İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ZİYA EKER (2022/73005)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru; sözlü sınavda başarısız sayılmaya ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-idare)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Makul sürede yargılanma hakkı (idare)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Gerekçeli karar hakkı (idare)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ZİYA EKER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/73005)

 

Karar Tarihi: 17/6/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Ziya EKER

Vekili

:

Av. Ekrem AKHANIM

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; sözlü sınavda başarısız sayılmaya ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığında (Belediye) hizmet alım ihalesi kapsamında park ve bahçelerde işçi olarak çalışmaktayken 14/6/2018 tarihli ve 699 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile taşeron işçilerin kadroya geçirilmesine ilişkin düzenleme yapılması üzerine başvurucu bu kapsamda kadroya geçmek için başvuru yapmıştır. Başvurucunun talebi güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucunun anılan kararın iptali talebiyle açtığı davası Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinin 13/9/2019 tarihli kararıyla başvurucu hakkında güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı ideolojik bir görüşü benimsediği veya kurumun güvenliğini ihlal edebilecek tutum ve davranışlar içinde bulunduğunu ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespitin mevcut olmadığı gerekçesiyle kabul edilerek idari işlem iptal edilmiştir.

3. Başvurucunun anılan karar kapsamında talebini yenilemesi üzerine 699 sayılı KHK ve 1/1/2018 tarihli ve 30288 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımı Sözleşmeleri Kapsamında Çalıştırılmakta Olan İşçilerin Sürekli İşçi Kadrolarına Veya Mahalli İdare Şirketlerinde İşçi Statüsüne Geçirilmesine İlişkin 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında, Belediye tarafından yapılan yazılı ve sözlü sınava tabi tutulmuştur. Sınavlarda başarısız kabul edilen başvurucunun sınava itirazı ise Diyarbakır Valiliği İtiraz Komisyonunun (Komisyon) 6/4/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu kararın iptali talepli davası, Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinin 13/9/2019 tarihli kararıyla kabul edilerek sözlü sınav iptal edilmiştir.

4. Anılan karar sonrası Belediye tarafından yeniden yapılan sözlü sınavda başvurucunun başarısız olduğuna karar verilmiştir. Bir Başkan ve dört üyeden oluşan sınav komisyonu kararında, güvenlik soruşturmaları olumsuz olduğu için kadroya geçiş talepleri reddedilen sekiz kişinin idare mahkemesi kararları dolayısıyla durumlarının yeniden değerlendirildiği ve yapılan sınavda yedi kişinin başarısız olduğu bir kişinin ise sınavının iptal edildiğinin belirtildiği görülmüştür. Başvurucunun bu sınav sonucuna itirazı Komisyon tarafından 20/5/2020 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu anılan kararın iptali talebiyle dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; sınavın uygulanmasına dair mevzuata göre en az üç kişilik bir komisyon kurulması gerektiğini ancak bu şekilde teşekkül etmiş bir sınav komisyonu olmadığını belirtmiştir. Sınav sorularının çalıştığı alana ilişkin olması ve tutanak altına alınması gerektiğini ancak bu sınavda ne sorulduğu ve neden başarısız olduğuna dair bir tutanağın mevcut olmadığını, yıllardır Belediye bünyesinde bahçıvan olarak çalıştığı hususu ile tahsil durumunun gözetilmediğini vurgulamıştır.

5. Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 29/1/2021 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde ilgili mevzuat aktarıldıktan sonra, davalı idarelerin savunma dilekçeleri ile ekinde gönderilen bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinde sözlü sınavda sorulacak soruların önceden belirlendiği, soruların başvurucunun geçmek istediği sürekli işçi kadrosundaki göreviyle (bahçıvan) ilgili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca kurul üyeleri tarafından tek tek değerlendirme tutanağı düzenlendiği ve not takdir edildiği, başvurucuya sorulan sorular ile onun verdiği cevapların tutanak altına alındığı, sınavda ölçme ve değerlendirme esaslarına uygun ve objektif bir değerlendirme yapıldığı vurgulanmıştır.

