birlikte çelenk bırakmalarının ve bildiri okumalarının kolluk görevlilerince engellenmesi nedeniyle müdahalede bulunan kolluk görevlileri ile Beyoğlu Kaymakamı ve İstanbul Valisi hakkında görevi kötüye kullanma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde başvurucular; söz konusu etkinliğin uzun yıllardır düzenlenmesine ve idareye önceden bildirilmesine rağmen hukuka aykırı olarak engellendiğini, Anıta yaklaşılmasına dahi izin verilmemesi nedeniyle çelengin barikat önüne bırakıldığını belirterek kamu makamlarının görevlerinin gereklerine aykırı hareket ettiklerini iddia etmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 14/6/2022 tarihinde, İstanbul Valisi hakkında yapılan şikâyetin 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin son fıkrası uyarınca işleme konulmamasına karar vermiştir. Kararda; etkinliğin kamu makamlarının gözetimi altında gerçekleştirildiğini, çelenk bırakma eylemine müdahalede bulunulmadığını, etkinlik yapılmak istenilen mekânın önceden idarece belirlenen ve ilan edilen alanlardan olmaması nedeniyle basın açıklamasına izin verilmediğini belirtmiştir. Başsavcılık, yapılan ihtara rağmen basın açıklamasının gerçekleştirilmek istenilmesi üzerine müdahalede bulunulduğunu ve İstanbul Valiliğinin toplantıya müdahale edilmesine ilişkin talimatının tespit edilemediğini ifade ederek yapılan şikâyetin soyut ve genel nitelikte olduğunu değerlendirmiştir.
6. Başvurucular, nihai kararı 21/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 7/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucular, yapılması gelenekselleşen bir törenin idareye bildirilmesine rağmen mülki amirin talimatıyla kolluk görevlilerince hukuka aykırı olarak engellenmesi ve müdahaleden sorumlu kamu görevlisi hakkındaki şikâyetin soruşturma yürütülmeksizin sonuçlandırılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, öncelikle bireysel başvurunun kabul edilebilirlik şartları bakımından incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin benzer olaylara dair içtihadına yer vererek toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile etkili başvuru hakkı ihlal iddialarının değerlendirilmesinde anılan içtihat ve somut olayın kendine özgü koşullarının birlikte dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
10. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında bireysel başvuru formunda ileri sürdükleri iddiaları tekrar etmiştir. Ayrıca şikâyetin işleme konulmamasına ilişkin kararda etkinliğin fiilen gerçekleştirildiğini ve müdahaleye ilişkin valilik makamınca herhangi bir talimat verilmediği yönündeki kabulün maddi olgularla örtüşmediğini vurgulamıştır.
11. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında incelenmiştir (benzer değerlendirme için bkz. Filiz Kerestecioğlu Demir (2) [2. B.], B. No: 2019/36319, 5/10/2022, §§ 16, 17).
12. Anayasa Mahkemesi, kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği başvurularda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına idari işlem veya eylem yoluyla yapılan müdahaleler bakımından ceza yargı yolunun etkili bir başvuru yolu olup olmadığını Meral Danış Beştaş (6) ([GK], B. No: 2022/35, 23/10/2025) kararında ayrıntılı biçimde incelemiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, bu tür müdahalelere karşı ulusal hukukta ihlali önlemeye ve ihlalin sonuçlarını gidermeye elverişli, ulaşılabilir ve makul bir başarı şansı sunan başka bir başvuru yolunun bulunup bulunmadığını da değerlendirmiştir.
13. Söz konusu kararda, bu tür müdahalelerde ceza yargı yolunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik ihlal iddialarının esastan incelenmesini sağlayabilecek ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli, uygun ve yeterli bir giderim imkânı sunduğunun kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesi, kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası olmaksızın bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne idari işlem ve eylemle müdahale edilmesi hâlinde idari yargı yolunun etkili başvuru yolu olduğunu değerlendirerek bu yolun tüketilmemesi nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Meral Danış Beştaş (6), §§ 43-59). Anayasa Mahkemesinin Meral Danış Beştaş (6) kararında dayandığı gerekçeler özetle şu şekildedir:
i. Ceza yargısı, suç olarak öngörülen insan davranışlarına ilişkin olup failin kamu düzenini bozucu ve suç teşkil eden fiili nedeniyle kanunlarda öngörülen yaptırımların uygulanmasını amaçlamaktadır. İdari yargı denetiminin temel amacı ise idarenin idare hukuku çerçevesinde ve kanunla çizilen sınırlar içinde hareket etmesini sağlamaktır. İdare ile kişiler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklara uygulanacak hukuk kuralları, yargılama usulleri ve yargılamadan beklenen amaçların farklılığı nedeniyle ceza yargısı süjeleri, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunu denetleme ve idari uyuşmazlıkları çözme konusunda yetkin bir konumda bulunmamaktadır. Buna mukabil idari yargıda, hukuka ve mevzuata aykırılığı nedeniyle bir idari işlemin iptaline karar verilmesi hâlinde, iptal edilen işlem öncesinde mevcut olan ve bu işlemle değiştirilen hukuki durumun aynen iadesi sağlanmakta, ayrıca tam yargı davası yoluyla hukuka aykırı işlem veya eylem sonucu doğan zararların giderilmesi mümkündür (Meral Danış Beştaş (6), §§ 48, 50, 53).
ii. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bağlamında, açıkça keyfî idari işlem veya müdahaleler ya da ayrımcı saiklerle engelleme söz konusu olmadığı sürece, devletin kural olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmesine ilişkin pozitif yükümlülüğü bulunmamaktadır (Meral Danış Beştaş (6), § 46).
iii. Anayasa ve yürürlükteki mevzuat uyarınca, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Ayrıca iptal davası yoluyla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik ihlal tehlikesinin önlenmesi veya mevcut ihlalin sürmesinin engellenmesi mümkündür. Bu itibarla idari yargı yolu, bir toplantı veya gösteriye idari işlem ya da eylemle yapılan müdahalelerde, idareye tanınan takdir yetkisinin hukuka uygun biçimde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesine elverişli, etkili bir başvuru yoludur. Bununla birlikte anılan başvuru yolu, yalnızca teorik düzeyde var olmayıp uygulamada da fiilen işletilen bir hukuk yolu niteliğindedir (Meral Danış Beştaş (6), §§ 54-59).
14. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine yönelik bir ihlal iddiası veya şikâyetin bulunmadığı eldeki başvuruda, başvurucuların müdahaleye konu idari eyleme karşı ilgili idareye ya da idari yargı mercilerine başvurduğuna ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadığı görülmüştür. Başvurucuların, söz konusu idari eyleme karşı yalnızca ceza yargı yoluna başvurduktan sonra bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla mevcut olayda Meral Danış Beştaş (6) kararında yapılan değerlendirme, ortaya konulan ilke ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
15. Açıklanan gerekçelerle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 18/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MEHMET NAZMİ ALGAN VE DİĞERLERİ, B. No: 2022/73305, 18.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 138–141
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.