6. Başvurucu anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu ilgili dilekçesinde, sınavda hangi soruların sorulduğu, sorulan sorulara hangi cevapların verildiği, verilen cevapların başarısız sayılmasına etkisinin ne olduğu ve hangi nedenlerden ötürü başarısız olarak değerlendirildiği hususlarının usulüne uygun tutanak altına alınmadığının açık olduğunu belirtmiştir. İlkokul mezunu olduğunu ve tahsil durumu gözetildiğinde sorulara doğru cevap vermesinin mümkün olmadığını, sınavda bilgi ve yeterliliğinin objektif bir biçimde değerlendirildiğinden söz edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdari Dava Dairesi (Daire) Mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin reddine hükmetmiştir.

7. Başvurucu nihai hükmü 28/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 22/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

8. Başvurucu; sınav komisyonunun tebliğe uygun teşekkül etmediğini, Belediyede zaten bahçıvan olarak çalıştığını, liyakatı, mesleki bilgisi ve tahsil durumu göz ardı edilerek sınav yapıldığını iddia etmiştir. Ayrıca mevzuata uygun, denetime elverişli bir sınav yapılmadığını, sınavın bariz keyfîlik içerdiğini, başarısız sayılmasına dair somut bilgi ve belgeye dayalı bir tespit olmadığını belirterek yeterli araştırma yapılmadan sonlandırılan yargılamanın hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, konuyla ilgili Belediyeden temin edilen belgelerin başvurucunun şikâyetine ilişkin olarak yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere sunulduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü şartlarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Belediyenin ise sınavın ve yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu vurguladığı ve sürece ilişkin belgeleri sunduğu görülmüştür.Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

10. Başvurunun bu kısmı, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

11. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

12. Somut olayda başvurucunun sözlü sınavda başarısız olması nedeniyle sürekli işçi kadrosuna geçişi yapılmamıştır. Bunun üzerine başvurucunun sınavın yapılışına ve hakkaniyete uygun olmadığına dair iddialarını ileri sürerek açtığı dava da reddedilmiştir.

13. Belirli bir kadroya atanma şartlarının neler olduğunu değerlendirmek ve bu şartların sağlanıp sağlanmadığını tespit etmek hukuk kurallarını öncelikle yorumlama yetkisine haiz olan yargı mercilerinin takdirindedir. Anayasa Mahkemesinin görevi yargı mercilerinin yorumlarının açıkça keyfî veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemekten ibarettir.

14. Başvurucunun iddialarının esas itibarıyla yargılama makamınca verilen kararda isabet bulunmadığına, dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yargı makamlarının sınavın uygulanışı, komisyon yapısı ve sınavın değerlendirmesine ilişkin tutanak ve belgeler ile ilgili mevzuatı gözeterek bir sonuca ulaştıkları görülmekle birlikte maddi olay ve olguların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bakımından Daire ve Kurul kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının hukuk kurallarının yorumlanmasına ve uygulanmasına yönelik kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu; 45 işçinin sınavlarda başarılı sayılarak sürekli işçi kadrosuna geçişleri yapılmasına rağmen neden başarısız sayıldığına dair somut bir gerekçe sunulmadığını, Mahkemenin ve Dairenin verdikleri kararları gerekçelendirmediklerini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

17. Bakanlık görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü şartlarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

18. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

19. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

20. Somut olayda Mahkeme tarafından, komisyonun oluşumuna, soruların hazırlanışına ve sorulan sorular ile cevaplarına ilişkin tutanakların incelenmesi suretiyle başvurucunun başarısız sayılmasına ilişkin değerlendirmenin denetlendiği, başvurucunun iddiaları ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak bir sonuca ulaşıldığı görülmüştür. Bu bağlamda sunulan gerekçenin başvurucunun esaslı iddialarını karşılar nitelikte ve yeterli olduğu, bununla birlikte Dairenin de bu gerekçeyi hukuka uygun bulduğu anlaşılmaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu,    makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun’da değişiklik yapan 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun uyarınca üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine makul süre şikâyetlerinin Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ZİYA EKER, B. No: 2022/73005, 17.06.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 641–645

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.